Liderler Sıralaması
Popular Content
Showing content with the highest reputation since 08-01-2025 in all areas
-
Amerikan B2 bombardıman uçağının ebabil kuşu ile benzerliği oldukça şaşırtıcı.3 points
-
Haklısın, Dünyada bir tane gözlem evi ve orada gözlem yapan tek bir astronom var. Dediklerine göre oraya girip gözlem yapmak için milyonlarca dolar ödeme yapman gerekiyormuş.3 points
-
Paranoya geçiriyorum. Benim paranoyaklığım da böyle oluyor. Devlet, polis kapıma dayanacakmış gibi hissediyorum. Sanki çok önemli biriymişim gibi hissediyorum. Anlayışın için teşekkür ederim. Üyeliğim dursun. @Índio do Buraco gibiyim bende.3 points
-
Yıllar önceydi, ben ve @kavak pazarda elma satarak hayatımızı kazanıyorduk. Hem ben hem de kavak 60 elma ile çıkardık pazara. kavak 2 elmayı 5 Avroya satardı. Ben ise 3 elmayı 5 Avroya satardım ve her gün 100 Avro kazanırdım. Bir gün kavak, o gün pazara gelemeyeceğini, çünkü hasta olduğunu söyledi. Onun elmalarını da satmamı rica etti. Ne demek, elbette... Razı oldum tabi. Ama fiyat konusunda kafam karıştı: Aynı masada, aynı elmalar; ama iki elma kümesi ve iki değişik fiyat! Kümenin birisinde 2 elma 5 Avro diye yazıyor, diğerinde 3 elma 5 Avro diye... Olmazdı tabi! Bunun yerine benim 3 elma 5 Avro ile kavak'ın 2 elma 5 Avrosunu topladım, 5 (2+3=5) elmayı 10 (5+5=10) avroya satmaya karar verdim ve elmaların hepsini bu fiyatla sattım, bitirdim. Akşam kavak'a uğradım, toplam paradan benim 100 Avromu cebime attım, gerisini kavak'a verdim. Vermez olaydım! kavak parayı sayınca "DreiMalAli boyundan utan, benim paramı çalmaya utanmıyor musun? Ayıp diye bir şey var yahu! ..." benzeri bir ton laf saydı. O gün, bu gündür aramız hiç iyi değil, bana hala kızgın. Bana neden kızdığını, neden küstüğünü hala anlamadım. Sevgiler2 points
-
😇 Harcamaları daha düşük miktarlarla yapsaydın, çok zengin olmuştun. Mesela her seferinde 1 liralık harcasaydın, şimdi 125 250 liran olurdu. Sevgiler2 points
-
2 points
-
Öyleyse muhtemelen Ramanujan ile kan bağın vardır veya Ramanujan'ın inkarne olmuş halisindir. Sen yine bakmış ve düşünmüşsün, Ramanujan ne bakardı ne de düşünürdü, hatta ispat nedir, onu bilmezdi. Ama hayal dünyasında canlandırır, defterine yazardı. Sonuç olarak hep doğruydu. Ama anlı şanlı proflara ispat gerekli olduğundan ispatlamak/yanlışlamak için uğraşır dururlardı. Maalesef genç yaşlarda öldü. Tamam, Ramanujan'sın, bakarak bulursun, anladık, da, @gun arkadaşımıza çizim gerek, hesap gerek, ispat gerek... Gerek de gerek! 🫠 Sevgiler2 points
-
İstanbul dan UFO görseli istemiştim. O da bunu yaptı. "İniş yapan UFO dan Tenten çıkıyor" resmi istediğimde şunu yaptı mesela.2 points
-
Neredeyse herkes kendi kendinin peygamberi olabilirmiş. Tanrı herkesle tek tek konuşsa da olurmuş. Bizzat kendi de burnundan kıl aldırıp konuşmuyor, melek gönderiyor. Git falanca kişiye bunu bunu söyle diyor. Peygamberlik babadan oğula geçiyor ya birde, akrabası olmayan işsiz kalıyor.2 points
-
2 points
-
## Peygamber Debisi Nedir? **Peygamber debisi**, özellikle su akışında önemli bir kavramdır ve genellikle yağışlar veya diğer doğal olaylar sonrası bir akarsuyun debisinin anlık olarak ne kadar arttığını ifade eder. Bu terim, genelde ani ve yoğun yağışlar ile ilgili olarak kullanılır ve aşağıdaki özelliklere sahiptir: ### Özellikleri - **Ani Debi Artışı:** Yoğun yağışlar, derelere veya nehir yataklarına girdiğinde, su debisinin hızlı bir şekilde artmasını sağlar. Bu durum, peygamber debisi olarak adlandırılır. - **Sel Olayları:** Peygamber debisi sıklıkla sel olayları ile ilişkilidir. Aniden artan su akışları, zarara veya erozyona yol açabilecek seviyelere ulaşabilir. - **Halk Dilinde Kullanım:** Bazı bölgelerde peygamber debisi, sel gibi tehlikeli durumları anlatmak için halk dilinde kullanılan bir terimdir. Kısaca, **peygamber debisi**, aniden artan su akışı durumlarını ifade eder ve özellikle su yönetimi ve doğal afetlerin takibi açısından önemlidir. Yapay zekaya sordum. Böyle cevap verdi.2 points
-
Çok beklersin. Bu günlerde yapay zeka (nam-ı diger Gemini ve diğerleri) ne diyorsa "He!" diyor. Çünkü kendi argümanlarının yetersizliğini ve saçmalığını farketti ve bu yüzden kendine bir destekçi arıyor. Oysa yapay zeka insanların piyasaya sürdüğü tüm bilgileri ve saçmalıkları papağan gibi tekrarlıyor. Ortada bizlerden bağımsız bir bilgi yok. Yani @Emre_1974tr sıfırı tüketti, da, kendisi pek farkında değil.2 points
-
Uzaya adam gönderiyoruz ama kulak çınlamasının kesin sebebini bulamadık. Beyin çok gizemli bir organ. Kulak çınlamasının beyinle ilişkisi nasıldır acaba? Çınlama sadece kulakla ilgili değildir, beyin ile de ilişkisi vardır diye düşünüyorum. Doğru mu düşünüyorum acaba?2 points
-
@Emre_1974tr Marduk neden gelmedi açıklamadı. Ne zamandır bekliyoruz. Hep erteliyor.2 points
-
Müslümanların çok iyi bildiği gibi, Kuran, Muhammed zamanında bir kitap haline getirilmemiştir. O dönemde, ceylan derilerine, hurma ağacı yapraklarına veya kürek kemiklerine yazılarak birbirinden ayrı parçalar halinde kaydedilmiştir. Muhammed zamanında yazıya geçirilen ayetlerde, gönderildikleri sırayı belirten herhangi bir numara ya da işaret bulunmamaktaydı. Yani, hangi ayetin önce, hangisinin sonra geldiği bilinmiyordu. Kuran’ın kitap haline getirilmesi için Ebu Bekir, Zeyd bin Sabit’i görevlendirmiştir. Zeyd bin Sabit, ilk başta bu görevi kabul etmekte direnmiş, “Muhammed zamanında bile kitap haline getirilmemiş olan Kuran’ı ben niye kitap haline getireyim?” diye tepki göstermiştir. Ancak, tıpkı günümüzde bir takım işlerin zorla yaptırılması gibi, Zeyd bin Sabit de bu görevi kabul etmek zorunda kalmıştır. Zeyd bin Sabit, Kuran’ı kitap haline getirmek için bir komisyon kurmuş ve her bir ayet için iki delil ve iki şahit istemiştir. Ancak, anlaşılan o ki, bu kriterler bile yeterli olmamıştır; zira Zeyd bin Sabit, Kuran’ı kitap haline getirirken birçok hata yapmıştır. Şimdi, bu hataları teker teker inceleyelim. Ahzab 4 "Allah, bir adam için içinde iki kalp yapmamıştır. Kendilerinden zihar yaptığınız eşlerinizi analarınız kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. O sizin ağzınızdaki lafınızdır. Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yolu gösteriyor." Bu ayet iki pasajdan oluşmaktadır. İlk pasajda "zihar"dan bahsedilir. Zihar, bir erkeğin karısına "Sen, benim annemin sırtı gibisin" demesiyle gerçekleşir. İkinci pasajda ise Muhammed’in evlatlığı Zeyd’in yaşadığı bir olay anlatılır. Şimdi, ilk pasajın sonuna Mücadele 3’ü ekleyelim: "Allah bir adam için içinde iki kalp yapmamıştır. Kendilerinden zihar yaptığınız eşlerinizi analarınız kılmamıştır. Kadınlardan zıhâr ile ayrılmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin, karılarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen budur. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır." Görüldüğü gibi, Ahzab 4’ün ilk pasajının sonuna Mücadele 3’ü eklediğimizde, bir anlam bozukluğu olması gerekirken, her iki ayet birbirine uyum sağlamaktadır. Şimdi de Ahzab 4’ün ikinci pasajına Ahzab 37’yi ekleyelim: "Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. O sizin ağzınızdaki lafınızdır. Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yolu gösteriyor. Hem hatırla o vakti ki, o kendisine Allah'ın nimet verdiği ve senin de ikramda bulunduğun kimseye: 'Hanımını kendine sıkı tut ve Allah'tan kork' diyordun da nefsinde Allah'ın açacağı şeyi gizliyordun. İnsanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah kendisini saymana daha lâyıktı. Sonra Zeyd o kadından ilişiğini kestiği zaman, biz onu sana eş yaptık ki, oğulluklarının ilişkilerini kestikleri hanımlarını nikâhlamada müminlere bir darlık olmasın. Allah'ın emri de yerine getirilmiştir." Burada da, tıpkı ilk örnekte olduğu gibi, anlam bozukluğu olması gerekirken, her iki ayet de birbiriyle uyum içinde görünmektedir. Peki, bu neden oluyor? Ahzab ve Mücadele süreleri arasında 25 tane başka sure bulunmasına rağmen, her iki ayet de birbirine sanki tek bir ayetmiş gibi uyum sağlıyor. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz: Kuran'ı kitap haline getiren Zeyd bin Sabit, belli ki bu işi eline yüzüne bulaştırmış. Bu örnekleri gidin herhangi bir İslam alimine gösterin, aradaki farkı anlamazlar bile, sanki tek bir ayetmiş gibi kabul ederler. Allah tarafından korunduğu iddia edilen kitap, aslında Zeyd bin Sabit’in yaptığı hatalar nedeniyle uzun zaman önce bozulmuş olabilir. Bak sen şu işe! Bu durumu daha iyi anlatabilmek için bir örnek daha verelim. Bakara 189 "Sana hilâlleri soruyorlar. De ki: 'Onlar insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. Erdemlilik asla evlere arkalarından gelip girmeniz değildir; fakat erdemlilik kişinin Allah'a saygılı olmasıdır. Evlere kapılarından gelin; Allah'a saygılı olun ki kurtuluşa eresiniz.'" İlk pasajda hilalin bir çeşit zaman ölçüsü olduğu belirtiliyor, ikinci pasajda ise evlere hangi kapıdan girilmesi gerektiği ile ilgili bir öğüt veriliyor. Burada bir anlatım bozukluğu var. Eğer ayetler bir bütün olmalıysa, neden bu ayette böyle bir anlatım hatası var? Arapça bilmeyen birinin, bu ayeti anlaması mümkün müdür? “Ben tefsir olmadan, sadece Arapçasını okuyarak anlarım” diyen birisi var mı? Muhtemelen yoktur. Peki, Nahl 89 ne diyor? "Biz Kuran’ı sana her şeyin apaçık bir beyanı olarak indirdik." Öyleyse, Allah’ın “apaçık” olarak nitelendirdiği Kitap, herkes tarafından anlaşılmalıdır. Yani, herkes, bu Kitap’ı doğrudan anlayabilmelidir. Ancak, Müslümanlar, Bakara 189 gibi ayetleri anlamak için tefsir kitaplarına başvuruyor. Peki, Allah’ın “apaçık” olarak nitelendirdiği bir kitabı anlamak için niye tefsircilere ihtiyaç duyuyoruz? Allah, bu ayetleri biraz daha anlaşılır şekilde yazamaz mıydı? Ya da altında kendi tefsirini ekleseydi? Bozulmadığını iddia ettiğiniz Kuran, kim bilir son 1400 yıl içinde kaç defa bozuldu, kaç defa güncellendi. Örnekleriyle birlikte bunu ortaya koydum; Kuran’ın bozulduğu "apaçık" ortadadır.2 points
-
Bu uzaylı işinde iyi abone potansiyeli var. Adam kafasında uzaylı hikayeleri uydurmuş.2 points
-
Muhammed, "Kim dinini değiştirirse/İslam'dan çıkarsa onu öldürün" diyordu. Bu hadisi aktaran sahabiler arasında Hz. Osman, İbni Mesut, İbni Abbas, Muaz b. Cebel, Hz. Ali ve oğlu Hasan, Hz. Ayşe, Ebu Hüreyre, Muaviye b. Hayde, Ebu Musa el-Eş'ari, Ebu Bürde ve Abdullah b. Ömer yer almaktadır. Ayrıca bu hadis, başta Buhari ve Müslim olmak üzere birçok kaynakta geçmektedir. Ben her ravi için birer örnekle birlikte bazı kaynakları aşağıya alıyorum: a. Buhari: Hz. Ali ve İbni Abbas'tan örnek. Cihad, bab 149/3017 ve İstiabe, bab 2/6922. b. Nesai, Tahrim-i Dem, bab 15/4063. Hz. Hasan rivayet ediyor. Busayri, Tuhfetü’l-Hayre, c. 5/211, no: 4686. İslam'da Hz. Muhammed'i eleştirip sövme konusunda çok ağır cezalar öngörülmüştür. İlkin, bu eleştirinin sınırı konusunda bilgi vermekle başlayalım. Konuya ilişkin hemen hemen aynı bilgileri paylaşan Kadı İyad (h.544-ö), Kurtubi (h.671-ö) ve Şeyhülislam İbni Teymiyye (h.728-ö)'den özet bir bilgi aktarmak isterim. Bunlar, söze şu şekilde başlarlar: "Her kim Hz. Muhammed’e herhangi bir kusur isnat ederse, onun cezası ölümdür. İslam alimleri arasında bu konuda ihtilaf yoktur." Ardından şöyle detaylandırırlar: "Hz. Muhammed’e atfedilen eksiklik, kusur veya eleştiri ister onun şahsıyla ilgili olsun, ister getirmiş olduğu dinle ilgili olsun, bunun cezası ölümdür. Yine kim onu lanetlerse, ona beddua ederse veya herhangi bir zararını isterse; böyle bir kişinin cezası, tüm İslam alimlerinin ittifakıyla ölümdür." Hatta İmam Malik ve daha sonra Kadı İyad, "Kim kötü niyetle Hz. Muhammed’in abası/gömleği kirlidir, kötüdür diyorsa, cezası yine ölümdür." şeklinde yazmışlardır. (234) İşte bu Kadı İyad ki, Bediüzzaman Said Nursi onu kendi kitaplarında işlerken öve öve bitirememiştir. İbni'l Heytemi, "ez-Zevacir an iktirafi'l-Kebair" adlı yapıtında, bir adamın Hz. Muhammed’le ilgili "Sizin arkadaşınız" ifadesini kullandığı için Halit b. Velit’in onu katlettiğinden bahseder. Yani, ona "arkadaş" diye hitap etmek bile ölüm nedeni olmuştur. (235) c. İbni Mace, Hudut, Bab 112534. İbni Mes’ud aktarıyor. d. Ebu Musa el-Eş'ari rivayeti: Buhari, Megazi, Bab 60/4341; İstitabe, Bab 2/6923; Ahkam, Bab 1217157. Müslim, İmare, Bab 3/1833. e. Ayşe rivayeti: İbni Hemmam, Musannaf, c. 10/114, no: 18563 ve Taberani, M. Evsat, c. 9/195, no: 9230. f. Osman rivayeti: İbni Hemmam, Musannaf, c. 10/167, no: 18701-2. 234- İbni Teymiyye, Sarimu'l Meslul, c. 3/979, Dördüncü Mesele kısmında. 235- Said Nursi, Mektubat, s. 179. Şeyhülislam İbni Teymiye konuya ilişkin olarak, "Hz. Muhammed’i eleştiren, ister Müslüman olsun ister kafir, infaz edilir" şeklinde bir başlık atmıştır. Ayrıca, "Hz. Muhammed’e söven, aleyhinde konuşan, eleştiren kişi öldürülmelidir. Böyle biri ceza olarak köle statüsüne tabi olmaz, fidye verip kendini kurtaramaz ve bağışlanmaz" diye farklı bir başlık daha atmıştır. İbni Teymiye, Hz. Muhammed’e sövmenin veya eleştirmenin cezasının infaz olduğunu belirtirken, bununla ilgili olarak on beş farklı hadis göstermiştir. Bu, Kadı İyad’ın yazdıkları için de geçerlidir ve pek çok yazar da bu rivayetleri aktarmışlardır. (236) İbni Teymiye dışında başka İslam alimleri de benzer görüşlere sahip olmuşlardır. Konuyla ilgili birkaç örnek verelim: İbni Ebi Asım (h. 287 - ö): "Hz. Muhammed’i eleştireni öldüren katile ne kısas gerekir, ne de kan bedeli" şeklinde bir başlık atmıştır. (237) İbni Münzir (h. 318 - ö): "Tüm İslam alimleri hemfikirdir ki Hz. Muhammed hakkında kötü şeyler söyleyenin, onu eleştirenin cezası ölümdür" demiştir. İbni Rahüveyh: "Hz. Muhammed hakkında olumsuz herhangi bir şey söyleyenin cezası hem ölümdür hem de bu kişi kafir sayılır. Bu, aynı zamanda tüm alimlerin de görüşüdür..." demiştir. Muhammed b. Sahnun (h. 265 - ö): "Tüm İslam alimleri hemfikirdir ki Hz. Muhammed’e herhangi bir eksiklik isnat edenin cezası ölümdür ve bunu yapan kişi aynı zamanda kafir sayılır; gideceği yer de cehennemdir" demiştir. (238) İbni Teymiye, Sarimu'l Meslul, s. 467; Takrib'ü Sarimi'l Meslul, s. 41. İbni Ebi Kasım, Kitab'ü Diyat, s. 533. Kimi yerlerde İbni Sahnun diye geçmektedir.2 points
-
@kavak Emre'ye böyle çalışmadığı yerlerden sorular sorunca adeta dut yemiş bülbüle dönüyor. Kendisinin hala miras ayetlerinde ki matematik hatası konusunda cevap vermesini bekliyorum.2 points
-
Geçen hafta Leman mizah dergisi bir karikatür yayınladı. Karikatürün vermek istediği mesaj aslında çok basitti: Sözde aynı(!) tanrının inanırları (Müslümanlar ve Museviler) birbirlerini öldürüyordu. Evet; barış içinde yaşamak yerine birbirlerine bomba atıyordu. İki tarafta kindarlık had safhadaydı. Bunu tartışacaklarına bilhassa Muhammed isminden ötürü neredeyse Leman elemanlarını linç edeceklerdi. Ellerinden gelseydi, kesin yaparlardı. Tıpkı Sivas katliyamı gibi. O karikatürde sadece Musa olsaydı, kimse umursamazdı. Müslümanlar, Muhammed´i taptıkları tanrıdan daha fazla kutsallaştırdılar. Öyle ya; Allah´a küfürler gırla giderken, Muhammed´e küfür edenine ben rastlamadım.2 points
-
Cinler ateşten yaratıldı ise kızıl ötesi kameralar ile çekilmiş bir resmini paylaşabilir misin? :)2 points
-
Hazırlanın. İlluminati'yi ve komünist masonik yahudileri deşifre ediyorum. Ve tabi ki onların büyük üstadı Bill Gates'i. Alın size kanıt.2 points
-
Forumun Felsefe bölümünde Gazzali'nin Kimya-i Saadet'inin değil de Filozofların Tutarsızlıkları ve Mustasfa'sının irdelenmesini beklerdim. Kimya-i Saadet din forumunun konusu daha çok.2 points
-
Sebeplerden biri paralel bir ikinci ordu olan Devrim Muhafızları’dır. Vatanı değil, iktidarı korumaya adanmış bu yapı, asıl ordudan daha fazla kaynağa ve yetkiye sahiptir. Kimi alaylı, kimi İran-Irak Savaşı'ndan tecrübeli olan mensuplarının ortak noktası, aynı siyasi görüşe hizmet etmeleridir. Ancak kurmay zekasından yoksundurlar.2 points
-
2 points
-
İslamcılar böyle durumların ortaya çıktığını elbette biliyor ki, bu nedenle Avliye diye bir metot geliştirmek zorunda kalmışlar. Rivayete göre tee Ömer zamanından beri uygulanıyor. Bunu yapmak zorunda olanlar İslam kaynaklarına göre Muhammed´i bizzat tanıyan kişiler aslında. Yani balık teee o zamandan beri kokmaya başlamış zaten. Bu arada @Emre_1974tr saygısız birisidir; çoğunlukla doğrudan yanıt vermez. Karşısındaki sürekli küçümser ve kendi bloğuna yönlendirmeye çalışır. Kendini bulunmaz hint kumaşı zannedenlerdendir. Ben kendisini senelerden beri tanırım, umutsuz vakadır. Yani onun anlayacağı dilden yazmak gerek ve bilhassa dinsiz imansızlara ve kadınlara yapılan adaletsizliği, hakaretleri sürekli onun gözüne sokmak lazım. Avl: İslâm miras hukukunda, belirli hisse sahiplerinin (ashâbü’l-ferâiz) mirastan alacakları payların toplamının ortak paydadan fazla olması hali. Kaynak: https://islamansiklopedisi.org.tr/avl2 points
-
@Emre_1974tr Senin bu Allah, Bakara Suresi 29. ayette şöyle buyuruyor: “Yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra göğe yöneldi ve onları yedi gök olarak düzenledi.” Fussilet Suresi 12. ayette ise: “Böylece iki günde yedi göğü yarattı. Her göğe görevini vahyetti. En yakın göğü de kandillerle süsledik...” Şimdi gel anlat bakalım, bu "yedi gök" neyin nesi? Atmosfer değil diyelim, çünkü modern bilim bize atmosferin beş ana katmanı olduğunu söylüyor: Troposfer, Stratosfer, Mezosfer, Termosfer ve Ekzosfer. Yedi değil. Peki “en yakın gök” nerede? Mülk Suresi 5’te de aynı ifade tekrar ediliyor: “En yakın göğü kandillerle süsledik...” Burada “kandil” olarak tanımlanan şeyin yıldızlar olduğu açık. Ama burada ciddi bir sorun başlıyor. Yıldızlar, Dünya’dan binlerce kat büyük olan devasa gaz küreleridir. En yakını olan Güneş bile bizden yaklaşık 150 milyon kilometre uzakta. Diğer yıldızlar trilyonlarca kilometre mesafede ve ışık yılıyla ölçülen uzaklıklarda bulunuyor. Nasıl oluyor da bu kadar uzak, devasa yıldızlar “en yakın gök”te sayılıyor? Dahası, Fussilet ve Mülk surelerinde, bu yıldızların (ya da “kandillerin”) şeytanları kovmak için kullanılan "ateşli mermiler" olduğu da ima ediliyor. Ama burada da bir çelişki var: Yıldızlar sabit konumlarda duran, kendi çekim kuvvetleriyle dev sistemleri bir arada tutan, nükleer füzyonla enerji üreten gök cisimleridir. Meteor gibi hareketli nesneler değiller. Meteorlar ise Dünya atmosferine giren ve sürtünme ile yanan, genellikle sadece birkaç saniye görülebilen küçük taşlardır. Eğer Kuran’daki “alevli mermiler” bu meteorlar ise, bu demektir ki şeytanlar/ya da cinler Dünya atmosferinin üst katmanlarında dolanıyor olmalı. Ancak yıldızlar bu katmanların çok ötesindedir — trilyonlarca kilometre uzakta. Ayrıca fizik yasaları çerçevesinde meteorlar yön değiştirmez. Sabit yörüngelere göre hareket ederler. Yani bir cin veya şeytan yön değiştirirse, bir meteor onu “kovalayamaz.” Kaldı ki yıldızların böyle bir işlevi zaten mümkün değil. Güneş’in içine bir milyon Dünya sığabiliyor. Böyle bir kozmik yapının “şeytan kovalamak” gibi bir görevi olması, yalnızca 7. yüzyıl insanının hayal gücüne hitap eder. Sonuç olarak: Yedi kat gök neye karşılık geliyor belli değil. “En yakın gök”te yıldızların olması bilimsel gerçeklikle çelişiyor. Yıldız ve meteor ayrımı metinlerde karıştırılmış gibi görünüyor. Yıldızların cin veya şeytan kovalamak için kullanılması astronomik açıdan absürt. Bu ayetlerin 7. yüzyıl Araplarının dönemin kozmolojik anlayışını yansıttığı oldukça açık. Bugün bilimle kıyaslandığında, bu anlatımların metafor bile olsa evrenin doğasıyla bağdaşmadığı görülüyor.2 points
-
Din kuralları makama, zaman ve mekana göre değişmemeli. Değişiyorsa o din insan yapımı insanın zevklerine göre yapılmış bir din olur.2 points
-
ALLAH ile iletişime geçebilmek için ön şartlar nelerdir? Ankara'da dayımız mı olacak? :)2 points
-
İbretlik bir tarihi haber. Bundan 200 evvel pantolon giyenleri padişah fermanı olmasına rağmen bir güzelcene pataklamışlar, iyi mi. Aynı padişah, daha sonra, yaşanan şiddet olayının üstünü örtmeye çalışmış. Kaynak: https://www.odatv.com/kultur-sanat/gunluk-hayatimizin-ayrilmaz-bir-parcasi-olan-pantolon-osmanli-doneminde-buyuk-tartismalara-ve-hatta-siddet-olaylarina-neden-oldu-1200375522 points
-
@kavak Şimdi gözüküyor mu? Putin görseli oluşturmasını istemiştim.2 points
-
2 points
-
Kuran'ın bozulduğu ile ilgili bir diğer örnek, Muhammed zamanında Kuran'da bulunan recm ayetinin, Muhammed'in ölümünden sonra nesh edilmesi yani ortadan kaldırılmasıdır. İmam el-Kurtubi, Surah el-Ahzab tefsirine şu şekilde başlamaktadır: سورة الأحزاب Surah el-Ahzab, Bu sure, tamamına göre Medeni bir suredir (Medine döneminde nazil olan). Münafıkların, Allah Resulü'ne zarar vermek, onu eleştirmek ve onun evlilikleri gibi çeşitli konularda hakaretlerde bulunmaları üzerine indirilmiştir. 73 ayetten oluşmaktadır. Ancak, bu sure zamanında Surah el-Bakara kadar uzun kabul ediliyordu ve içinde recm ayeti de bulunuyordu. Bu ayet şu şekildeydi: الشيخ والشيخة إذا زنيا فارجموهما البتة نكالا من الله والله عزيز حكيم Yaşlı erkek ve yaşlı kadın zina ettiklerinde, onları tamamen taşlayın. Bu, Allah'tan bir ceza olup, Allah aziz ve hikmet sahibidir. Ebu Bekir el-Envâri, bu bilgiyi Ubay bin Ka'b'tan rivayet etmiştir. Alimler, bu ayeti şöyle açıklamaktadırlar: Allah, el-Ahzab suresindeki mevcut ayetlerden fazlasını kendisine yükseltmiştir ve recm ayetinin lafzı artık Kur'an’da yer almamaktadır. Ahmet bin el-Heytem bin Halid, bize şöyle nakletmiştir: "Ebu Ubeyd el-Kâsım bin Selâm, İbnü'l-Mübarek'ten, o da İbnü'l-Lehîa'dan, o da Ebu'l-Esved'den, o da İkrime'den, o da Aişe'den şöyle dedi: 'Allah Resulü zamanında, el-Ahzab suresi 200 ayet olarak sayılırdı. Ancak Mushaf yazıldığında, sadece şu anki mevcut ayetler kayda geçti.'" Ebu Bekir el-Envâri, Aişe'nin bu sözünden şunu anlamamız gerektiğini ifade etmiştir: 'Allah Teâlâ, el-Ahzab suresinin bizim elimizde bulunan kısmından fazlasını kendisine yükseltmiştir.' Ben derim ki: Bu, Kur'an'daki naskh (yok etme) türlerinden birisidir ve daha önce Bakara suresinde bu konu detaylı olarak ele alınmıştı, elhamdülillah. Zürr, İbnü Ka'b'a şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Siz el-Ahzab suresini kaç ayet sayıyorsunuz?" Ben de "73 ayet" dedim. O ise şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, bu sure, Bakara suresiyle eşdeğer veya daha uzun olabilirdi. Biz, bu sureden recm ayetini de okurduk: الشيخ والشيخة إذا زنيا فارجموهما البتة نكالا من الله والله عزيز حكيم Yaşlı erkek ve kadın zina ettiklerinde, onları tamamen taşlayın. Bu, Allah'tan bir cezadır ve Allah aziz ve hikmet sahibidir." İbnü Ka'b burada, bu ayetin Kur'an'dan nesh edilmiş bir kısım olduğunu kastetmiştir. (Tefsir el-Kurtubi 14/106-107) Kurtubi'nin Ahzab suresi için yapmış olduğu tefsiri incelediğimizde, Muhammed döneminde Ahzab suresinin, Bakara suresi kadar uzun olduğu ve içerisinde recm ayetinin de bulunduğu görülmektedir. Muhammed zamanında recm cezasının uygulandığına dair Kütüb-i Sitte'den bir hadis; 4. (1608) - Ebû Hüreyre ve Zeyd İbnu Hâlid el-Cühenî (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: Bir bedevî, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’e gelerek: "- Ey Allah'ın Resûlü, Allah aşkına, hakkımda Allah'ın kitabıyla hükmet!" diye yemin etti. Bundan daha fakih olan bir diğeri de: "- Evet, aramızda Kitabullah'la hükmet, bana da izin ver!" talebinde bulundu. Aleyhissalâtu vesselâm Efendimiz: "- Meramını söyle! (seni dinliyorum)" dedi. Adam: "- Oğlum bunun yanında işçi idi. Karısıyla zinâ yaptı. Bana, "Oğlun için recm gerekir" dediler. Ben de hemen oğlum adına yüz koyun ve bir cariye fidye olarak verdim. Sonra bir de ilim adamlarına sordum. Bana: "Oğluna yüz değnek ve bir yıl sürgün cezası gerekir; bu adamın karısına da recm cezası uygulanmalıdır" dediler," dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "- Ruhumu kudret elinde tutan Zât'a yemin olsun, ikinizin arasını Kitabullah'a uygun şekilde hükme bağlayacağım: Cariye ve koyunlar sana geri verilecek. Oğluna yüz sopa ve bir yıl sürgün cezası uygulanacak" buyurdu. Sonra, Eslemli bir adama seslendi: "- Ey Üneys! Bu zâtın hanımına git, eğer zinâyı itiraf ederse onu recmet!" dedi. Üneys, kadına vardı. O suçunu itiraf etti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) emretti, kadın recmedildi. Kaynaklar: [Buhârî, Muhâribîn 30, 32, 34, 38, 46, Vekâlet 13, Şehâdât 8, Sulh 5, Şurût 9, Eymân 3, Ahkâm 39, Haberu'l-Vâhid I, İ'tisâm 2; Müslim, Hudud, 25, (1697, 1698); Muvatta, Hudud 6, (2, 822); Tirmizî, Hudud 8, (1433); Ebû Dâvud, Hudud 25, (445); Nesâî, Kudât 21, (8, 240, 241); İbnu Mâce, Hudud 7, (2549).] Bu hadisi incelediğimizde, Muhammed zamanında Kitabullah yani Kuran içerisinde recm ayeti ve recm cezasının uygulandığını görüyoruz. Peki, Muhammed'in ölümünden sonra Kuran'daki recm ayetini kim nesh etti, yani ortadan kaldırdı? Bu sorunun cevabını bulmak için başka bir hadise bakmamız gerekiyor. (1589) - İbnü Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Hz. Ömer (radıyallahu anh) hutbe verirken şunları söyledi: "Allah Teâla hazretleri, Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'ı hak din ile göndermiş ve ona Kitap'ı indirmiştir. Bu indirilenler arasında recm âyeti de vardı. Biz bu âyeti okuduk ve ezberledik. Ayrıca, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) zinâ yapanlara recm cezasını uygulamıştır, sonrasında biz de bu cezayı tatbik ettik. Benim endişem şu: Zamanla bazı kimseler çıkıp 'Biz Allah’ın Kitabında recm cezasını görmüyoruz' diyerek inkâra sapabilirler ve böylece Allah’ın indirdiği bir farzı terk ederek dalâlete düşebilirler. Şunu bilin ki, recm; kadın ve erkekten muhsan olanların zinâları, delil, hamilelik ya da itiraf yoluyla sübût bulduğunda onlara tatbik edilmesi gereken bir haktır. Allah’a kasemle söylüyorum, eğer insanlar: 'Ömer, Allah Teâla'nın kitabına ilâve etti' demeselerdi, recm âyetini Kitabullah’a yazardım." [Buhârî, Hudud 31, 30, Mezâlim 19, Menâkibu'l-Ensar 46, Megâzî 21, İ'tisâm 16; Müslim, Hudud 15, (1691); Muvatta, Hudud 8, 10, (823, 824); Tirmizî, Hudud 7, (1431); Ebu Dâvud, Hudud 23, (4418).] Evet dostlar, recm ayetinin kaldırılmasıyla ilgili kilit nokta tam olarak bu hadiste yer almaktadır! Ömer şöyle diyor: Allah, Muhammed'e Kuran'ı indirmiştir ve bu indirilenler arasında recm ayeti de vardı. Sonrasında biz bu ayeti okuduk, ezberledik ve recm cezasını da uyguladık. Ömer devamında şunu ekliyor: Eğer insanların, "Ömer, Allah'ın kitabına ilâve etti" yani "ekleme yaptı" demeyeceklerini bilseydim, recm ayetini Kitabullah'a, yani Kuran'a yazardım! Demek ki neymiş? Kuran’da recm ayeti varmış. Ömer'de bunu söylüyor. Ama sonrasında insanlar, “Ömer kafasına göre Kuran’a ayet ekliyor, çıkarıyor” diye iftira atarlar diye, recm ayetini Kuran’a yazmaktan çekinmiş! Bu ve benzeri durumlar, Müslümanların "Kuran Allah tarafından korunmuştur, Kuran hiç bozulmamıştır" şeklindeki söylemleriyle çelişmektedir. Kaynak arayan Müslümanlar, Kutubu Sitte hadislerini inceleyebilirler; https://derintevhid.com/wp-content/uploads/2022/11/Kutubi-Sitte-Ibrahim-Canan.pdf2 points
-
@Yarbay İbrahim Ben sana doğrudan kaynağından ayet ve hadis sunuyorum. Sen ise bana, Sorularla İslamiyet gibi sitelerden hacı hoca ne cevap verdiyse, onu kopyala-yapıştır yapıyorsun. Yukarıda, Ayşe'nin recm ayeti ve on kez süt emme ayetinin keçiler tarafından yendiğiyle ilgili İbni Mece'den bir hadis getirdim. Bu hadislerin çürük olduğunu söyledin ve kıvırdın. Ayşe annen yalan söylüyorsa o halde Kuran'dan bana recm ve on kez süt emme ile ilgili olan ayetleri getir dedim onu da yapmadın. İbni Mace'yi beğenmedin diye şimdi de Kurtubi Tefsiri'nden Ahzab Suresi'ne yaptığı tefsiri buldum. Kurtubi bile bu konuya ayrı bir şekilde değinmiş. İmam el-Kurtubi, Surah el-Ahzab tefsirine şu şekilde başlamaktadır: سورة الأحزاب Surah el-Ahzab, Bu sure, tamamına göre Medeni bir suredir(Medine döneminde nazil olan). Münafıkların, Allah Resulü'ne zarar vermek, onu eleştirmek ve onun evlilikleri gibi çeşitli konularda hakaretlerde bulunmaları üzerine indirilmiştir. 73 ayetten oluşmaktadır. Ancak, bu sure zamanında, Surah el-Bakara kadar uzun kabul ediliyordu ve içinde Recm ayeti de bulunuyordu. Bu ayet şu şekildeydi: الشيخ والشيخة إذا زنيا فارجموهما البتة نكالا من الله والله عزيز حكيم Yaşlı erkek ve yaşlı kadın zina ettiklerinde, onları tamamen taşlayın. Bu, Allah'tan bir ceza olup, Allah aziz ve hikmet sahibidir. Ebu Bekir el-Envâri, bu bilgiyi Ubay bin Ka'b'tan rivayet etmiştir. Alimler, bu ayeti şöyle açıklamaktadırlar: Allah, el-Ahzab suresindeki mevcut ayetlerden fazlasını kendisine yükseltmiştir ve Recm ayetinin lafzı artık Kuran'da yer almamaktadır. Ahmet bin el-Heytem bin Halid, bize şöyle nakletmiştir: "Ebu Ubeyd el-Kâsım bin Selâm, İbnü'l-Mübarek'ten, o da İbnü'l-Lehîa'dan, o da Ebu'l-Esved'den, o da İkrime'den, o da Aişe'den şöyle dedi: 'Allah Resulü zamanında, el-Ahzab suresi 200 ayet olarak sayılırdı. Ancak Mushaf yazıldığında, sadece şu anki mevcut ayetler kayda geçti.' Ebu Bekir el-Envâri, Aişe'nin bu sözünden şunu anlamamız gerektiğini ifade etmiştir: 'Allah Teâlâ, el-Ahzab suresinin bizim elimizde bulunan kısmından fazlasını kendisine yükseltmiştir.'" Ben derim ki: Bu, Kuran'daki naskh (yok etme) türlerinden birisidir ve daha önce Bakara suresinde bu konu detaylı olarak ele alınmıştı, elhamdülillah. Zürr, İbnü Ka'b'a şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Siz el-Ahzab suresini kaç ayet sayıyorsunuz?" Ben de "73 ayet" dedim. O ise şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, bu sure, Bakara suresiyle eşdeğer veya daha uzun olabilirdi. Biz, bu sureden Recm ayetini de okurduk: الشيخ والشيخة إذا زنيا فارجموهما البتة نكالا من الله والله عزيز حكيم Yaşlı erkek ve kadın zina ettiklerinde, onları tamamen taşlayın. Bu, Allah'tan bir cezadır ve Allah aziz ve hikmet sahibidir." İbnü Ka'b burada, bu ayetin Kuran'dan nesh edilmiş bir kısım olduğunu kastetmiştir. (Tefsir el-Kurtubi 14/106-107) Kaynak: https://tulayhah.wordpress.com/2020/12/14/the-length-of-surah-al-ahzab-tafsir-al-qurtubi/2 points
-
Bunun Allah´la ne alakası varmış? Her halükârda insan yazması işte. Değişen bir şey yok, ki kitabın tümünü okuduğunu da zannetmiyorum. Okusan böyle konuşmazsın.2 points
-
@Valery Legasov, @Emre_1974tr ile baş edemezsin. Nuh der, peygamber demez. Sadece işine gelen mesajlara yanıt verir ve ego manyağı olduğu için, ha bire kendi bloğuna yönlerdirmeye çalışır. Demedi, deme. Böyle bir tip kendisi.2 points
-
@Emre_1974tr Benim söylediklerim eğer uydurma ise, o zaman Kur'an'daki Fil Suresi'nde hangi olaydan bahsediliyor? Fil Suresini de mi ben uydurdum? İslam öncesi Kabe dediğimiz yapı puthane olarak kullanılmıyor muydu? Eğer kullanılmıyordu diyorsanız, o zaman Muhammed hangi putları kırıyordu? Hadi diyelim ki benim söylediklerim yalan, Ebrehe de yalan, o dönemde Kabe'ye saldıranların Hristiyan olduğu da yalan olsun. Allah, Fil Suresi'nde ne diyor? "Rabbin, Fil sahiplerinin üzerine kuşlar gönderdi ve taşlarla onları delip geçti." Bak, her şeyi bir kenara bırak, Güney ve Orta Arabistan’ın sıcak çöl ortamında bir ya da birden fazla fil nasıl hayatta kalacak, hiç düşündün mü? Fil dediğimiz hayvanın günlük olarak 149-169 kg arasında besin tüketmesi gerekir. Ayrıca, bir filin günde 68,4 ile 98,8 litre arasında su içmesi gerekir. Filler, çöl arazisine uygun olmayan oldukça zayıf ayaklara sahiptir. Ayrıca, çoğu kılsız memeliye kıyasla güneşe karşı doğal bir korumaları olmadığı için, güneş yanığından korunabilmek amacıyla düzenli olarak çamur içinde banyo yapmaları gerekir. Şimdi söyle bakalım Müslüman. Bu Fil Ordusu, o çölleri nasıl geçip Mekke'ye ulaştı? O çölleri aşarken bu filler ne yedi, ne içti, hiç düşünmedin mi? Bu filler, çöl sıcağında nasıl telef olmadı, hiç aklına gelmedi mi? Bir fil, günlük 160 kg besin tüketiyor. 10 fil varsa, bu 1600 kg besin eder. Bir fil, günde 80 litre su içiyor. 10 fil olduğunda, bu 800 litre su yapar günlük. Şimdi, bu fil ordusunun Yemen'den kalkıp Mekke'ye kadar yürüdüğünü düşünürsek, toplamda 1200 kilometre yol yürümeleri gerekiyor. Daha bu fillerin çamur banyolarından ya da Fil Suresi'nin bazı tefsirlerinde 10 bin kişilik bir ordudan bahsedildiğine göre, bu fil ordusuyla birlikte hareket eden askerlerin yediğinden, içtiğinden hiç bahsetmiyorum bile! Düşünsene, öyle bir ordu ki, hem filleri doyuruyor hem de sayıları 10 binlerle ifade edilen askerlerini! Bütün bunları nasıl açıklayacaksın? Bu saçmalıkları senin aklın alıyor mu?2 points
-
Bilim düşmanlığı, aşırı sağcılık ile doğrudan bağlantılıdır. Birde düz dünyaya bile inanabiliyorlar.2 points
-
Fil olayı, baştan sona bir hikayeden ibarettir; tıpkı Binbir Gece Masalları'nda anlatılan öyküler gibi. Bu olay da muhtemelen Arap şairleri ve hikayecileri tarafından uydurulmuştur, ancak Müslümanlar bunu gerçekmiş gibi anlatmaktadırlar. Bir önceki mesajımda bahsettiğim sebeplerden dolayı, bir veya birden fazla filin, Güney ve Orta Arabistan’ın sıcak çöl ortamında hayatta kalması mümkün değildir. Bir filin ne yediği ve ne içtiği bellidir. Fil suresinin tefsirlerinde ise on binlerle ifade edilen bir ordudan söz edilmektedir. Bazı tefsirlerde, 60 bin kişilik bir ordunun Yemen'den kalkıp Mekke'ye kadar yürüdüğü anlatılmaktadır, fakat kimse sormuyor: Bu 60 bin kişilik ordu çölleri nasıl geçti? Ne yediler, ne içtiler? Bu filleri nasıl doyurdular? Bu filler çölleri aşarken nasıl telef olmadılar? Bu soruların cevaplarını bulamıyoruz.1 point
-
1 point
-
Ocak 1, 2025 - Çarşamba (3) Şubat 1, 2025 - Cumartesi (6) Mart 1, 2025 - Cumartesi (6) Nisan 1, 2025 - Salı (2) Mayıs 1, 2025 - Perşembe (4) Haziran 1, 2025 - Pazar (7) Temmuz 1, 2025 - Salı (2) Ağustos 1, 2025 - Cuma (5) Eylül 1, 2025 - Pazartesi (1) Ekim 1, 2025 - Çarşamba (3) Kasım 1, 2025 - Cumartesi (6) Aralık 1, 2025 - Pazartesi (1) 2025 yılının ay başları böyle başlıyor. Çarşamba haftanın 3 cü günü olduğu için 3 dedik. 366 247 251 361 2025 yılında verilen tarihin hangi güne denk geldiğini bulmak için bu rakamların bir eksiğini yazıyoruz. 255 137 140 250 bunu ezberliyoruz. 13 nisan 2025 hangi güne gelir? Ezberlediğimiz listede nisan ayına ait rakam 1 idi. (13+1)-7=7 gün pazar oluyor. 14 nisan 2025 olursa (14+1)-14=1 gün pazartesi. Burada 7 nin 2 katını çıkarıyoruz. 26 nisan 2025 (26+1)-21=5 gün cuma 24 temmuz 2025 (24+1)-(3*7)=4 gün perşembe 10000 sene öncesi ve sonrasını hesaplayanlar var ama onların yöntemlerini bilmiyorum1 point
-
Bayağı oldu 25-30 sene olmuştur. Nasıl sipariş verdim onuda hatırlamıyorum . Birisi almıştı benden onun işine yaradı mı bilmiyorum . 9 kadar sayılar böyleydi galiba. Simit Sopa Kuğu Tabure Dört Ayaklı Masa Beş Eldiven Altı Tabanca Yedi Öğrenci Sekiz Gözlük Dokuz Balon1 point
-
Ben bu adamın kitabını almıştım. Pişman oldum. Çünkü benden 1000 kadar sayıların görselleştirilmiş hallerini ezberlememi istiyordu. Onları ezberleyecek hafızam olsa bu tekniklere ihtiyaç duymam.1 point
-
@Emre_1974tr, senin tanrın sorunları/anlaşmazlıkları çözmek için savaşmayı, kabak kuvveti, öldürmeyi ve ölmeyi çözüm olarak sunuyor. İstersen bu kitabı 1000 kere baştan sona oku, bu yalın gerçek değişmez. Böyle bir insani(!) tanrıyı olsa olsa insanlar icat eder. Çaktın mı köfteyi? Dipnot: Fakirlikle ilğili konuyu es geçmişsin. Zaten senden farklı bir şey beklemedik.1 point
-
@Saturn Bunu bulduğunuz çok iyi olmuş. Kur'an'a göre, Dünya aynı bir tabak gibi düz ve sabittir, evrenin merkezinde yer alır ve Güneş dahil olmak üzere diğer bütün gezegenler, Dünya'nın etrafında hareket eder. Bu gerçeği inkar eden bir Müslüman, Kur'an ile çelişeceği için mürted sayılır. Eğer tövbe edip İslam'a geri dönmezse, İslam hukukuna göre ölüm cezasına çarptırılır...1 point
-
@Emre_1974tr Senin 19'cu fikirlerin İslam dünyasının umranda değil. İslam Dünyasının %1'ini bile temsil etmiyorsunuz. Şems Suresi'nin 1. ve 2. ayetleri şu şekildedir: 1. Ayet: وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا "Ve güneşe ve onun aydınlığına yemin ederim." 2. Ayet: وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا "Ve aya, onu takip ettiği zaman..." Kuran'ın Allah'ına göre Güneş ve Ay aynı yörünge üzerinde hareket ediyor. Yasin 40'ta ise, 'Güneşin ayı geçmesi, geceyi de gündüzün geçmesi mümkün değildir' deniyor. Kuran'ın Allah’ına göre Güneş ve Ay aynı yörüngede hareket ediyor ve birbirlerini geçmeleri mümkün değil. Google'a girip 'Güneş Sistemi' diye arama yaparsan Güneş ve Ay'ın farklı yörüngeler üzerinde hareket ettiğini görürsün. Kıyamet Suresi 75. Ayetler 8 ve 9 şu şekildedir: 8. Ayet: وَخَسَفَ القَمَرُ "Ve Ay karardığı zaman..." 9. Ayet: وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالقَمَرُ "Ve Güneş ve Ay bir araya getirildiği zaman..." Kıyamet Suresi'nin 9. ayeti, kıyamet günü güneş ve ayın birleştirileceğini ifade eder. Bu durumda, Allah'a göre güneş ve ay benzer veya aynı boyutlardadır! Yedinci yüzyıl Arabistanı'nda, güneşi ve ayı çıplak gözle gören bir çöl bedevisinin tutulmaları gözlemleyerek böyle bir bakış açısına sahip olması anlaşılabilirken, modern bilim güneşe 64,3 milyon ayın sığabileceğini ortaya koymuştur. Yani, Güneş ile Ay bir araya geldiğinde Ay'ın ne kadar küçük kalacağını bir düşün… Kıyamet Suresi 9. ayetinde geçen ve Arapçadaki "birleştirilecektir" olarak çevrilen kelime, jumi'a fiilidir. Bu kelime, bir araya getirmek, toplamak veya birleştirmek anlamına gelir. Yani senin inandığın Allah, Ay'ın 150 milyon kilometre uzaklıkta, Dünya'yı çevreleyen bir yörüngede dönerken, Güneş'le, yani 400 kat daha büyük olan yerel yıldızımızla birleştirileceğini söylüyor! Bu tür bir durum ancak eski evren anlayışına uygun düşer; çünkü o dönemde yaşayan bir çöl bedevisi gökyüzüne baktığında, Güneş ve Ay'ı birbirine yakın, benzer büyüklükteki göksel cisimler olarak görüyordu. Tıpkı geceleyin gökyüzüne baktığında, tüm yıldızların aynı boyutta gibi görünmesi, ancak aslında her birinin farklı boyutlara sahip olması gibi. 1400 yıl önce anlatılan hikayeler, günümüz gerçekleri karşısın yok olup gitmektedir!1 point
-
@Emre_1974tr Hiç öyle cımbızlayıp, 'Surelere bütünlük içinde bakmamız lazım' diyerek kıvırmaya çalışma. Bak, yukarıda Müslim'den verdiğim hadisi görmüyor musun? Hem de hadis numarasına kadar yazıyor, üstelik sahih bir hadis. Eğer "Ben hadislere inanmam, 19'cuyum, Modernistim" diyorsan, yine yukarıda Muhammed 35 ve Enfal 39 ayetlerini de verdim. Enfal 39'da "Dünya üzerinde İslam dışında herhangi bir inanç veya sistem kalmayıncaya kadar, diğer inananlarla ve inanmayanlarla savaşın" diyor. Muhammed 35'te de "Düşman karşısında üstün durumda olsanız bile savaşmaya devam edin" deniyor.1 point
-
Sadece Bakara 193 değil, diğer birçok ayet ve hadis incelendiği zaman İslam dininin cihat yani savaş dini olduğu görülmektedir. Enfal 39: Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, şüphesiz Allah yaptıklarını görmektedir. Kuran'ın Allah'i diyor ki; Dünya üzerinde İslam dışında herhangi bir inanç veya sistem kalmayıncaya kadar, diğer inananlarla ve inanmayanlarla savaşın. Şimdi Müslümanlar çıkar "Burada aslında o kastedilmiyor, bir önceki ayete veya bir sonraki ayete bakmak lazım" şeklinde saçmalamaya başlarlar. Bu yüzden bu ayetleri hadislerle de desteklemek gerektiğini düşünüyorum. Abu Hüreyre'nin rivayetine göre, Allah'ın Elçisi şöyle buyurmuştur: "Ben, insanlar 'Allah'tan başka ilah yoktur' demedikçe onlarla savaşmam emredildi. Kim bu sözü söylerse, onun malı ve canı, benim adıma korunmuş olur, ancak diğer haklar yalnızca Allah'a aittir." (Sahih Müslim 1:30) İslam dünyasında en güvenilir hadis koleksiyonlarından biri olarak kabul edilen Sahih Müslim'de geçen bu hadise göre, Allah tarafından Muhammed'e "Dünya üzerindeki bütün insanlar, Allah'tan başka ilah olmadığına inanıp söyleyene kadar" onlarla savaşması emredilmiştir. Bu ayetleri ve hadisleri Müslümanların önüne koyduğumuzda, "İslam dininde saldırı savaşı yoktur, sadece savunma savaşı vardır" şeklinde bir cevap veriyorlar; ancak Muhammed Suresi 35. ayet bunun tam tersini ifade etmektedir. Muhammed 35: "Sakın gevşemeyin ve üstün olduğunuz hâlde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir ve O, amellerinizi asla eksiltmeyecektir." Ayetin de belirttiği gibi, düşman karşısında sakın gevşemeyin, üstün olduğunuz hâlde barışa yanaşmayın; yani savaş sırasında üstün durumda olsanız bile savaşmaya devam edin diyor.1 point
-
İnternet çöplüğünde detaylı açıklamalar varmış. Zamanınız varsa veyahut canınız sıkılıyorsa, deneyin.... 1. Başlamadan önce cep telefonu, televizyon veya başka kişiler tarafından rahatsız edilmediğinizden emin olmalısınız. Daha sonra kendinizi günlük stresten kurtarın. Bunun için odanın karartılması gerekir. Kendinizi sakin, rahat bir duruma getirin. 2. Tercihen kanepede yatma pozisyonuna geçin. Şimdi gözlerinizi kapatın. Burnunuzdan karnınıza doğru derin nefes alın ve açık ağzınızdan nefes verin. Nefes alırken üçe kadar sayın, nefes verirken altıya kadar sayın. Bunu arka arkaya üç kez yapın. 3. Daha sonra bilinçli olarak bedeninize dikkat edin. Kollarınıza, bacaklarınıza, ayaklarınıza, karnınıza ve sırtınıza dikkat edin. Yattığınız yüzeyi hissedin. Ayrıca göz kapaklarınızın arkasındaki alana odaklanmaya çalışın. Ortaya çıkan görüntüleri bilinçli olarak takip edin. 4. Meditasyon yaptıkça vücudunuz giderek daha ağır hissedecektir. Bu noktada bilinçli olarak uyanık kalmak ve hareket etmemek önemlidir. Vücut, Astral seyahat için gerekli olan ve uyku felci olarak adlandırılan duruma düşer. Bu durumda yüksek sesler duyabilirsiniz. Vücudunuz aynı zamanda karıncalanacak ve titreyecektir. Ancak başınıza hiçbir şey gelemez. Sakin olun ve bu akustik ve fiziksel reaksiyonların durmasını bekleyin. 5. Şimdi bilincinizin bedeninizden ayrıldığını hayal edin. Bunu, bedeninizi zihinsel olarak kanepeye bastırarak ve bilincinizi kanepeden serbest bırakarak yapın. Diğer bir strateji ise tavandan sarkan bir ipi kullanarak kendinizi yukarı çekmektir. 6. Yukarıdaki yöntemlerin gerçekleştirilmesi zorsa, görüntüleri kullanarak odayı hareket ettirmeyi de deneyebilirsiniz. Astral bedeninizin ayrılabileceği bir konuma yerleştirin. Nesnelere ilgi duymak da mümkündür.1 point
-
36:36 Toprağın verdiği her türlü ürünü, insanların bizzat kendilerini ve hakkında (henüz) bilgi sahibi olmadıkları şeyleri çift çift yaratan Allah ne yücedir! 51: 49 Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. 92:3 Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun. 75:39 Ve ondan erkek ve dişi olmak üzere iki çift yarattı. Ey Müslümanlar! Allah'ınız diyor ki ben her şeyi çift çift, erkekli dişili yarattım! Kuzey Amerika'da yaşayan Kamçı Kuyruklu Kertenkele (Aspidoscelis uniparens) tamamen dişilerden oluşur, yani erkek bireyleri yoktur! Bu türe ait dişi kertenkeleler, partenogenezi adı verilen bir üreme şekliyle çoğalır. Bu, dişi bireylerin genetik materyalini kendi başlarına kopyalayarak yeni bireyler üretmeleri anlamına gelir. Yani, üremek için bir erkek kertenkeleye gerek yoktur! Her şeyi çift çift, erkekli dişili yaratan Allah, neden bu kertenkele türünün erkeğini yaratmamış? Allah'ınız ya yalan söylüyor ya da bu kertenkele türünün erkeğini yaratmayı unutmuş! Ya da bundan 1400 yıl önce yaşamış Araplar, eşeysiz üremenin ne olduğunu bilmedikleri için Kuran'da bununla alakalı bir bilgi yok!1 point
-
Bakara süresi 193. Fitne ortadan kalkıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın; fakat vazgeçerlerse, artık zalimlerden başkasına saldırmak yoktur. Bakara süresi 194.Haram ayın karşılığı haram aydır; saldırmazlık kurallarına riayet karşılıklıdır. Şu halde kim size saldırırsa, onun saldırısının dengiyle siz de ona saldırın. Allah’ın hükmüne saygılı olun ve bilin ki Allah kendisine saygılı olanların yanındadır. Bakara süresi 195.Allah yolunda harcama yapın; kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin, kuşkusuz Allah iyilik edenleri sever. Bakara süresi 196.“Haccı ve umreyi Allah için eksiksiz yerine getirin; engellenirseniz kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban, mahalline ulaşıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Fakat içinizden biri hasta ise veya başından bir rahatsızlığı varsa (tıraşını olup) oruç veya sadaka yahut kurban olarak bir fidye ödesin. Güvenlikte olduğunuzda hacdan önce umre yapan kişi, gücünün elverdiği türden bir kurban kessin. Bulamayan ise hac sırasında üç gün, döndükten sonra da yedi gün yani tam on gün oruç tutmalıdır. Bu, ailesi Mescid-i Harâm civarında oturmayanlar içindir. Allah’ın buyruğuna saygılı olun ve bilin ki Allah’ın cezalandırması çok şiddetlidir. Devamında gelen ayetleri neden yazmıyorsun? Burada aşiretler arası kavga var. Hacca gelenlerden pay kapma kavgası. Oruç tutun kurbanlarınızı kabe civarında olanlara kurbanlarınızı dağıtın diyor. Kabe civarında oturanlara bu yok. Çünkü onlar hacca gelenlerden geçinen asalak bir toplum. Dİn ALLAH'ın oluncaya kadar savaşın. ALLAH' a inandıktan sonra ise zalim olanlarla savaşın diyor. Muhammed kendi aşiretinin tanrısını diğerlerinden üstün tutmuş. Diğer aşiretlerin tanrılarını fitne olarak görüyor.1 point
