Jump to content

Insanogluna Dogumdan Gelen Hicbir Kavramsal Deger/Bilgi Yoktur.


evrensel-insan

Recommended Posts

Tabiki fark var. Cunku algiya farkli gozlem verirler ve dolayisi ile kavramsal bilgisi de farklidir.

.

İç dinamikleri farklıdır, değil mi, gözlemsel olarak ? Bilgisayarın iç dinamiği, kumunkinden farklı olarak bir işletim sistemi ve bir ROM barındırır. Yani, YETİ ( INFORMATION ) ve BİLGİ ( KNOWLEDGE ).

 

Kumda ise yalnızca Kimyasal anlamda bir yeti, data ve information anlamında söz konusudur.

 

Bunların hepsi bizim kavramsal bilgimizdir.

 

Fakat aradaki ince fark;

 

Kumda yalnızca kendi kendimize ürettiğimiz Data ve İnformation bizim kavramsal bilgimiz olur.

 

Fakat, Bilgisayarda ise, bilgisayarın ROM'undaki hazır bilgiyi keşfetmeden biz bu bilgiye sahip olamayız. Yani, DATA KAVRAMINI ÜRETİP, YİNE ÜRETTİĞİMİZ INFORMATION KAVRAMI İLE BAĞLANTILARINI KURUP, ROMDAKİ HAZIR BİLGİYİ ( KNOWLEDGE ) KEŞFEDERİZ.

 

İşte beyine sahip canlılarla, cansızlar arasındaki fark da bu temeldedir.

 

Doğada korkulması gereken şeylerin listesi yeni doğanın genetik kodlarında var. Kromozomlarda saklı bilginin yeşil göz rengi, kumral saçı, uzun boyu oluşturduğu da gözlemsel bilgidir.

 

İşte korku da kromozomlarda saklı bir bilginin ilkel beyinde ortaya çıkmasıdır. Korkunun emareleri, neye yönelik olduğu bellidir. Gözlem alınabilir. Bu bilgi bilimsel değil mi ? Ayrıca, yanlışlanamayacağını mı söylemişim ki dogma olsun ?

 

Bir Fare kaç kere kırmızı-siyah renkleri olan bir zehirli yılan tarafından ısırılmalıdır ki, bu renklerin zehire tekabül ettiğini öğrensin ve ondan kaçınsın ? Bir kere yeter mi ? İkinci şansı olur mu ?

 

Böyle bir şey yok. Yılan doğumdan itibaren, Zehirli yılanları tanır ve onlardan kaçar.

 

Bir Antilop kaç kere sarı-siyah renkleri olan bir Çita tarafından parçalanmalı ki, bu renklerin yırtıcılığa tekabül ettiğini öğrensin ve ondan kaçınsın ? Bir kere yeter mi ? İkinci şansı olur mu ?

 

Böyle bir şey yok. Antilop doğumdan itibaren, Çitaları, Leoparları tanır ve onlardan kaçar.

 

BU BİLGİLER DE TEK, MUTLAK, İLK DEĞİLDİR. GÖZLEMSEL OLARAK YANLIŞLANABİLİRDİR. ANCAK, CANLININ DOĞDUĞU ANDA BİLGİYE SAHİP OLDUĞU GÖZLEMSEL VE DENEYSEL OLARAK YANLIŞLANABİLİR BİR OLGU ANLAMINDA GEÇERLİDİR.

 

BİLGİSAYAR AÇILDIĞI ANDA NASIL WİNDOWSU BAŞLATIYORSA, ÇALIŞMAK İÇİN BİR ÖĞRENME SÜRECİ YAŞAMIYOR, ROMDAKİ HAZIR BİLGİLERİ ( İLİŞKİLER VE YARGILAR ) KULLANIYORSA, YENİ DOĞAN DA AYNI BİLGİYE DAYANAN TEMEL KORKULARI KULLANIYOR.

 

BİLGİSAYAR KUMDAN FARKLIDIR. BEYİN POLİSAKKARİTTEN FARKLIDIR.

Link to comment
Share on other sites

.

İç dinamikleri farklıdır, değil mi, gözlemsel olarak ? Bilgisayarın iç dinamiği, kumunkinden farklı olarak bir işletim sistemi ve bir ROM barındırır. Yani, YETİ ( INFORMATION ) ve BİLGİ ( KNOWLEDGE ).

 

Kumda ise yalnızca Kimyasal anlamda bir yeti, data ve information anlamında söz konusudur.

 

Bunların hepsi bizim kavramsal bilgimizdir.

 

Fakat aradaki ince fark;

 

Kumda yalnızca kendi kendimize ürettiğimiz Data ve İnformation bizim kavramsal bilgimiz olur.

 

Fakat, Bilgisayarda ise, bilgisayarın ROM'undaki hazır bilgiyi keşfetmeden biz bu bilgiye sahip olamayız. Yani, DATA KAVRAMINI ÜRETİP, YİNE ÜRETTİĞİMİZ INFORMATION KAVRAMI İLE BAĞLANTILARINI KURUP, ROMDAKİ HAZIR BİLGİYİ ( KNOWLEDGE ) KEŞFEDERİZ.

 

İşte beyine sahip canlılarla, cansızlar arasındaki fark da bu temeldedir.

 

Doğada korkulması gereken şeylerin listesi yeni doğanın genetik kodlarında var. Kromozomlarda saklı bilginin yeşil göz rengi, kumral saçı, uzun boyu oluşturduğu da gözlemsel bilgidir.

 

İşte korku da kromozomlarda saklı bir bilginin ilkel beyinde ortaya çıkmasıdır. Korkunun emareleri, neye yönelik olduğu bellidir. Gözlem alınabilir. Bu bilgi bilimsel değil mi ? Ayrıca, yanlışlanamayacağını mı söylemişim ki dogma olsun ?

 

Bir Fare kaç kere kırmızı-siyah renkleri olan bir zehirli yılan tarafından ısırılmalıdır ki, bu renklerin zehire tekabül ettiğini öğrensin ve ondan kaçınsın ? Bir kere yeter mi ? İkinci şansı olur mu ?

 

Böyle bir şey yok. Yılan doğumdan itibaren, Zehirli yılanları tanır ve onlardan kaçar.

 

Bir Antilop kaç kere sarı-siyah renkleri olan bir Çita tarafından parçalanmalı ki, bu renklerin yırtıcılığa tekabül ettiğini öğrensin ve ondan kaçınsın ? Bir kere yeter mi ? İkinci şansı olur mu ?

 

Böyle bir şey yok. Antilop doğumdan itibaren, Çitaları, Leoparları tanır ve onlardan kaçar.

 

BU BİLGİLER DE TEK, MUTLAK, İLK DEĞİLDİR. GÖZLEMSEL OLARAK YANLIŞLANABİLİRDİR. ANCAK, CANLININ DOĞDUĞU ANDA BİLGİYE SAHİP OLDUĞU GÖZLEMSEL VE DENEYSEL OLARAK YANLIŞLANABİLİR BİR OLGU ANLAMINDA GEÇERLİDİR.

 

BİLGİSAYAR AÇILDIĞI ANDA NASIL WİNDOWSU BAŞLATIYORSA, ÇALIŞMAK İÇİN BİR ÖĞRENME SÜRECİ YAŞAMIYOR, ROMDAKİ HAZIR BİLGİLERİ ( İLİŞKİLER VE YARGILAR ) KULLANIYORSA, YENİ DOĞAN DA AYNI BİLGİYE DAYANAN TEMEL KORKULARI KULLANIYOR.

 

BİLGİSAYAR KUMDAN FARKLIDIR. BEYİN POLİSAKKARİTTEN FARKLIDIR.

Buradaki tartisma dogan da kavramsal bilginin olmadigiydi. Bu bilgiyi yasamdan gozlemi algisi kavrami ile insanoglu ortaya koyar.

 

Burada dogan bebek te herhangibir fenomen gibidir, gozlemi algi ile alinir ve ortaya konur.

 

Buradaki gozlem algi ve kavramsal bilgi, bebegin her turlu hareketinin gozleme sundugudur.

 

O bilgi canliya ya da fenomene ait degil, insanogluna aittir. O yuzden fenomende kavramsal b ilgi yoktuir. Bilgiyi fenomenden tureten insanogludur.

 

Her turlu farkta bu gozlemin algisi temelindedir. Bir kuma gore onun bilgisayardan farki yoktur. Ya da dogada kanun yoktur, yasam olum yoktur v.s. tum bunlasri onlara insanoglu verir. 

Link to comment
Share on other sites

Bir kuma gore onun bilgisayardan farki yoktur. Ya da dogada kanun yoktur, yasam olum yoktur v.s. tum bunlasri onlara insanoglu verir.

.

Güzel. Doğada kanun, yasa, teori olmadığını, bunların zaten bizim yaratımımız olduğunu daha önce ben de mükereren söylemiştim.

 

Ama işte biz Data kavramını yaratıp, Fenomenden gözlem aldığımızda, çeşitli datalar arasındaki ilişkiden bir İnformation elde ediyoruz. Daha sonra da elde etiğimiz bu informationu anlamlandırıp bir yargı belirten Knowledge haline getiriyoruz.

 

Yani, uydurduğumuz Data kavramı ile Fenomenin iç dinamiğini keşfediyor ve bunu anlamlandırıyoruz.

 

Burada bizim uydurduğumuz şeyler, Data ve Knowledge'tir.

 

İnformation, uydurduğumuz Datalar arasındaki gözlemle elde ettiğimiz ilişkidir. Fakat, bu ilişkiyi uyduran biz değiliz. Doğa yasası dediğimiz şey işte bu anlamda doğaya ait, fakat çıkış noktamız olan data kavramı uydurmamız nedeniyle doğaya değil, bize aittir.

 

Ama bir Bilgisayarda, Kumdan farklı olarak, biz bir Knowledge buluyoruz. Data kavramı uydurma olabilir ama Bilgisayardaki Windows'un İnformation'ı bizim uydurmamız değildir, ÇÜNKÜ YORUMSUZ BİLGİDİR.

 

Ayrıca, ROM'daki Knowledge'ti keşfedişimizin Knowledge'i bizim kavramsal bilgimiz olması ile, o ROM'da hazır bilgi olması farklıdır.

Link to comment
Share on other sites

.

Güzel. Doğada kanun, yasa, teori olmadığını, bunların zaten bizim yaratımımız olduğunu daha önce ben de mükereren söylemiştim.

 

Ama işte biz Data kavramını yaratıp, Fenomenden gözlem aldığımızda, çeşitli datalar arasındaki ilişkiden bir İnformation elde ediyoruz. Daha sonra da elde etiğimiz bu informationu anlamlandırıp bir yargı belirten Knowledge haline getiriyoruz.

 

Yani, uydurduğumuz Data kavramı ile Fenomenin iç dinamiğini keşfediyor ve bunu anlamlandırıyoruz.

 

Burada bizim uydurduğumuz şeyler, Data ve Knowledge'tir.

 

İnformation, uydurduğumuz Datalar arasındaki gözlemle elde ettiğimiz ilişkidir. Fakat, bu ilişkiyi uyduran biz değiliz. Doğa yasası dediğimiz şey işte bu anlamda doğaya ait, fakat çıkış noktamız olan data kavramı uydurmamız nedeniyle doğaya değil, bize aittir.

 

Ama bir Bilgisayarda, Kumdan farklı olarak, biz bir Knowledge buluyoruz. Data kavramı uydurma olabilir ama Bilgisayardaki Windows'un İnformation'ı bizim uydurmamız değildir, ÇÜNKÜ YORUMSUZ BİLGİDİR.

 

Ayrıca, ROM'daki Knowledge'ti keşfedişimizin Knowledge'i bizim kavramsal bilgimiz olması ile, o ROM'da hazır bilgi olması farklıdır.

O bilgiyi bilgisayara kim yukluyor?

 

Bana insanogluna ait olmayan bir gozlem, algi kavram ve bilgi soyle.

 

Ister data ister information ister knowledge bazinda olsun.

Link to comment
Share on other sites

O bilgiyi bilgisayara kim yukluyor?

.

Benzetimi anladığını zannetmiyorum. Canlı ile cansız farklıdır. Evrimsel süreçler bilgi biriktiyor, bu gözlemsel bir olgudur.

 

Yoksa, öyle anlarsan, " Akıllı Tasarım delili"nin kandırmacasına gideriz.

 

Zira, bilgisayarı bir yapan varsa, insanı da bir yapan var gibi, cansız dinamikle, canlı dinamiğini aynı nitelikte ele almak mümkün değildir.

Link to comment
Share on other sites

.

Benzetimi anladığını zannetmiyorum. Canlı ile cansız farklıdır. Evrimsel süreçler bilgi biriktiyor, bu gözlemsel bir olgudur.

 

Yoksa, öyle anlarsan, " Akıllı Tasarım delili"nin kandırmacasına gideriz.

 

Zira, bilgisayarı bir yapan varsa, insanı da bir yapan var gibi, cansız dinamikle, canlı dinamiğini aynı nitelikte ele almak mümkün değildir.

Bu farki ortaya koyan insanogludur. Canli ve cansizin kendisi degil.

 

Zaten akilli tasarim temel olarak ve sadece insanoglunun bir urunudur.

 

Burada konu insanoglunun farkindaligi ve belirleyen ve belirten faktor oldugunun algisidir.

 

Iste zaten gozlem bunun icin gecerlidir. Yoksa akilci olarak tanriyi bulursun.

 

Tek bir kim vardir, o da insanogludur.

 

Her bir ne de insanoglu kiminin ortaya koydugudur.

Link to comment
Share on other sites

Bu farki ortaya koyan insanogludur. Canli ve cansizin kendisi degil.

.

İnformation, uydurduğumuz Datalar arasındaki gözlemle elde ettiğimiz ilişkidir. Fakat, bu ilişkiyi uyduran biz değiliz. Doğa yasası dediğimiz şey işte bu anlamda doğaya ait, fakat çıkış noktamız olan data kavramı uydurmamız nedeniyle doğaya değil, bize aittir.

 

Ama bir Bilgisayarda, Kumdan farklı olarak, biz bir Knowledge buluyoruz. Data kavramı uydurma olabilir ama Bilgisayardaki Windows'un İnformation'ı bizim uydurmamız değildir, ÇÜNKÜ YORUMSUZ BİLGİDİR.

 

Ayrıca, ROM'daki Knowledge'ti keşfedişimizin Knowledge'i bizim kavramsal bilgimiz olması ile, o ROM'da hazır bilgi olması farklıdır.

 

Biz daha önce hiç görmediğimiz Bilgisayarı incelemek için, önce DATA kavramını UYDURUR, buna dayanarak bir takım ölçümler yaparız. Ondan sonra bu ölçüm sonuçlarında matematiksel ilişki olduğunu görürüz ( INFORMATION-Windows ), ondan sonra da bu İnformation'ın yararlandığı ROM bilgisini ( KNOWLEDGE ) keşfederiz

 

Biz eğer, hiç bir DATA kavramı uydurmasaydık, yani, sıcaklık, eksi-artı, büyüklük, güç vs. Zaten Fenomendeki İnformationun Matematiksel Modelini kuramayacaktık. Bu ayrı bir şey.

 

Fakat, uydurmalarımız üzerinden matematiksel ilişki keşfedişimiz, eğer bu kavramlar fenomene ait ise, fenomendeki keşfettiğimiz informationdır. Ait değilse, bu da fenomene zaten ait değildir.

 

Aynı şekilde, uydurmalarımız üzerinden keşfettiğimiz matematiksel ilişkilerin anlamını keşfedişimiz, eğer bu kavramlar fenomene ait ise, fenomendeki keşfettiğimiz Knowledgetir. Ait değilse, bu da fenomene zaten ait değildir.

Link to comment
Share on other sites

.

İnformation, uydurduğumuz Datalar arasındaki gözlemle elde ettiğimiz ilişkidir. Fakat, bu ilişkiyi uyduran biz değiliz. Doğa yasası dediğimiz şey işte bu anlamda doğaya ait, fakat çıkış noktamız olan data kavramı uydurmamız nedeniyle doğaya değil, bize aittir.

 

Ama bir Bilgisayarda, Kumdan farklı olarak, biz bir Knowledge buluyoruz. Data kavramı uydurma olabilir ama Bilgisayardaki Windows'un İnformation'ı bizim uydurmamız değildir, ÇÜNKÜ YORUMSUZ BİLGİDİR.

 

Ayrıca, ROM'daki Knowledge'ti keşfedişimizin Knowledge'i bizim kavramsal bilgimiz olması ile, o ROM'da hazır bilgi olması farklıdır.

 

Biz daha önce hiç görmediğimiz Bilgisayarı incelemek için, önce DATA kavramını UYDURUR, buna dayanarak bir takım ölçümler yaparız. Ondan sonra bu ölçüm sonuçlarında matematiksel ilişki olduğunu görürüz ( INFORMATION-Windows ), ondan sonra da bu İnformation'ın yararlandığı ROM bilgisini ( KNOWLEDGE ) keşfederiz

 

Biz eğer, hiç bir DATA kavramı uydurmasaydık, yani, sıcaklık, eksi-artı, büyüklük, güç vs. Zaten Fenomendeki İnformationun Matematiksel Modelini kuramayacaktık. Bu ayrı bir şey.

 

Fakat, uydurmalarımız üzerinden matematiksel ilişki keşfedişimiz, eğer bu kavramlar fenomene ait ise, fenomendeki keşfettiğimiz informationdır. Ait değilse, bu da fenomene zaten ait değildir.

 

Aynı şekilde, uydurmalarımız üzerinden keşfettiğimiz matematiksel ilişkilerin anlamını keşfedişimiz, eğer bu kavramlar fenomene ait ise, fenomendeki keşfettiğimiz Knowledgetir. Ait değilse, bu da fenomene zaten ait değildir.

Uydurmaktan kastin nedir? Bilimsel bir ortaya koyum uydurma degildir.

 

Insanoglu butun bu bilgileri kendisine gozlem veren fenomen ile ozdeslestirir.

 

Yani, ortada bir ozdeslestirme vardir.

 

Sen "bu agac" dedigin zaman, sana gozlem veren ile, senin kavramini ozdeslestiriyorsun.

 

Dolayisiyle, A gozleme algiya ve kavrama degistikten sonra artik B olmustur ve bilgi bu B uzerinden turetilir.

 

Iste A varinin B olmasi yani var olmak ta budur.

 

Buradaki fenomene aitlik, fenomenin kendisinin bunu ortaya koyamamasindan gelir yani ozdeslesmislik vardir, aitlik degil.

 

Burada denilebilecek olan, bu kavramsal bilginin insanoglunca fenomenden turetilmesidir.

 

Bilginin ortaya konmasina neden olan fenomen, bilgiyi ortaya koyan insanogludur.

Link to comment
Share on other sites

Buradaki fenomene aitlik, fenomenin kendisinin bunu ortaya koyamamasindan gelir yani ozdeslesmislik vardir, aitlik degil.

.

İşte yeni gözlem yöntemleri fenomeni ( gözlem alınan taban ) değiştirdiğinde, İnformation ve Knowledgemiz değişebilir, gözlemsel yanlışlanabilirlik de budur. Ama değiştirmediği sürece bilgimizin gerçekten Fenomene ait olup olmadığını bilemeyiz. Olgu anlamında geçerlidir. Data uydurduğumuz sürece bu datalar arasındaki ilişkiler ( information ) mevcut fenomene ait sayılır.

Link to comment
Share on other sites

.

Hayır, gözlemden elde edip kafanda oluşturduğun bir kavrama ad veriyorsun.

 

İnsanlar dil geliştirmeden önce de düşünebiliyordu.

Isleyis soyledir.

 

Fenomen+gozlem+Algi +!?+ var isareti+ vara verilen kavram+bu kavramin gozlem veren ile ozdeslesmesi. 

 

Dusunce dile gelmeden bir anlam ifade etmez. Bir bebegin algiladigi bir seye "ga/du" v.s. demesi onun ile kurdugu dialogdur.

 

Ayrica dusunce zaten kavramsal bilgi ile mumkundur. Kendi kendine dusunce uremez. Dusunme ihtiyaci bu ihtiyaca neden olan bir seyin olmasi temelindedir.

 

Mesela aryan kokunde "da" ver demektir. Bu da ancak da ile ver ozeslestigine, ve de verme eylemi oldugunda algilanir.

 

Ayni bebegin aglamasinin susmasi onu susturacak olan seyi elde etmesidir. Acikmis sa, su verildigine susmaz.

Link to comment
Share on other sites

.

İşte yeni gözlem yöntemleri fenomeni ( gözlem alınan taban ) değiştirdiğinde, İnformation ve Knowledgemiz değişebilir, gözlemsel yanlışlanabilirlik de budur. Ama değiştirmediği sürece bilgimizin gerçekten Fenomene ait olup olmadığını bilemeyiz. Olgu anlamında geçerlidir. Data uydurduğumuz sürece bu datalar arasındaki ilişkiler ( information ) mevcut fenomene ait sayılır.

Ayni seyi tekrarliyorsun. Gozlem e algi da kavram da bilgi de insanogluna aittir. Gozlem tabani da gozlem de algi da kavram da bilgi de sinirsizdir.  Burada degisen tabandan ziyade gozlemin aldigidir. Ustelik bu gozlem bu algiyi ayni tabandan da alabilir ve bu demekki daha once alamamistir.

 

.

Sence doğada, mesela sıcaklık diye bir kavram var mıdır ?

Hayir yoktur. Sicaklik mukayeseli bir algidir.

 

Uydurmaktan ne kastettigini sormustum.

Link to comment
Share on other sites

Dusunce dile gelmeden bir anlam ifade etmez. Bir bebegin algiladigi bir seye "ga/du" v.s. demesi onun ile kurdugu dialogdur.

 

Ayrica dusunce zaten kavramsal bilgi ile mumkundur.

.

Bebek algıladığı bir şeye kafasında bir anlam verir, ona bir isim takması gerekmez. Kavramsal bilgi soyuttur, o nedenle dil ile gelişir. Ama ister soyut olsun ister somut, kavramlar başlı başına gözlemden elde edilen algı ile beyinde belirir. Karmaşık anlamlı kavramların üretilmesinde dilin katkısı çoktur. Fakat, bu kavramın kendisinin dilden sonra üretildiği anlamına gelmez.

Link to comment
Share on other sites

.

Bebek algıladığı bir şeye kafasında bir anlam verir, ona bir isim takması gerekmez. Kavramsal bilgi soyuttur, o nedenle dil ile gelişir. Ama ister soyut olsun ister somut, kavramlar başlı başına gözlemden elde edilen algı ile beyinde belirir. Karmaşık anlamlı kavramların üretilmesinde dilin katkısı çoktur. Fakat, bu kavramın kendisinin dilden sonra üretildiği anlamına gelmez.

Kavram seye verilen ad/isim degildir. Seye verilen anlam ve iceriktir. Bu da gozlem algi ile paraleldir. Kavram beyinde belirmez, beyinde beliren !? ve isareti olan vardir. Kavram beynin bu var ile ozdeslestirdigi ada verdigi anlam ve iceriktir.

Link to comment
Share on other sites

.

Doğada Sıcaklık kavramının olup olmadığını sordum, sen de hayır dedin. Anladın mı şimdi, uydurma nedir soruna cevap vermişim. Sıcaklık kavramı uydurmadır.

Burada bilginin niteliginin ne oldugu algi konusudur. Sicaklik en azindan algilanir, eger bir seye uydurma diye bir nitelik verilecekse, bu tamamen fizik otesi kavramlardir.

Link to comment
Share on other sites

Gozlem e algi da kavram da bilgi de insanogluna aittir. Gozlem tabani da gozlem de algi da kavram da bilgi de sinirsizdir.  Burada degisen tabandan ziyade gozlemin aldigidir. Ustelik bu gozlem bu algiyi ayni tabandan da alabilir ve bu demekki daha once alamamistir.

.

Taban zaten gözlem alınabilendir. O nedenle daha önce alınamaması, aynı taban olduğunu değil, tabanın yeni gözlemle değiştiğini gösterir.

 

Gözlem insana aittir ama bilginin Fenomene ait olup olmadığını bilemeyiz. Değildir diyemeyiz. Bilemeyeceğiz de diyemeyiz.

Link to comment
Share on other sites

Kavram seye verilen ad/isim degildir. Seye verilen anlam ve iceriktir. Bu da gozlem algi ile paraleldir. Kavram beyinde belirmez, beyinde beliren !? ve isareti olan vardir. Kavram beynin bu var ile ozdeslestirdigi ada verdigi anlam ve iceriktir.

.

Sen adını bilmediğin bir meyve bulsan, onu tadıp, anlam ve içeriğini keşfetsen, o meyve kavramı senin beyninde adı konmadan oluşmaz mı ? İlla ki bir ad mı koyman gerekir.

Link to comment
Share on other sites

Burada bilginin niteliginin ne oldugu algi konusudur. Sicaklik en azindan algilanir, eger bir seye uydurma diye bir nitelik verilecekse, bu tamamen fizik otesi kavramlardir.

.

Kelimelere takılma. Senin insanoğlu türetimi dediğine ben uydurma demişim. Konu bu değil.

 

Sıcaklık kavramı doğada var mı, yok mu dedim, sen de yok dedin. Bitti. Sıcaklık bir DATAdır ve uydurmadır.

Link to comment
Share on other sites

.

Kelimelere takılma. Senin insanoğlu türetimi dediğine ben uydurma demişim. Konu bu değil.

 

Sıcaklık kavramı doğada var mı, yok mu dedim, sen de yok dedin. Bitti. Sıcaklık bir DATAdır ve uydurmadır.

Konu ve kavramlara verilen anlam ve icerikler onemlidir. Cunku uydurma algisi "kafadan sallama/atma" demektir, hic bir gozlemi e mantiksal olabilirlik olasiligi da bulunmaz.

 

Sicaklik bir datadir ve insanoglunun algisinin mukayeseli bir anlamidir ve dokunma duyusu ile algilanir. Soguk ta aynidir. 

Link to comment
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Giriş yap

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now
×
×
  • Create New...