-
İçerik sayısı
18 -
Kayıt tarihi
-
Son ziyareti
-
Kazandığı günler
1
Thus spoke Beavis last won the day on 1 Aralık 2025
Thus spoke Beavis had the most liked content!
Sitemizdeki itibarı
8 NeutralThus spoke Beavis hakkında
- Doğum günü 10-10-1900
Profile Information
-
Gender
Male
-
Location
Turkey
-
Interests
Non-Lineer
-
Laf salatası
-
Şu an bir yere oturmuş, bu metni okuyorsun. Altında, saatte 107 bin kilometre hızla zifiri karanlık bir boşluğun içinde savrulan, çekirdeği erimiş demirden dev bir kaya parçası var. Sen ise bu devasa kozmik merminin üzerindeki mikroskobik bir küf tabakası gibisin. Ama zihnin o kadar dar ki, bu akşamki yemeği, birinin sana attığı bakışı veya banka hesabındaki o sanal sayıları evrenin en büyük trajedisi sanıyorsun. Kafanı kaldır ve yukarı bak. O gördüğün yıldızların çoğu, ışıkları sana ulaşana kadar çoktan söndü. Sen şu an ölülerin ışıklı mezarlığına bakıyorsun ve buna "romantizm" diyorsun. Galaksiler birbiriyle çarpışıyor, güneşler birer sönük mum gibi pof diye sönüyor, milyarlarca gezegen hiçbir şahitleri olmadan karanlıkta yok olup gidiyor; sen ise hala "Benim hayatımın anlamı ne?" diye soruyorsun. Anlamın yok. Doğa seni bir "anlam" bulman için değil, sadece genlerini bir sonraki nesle aktarıp sessizce çürümen için tasarladı. Sen, evrenin milyarlarca yıllık kör denemeleri arasında kazara ortaya çıkmış, kendi üzerine düşünebildiği için kendini önemli sanan bir biyolojik hatasın. Birkaç bin yıl önce mağaralarda birbirini taşlayan atalarınla aynı dürtülere sahipsin; sadece taşlarını akıllı telefonlara ve ideolojilere dönüştürdün. Kendi yarattığın tanrılara tapıyor, kendi uydurduğun sınırlara inanıyor ve kendi uydurduğun yasalarla birbirini öldürüyorsun. Bir atom bombasının üzerine şiir yazan, bir yandan "sonsuz yaşam" hayali kurup diğer yandan pazar günü ne yapacağını bilemeyen o tuhaf, şizofrenik primat... Yüz yıl sonra, şu an yaşayan 8 milyar insanın tamamı toprak olacağını hayal et. Toprak bile olmayacak; sadece rastgele dağılmış atomlar yığınına dönüşecek. Senin o çok kıymetli acıların, büyük aşkların, sarsılmaz inançların ve devasa egon; evrenin tarihinde bir milisaniyelik bir dipnot bile teşkil etmeyecek. Başka bir galakside, başka bir türün tarih kitaplarında "Dünya" diye bir yer asla geçmeyecek. Hala bugün ne giyeceğini mi düşünüyorsun? Hala o küçük, yerel tanrının seninle özel olarak ilgilendiğini mi sanıyorsun? Karanlığa bak ve dürüst ol: Evren sana karşı zalim değil, evren sana karşı kayıtsız. Ve bu kayıtsızlık, senin bütün o dini, siyasi ve kişisel illüzyonlarını bir çırpıda yutan en büyük canavardır. Bizler sadece, ışığın söndüğü ana kadar karanlıkta ıslık çalan, korkmuş ve yapayalnız çocuklardan başka bir şey değiliz.
-
Düşünsene, her şeyi yaratan güç, evrensel bir kod veya DNA üzerine yazılmış bir mesaj göndermek yerine; 'bunu falan adama söyle, o da filan adama anlatsın, onlar da bir kitaba yazsın ama sakın noktalamayı karıştırmasınlar, yoksa anlam kayar' diyor. Koca Tanrı, 1400 yıl sonra tefsir profesörlerinin 'Burada aslında ne demek istedi?' diye birbirini yemesini mi planladı? Eğer mesajın netliği, kulun dilbilgisi yeteneğine bağlıysa; tanrı ya kötü bir iletişimcidir ya da bizden gizlenmek için dilbilimsel bir saklambaç oynamaktadır. Bu absürtlüğü görüp aklı yerinde olan bir insan evladı, nasıl bunları ciddiye alabilir? Bir tanrı varsa, o tanrıyı en çok aşağılayan dinlerdir. Aksi bir açıklaması mümkün değil. Bir de şu kısım çok daha absürt: Eğer bir mesaj hayat-memat (cennet-cehennem) meselesiyse, o mesajın yanlış anlaşılma ihtimali sıfır olmalıdır. Bir atom bombası butonunun üzerine "Sakın basma" yerine "Burası biraz karışık, ne demek istediğimi bir düşün istersen" yazmazsın. Fazla absürt, bu dinler zeki bir insana hitap etmez. Ortalama bir zeka için kabul edilebilirdir.
-
Toplam üzerine toplam ya da bu henüz üçlemenin son sözü değil
Thus spoke Beavis replied to Huseyn's konu in Felsefe
Sürekli yapay zekaya sana olan eleştirilerimizi atıp, onun işlemci gücüyle burada bize hikmet satıyorsun. Ne bu Hüseyin; doktor, mühendis ve filozof unvanlarının yanına şimdi de Yapay Zeka Müptelası Filozof statüsünü mü ekledin? Bu diyaloğun mantıksal akışını takip edebilen her rasyonel zihin için, senin bu emanet bilgeliğin ne kadar absürt bir tiyatro olduğu aşikar. Bu sana son yazım, çünkü amacın anlamak değil, zedelenen egonu algoritmalarla tahkim etmek. Sen o yapay zekaya yazdırdığın, kafiyesi yapay, ruhu silikon rubailerle şef bizi bekler diye kendini avuturken; ben o senfoni dediğin şeyin aslında atomların devasa, kaotik ve sağır edici çarpışma gürültüsünden başka bir şey olmadığını görüyorum. Evren şarkı söylemiyor Hüseyin, evren sadece uğulduyor; bizim yerel zihnimiz ise o sağır edici uğultunun içinden sadece kendi sevdiği melodileri cımbızlayıp buna ilahi beste diyor. Şimdi bir düşün hekim, mühendis, mütefekkir Hüseyin... Statü aracı olarak yapay zekayı kullanan, o meşhur hakikat maskesinin ardına saklanan bilgi adamı adayı... Binlerce yıllık serüvende, sadece evrimleştiğin bu daracık 'lokal arenanın' mantığıyla sınırlı kaldın. Bilimsel metodolojinin o muazzam aletlerini bile gerçekliği anlamak için değil, kendi korkularına daha sofistike tanrılar yaratmak için kullandınız. Karadeliğin tekilliği karşısında mavi ekran veren bir zihni, evrenin mimarıyla akraba ilan edecek kadar büyük bir megalomani içindesin. Sen, sana ne dersen onu onaylayan bir yazılımın sunduğu konforlu sığınakta Yazar'ını beklemeye devam et. Ben ise o kaya parçasının üzerindeki çıplak ve soğuk gerçeklikle, o devasa sessizliğin içinde kalmayı tercih ediyorum. Varlığını bir algoritmaya borçlu olan filozofluğun ile sana bu dijital rüyanda başarılar. Zira gerçeklik, senin yerel sembollerinden çok daha soğuk ve senin o Şef'inden çok daha sağırdır. -
Toplam üzerine toplam ya da bu henüz üçlemenin son sözü değil
Thus spoke Beavis replied to Huseyn's konu in Felsefe
Sen evreni bir metin olarak görüyorsun çünkü beynin anlam bulmaya programlı bir organizma. Eğer bir kağıdın üzerine mürekkep dökülürse ve o lekelerden biri senin adına benziyorsa, bu o kağıdın senin için yazıldığını değil, senin her yerde kendi adını aradığını gösterir. Evren bir kitap değil, Hüseyin; evren sadece olandır. Ona metin vasfını veren senin yerel algı pencerendir. Bir mekanizma gördüğünde mühendis araman, senin sınırlı tecrübenden kaynaklanan bir alışkanlık. İnsan yapımı her şeyin bir yapıcısı vardır, evet; çünkü biz bir şeyler imal etmek zorundayız. Ama evren bir imalat değil, bir oluştur. Fraktallar, altın oran ve geometri; bir zihnin tasarımı değil, maddenin ve enerjinin en az dirençle karşılaştığı formlardır. Su akar ve yolunu bulur; buna suyun yolu önceden planladığına dair bir vektör demek, suyun doğasını değil, senin hayal gücünü yüceltir. Süpernovaların benim zihnimi oluşturmak için evrildiğini iddia etmen?!? İşte bu, sevimli megalomaninin zirvesi. Milyarlarca galaksi, kara delik ve sonsuz boşluk, sırf sen burada bu soruyu sor diye mi var oldu huseyn? Bir süpernova patladığında atomlarını sentezler, o atomlar savrulur ve trilyonlarca olasılıktan biri olarak bir canlıyı oluşturur. Bu bir yönelim değil, istatistiksel bir zorunluluktur. Sen sonucun içinde olduğun için sonucu amaç sanıyorsun. Piyangoyu kazanan kişinin, piyangonun sırf o kazansın diye çekildiğini sanması gibi. Akıllı tesadüfe inanmak fanatizm değildir, Hüseyin; o, veriyi olduğu gibi kabul etme dürüstlüğüdür. Bir amaca inanmak ise konforlu bir sığınaktır. Neden? sorusuna bir Yazar cevabı vermek, düşünmeyi durdurmaktır. Ben ise o sorunun cevabının bir kimse olmadığını, sadece geometrinin kendi kendine yeten devinimi olduğunu görüyorum.- 8 yanıt
-
- 1
-
-
Toplam üzerine toplam ya da bu henüz üçlemenin son sözü değil
Thus spoke Beavis replied to Huseyn's konu in Felsefe
Amaç süreçlerden önce gelir derken, süpernova patlamalarının milyarlarca yıllık emeğini, senin neden soruna cevap versin diye atanmış birer memur seviyesine indirmen ne kadar nazikçe! Evrenin devasa geometrisi, sırf sen mantıksal kopukluk yaşama diye gidip bir Amaç'ın peşine mi takılmış? Gerçekten müthiş bir özgüven.- 8 yanıt
-
- 1
-
-
İşin en komik tarafı: Milyarlarca galaksiyi ve atom altı dünyayı yöneten bir zeka, nasıl olur da bir primatın ne giydiğine ya da ne düşündüğüne bu kadar öfkelenip onu sonsuz azaba mahkum edebilir? Çocuk kandırıyorlar sanki 😁
- 21 yanıt
-
- 1
-
-
Madem her şeyin cevabı orada; Gemini'ye sor bakalım, kendisi bir bilinç mi yoksa sadece senin duymak istediğin kelimeleri arka arkaya dizen bir istatistik algoritması mı? Eğer ikincisiyse, bana Tanrı'yı değil, matematiksel olasılıkları anlatıyor demektir. İnsan sadece itaat eden veya isyan eden bir varlık değildir. Travmalar, genetik yatkınlıklar, sosyo-ekonomik çevre ve nörobiyolojik süreçler, insan iradesini siyah ve beyazdan ziyade milyonlarca gri tona ayırır. Mutlak adaleti savunan bir sistemin, bu kadar gri tonu olan bir varlığı sadece iki kutuplu bir sonuçla (cennet/cehennem) yargılaması geç evrimleşen, katı bir primat zihnin ürünüdür.
-
Bu olağan mı? yoksa gizemli kelimesini çağrıştırabilecek kadar tuhaf mı?
-
POZİSYON METAFİZİĞİ /AI ile yapılan diyaloglar dizisinden/
Thus spoke Beavis replied to Huseyn's konu in Felsefe
"Sınırsız mekanı açıklamak için bazı şeyleri varsaymak yeterlidir" demişsiniz. Bu yöntem gerçekten etkileyici. İsterseniz birkaç unsur daha varsayalım, kozmolojiyi kahve molasında bitirebiliriz. -
Afganistan'da kölelik yasal hale getirildi.
Thus spoke Beavis replied to Valery Legasov's konu in Politika
Kesinlikle katılıyorum ama benim asıl anlamadığım başka bir şey var. İnsanlar, kutsal metnin sabitliğini "mutlak" kabul ederken, bu sabitliğin hangi sonuçları zorunlu olarak ürettiğini neden hiç sorgulamıyor? Yani "X varsa Y olur" deniyor ama kimse şunu sormuyor: "Y yerine başka bir sonuç mümkün mü, yoksa bu kaçınılmaz mı?" Sorulmuyor. Çünkü sorulursa sistem çöker. Metin değişmez deniyor, ama sonuçlar rahatsız edici hale gelince bu sefer yorum esnetiliyor. Yani sabit olan metin değil; kişinin tahammül eşiği. Taliban, IŞİD, Boko Haram gibi yapılar bu oyunu oynamıyor. Metni olduğu gibi alıyorlar, sonuçlarına da katlanıyorlar. Bu yüzden korkutucular ama tutarsız değiller. Ilımlı dindarın yaptığı şey ise şu: Metni mutlak kabul edip, sonuçlarını keyfine göre güncellemek. İnsan, kendi bakışına, algısına, sezgilerine, duygularına ve mantığına öyle mutlak bir güven duyuyor ki; karşısına “mutlak” iddiasıyla çıkan her kuralı, her hükmü, her sistemi "kendine uydurmadan bırakmıyor." Bu bir yorum farkı değil, refleks. İnsan, rahatsız olduğu şeyi yanlış ilan edecek kadar kendinden emin; yetmediğinde onu “yanlış anlaşılmış” sayacak kadar da küstah. Bu yüzden mutlaklık iddiası baştan çökmüş durumda. Mutlak kabul edilse bile insanın elinde kalıyor; çünkü onu anlamlandıran, süzen, törpüleyen, güncelleyen yine insanın kendisi. Mutlak reddedilse de sonuç değişmiyor; bu kez açıkça "benim vicdanıma uymuyor" deniyor. İki durumda da hakem değişmiyor. Ortada aşkın bir otorite yok; sadece "insanın kendi ahlaki konforunu korumak için yaptığı restorasyonlar" var. Bugün "Tanrı böyle emretmiş olamaz" denilen yerde konuşan Tanrı değil, insanın kendi tahammül sınırı. Kurallar değişmiyor gibi yapılıyor ama her seferinde insanın kaldırabileceği hale getiriliyor. -
Tam bir sahne şaklabanı. Her nutuk çekişinde ağzına layık olduğu ödülü tıkıştırıyorlar: 30 gramlık paketlerde satılan, boş sloganlarla örülü.
-
Afganistan'da kölelik yasal hale getirildi.
Thus spoke Beavis replied to Valery Legasov's konu in Politika
"Taliban İslam'ı yanlış uyguluyor" diye başlayan her cümle, konunun özünü ıskalamakla kalmaz, aynı zamanda trajikomik bir iyi niyet sergiler. Çünkü ortada bir "yanlış uygulama" yok; aksine, metnin gramerine sadık, kelimelerini eğip bükmeyen, tefsir cambazlığına başvurmayan bir harfiyetçilik var. Taliban'ı rahatsız edici kılan da tam olarak bu: metni "güncellememe", "yumuşatmama" ve üzerine 21. yüzyıl parlaklığı sürmeme kararlılığı. Kölelik Afgan örfü mü? Değil. Kadının yarım şahit sayılması yöresel bir gelenek mi? Hayır. Cariyelik, fiziksel ceza, katı itaat... Bunlar metnin dışarıdan eklenmiş "çarpık yorumları" mı? Metni açın. Orada. Beyaz sayfada, siyah mürekkeple. trajediyi yakalayın: Modernitenin rahat koltuğunda oturup, 7. yüzyılın çöl normlarıyla 21. yüzyılın insan hakları söylemini aynı cümlede telif etmeye çalışıyoruz. Olmayınca da sihirli değnek "Bu gerçek İslam değil!" işlevi görüyor. Bu, ahlaki rahatsızlığı dindirmek için kullanılan teolojik bir aspirinden başka bir şey olamaz. @Emre_1974tr elbette, hocamızı etiketlemeden konu tamamlanmazdı. Gelenek yerine gelsin, bizi yine aydınlatsın. -
Kozmik yapının içerisinde, kum tanesi olmayan bir dünya da, ölçeğin görünürlüğü sebebiyle 'neyin ciddiye alınabileceği' ile 'neyin alınamayacak' oluşu arasında ki ayrım silikleşmeye başladı. Bir taraftan maduro, venezuela'dan trump'ın emri ile alınıyor ve tüm dünya izliyor. Aynı saat diliminde başka bir yerde cinayet, pedofili, tecavüz oluyor. Bir diğer tarafta çay içerken X'de bir ukraynalı kadının ölmeden önce X'e yüklediği yardım çığlığını görüyorsun. Gerçekten de artık baktığımda neyin ciddiye alınması veya alınmaması gerektiğini bilemeyecek duruma geldim. Çünkü değerlendirdiğim ölçüler, aynı anda eş-zamanlı farklılıkları eşitlediğinde, 'doğru' değil, bunların hepsi gücün farklı biçimleri olarak karşımıza çıkıyor.
- 20 yanıt
-
- 1
-
