Jump to content

kavak

Members
  • İçerik sayısı

    2.979
  • Kayıt tarihi

  • Son ziyareti

  • Kazandığı günler

    168

Everything posted by kavak

  1. Şintoizm Bu dinde ölümden sonra sorusunun bir önemi yoktur ancak doğumdan yakından ilgilenir. Yeni doğan çocuklar, hayatlarının 31. veya 32. gününde annesi ve diğer aile üyeleri ile beraber bir türbeye götürülür ve ailenin koruyucu türbesinin üyesi olur. Rahip, doğumdan 100 gün sonra düzenlenen bir ăyinle çocuğu karşılar: "Sakaki" ağacının bir dalını veya Gohei´yi(kağıttan bir çubuk) çocuğun kafasının üzerinde sallar ve onu bu şekilde arındırır. Japonya´nın Ise kentinde her 20 senede bir özel bir ritüel cereyan eder: Türbeler tamamen yıkılır ve en ufak bir detayına kadar 1:1 orijinaline benzeyen bir yenisi inşa edilir. En sonuncusu 2013 yılında yapıldı. Bu şekilde tahtanın arı olmayan çürümesi engellenir. Ayrıca kraliyeti ve pirinç mahsülünü korumak için burada yaşayan tanrıçaların bu şekilde güçleneceğine inanılır. Buradaki türbeler hălen Japonya´daki en önemli türbeler arasında gelir. Kraliyet törenleri (evlilik, tahta çıkma) ve Tokyo´daki Meiji türbesine düzenlenen senelik ziyaretlerin temeli bugüne kadar Şintoizm´e dayanır. Arınma ritüelleri Şintoizm´in merkezini oluşturur. Türbelerin yıkımı ve yeniden inşası bunun en uç bir örneğidir. Türbe ziyaretçilerinin önce ağızlarını ve ellerini yıkadıklarını hergün görmek mümkün. Bunun için her türbenin önünde bir su havuzu ve su kepçeleri bulunur. Kötü ruhlar bu ritüelle uzaklaştılır.
  2. Ritüeller, çoğunlukla hep aynı biçimde cereyan eden ve belirli durumlarda uygulanan eylemlerdir. Mesela her akşam diş fırçalamak veya gördüğümüzde samimi olduğumuz kişilere sarılmak, gibi. Her dinin de birçok vesileler için uyguladığı sabit ritüelleri vardır. Bu törensel eylemlerin genelde özel sembolik anlamları olduğu gibi, dindarlar açısından önemli bir yer teşkil ederler. Hatta dinlerin olmazsa olmazlarındandır da diyebiliriz. Zamanım elverdikçe çeşitli dinlerdeki sürekli tekrarlanan ritüelleri, ăyinleri ve törenleri aktarmaya çalışacağım. İslam´daki ritüeller benim açımdan şimdilik ikinci plandadır, çünkü buraya uğrayanların ezici çoğunluğun bu dindeki dinsel ritüellerden haberdar olduğunu varsayıyorum. Devam edecek...
  3. Filistin : Eski Ahit´teki yaratılıș Tanrı önce gökyüzünü ve yeryüzünü yarattı. Ve yeryüzü darmadağın ve boștu, karanlık derinliğin üzerindeydi. Ve Tanrı´nın ruhu suların üzerinde süzülüyordu. Ve Tanrı konuștu: "Ișık olsun!" Ve ıșık oldu. Ve Tanrı ıșığı gördü ve iyi olduğunu gördü. Ve Tanrı ıșığı karanlıktan ayırdı. Ve Tanrı ıșığa gündüz ve karanlığa gece adını verdi. Ve akșam oldu ve sabah oldu: birinci gün. İkinci günde Tanrı, boșluğun ve evrenin sularını birbirinden ayıran gökyüzünü yarattı. Ve üçüncü günde, adına yeryüzü dediği, evrenin sularından kuru arazi olușmasına izin verdi. Burada yeșil bitkiler yetiștirdi. Dördüncü günde güneșe, aya ve yıldızlara semada yerlerini verdi. Ve beșinci günde denizin hayvanlarını ve havadaki kușları yarattı. Altıncı günde yeryüzünü çeșitli hayvanlarla donattı. Ve Tanrı iyi olduğunu gördü. Ve Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, Tanrı´nın suretinde onu yarattı. Erkek ve kadın olarak onları yarattı. Ve Tanrı onları kutsadı ve onlara konuștu: "Doğurgan olun ve çoğalın ve yeryüzünü doldurun ve onu kendinize bağımlı kılın."
  4. Dünyadaki her şeyin başlangıcı ve en bașında neyin olduğu sorusu, her devirde ve her kültürde insanları hep meșgul etmiștir. Dünyanın her yerinde açıklama arayıșına gitmișlerdir ve yorumlarını mistik hikayelere ve sembollere aktarmıșlardır. Toplumlar, hem sprituel olarak hem de günlük yașamlarında, onları neyin etkilediğini ve belirlediğini mitlerinde anlatırlar. Mitler, yeryüzünü resim ve sembollerle yorumlayan arkaik șiirlerdir. Tarihsel olarak belirlenemeyen bir ortamda bulunurlar ve olușması sezgi, ilham, rüya ve hayal gücüne dayanır. Bilinen ve popüler olanları sırayla aktarmak istiyorum: Mesopotamya: Sümerler´de yaradılıș Gök tanrısı An gökyüzünü oluștururken, Enlil yeryüzünü kurarken, gökyüzü ve yeryüzü uzaklașırken, insanlık olușurken, okyanusların kralı Enki, uzaklardan yeryüzüne yelkenliyle geliyordu. Ve Enki konușur: "Ben An´ın oğluyum. An, kanunu ellerime koydu. Gökyüzündeki ve yeryüzündeki belgeleri koruyorum. Bütün diyarların babasıyım. Bütün diyarların kulağıyım. Adaleti babam An ile beraber koruyorum." Ve Enki konușur: "Gökyüzüne yükseldim. O zaman yukarıdan yağmur geldi. Yeryüzüne eğildim. O zaman tașarcasına așagıdan su geldi. Ve herșey yeșillendi ve çiçeklendi. Sabanı yarattım. Arıkları açtım. Tarladaki ekinin büyümesine izin verdim." Not: Sümerler MÖ 5000 yılında yazıyı yaymaya bașladılar. İnsanoğlunun en eski yazı sistemi olan çiviyazısı ile, insanoğlunun en eski yaratılıș mitini yazdılar. Zaman buldukça buraya çeşitli mitleri iliştireceğim.
  5. En sevdiğim demeyim ancak şimdi kendim uydurdum: Ha bire mızmızlık yapan, ya hayata küsmüştür ya da sevgilisinden(!) paparayı yemiştir.
  6. Huyum kurusun; fırsat buldukça, piyasaya yeni fıkra düşmüş mü diye oraya buraya bakarım. Çünkü bu hayat insanları yeterince sersemletiyor, dolayısıyla ara sıra gevşeyemeye ihtiyacımız olmuyor değil. Müsaade ederseniz en sevdiğim ve yazdığım için bir hayli küfür yediğim bir fıkrayı size takdim etmek istiyorum... Bakire Meryem Bakire Meryem ana dünyayı ziyaret etmek için izin ister. Kendisine izin verilir, ama her akşam cenneti araması da tembihlenir. Meryem birinci gün cenneti arar: "Benim, bakire Meryem. Bugün kendime bir tane mini etek aldım. Bu kötü bir şey mi ?" "Hayır, hayır, sorun değil" diye cennetten yanıt gecikmez. İkinci gün : "Benim yine, bakire Meryem. Bugün kendime makyaj yaptım. Bu kötü bir şey mi ?" "Tamam, keyfine bak" diye cennetten cevabı alır. Üçüncü gün :" Benim, Meryem. Bu kötü bir şey mi ?"
×
×
  • Create New...