Jump to content

kavak

Members
  • İçerik sayısı

    2.984
  • Kayıt tarihi

  • Son ziyareti

  • Kazandığı günler

    168

Everything posted by kavak

  1. Hâlâ kapı köşe kaçıyorsun. Sırıtarak paçayı kurtaramayacaksın. N´oldu bizim sorular? Yoksa keçiler mi yedi? Taptığın tanrı ilk orijinali olmayan(kimbilir belki de keçiler yemiştir) kitabında kaç defa yemin ediyor?
  2. Kutsal kitapların bilimle işi olmaz, da, bazı azılı dindarlar bilimi kutsal kitaplarına yamamaya çalışıyor nedense. Bunu yaparken kelimelere/sözcüklere 9 takla attırmaktan geri kalmıyorlar. Sözcüğün birinci anlamı uymuyorsa, dokuzuncu anlamını orasından burasından çekerek uydurmaya gayret gösteriyorlar. Halbuki yazıldığı devirde bilinen masalları ve mitleri, yaşanan sosyal ilişkileri (kölelik, çok eşlilik vs.) ve yönetim tarzını (hükümdarlık) içerir sadece.
  3. Bu konum meğerse gözden ırak kalmış ve tamamen unutmuşum. Atalarımız ne demişti vaktinde: Büyük sıç, ama büyük konuşma!
  4. Yitirmedim, da, Atatürk´ün vizyonunu son 20 senede neredeyse yerle bir ettiler. Böyle giderse, daha ne kalacak geriye? İngiltere bahane; yahu her pisliği onlara yamamak Türklerin sorununu çözmüyor.
  5. Zırva! Sana hatırlatayım yine: Ev ödevini yaptın mı? Taptığın tanrı kutsal kitabında kaç defa yemin ediyor? N´oldu, saymaya ve söylemeye cesaretin yok mu? Yeminli cümleleri iliştiren sensin. Buyur, bizi aydınlat ve bize bir rakam söyle.
  6. Bre zındık, o kişi benim ben. Benim adım var sanım var. Adamsan, ismimi alıntıla! Adam, Havva hayal ürünleri. Öyle şaakk diye yaratılma yok. Annesiz yaratılmış...mış. Cahil geldin bu dünyaya, cahil gideceksin.
  7. @somebody, senin tarif ettiğin İslam´dan önceki Türkler hangi devirde kaldı? Bunların nesli tükendi, çünkü Türk denince nedense akla İslam geliyor maalesef ve zamanı geriye döndüremezsin, çünkü bu millet İslam´dan öncesini bilmez. Yanılmıyorsam M.S. 8-9´cu yüzyılda (yanlışım varsa düzelt) Türklerin İslam´a geçiş süreci başladı ve sonrasında bir hayli pekişti. İkisi birbirinden ayrılamaz duruma geldi.
  8. Doğa, yaz boz tahtasına benziyor. Hiçbir canlı mükemmellik barındırmıyor, sürekli değişime uğruyor. Birbirlerini yemeye meyilli. Sabit kalan bir şey yok. Demek ki farzı misal plan yapan bir tanrı olsa bile, uyguladığı plan beş para etmez. Her şeye gücü yeten bir tanrıdan daha ulvi bir plan beklerdim.
  9. İznim bitti. Burada öyle sokakta birini pataklamaya kalkarsan ceremesini çekersin. Bir dahaki sefere (yani seneye), yürüyüşler/protestolar organize et, bizler de katılalım. Dayak atmanın veyahut kaba kuvvet kullanmanın çözüm olabileceğini düşünüyorsan, feci yanılıyorsun.
  10. Bu gün azıcık daha aydınladım. SJW, Social Justice Warrior´muş (nam-ı diğer Sosyal Adalet Savaşçısı). İki cümle yazdık diye bizi SAS yapmışlar. Daha neler!
  11. Tamam şampiyon. Sen dayak at, ama mıkıyatlı ol ki, sonra sen dayak yiyenlerden olmayasın. Bunu yapacağına sokaklara dökülüp kavgasız gürültüsüz protesto etmelisiniz halbuki. Her hafta ve her yerde yapmalısınız. Organize olun, onu bunu dövmekten daha etkilidir.
  12. Ne yapıyor muşum? SJW ne? E. A. vatansever falan değil, mâgandanın teki işte. Dayak yiyen de gerizekalı yobaz. Bu memleket bu zihniyetle bir adım ileriye gidemez. Sadece 2 hafta izindeydim, düşüncelerim netleşti. Bu magandalar ve bu gerizekalılar olduğu müddetce anca birbirlerini yerler. Ülke zerre kadar ilerlemez.
  13. 1 ay sonra konuyu yine hortlatmışsın. Rüyanda ne gördün öyle? Yok ya. Hangi çocuk bugüne kadar annesiz doğdu ki, bunu söyleme/vurgulama gereği duyuyorsun? Bre zındık, babasız doğmuş olmasın?! Bu tip şeyleri geçeceksin evvela, çünkü karşındakiler keriz değil. Bu kesin. İnandırıcı olmak için yemin eden bir tanrı. İnsanlar da aynısını yapıyor. Çaktın mı köfteyi? Çaktığını biliyorum, da, belli etmemeye çalışıyorsun. Olmayan şeyler konuşamaz. Melek var diyorsan, onu kulağından tutup buraya getirmekle mükellefsin. Bunlar eskilerin masalları. Koskoca tanrı birine ayrı ötekine ayrı masal anlatıyor. Her din kendini haklı görüyor; gel de gülme. Göryoon diii mi? Bak yine yemin ediyor senin tanrın. Sana ev ödevi olsun: Kutsal kitabında kaç kere yemin ediyor bu tanrı?
  14. Yanlış bir tutum. Kimse kimseyi keyfine göre dövemez. Bireysel özgürlük diye bir şey var. Kaba kuvvete başvuranlar veya insanları linç etmeye kalkanlar, ayırt etmeksizin, ivedilikle cezalandırılmalıdır. Hukuk devletinde hiçkimse bir başkasına, onun rızası dışında, kılına bile dokunamaz. Böyle bir hak yok.
  15. Kanal İstanbul´un ABD ile alakası olduğunu zannetmiyorum, ABD savaş harici durumlarda diğer ülkeler gibi Karadeniz´e girebiliyor. Möntrö Antlaşması bunu yasaklamıyor. Savaş gemilerinin geçip geçmemesi yine sadece Türkiye´nin elinde. Bu nedenle Kanal İstanbul´un yapılma sebebi Boğaz güvenliğini tehlikeye atmadan daha fazla geminin geçisine olanak sağlamak. Yani bu kanal tamamen ekonomik sebeplerden ötürü inşa ediliyor.
  16. @alpinçayırı, yukarıda Montrö Antlaşmasının kısa özetini iliştirdim. Yani hangi ülkenin girip girmeyeceği Türkiye´nin elinde. Şu an Rusya savaş gemileri boğazdan geçemiyor.
  17. 1936 Montrö Antlaşması Türkiye'ye Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı üzerinde tam egemenlik veriyor. Anlaşma sivil ve askeri denizciliği düzenleyen 29 maddeden oluşuyor. Bu aynı zamanda ücretlerin düzenlenmesini, savaş gemilerinin tanımını ve toplam tonajı da içermektedir. Boğazlar, barış zamanında ticari gemilerin serbest geçişine izin veren uluslararası bir nakliye rotasıdır. Türk makamları ücret talep edebilir ancak geçişi yasaklayamaz. Savaş zamanlarında Türkiye ile savaş halinde olmayan devletlerin tüm ticari gemilerinin geçişine izin verilmektedir. Savaş gemileri için özel düzenlemeler geçerlidir: Barış zamanlarında, savaş gemisinin geçişinin Türk makamlarına diplomatik kanallardan önceden bildirilmesi gerekir. Karadeniz'e sınırı olmayan devletlerin savaş gemilerinin Karadeniz'de 21 günden fazla kalmasına izin verilmiyor. Bireysel istisnalar dışında, kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemilerinin tonajı toplam 15.000 tonu geçemez. Türkiye savaştaysa egemenlik Türkiye'nindir ama eğer mevcut durumda olduğu gibi Türkiye'nin dahil olmadığı bir savaş varsa savaşan ulusların savaş gemilerinin geçişini yasaklayabilir. Bunun istisnası ana limana dönüştür.
  18. @alpinçayırı, sorumu yanıtlamadın. Karadeniz´e hangi ülkeler girebiliyor? Mantrö antlaşmasında bu yönde bağlayıcı hükümleri var mı?
  19. Sanmıyorum. Mesela GDO´lu ürünler çoktan hayatımıza girmiş vaziyete.
  20. Bunu biraz açar mısın? ABD, Karadeniz´e neden giremiyor ve hangi ülkeler girebiliyor?
  21. Eskiden Fransa´nın sömürgesi olan ve şimdi bağımsız olan ülkelerde Fransızca dili epeyi yaygındır. Seneler evvel Kuzey Afrika´ya gitmiştim ve orada Fransızca konuşan Arapları gördüğümde/duyduğumda bir hayli gülmüştüm. Çünkü Arapça genellikle boğazdan destek aldığı için bir hayli kaba gelir bana. Bağırmadan konuşan bir Arabın sesi kulağı bir hayli tırmalar. Fransızca konuşuyorlar, ama Arap şivesi ile.
  22. Tıbbın nimetleri Temel´in afacan oğlu Cafer hastalanır. Doktor ona bir ilaç yazar ve hemen kullanmasını tavsiye eder. Cafer: "Bunun yan etkileri var mı?" Doktor: "Evet, yarından itibaren okula gidebilirsin."
  23. Bunun adına kapitalizm, deniyor. Şirketlerin var olmalarının yegane sebebi kâr etmektir. Piyasaya sürülen ürünler sürekli cilalanmak zorundadır, ki tüketicinin parasını cebinden almanın tek yolu budur bir bakıma.
  24. Nerede veya hangi ortamda doğmayı kendimiz seçmediğimiz gibi ne tür meziyetlere sahip olmak bile kendi elimizde değil. Buna bir de yaşam ve ekmek kavgası eklenince, birçoğumuz adeta ezilme/bunalma noktasına geliyoruz. Yine de ben kendimi oldum olası yetişkin olarak görmedim, içimde hep büyümek istemeyen bir çocuk vardı.
  25. İlk etapta tanımadığınız birisine karşı kibar ve güler yüzlü davranmanın, çoğu zaman olumlu sonuçlar doğuracağı kanaatindeyim, çünkü karşınızdaki kişi genellikle buna göre geri dönüş yapacaktır. Diğer yandan mesela öküz gibi davrananlara aynı minvalde karşılık vermek gerekli gibi görünse de, olumsuz neticeleri olacağı muhakkak. Kulağıma gelen duyumlara göre fazla kibar davranan erkekler, kadınlar tarafından hüsrana uğratılıyormuş, çünkü onlar güçlü görünen, retoriği kuvvetli ve maço tipli erkekleri daha fazla tercih ediyorlarmış. Bir kadınla ilk defa karşılaştığınızda ayağınızı azıcık denk alın derim, çünkü aşırı kibarlık veya aşırı maçoluk size çok şey kaybettirebilir. Yani aslında tüm mesele dengeyi bulalbilmek.
×
×
  • Create New...