-
İçerik sayısı
2.932 -
Kayıt tarihi
-
Son ziyareti
-
Kazandığı günler
157
kavak last won the day on 19 Nisan
kavak had the most liked content!
Sitemizdeki itibarı
480 ExcellentSon profil ziyaretçileri
Son ziyaretçiler bloğu devre dışı bırakıldı ve diğer kullanıcılara gösterilmiyor.
-
Üzgünüm; Allah mallah yok, piyasadaki tüm sözde tanrıların alayı (Yahwe, God,Zeus, Apollo, Enki vs.), ki buna Arap asıllı Allah dahil olmak üzere, bizzat insanların icat ettikleri hayali varlıklardır. Sadece dindarların hayal dünyasında yaşarlar. Onlara atfedilen özelliklerin veya mekanların gerçekllik payı yoktur, çünkü bu özellikleri ve diyarları dindarlar kafalarına estiği gibi şekillendiriyor. Bu tanrıların isimlerini tanrıların kendisi mi söyledi? Hayır, insanlar onları isimlendirdi. Bu tanrılar kitaplarını kendileri mi yazdı? Hayır, insanlar yazdı. Bu tanrılar ne özelliklere sahip olduklarını kendileri mi söyledi? Hayır, insanlar iddia etti. Bu tanrılarlarla insanlar mı konuştu? Hayır, konuştuğunu iddia edenler oldu. Bu tanrılar nerede(mekan/zaman) olduklarını kendileri mi fısıldadı? Hayır, insanlar iddia etti. Yani tanrı konusunda her şey insanlardan kaynaklanıyor. Farkındalıklarının farkına vardıklarından ötürü tanrı gibi hayali varlıkları icat ediyorlar, onların çok kudretli olduğunu iddia ediyorlar, hatta mekan ve zamanın dışında olduklarını bile söylüyorlar. Onlara isimler veriyorlar, nerede olup olmayacağına karar veriyorlar, hatta onların neyi yaptığını/yapacağını bile söylüyorlar. İnsanlar olmasa, tanrı(lar) bir hiç aslında ve şurdan şuraya gidemez. İlginçtir; ne zaman tanrı mevsusu olsa, insanlar onları kukla gibi oynatıyor. Bu tanrıların alayı hep eskilerin masallarında hayat bulmuşlar, hep eskiden yaşamış insanlarla güya(!) konuşmuşlar. Tüm sözde icraatları hep eskiden olmuş, ama günümüzde, hatta şu an itibarı ile bile onları ne gören ne de duyan var. Dut yemiş bülbül gibi suskunlar, çünkü onlara hayat verenler ve onları konuşturanlar da insanların kendisi. Hep derim: Başkalarının masallarına veya hayal ürünlerine inanacağıma, buyursun kendisi saklandığı yerden çıkıp gelsin benimle sohbet etsin ve bana derdini anlatsın. O zaman harbiden ne kadar yüceymiş veya her şeye kâdirmiymiş, anlarız. Sonuç itibarı ile varlığı hiçbir zaman kanıtlan(a)mayan hayali varlıklar hakkında her şey iddia edilebilir veya ortaya sürülebilir, ancak hep iddia/tez olarak kalmaya mahkumdur. Bu nedenle bu tür iddialar veya tezler kitapların sayfalarını doldurmaktan başka bir işe yaramazlar. Hal böyle iken YZ bizden daha iyi mi bilecek?
-
Evet, uçuş maliyeti ve tamiratları bir hayli fazlaydı. Ayrıca 2 tanesi düştüğü için güvenilir bir tablo vermiyorlardı. Ancak yine de 30 sene boyunca faaliyet gösterdiler.
-
Yukarıda iliştirdiğim bağlantılarda aylı dünyalı resimler de var. YZ dedi ki: DSCOVR uydusundaki EPIC (Dünya Çok Renkli Görüntüleme Kamerası), yılda yaklaşık iki kez Ay ve Dünya'nın eş zamanlı fotoğraflarını çekiyor. Bu, uydunun yörüngesi Ay'ın gölgesinden geçtiğinde, genellikle yeni ay evrelerine yakın zamanlarda gerçekleşiyor. Şuradan günlük resimleri izleyebilirsin veya seçebilirsin: https://epic.gsfc.nasa.gov/
-
2024 senesinden...
-
-
Dünyanın yörüngesinde dolaşan binlerde uydu var ancak bunların yörüngesi yakın olduğundan ötürü dünyanın tamamını kapsayan görüntülerin resmini çekmek mümkün değil. Bu hususu bilhassa bilim düşmanları ve elbette düz dünyacılar saptırmaya çalışır. Oysa L1/L2 noktalarına yerleştirilmiş uydular var ve bunlardan birisi Deep Space Climate Observatory (DSCOVR) uydusudur. Bu uydu 2015 yılından günümüze kadar dünyayı gözlemleyip resimlerini çekiyor. Diğeri ise daha meşhurdur ve L2 noktasında olan James Webb teleskopudur. Toplamda 9 tane uydu/teleskop bu noktalarda faaliyet gösteriyor. Kaynaklar: https://de.wikipedia.org/wiki/Deep_Space_Climate_Observatory https://epic.gsfc.nasa.gov/ https://epic.gsfc.nasa.gov/galleries Açıklayıcı bilgi: DSCOVR uydusundaki EPIC kamerası, Dünya ile Güneş arasındaki yerçekimsel olarak kararlı L1 Lagrange noktası'nda (yaklaşık 1,5 milyon km uzaklıkta) bulunduğu için tüm dünyayı tek seferde görebiliyor. Bu konum, uydunun Güneş'in aydınlattığı Dünya yüzeyinin tamamını sürekli ve kesintisiz bir şekilde gözlemlemesine olanak tanır.
-
Son uçuşu 2011 yılında Atlantis mekiği gerçekleştirdi ve uzay teknolojisindeki önemli bir sayfa kapandı.
-
... ve 2 gün sonra ilk iniş:
-
İlk uçuş Columbia mekiği ile 1981 yılında başarıyla gerçekleşti...
-
NASA tarafından toplam 6 tane uzay mekiği üretildi. Bu mekiklerden 5 tanesi uzay görevlerinde kullanılırken, 1 tanesi sadece test amaçlı kullanıldı. Bunlardan ikisi (Colombia ve Challenger) uçuş esnasında infilak edip parçalandı. Bu iki kazada 14 astronot hayatını kaybetti. Diğer mekikler çeşitli müze ve merkezlerde sergileniyor. Atlantis: Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi Ziyaretçi Kompleksi'nde sergilenmektedir. Discovery: Washington DC yakınlarındaki Smithsonian Ulusal Hava ve Uzay Müzesi'nin Steven F. Udvar-Hazy Merkezi'nde bulunmaktadır. Endeavour : Los Angeles'taki California Bilim Merkezi'nde sergilenmektedir. Enterprise: İlk prototip, sadece test uçuşları için kullanılmıştır, ki uzaya hiç çıkmamıştır. New York'taki Intrepid Deniz, Hava ve Uzay Müzesi'nde yer almaktadır. NASA'nın Uzay Mekiği programı kapsamında, 1981 ile 2011 yılları arasında toplam 135 görev gerçekleştirildi. Bu esnada 355 farklı astronot mekiklerle uçtu ve maalesef bunlardan 14´ü Columbia ve Challenger kazalarında hayatını yitirdi. Resimler: https://www.nasa.gov/gallery/space-shuttles/ https://www.nasa.gov/image-detail/sts-128-2/ https://www.nasa.gov/image-detail/sts-1-columbia/ https://www.nasa.gov/image-detail/sts-1-columbias-maiden-launch/
-
Bilim düşmanlarının kulakları çınlamaya devam etsin; Hubble teleskopu hâlen tıkır tıkır çalışıyor. Ancak yörünge seviyesi günden güne azalıyor. 1990 yılında 600 km´nin civarında konuşlandırılmıştı ve şimdilerdeki yörüngesi yüksekliği 490 km. En kötü ihtimalle 2029 ve en iyi senaryoda 2040 senesinde atmosfere girip yok olacak. Bilenler bilir... Bu teleskopun irtifası daha önce 3 kere Space Shuttle tarafından yükseltilmişti. Bu uzay mekikleri 2011 ´de emekliye ayrıldı.
-
Kopyanın kopyası orijinalinden daha iyi olacak değil ya. Eski Ahit´te Ninive/Ninova isimli büyük bir şehirden bahsedilir ve orada Myriaden (Jona 4:11) kelimesi geçer. Bu kelimenin anlamı belirsiz büyük bir toplumu/rakamı ifade eder. Haliyle benzer bir şekilde Kur´an´a yazmışlar. Yani gayet insani bir davranış biçimi. Kuran yazarları Eski Ahit´te bulunan "Jona 1:1 - 4:11" pasajından kopya çekmişler, ki bunu yaparken bir nevi özetlemişler adeta. Çünkü orijnalinde Yunus kıssası daha detaylı anlatılır. Kaynak: https://corpuscoranicum.de/de/verse-navigator/sura/37/verse/147/print Kaynak: Eski Ahitteki Yunus hikayesinin Almanca çevirisi İlgi duyanlar orijinal masalın Türkçesini şuradan okuyabilir: https://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?id=925&mc=1&sc=924
-
İşler tam bir arap saçına döndü. Deli Trump, Hürmüz boğazını ablukaya aldığını ve oradaki mayınları temizleyeceklerini ilân etti. Bakalım bu horoz dövüşü nereye kadar devam edecek. Ancak Trump´ın karizması(!) bir hayli çizildi diyebiliriz, çünkü tam bir çıkmaza girdi. İran´a kara harekatı yapamaz, kara harekarı olmadan İran´ı yenemez. Mecburen iyi kötü bir antlaşma yapmak zorunda. Diğer yandan piskopat Netanhayu İran´a saldırıyı devam ettirmek için ABD´ye ha bire yükleniyor.
-
Pakistan´da bir araya gelen Iran ve ABD heyeti saatlerce süren görüşmelerinden ardından, herhangi bir antlaşma sağlanmadan ayrıldı. Her iki heyet karşı tarafı suçlamakla meşgul. Deli Trump kesin köpürmüştür ve piskopat Netanyahu ise ellerini sevinçle oğuşturmuştur, çünkü barışı istemeyen tek taraf Netanyahu´dur. Halklar bazında baktığımızda Amerikalılar ve İsrailliler savaş falan istemiyor, ancak bazı basiretsiz siyasetçiler yüzünden dünyadaki savaşlar bir türlü bitmiyor.
-
Cehalet başa zarar minvalinde bir deyim var. Hangi zamanda olursa olsun, cahilsen eğer, seni kendi emelleri uğruna kullanan çok olur.
