Jump to content

Insanogluna Dogumdan Gelen Hicbir Kavramsal Deger/Bilgi Yoktur.


evrensel-insan
 Share

Recommended Posts

Benim temellerim;

 

Evrensel-Insan - Yapilandirmaci Epistemoloji/Qua Felsefesi/Serbest Dusunurluk/Devrimci Sorgulama/Numenal Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti ne dayanir.

 

Oacidan su basliga bir goz at.

 

http://forum.dusuncedunyasi.net/index.php?/topic/65-kendiliginden-yaratilis-zihniyeti/?hl=%2Bkendiliginden+%2Byaratilis+%2Bzihniyeti

Link to comment
Share on other sites

Konu özne arama aramama meselesi değil. Öyle ya da böyle, netice itibariyle " Yeti " dediğimiz kavram bir bilgi ihtiva eder. Bu bilgi de kavramsaldır. İç dinamik dediğimiz diyalektik de bir bilgidir ve bu bilgi de kavramsaldır. Diyalektik de kavramsal bilgi üretir ve bu bilgi (yeti ) canlılarda doğumdan öncesine ait, nesillerle genetik olarak evrimsellikle gelişir ve taşınır.

Link to comment
Share on other sites

Konu özne arama aramama meselesi değil. Öyle ya da böyle, netice itibariyle " Yeti " dediğimiz kavram bir bilgi ihtiva eder. Bu bilgi de kavramsaldır. İç dinamik dediğimiz diyalektik de bir bilgidir ve bu bilgi de kavramsaldır. Diyalektik de kavramsal bilgi üretir ve bu bilgi (yeti ) canlılarda doğumdan öncesine ait, nesillerle genetik olarak evrimsellikle gelişir ve taşınır.

Olur mu? Bilgiyi tureten kimdir/nedir?

 

Kavramsal bilgiyi ya epistemolojik olarak insanoglunun turettigini gozlemlersin, ya da insanoglu turu disi bir guce bilgiyi bahsedersin? hangisi?

 

Ya da sen bilgiden ne algiliyorsun?

 

Birincisi KAVRAM YOKSA BILGI DE YOKTUR. Cunku bilgi yine insanoglunun turettigi kavram temelinde turetilir. Yani gozlemin ufku kavramsal bilgidir.

 

Diyalektik bir sey turetmez. Diyalektigi de ortaya atan insanmogludur. Insanoglu disinda hic bir sey kavramsal bilgi turetmez. Buna evrim de dahil.

 

Buradaki ana fark, naturalizme bakis farkidir. Bu fark ta, ya metafizik ya da epistemolojik farktir.

 

Natüralizm iki farklı felsefî görüşte incelenir:

  • Yöntemsel natüralizm (veya bilimsel natüralizm) ki bu epistemoloji üzerine yoğunlaşır: "Dünya üzerinde güvenilir bilgiyi edinmenin yöntemleri nelerdir?". Metafizik ve dini inançtan bağımsız, özellikle "bilgi" edinmenin pratik yöntemleriyle ilgili epistemolojik bir bakış açısıdır. Buna göre varsayımların doğal neden ve olaylara göre açıklanıp test edilmesi gerekir.[2] Gözlemlenebilir eylemlerin açıklamaları yalnızca doğal nedenlerle ilişkilendirildikleri sürece pratik ve faydalı olur (mesela "kesin işleyişler" buna örnektir, ama "şüpheli mucizeler" değil). Yöntemsel natüralizm modern bilimin temel prensibidir. Bazı filozoflar bu düşünceyi daha da genişleterek yöntemsel natüralizmin felsefenin de temel prensibi olduğunu söylemişlerdir. Bu bakış açısına göre bilim ve felsefe bir bütündür. W.V. Quine, George Santayana ve diğer bazı filozoflar da bu düşünceyi desteklemişlerdir.
  • Metafizik natüralizm, (veya ontolojik natüralizm veya felsefik natüralizm) ontoloji üzerine yoğunlaşır: Bu bakış açısı daha çok varoluş ile alakalıdır: var olan nedir ve var olmayan nedir? Natüralizm "tabiat vardır ve bütün temel doğrular tabiatın doğrularıdır."[3] metafiziki pozisyonuna sahiptir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Nat%C3%BCralizm_(felsefe)

 

Kisaca ya "Doganin kanunlari vardir" temelli metafizik, ya da "dogaya kanunlari onu gozlemleyen ve algilayan insanoglu kendi kavramsal bilgisi ile verir" temelli, epistemoloji.

 

Ilki tam da fenomenal zihniyet teslimiyeti ve caresizligi ve de insanoglunu kendi zihniyeti ile kendi disi bir fenomene teslimiyettir. 

 

O yuzden insanoglu da diger fenomenler gibi insanogluna gozlem verir ve bu algilanan gozlem yine insanoglunca kavramsal bilgiye donusur.

 

Bu temelde evrimin gozlemini de kavramsal bilgiye donusturen insanogludur.

 

Iste yeni doganin henuz kavramsal bilgiye donusturmesi yoktur ve o yuzden de kavrasmsal bilgi ile dogmaz.

 

Sadece gozlem temelinde bir insanoglunun ne ile dogdugu gecmis gozlem temelinde degerlendirilir.

Link to comment
Share on other sites

İki dediğin birbirini tutmamış. Hem yaşamanın ya da hareketin iç dinamiği hareket üretir diyorsun hem de ben buna diyalektik deyince yan çizip bilgi üretmez diyorsun. Elektronların birbiri ile etkileşimi bir bilgi alışverişidir. Birinin diğeri ile ilgili bilgisi diğerine etki ile ulaşır. Bilgi ulaşmaz ise zaten etkileşim olmaz. Bu etkileşimin sonucu oluşan durum ise yeni bir bilgi doğurup molekül düzeyinde farklı moleküllere bilgi taşır.

 

Gözlemden elde edilen bu bilgilerin ( information ) insan öznelliğinde kavramsallaştırılarak bilgi ( knowledge ) haline getirilmiş olması neyi değiştirir ? Burada ontolojik bir tartışma yapmıyoruz. Doğanın kanunlarının olup olmadığı belirsizdir. Biz doğayı anlamlandırıp kendi zihin formasyonumuzla kanunlar üretmişizdir.  Bizim bu şekilde anlamlandırmamız doğru da olabilir, yanlış da, eksik de. Fakat tartışmamız açısından bunların bir önemi yok.

 

Doğumdan önce sahip olduğumuz ön bilgiler vardır. Çünkü, biz onları keşfedip kendimize göre yorumlayıp, kavramsallaştırıp ad takmadan önce de o bizim anladığımız anlamda bir " şey " idi. Keşfettikten sonra ona bilgi dememiz, keşfetmeden önce onun yine bizim anladığımız anlamda bilgi olmadığının ispatı değildir.

 

Bir de şöyle anlatırsam dediğimi anlarsın belki. Bende elma varken ve ben onun elma olduğunu bilmezken, ben bunu keşfedip bu elmadır dedikten sonra bendeki elma elma olmuş değildir. O nesne ben demeden önce de elma idi.

Link to comment
Share on other sites

İki dediğin birbirini tutmamış. Hem yaşamanın ya da hareketin iç dinamiği hareket üretir diyorsun hem de ben buna diyalektik deyince yan çizip bilgi üretmez diyorsun. Elektronların birbiri ile etkileşimi bir bilgi alışverişidir. Birinin diğeri ile ilgili bilgisi diğerine etki ile ulaşır. Bilgi ulaşmaz ise zaten etkileşim olmaz. Bu etkileşimin sonucu oluşan durum ise yeni bir bilgi doğurup molekül düzeyinde farklı moleküllere bilgi taşır.

 

Gözlemden elde edilen bu bilgilerin ( information ) insan öznelliğinde kavramsallaştırılarak bilgi ( knowledge ) haline getirilmiş olması neyi değiştirir ? Burada ontolojik bir tartışma yapmıyoruz. Doğanın kanunlarının olup olmadığı belirsizdir. Biz doğayı anlamlandırıp kendi zihin formasyonumuzla kanunlar üretmişizdir.  Bizim bu şekilde anlamlandırmamız doğru da olabilir, yanlış da, eksik de. Fakat tartışmamız açısından bunların bir önemi yok.

 

Doğumdan önce sahip olduğumuz ön bilgiler vardır. Çünkü, biz onları keşfedip kendimize göre yorumlayıp, kavramsallaştırıp ad takmadan önce de o bizim anladığımız anlamda bir " şey " idi. Keşfettikten sonra ona bilgi dememiz, keşfetmeden önce onun yine bizim anladığımız anlamda bilgi olmadığının ispatı değildir.

 

Bir de şöyle anlatırsam dediğimi anlarsın belki. Bende elma varken ve ben onun elma olduğunu bilmezken, ben bunu keşfedip bu elmadır dedikten sonra bendeki elma elma olmuş değildir. O nesne ben demeden önce de elma idi.

Bir onceki mesajda yazdiklarim ne iyi okunmus ne de iyi algilanmis ve sorulan sorulara da yanit gelmemis.

 

Bilim bilimsel olarak sadece gozlemini aldigini olgu olarak ortaya koyar.

 

Buradaki ic dinamik bilimsel degil, bilissel bir yanasimdir.

 

Yani ortada bir hareket varsa, bu hareket hareket edenin ic dinamiugidir. Iste bilim burada hareketi gozlemler ve bunu ya olguya tasir ya da teoriye tasir.

 

Cunku ortada iki bakis acisi vardir.

 

Ya gozlemin dile gelmesi

 

Yada akilciligin tatmini.

 

Iste ozne aramak, fenomene ozne yuklemek, insanoglu kav ramsal bilgisini sanki onda varmis gibi fenomene yuklemek.

 

Dogumdan once ON BILGIYE SAHIP OLAN YASAMDA OLANDIR, BU YENI DOGAN ACISINDAN GECERLI DEGILDIR. O da bu bilgiyi yasamdan ogrenir.

 

Cunku yasamda olan daha once gozlemlenmis ve ortaya konmus bilgiye sahiptir, yeni doganda ise bu bilgi yoktur.

 

O yuzden dogumdan once sahip olunan sadece fiziksel, biyolojik ve evrimsel gozlem verendir. Bilgi ise insanoglunun turettigi olarak yasamdan kazanilir.

 

Ustelik bu bilgi sadece insanogluna ait ve onun eliyle sadece kendi turune yonelik bir monologdur. Baska bir fenomeni de ilgilendirmez.

 

Cunku insanoglu kendi turu disindaki fenomeni de kendi gozlemi ve algisi ile kendi kavramsal bilgisi temelinde degerlendirir. Burada baska fenomen sadece insanoglu algisina gozlem verme gorevi gorur.

 

Insanoglu disinda hic bir baska fenomende onu onun adinas algilayacak bir kavramsal bilgi yoktur.

 

Ona ilk elma diyen kimdir/nedir?

 

Elmanin kendisi mi?

 

Herhangibir insanoglu disi fenomen mi?

 

Insanoglu mu?

 

Hangisi?

Link to comment
Share on other sites

Bilmukabele ve tam tersine sen benim yazdıklarımı iyi okumamışsın veya anlayamamışsın. Ben senin ne dediğini çok iyi anlıyorum ve ona göre yanıt yazıyorum.

 

Doğumdan sonra ozne aradık, fenomene ozne yukledik, insanoglu kavramsal bilgisini sanki onda varmis gibi fenomene yukledik tamam, bunda hem fikiriz. Şimdi, doğumdan sonra doğum öncesine ait fenomene yüklediğimiz kavramsal bilgi, doğum öncesi fenomeni yok sayıyor mu ?

 

Bu yükleme işini biz değil bizim dışımızda başka bir insan yapmış olsun. O fenomen var mı ? Var. Ha doğum öncesi ha doğum sonrası. Doğumdan sonrakine kavramsal bilgi diyoruz da doğumdan öncesindekine neden demeyelim ?

 

Elmaya ilk elma diyen, elma demeden önce o elma değildi ama potansiyel olgu olarak yine vardı. Sonradan kavram haline getirilip isimlendirilmesi ona elma dememizi sağlayan fenomeni ortadan kaldırmaz.

Link to comment
Share on other sites

Bilmukabele ve tam tersine sen benim yazdıklarımı iyi okumamışsın veya anlayamamışsın. Ben senin ne dediğini çok iyi anlıyorum ve ona göre yanıt yazıyorum.

 

Doğumdan sonra ozne aradık, fenomene ozne yukledik, insanoglu kavramsal bilgisini sanki onda varmis gibi fenomene yukledik tamam, bunda hem fikiriz. Şimdi, doğumdan sonra doğum öncesine ait fenomene yüklediğimiz kavramsal bilgi, doğum öncesi fenomeni yok sayıyor mu ?

 

Bu yükleme işini biz değil bizim dışımızda başka bir insan yapmış olsun. O fenomen var mı ? Var. Ha doğum öncesi ha doğum sonrası. Doğumdan sonrakine kavramsal bilgi diyoruz da doğumdan öncesindekine neden demeyelim ?

 

Elmaya ilk elma diyen, elma demeden önce o elma değildi ama potansiyel olgu olarak yine vardı. Sonradan kavram haline getirilip isimlendirilmesi ona elma dememizi sağlayan fenomeni ortadan kaldırmaz.

Yasamda olan yok saymiyor. Tabi rahime dustukten sonra.

 

Yasayan diyor dogan degil.

 

Ayrica ben insanoglu derken tum yasamdaki insanoglu turunu kasdediyorum.

 

Kime/neye gore o elma vardi?

 

Fenomeni insanogluna gozlem veren ve insanoglunca algilanan temelde ortadan kaldirmaz.

 

Cunku fenomenin gozlemi algilanmaz ve kavramsal bilgiye donusturulmezse bir anlami yoktur.

Link to comment
Share on other sites

İki dediğin birbirini tutmamış. Hem yaşamanın ya da hareketin iç dinamiği hareket üretir diyorsun hem de ben buna diyalektik deyince yan çizip bilgi üretmez diyorsun. Elektronların birbiri ile etkileşimi bir bilgi alışverişidir. Birinin diğeri ile ilgili bilgisi diğerine etki ile ulaşır. Bilgi ulaşmaz ise zaten etkileşim olmaz. Bu etkileşimin sonucu oluşan durum ise yeni bir bilgi doğurup molekül düzeyinde farklı moleküllere bilgi taşır.

 

Küresel Vana'ya şunları sormak lazım..

 

Söylenilen iki farklı kavram, bir diğeri ile özdeş mi olması gerekir? "Maddenin dinamikliği" kavramı, "bilgi" kavramı ile özdeş midir? Eğer özdeş kavramlar değilse; bilgi olmadan maddenin dinamikliği olamayacak mıdır?

 

Bilgi nedir? Bilgi kim tarafından üretilir? Eğer bilgi, insanoğluna has bir olgu ise, maddenin dinamikliğini sağlayan o bilgi insanoğlunun ürettiği bilgi midir? Yoksa insanoğlunun bilgisinin dışında niteliği farklı bir bilgi var mıdır?

 

Atom parçacıkları "bilgi" olmadan birbirlerini etkileyemeyecek midir? Maddenin somut dinamikliği soyut olan "bilgi" çekildiğinde(geri alındığında) dinamiklik duracak mıdır?

 

Elektronların birbiri ile etkileşiminin aslında bir "bilgi" ile olduğunu, kim "bilgi" olarak kavramlaştırmıştır? Bu kavram(bilgi) olmasaydı etkileşim olmayacak mıydı?

  • Like 1
Link to comment
Share on other sites

Küresel Vana'ya şunları sormak lazım.

 

Lazım demişsin ama sormuşsun zaten. Nereye varmaya çalışıyorsun ? Yazdıklarımı okuyup anlamış olsan bu soruyu da sormazdın. Elbette bilgiyi insan üretir. İnsan bilgiyi üretti diye, doğum öncesine ait her şey bilgi olmaktan çıkacak mı ? Sonradan kendi aklınca keşfedip, anlam yükleyip o şeye bilgi demesi, onun, yine kendi aklınca kavramsallaştırdığı bilgi vasfını değiştirir mi ? Burada mutlak anlamda bir bilgi olduğunu savunmuyorum, dikkat et !

Link to comment
Share on other sites

Elektronlar arası etkileşim olduğu zaten insan icadı bir bilgidir ( knowledge ). Elektronlar arası aktarılan şey ise yine insan icadı bilgidir ( information ). Haberleşmede bilgi ( information ) kavramı olmadan hiç bir konuyu açıklayamazsınız. Karşılıklı iki nesne haberleşiyorsa bu demektir ki birbirlerine etki gönderip birbirlerinin konumu, momentumu hakkında bilgi ( information ) sahibi oluyorlar. Kuantum Dolanıklık ilişkisi buna en güzel örnektir.

Link to comment
Share on other sites

Elektronlar arası etkileşim olduğu zaten insan icadı bir bilgidir ( knowledge ). Elektronlar arası aktarılan şey ise yine insan icadı bilgidir ( information ). Haberleşmede bilgi ( information ) kavramı olmadan hiç bir konuyu açıklayamazsınız. Karşılıklı iki nesne haberleşiyorsa bu demektir ki birbirlerine etki gönderip birbirlerinin konumu, momentumu hakkında bilgi ( information ) sahibi oluyorlar. Kuantum Dolanıklık ilişkisi buna en güzel örnektir.

Iste butun bu bilgiler insanogluna gelen gozlemin algisinin kavramsal bilgisidir ve sadece yasam ve iliskiden ogrenilir, dogum ile dogana bilgi temelinde gelmez. 

Link to comment
Share on other sites

Nereye varmaya çalışıyorsun ?

 

İnsana yansıyan doğum öncesi bilgilerden, önceki insanlar tarafından üretilen bilgilerden bahsetmedim. Onu anladım.

 

Varmaya çalıştığım yer, "bilgi"yi bizler gibi tanımlamıyor, maddenin dinamik yapısına, hareketine, evrilişine neden olana bilgi diyorsun. Hatta doğumda bebekte var olan bilgilerden bahsediyorsun. Ben de bunu anlamaya çalışıyorum.

 

İşte cümlelerin:

 

"Elektronların birbiri ile etkileşimi bir bilgi alışverişidir."

"Bu etkileşimin sonucu oluşan durum ise yeni bir bilgi doğurup molekül düzeyinde farklı moleküllere bilgi taşır."

 

İnsanın ürettiği bilgiyi parçacıklar nasıl taşıyor, yeni bir bilgiyi nasıl doğuruyor?

 

Varmak, anlamak istediğim bunlar..

  • Like 1
Link to comment
Share on other sites

Bazı filozoflar bu düşünceyi daha da genişleterek yöntemsel natüralizmin felsefenin de temel prensibi olduğunu söylemişlerdir. Bu bakış açısına göre bilim ve felsefe bir bütündür. W.V. Quine, George Santayana ve diğer bazı filozoflar da bu düşünceyi desteklemişlerdir.

 

Bu bakış açısına katılıyormusun? Felsefe ve bilim bana da bir bütün gibi geliyor. Yöntemsel felsefe olunca..

Link to comment
Share on other sites

İnsanın ürettiği bilgiyi parçacıklar nasıl taşıyor, yeni bir bilgiyi nasıl doğuruyor?

Elektronlar arası etkileşim olduğu zaten insan icadı bir bilgidir ( knowledge ). Elektronlar arası aktarılan şey ise yine insan icadı bilgidir ( information ). Haberleşmede bilgi ( information ) kavramı olmadan hiç bir konuyu açıklayamazsınız. Karşılıklı iki nesne haberleşiyorsa bu demektir ki birbirlerine etki gönderip birbirlerinin konumu, momentumu hakkında bilgi ( information ) sahibi oluyorlar. Kuantum Dolanıklık ilişkisi buna en güzel örnektir.

Havada serbest halde bulunan H2 ve O2 iyonları, birinin -2, diğerinin -1 değerlikli olması bu ikisinin birbirinden Elektrik etki yoluyla haberdar olması ( Bilgi alışverişi ) neticesinde birleşerek bir bileşik oluştururlar( H2O ). Buna biz " Su Molekülü " diyoruz. Bu molekül polar bir moleküldür ve diğer su molekülleri ile aralarında kimyasal bağ oluşturur. İşte bu bağ oluşturan polarite bilgisi-etkisi benzer moleküllerle etkileşim ( bilgi alışverişi ) sağlatarak yeni bir statü ( su ) oluşturur.

 

İnsan bilgiyi gözlemlerini anlamlandırma güdüsü itkisi nedeniyle ve determinizme meyilli zihni vasıtasıyla üretiyor. Gözlemini determinist manada açıklamaya, temellendirmeye çalışıyor. Zaten bunun tersine açıklama denmez. Belki de insanın bu yaklaşımı tam olarak gerçeği yansıtıyor, bunu bilemeyiz. Belki de gerçekle hiç alakası yoktur. Bunu da bilemeyiz. Bu ayrı mesele.

Link to comment
Share on other sites

Lazım demişsin ama sormuşsun zaten. Nereye varmaya çalışıyorsun ? Yazdıklarımı okuyup anlamış olsan bu soruyu da sormazdın. Elbette bilgiyi insan üretir. İnsan bilgiyi üretti diye, doğum öncesine ait her şey bilgi olmaktan çıkacak mı ? Sonradan kendi aklınca keşfedip, anlam yükleyip o şeye bilgi demesi, onun, yine kendi aklınca kavramsallaştırdığı bilgi vasfını değiştirir mi ? Burada mutlak anlamda bir bilgi olduğunu savunmuyorum, dikkat et !

Kime neye gore "dogum oncesine ait her sey bilgi olmaktan cikacak mi?

 

Yasayana mi/dogacak olana mi

 

Bunu diyen yasayan, dogan degil.

 

Kimse mutlak bir bilgiden bahsediyor, cunmku bilginin mutlaki dogmadir. Bilgi gozlem algi ve kavram temelinde hem yenilenir, hem de yanlislanir.

 

Aksi olsa toplumlar degistikce, eski kavram ve bilgiler yeterli olurdu.

 

Kavramsal bilgi bir algi sonucudur, fenomenal gozlem ya da numenal sezgi.

Link to comment
Share on other sites

Bu bakış açısına katılıyormusun? Felsefe ve bilim bana da bir bütün gibi geliyor. Yöntemsel felsefe olunca..

Iste bilimsel felsefe yani yapilandirmaci bilgi de budur. Burada bilimsellik temeli felsefeye tasinir, felsefe temeli bilime tasinmaz.

 

Cunku klasik bilimdeki metafizik temelin bilime tasinmasi gibi, epistemolojide de cesitli teorilerini (yapilandirmaci bilgi disinda kalan) bilime tasir.

 

Iste bu BILIME FELSEFI AKILCILIGI BULASTIRMAKTIR.Bu akilcilikla tatmin olarak epistemolojik temelde BILIME NOKTA KOYMAKTIR. Iste bu nokta da zamanla dogmalasir ve demogolojilesir. Ayni bugunku metafizik ideolojik inancsallar gibi.

 

Aslinda bilimiin BILIMSEL YONTEMI ONUN FELSEFESIDIR. Iste bu felsefe OLGUSAL GECERLILIK VE GOZLEMSEL YANLISLANABILIRLIK ve de GERCEKLIGIN INSANOGLU YAPILANDIRILMISLIGI oldugu Bilginin kaynaginin da INSANOGLU oldugudur.

Link to comment
Share on other sites

 

Küresel Vana, on 01 Dec 2013 - 23:52, said:snapback.png

 Elbette bilgiyi insan üretir.

 

 

Bu etkileşimin sonucu oluşan durum ise yeni bir bilgi doğurup molekül düzeyinde farklı moleküllere bilgi taşır.

 

Ben hala bilgiyi "doğuran"ın insan mı, insan dışı mı olduğunu anlayamadım. :)

Link to comment
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Sign in

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now
 Share

×
×
  • Create New...