Jump to content

Insanogluna Dogumdan Gelen Hicbir Kavramsal Deger/Bilgi Yoktur.


evrensel-insan

Recommended Posts

Tamam iste fark etmez, korkulan her ne ise ve nedeni her ne ise, o bilindikten sonra; korku gecer.

 

Mesela bir tanri korkusu ya da olum korkusu ya da cehennem korkusu, nasil gecer?

 

Maalesef farkediyor. İkidir, yazdığımı düzgün okumuyorsun :

 

Korkunun nesnesi fenomenal ise, gerçekten korkulması gerekiyorsa ( bu öğrenildiğinde ) bilinçlenme ile korku artar. Korkulmaması gerektiği öğrenildiğinde bu bilinçle korku azalır.

 

Korkunun nesnesi nesne değilse, soyut inanç kaynaklı ise, gerçek öğrenildiğinde korku azalır. "

Link to comment
Share on other sites

Bu konuda da guzel bir oyku vardir. Bir anne bir kac aylik bebegi ile piknik yaparken, su almaya gider ve bebegi yalniz birakir.

 

Dondugunde ise gordugu manzara karsisinda kendinden gecer ve bayilir.

 

Manzara sudur, bebek elinde bir yilan tutmakta ve yilanin kafasini onundeki yogurda bandirip yalamaktadir.

 

Yilani oyle s1k1 tutmusturki, yilan olmustur (olmek)

 

0-1 yaş arası bebeğin dış dünya ile kurduğu ilişki yalnız ağız yoluyla ( oral )dır. Beyninin yoğunlaştığı tek algı reseptörleri ağız ve dudaklardadır. Ve bu aşamadaki bebeğin tek korkusu beslenememe korkusudur.

 

Bu döneme saplanan yetişkinde madde bağımlılığı ve depresif kişilik bozuklukları görülür.

 

Daha sonraki yaşlarda sırasıyla Anüs ve Fallus önem kazanır.

 

1-3 yaş arası Anal dönemde, nesneleri tutup bırakmama, bağımsızlık ( ben yaparım tarzı ) davranışları görülür. Bu aşamadaki bebeğin korkusu kontrolü kaybetme korkusudur. Yavaş yavaş toplumsal kurallar algılanır, çatışmalar başlar ve Süper Ego gelişmeye başlar.

 

Bu döneme saplanan yetişkinde obsesif-kompülsif kişilik bozuklukları görülür.

 

Yani yılanı tutup bırakmayıp ağzına götüren bebek bu iki dönem arası geçiş döneminde olduğundan normaldir. Çünkü, henüz yılan korkusunu tetikleyecek bir duyumu beyin algılamamaktadır. Beyninin yoğunlaştığı algı reseptörleri ağız, dudaklar ve ağırlıklı olarak anüstedir.

Link to comment
Share on other sites

0-1 yaş arası bebeğin dış dünya ile kurduğu ilişki yalnız ağız yoluyla ( oral )dır. Beyninin yoğunlaştığı tek algı reseptörleri ağız ve dudaklardadır. Ve bu aşamadaki bebeğin tek korkusu beslenememe korkusudur.

 

Bu döneme saplanan yetişkinde madde bağımlılığı ve depresif kişilik bozuklukları görülür.

 

Daha sonraki yaşlarda sırasıyla Anüs ve Fallus önem kazanır.

 

1-3 yaş arası Anal dönemde, nesneleri tutup bırakmama, bağımsızlık ( ben yaparım tarzı ) davranışları görülür. Bu aşamadaki bebeğin korkusu kontrolü kaybetme korkusudur. Yavaş yavaş toplumsal kurallar algılanır, çatışmalar başlar ve Süper Ego gelişmeye başlar.

 

Bu döneme saplanan yetişkinde obsesif-kompülsif kişilik bozuklukları görülür.

 

Yani yılanı tutup bırakmayıp ağzına götüren bebek bu iki dönem arası geçiş döneminde olduğundan normaldir. Çünkü, henüz yılan korkusunu tetikleyecek bir duyumu beyin algılamamaktadır. Beyninin yoğunlaştığı algı reseptörleri ağız, dudaklar ve ağırlıklı olarak anüstedir.

Kisaca bebek her turlu bilgiyi yasamdan ogrenir. Ogrenmeden once yaptigi her turlu davranis onun bilgisinde degildir.

Link to comment
Share on other sites

"Bilgi varliga KESIN OLARAK iliskin degildir" ne demek, bilimsel bilgi de "kesin olarak" diye bir kullanim yoktur, cunku boyle bir gozlem yoktur, ustelik her turlu kesinlik akilciliginin determinist indirgemeci bir ideolojik inancidir.

Doğru. Zaten o yüzden bunu diyen Yapılandırmacı Epistemoloji de bu kesinlik üzerinden akilciliginin determinist indirgemeci bir ideolojik inancidir.

Link to comment
Share on other sites

Doğru. Zaten o yüzden bunu diyen Yapılandırmacı Epistemoloji de bu kesinlik üzerinden akilciliginin determinist indirgemeci bir ideolojik inancidir.

Yapilandirmaci epistemolojide boyle bir soylem yoktur.

 

Cunku ona gore INSANOGLUNDAN BAGIMSIZ ONA YANSIYAN GERCEKLIGIN, HERSEYI ADI, TANIMI, ANLAMI ICERIGI V.S. YAPILANDIRILMISTIR.

 

Yani gerceklik ontolojik degil, yapilandirilmistir.

Link to comment
Share on other sites

Orada Y.Epistemolojinin Bilim Felsefelerinden biri olduğu yazıyor. Kesinlik ise aynı kaynakta burada :

 

" According to constructivists the world is independent of human minds, but knowledge of the world is always a human and social construction. "

 

( eng.wikipedia )

Tamam, sorun nedir.

 

Yapilandirmaci epistemoloji, adindan da anlasilacagi uzere; bilgi temelindedir. Ayni zaman da bilis ve bilimi de icerir. O yuzden bilgisel bilimsel ve bilissel. Ayni seyi ben sana "gerceklik" ile ilgili verdim.

Link to comment
Share on other sites

Maalesef farkediyor. İkidir, yazdığımı düzgün okumuyorsun :

 

Korkunun nesnesi fenomenal ise, gerçekten korkulması gerekiyorsa ( bu öğrenildiğinde ) bilinçlenme ile korku artar. Korkulmaması gerektiği öğrenildiğinde bu bilinçle korku azalır.

 

Korkunun nesnesi nesne değilse, soyut inanç kaynaklı ise, gerçek öğrenildiğinde korku azalır. "

Olmayan bir sey artmaz, olan bir sey artar. Yani once beyinde yerini ve bilgisini alir sonra derecelenir.

Link to comment
Share on other sites

Ben taşır mı demişim ? İyi oku.

Sinir hücreleri ( nöronlar ) yapıları gereği information taşıması gerektiği information'ına sahiptir

 

Görme hücreleri ( foto reseptörler ) yapıları gereği information algılaması gerektiği information'ına sahiptir.

 

 

 

İşte bu informationların tümü doğuştan hazır ve nazırdırlar.

 

Tıpkı elektronların molekül oluşturması gerektiği information'ına sahip olması gibi.

 

Tıpkı su moleküllerin su oluşturması gerektiği information'ına sahip olması gibi.

 

Tıpkı bir makinenin bir işlevi yerine getirmesi gerektiği information'ına sahip olması gibi.

Link to comment
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Giriş yap

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now
×
×
  • Create New...