
Ateist-Bakış
Members-
İçerik sayısı
196 -
Kayıt tarihi
-
Kazandığı günler
21
İçerik türü
Profiller
Forums
Store
Makaleler
Everything posted by Ateist-Bakış
-
Bu dünyada aşk çok tehlikeli bir duygudur. Kontrol edilmezse en normal insana bile katliam yaptıracak, intihar ettirecek bir duygudur. Mantıkla bağlantı kopar bir anda çocuk katletmek de dahil her şey rasyonalize edilebilir. İşte bu duyguya hükmetmek ve aşkın esiri olmak yerine aşkı esaret altına almak için bazı etkinlikler düşünmüş bazı olağan dışı insanlar. Eş değiştirme, grup halde sevişme, herkese açık sevişme, çıplaklar kampı vs bilinen yaygın aşk kontrol tatbikatlarıdır. Böyle tuhaf etkinliklerde insanlar en büyük korkularının şokuyla değişirler. Böylece aşkın yapabileceği her türlü ölümcül yan etkiye bağışık hale gelirler. Ama tehlikelidir bunlar. İnsanı değiştirir. Bu tür maceralara girişmek isteyenlere 5-6 ay veya 1 sene eşler olarak çıplaklar kampını denemeyi öneririm. Yani aşka hükmetme tatbikatlarıdır bunlar. Daha güçlü daha farklı yapar insanları. Kıskançlığın, ihanet edilmişliğin, aldatmanın darbesiyle öldürmeyeceği kesin olur insanı. Mesela şu anda insanların büyük çoğunluğu terk edilince, aldatılınca, sevilmeyince enerjisi yok olacak haldedir. İşte o çoğunluktan olmak istemeyenler tuhaf tatbikatlar geliştirmiş. Arkasındaki mantık bu Yoksa birbirimize şeyimizi sokalım mantığı yok ortada yetişkin sitelerinin yansıttığı gibi.
-
Ben bu olayı da bir ara incelemeye çalışmıştım. Ama genel bir formül geliştirmek zordu. Ama tüm kadınlarda ortak olan bir şey var mı diye soracak olursan. Şu kesin cevabı verebilirim. "Heyecan anı" veya "Anın heyecanı" diye bir kavramla açıklamaya çalışmıştım önceden bu durumu. Kadınlar cesareti sever. Ama bu cesaret bizim bildiğimiz türden bir ölüme meydan okuma, kahramanlık, fedakarlık cesareti değil. Yaşam cesareti. "Heyecan anı" veya "Anın heyecanı" işte bu cesareti biraz yansıtır. Biz erkekler oldu bittiye getirmeye odaklıyız. Bir an önce amacımıza ulaşmak isteriz. Kadınlar da anın içinde çarpan kalple, heyecanla, kesilen nefesle, vs ne varsa onunla birlikte yer alıp o anla ve aşkla cesurca yüzleşmeyi seviyor. Burada dansı yönlendiren erkek olmalı. Kadına kolaylık olur bu. Kadınlar kolay ağlayıp, duygu ifadelerini kolay yansıtıyorlar. Ama biz erkeklerde durum öyle değil. Bize duygularımızı saklamamız öğretildi. Bir kadınla bunu yaptın mı, yani duygularını sakladın mı, o kadın karşısında büyük bir külfet görür. Her şeyini saklayan bir adamla nasıl bir olup derin bir arkadaşlık, dostluk, aşk geliştirebilirsin ki? Yani özetle bir kadın sende elini ayağını birbirine dolaştırma etkisi yaratıyorsa bunu ona göstermelisin. Nefesini kesiyorsa kekeliyorsan bunu görmesinden, hissetmesinden, tanık olmasından çekinmemelisin. Fazla küstahlaşmadan anların heyecanına birlikte dalacak kadar cesur olursan, sevilirsin. Sırdaşlık da işte bunla bağlantılı. Kabaca anlatayım. Teknik olarak kadınla ilişki geliştiriyorsan onun götünü göğsünü görmek istiyorsundur. Kadın götünü göğsünü ancak sırdaşına gösterir. Bu özetler, kaba, kötü ama özet bu.
-
Haydi seks yapalım da sen 5-10 dakika mutlu ol demez. Kadınlar bana babunları çağrıştırıyor. Babunlar avını canlı canlı uzun uzun yer. O heyecanla atan kalp atışı avlarını taze ve lezzetli yapıyor. Lezzetli olsun diye Japonlar da çoğu deniz hayvanını canlı canlı dilimler pişirir. Kadınlar da heyecanı sevdiğinden, benzer bir durum söz konusu. Tek parça ısırıkla avının serbest kalmasına izin vermez hiç bir kadın.
- 17 yanıt
-
- 1
-
-
Yerim seni ben Sen kendi kendini mi motive ediyorsun ayna karşısında? Aldırma gönül aldırma, aldırma gönül aldırma, gönül aldırma Bu şarkıyı da geğirme sesiyle söylesen
- 44 yanıt
-
- 1
-
-
Asansörde veya kalabalık yerlerde osuruk kokusu olursa osuruk muhabbetini ilk açan osurmuştur genelde. Burada da durum bu. En büyük varoş sensin. Bunu üstünden atamazsın. Tyler Durden'ın dediği gibi, "popona tüy yapıştırmak seni tavuk yapmaz" Varoşun önde gideni seni Demek sen osurmadın öyle mi?
- 44 yanıt
-
- 1
-
-
Ha işte başladı fetişliğe yine
- 44 yanıt
-
- 1
-
-
Yadeller, Sana naçizane tavsiyem vokal müzik veya edebiyatla uğraşmaman Yok eğer müzik dünyasının ve sanat dünyasının ... koyacağım diyen bir anarşik başkaldırı peşindeysen devam et, Ama müzik, sanat, edebiyat yapıyorum şeklinde kategorize etme kendini. Dinamit koymak senin yaptığın. Ama sana bir fikir vereyim Sen varoşluğu sevmiyorsun ya? Varoşluğun müziği arabesktir Türkiye'de. Yerinde olsam bilinen arabesk şarkıları o yaptığın gibi yorumlar ve .... koyardım Madem yapıyorsun, müzik ve sanat anarşistliğini orada yapardım.
- 44 yanıt
-
- 1
-
-
Üyeliği sonlandırılmış adamın. Ayrıca o forumun fetişiydi
- 19 yanıt
-
- 1
-
-
Ajitasyon ha? Mağdur kahraman süper insan
-
https://www.ateistforum.org/index.php?/profile/41504-yâdellerdeki-yurtdaş/
-
Ha ha ha Paranoya değil canım. Sen üyeliği sonlandırılmış kullanıcısın
- 19 yanıt
-
- 1
-
-
Hacı senden acayip nefret ederdi Yadellerdeki üçtaş
- 19 yanıt
-
- 1
-
-
Bazı kesin gerçekler vardır. Mesela uzayda, uzak yerlerde yaşam veya medeniyet olup olmadığını araştırıyorlar. Hiç merak etmediniz mi bu adamlar bunu nasıl araştırıyor diye? Mesela bilgisayarların takip ettiği sesler ışık hareketlerinden. Bilinçli bir yaşamın olmadığı yerde tüm cisimler belirli bir geometrik hareketi tekrarı izler. Sesler, dalgalar da öyle. Yani Jüpiterin uydusu bir hareketi tekrarlar durur. Hareketini bırakıp sekiz çizmeye veya dans etmeye başlamaz. Başlarsa patlama büyük cisim gibi dış müdahale olmuş demektir. Radyo dalgaları da böyle. Kaotik olmalılar veya tekrarlayan olmalılar. Kaotik değilse, sanatsaldır. Bu da medeniyete, yaşama işarettir. %100. Bu yüzden fizikte bazı sabitlikler vardır. Big bang mesela. Büyük patlama denir ama o patlama kelimesi yetmiyor tarif etmeye. Bizim yani insanlığın şahit olduğu en büyük patlama hızı, saniyede 1200 metre, 1500 metre, 4-5 kilometre gibi hızlar. Yani bir yeri havaya uçurdunuz füzeyle diyelim. Orada yaratabileceğiniz etki en fazla saniyede 1500 metre veya 3-4 km hızla etrafa saçılmadır. Bu bir patlamadır. O bombaların, nükleer silahların hemen hemen hepsi bu hızlarda patlarlar. Evrende cisimlerde bir hız var. Mesela dünya ay güneş belirli bir yönde veya kendi etrafında ya da birbirlerinin yörüngesinde hareket ederler. Bu hareketin hızı var. Ortalama 150-200 km hızla hareket ediyor. Dünyanın güneş etrafında dönme hızı dünyada silahtan ateşlenmiş bir merminin hızının 200 katı civarı. Yani bizim yaratabileceğimiz hiç bir patlama bu hıza ulaşamıyor. Bu cisimler bu hızları nereden aldılar? Bir yerden alınır hız. Bu kuraldır. İşte Big bang dedikleri cevap buradan çıktı. Etrafa saçılma şekilleri, hızları, bir noktadan başlamaları hep bu cevabı verir. Bu da %100 Anlaşıldı mı şimdi?
-
Evren çok ilahidir çok da gizemlidir.
-
Türlü türlü saçmalıklar İnsanın aklı prensip ve kuralları bıraktığında iyi deli jimnastiği yapıyor. Evren kapalı bir sistemdir, sonsuzu ezeli ebedi yoktur. Bu kavramlar evren içindeki madde etkileşimlerinden biri olan ve "ben" diye tanımlanan etkileşimin yankıları. Ben denilen oluşum yerine güneş patlaması olsaydı, yakmalı, gürültülü, alevli, parçalanmalı bir manzara ortaya çıkardı. Ben diyen varlığın böyle gürültü patırtı çıkaracak enerjisi ve gücü olmadığından, başka benlerin düşüncelerinde ilüzyon yaratmaya çalışıyor. Güneş yakar yıkar, kuyruklu yıldız parçalar, yok eder, çünkü onlarda böyle bir güç var. Ama ben diyen bir gözlemcinin yakıp yıkabileceği hiç bir kütleli madde yok. Haliyle tek yakıp yıkıp değiştirebileceği hedefe yöneliyor. Başka benlerin kafalarındaki ilüzyon sahnesi, başka benlerin düşünceleri. İşte bu saçmalıklar bu yüzden çıkıyor hep
- 69 yanıt
-
- 1
-
-
İnsanların sistemi olması gerektiği gibi değil. Güçsüzler hayatta kalamayacaklarını anladıklarında Yapay bir inanç hikayesi ile ele geçirdi her yeri. Çünkü kalabalıklar, iletişim kuruyorlar. Ancak bu onları kurtarmadı. Silahlar gelişti ve gelişiyor, biyolojik silahlar da artıyor. Virüsler yaratıyorlar ve yaratacaklar. Öyle veya böyle insan nüfusunun %90'ı yok olacak. Kalan %10 da nükleer, biyolojik ve endüstriyel kirliliği 100-200 yıl süren bir süreçte temizleyip yeni bir dünya yaratacak. Bunlar olurken kan gözyaşı dehşet olacak ama sonrasında çok güzel ve planlı bir dünya oluşacak. Ben bakınca bunları görüyorum. Sanki batması kesin bir gemi var, ve içinde ahmaklar dolu ve deliklere parmaklarını sokuyorlar. Kurtulacaklarını sanıyorlar. Ama bir halt olmuyor. Doğru bir taraf arıyorsanız, bu savaşı, çatışmayı körükleyecek tarafta yer alın. O zaman arşiv içinde çöp süprüntüler olarak değil de, tek çözüm yolunu yüzyıllar önceden farketmiş ve buna çabalamışlar olarak hatırlanırsınız. Bir anlamı olmaz ama bir okulda bir anma gününde saygılarını sunan çocuklar, bir hatıra parkı veya bir yüzer adaya sizlerin tarafına ithafen bir ad, bir sembol verilir. Şu anda yaşadığınız hayat esaret dolu. İnançlıların her yeri ele geçirdiği bir medeniyet anlayışının esareti. Yok edilmeli. Şiddete neden olan aptallıktır. Bilgi şiddete neden olmaz. Çözüme neden olur.
-
Sekmeler, yüksekliği, hepsi azalma eğiliminde. 2 sekmesi farklıyken üçüncü sekmesini onlardan daha farklı ayarlayabilen bir cansız varlık yok. Hem basket topunun sekme konusunda yer çekimine direnebileceği hiç bir şey yok. Geometrik olmayan harekete sahip bir cansız yok. Kuvvetlerin doğası bu. Bunu bozan tek varlık var. O da canlılar. Bir merkezi işlem birimi olur hepsinde, biraz da şarj. Kendilerini şarj edip süreklilik sağlamazlarsa, merkezi işlem biriminin kütle kontrolü kaybolur. Cansızlarda yok bu.
-
Canlı cansız ayrımını yaratan tek fark hareketten çıkıyor. Cansızların davranışı dış etkenlerle olur ve geometriktir. Yani bir basket topu fırlatıldığında geometrik olarak hareket eder. Bu geometride ortaya başka unsurlar çıkarsa, duvar taş vs gibi, hareket onlardan yön olarak etkilenir ama yine geometriktir. Dikey, yatay, ileri, geri, düşey vs gibi. Çünkü uzay böyle. Ama canlılar farklı. Üzerlerinde her zaman bir miktar depolanmış enerji olur ve bu enerjiyle geometrik olmayan, öngörülemeyen hareketler yaratırlar. Duvarı gören bir topun yolunu duvara gelmeden değiştirmesi gibi. Canlılarda tespit edebildiğim ve kesinlikle kural, formüldür bu diyebildiğim iki tane unsur var. 1- Bir miktar depolanmış enerji (yaşam, hayat işte) 2- Bu depolanmış enerjiye komut veren bir çip (merkezi sinir sistemi, beyin vs) Bu iki unsur bir şeyi canlı yapan kesin formüldür bana göre. Bu ikisi olmadan canlı diyemeyiz. Ancak davranış hızları ve özellikleri bazı türlerde değişebilir. Bitkiler, bakteriler, böcekler kolektif hareket ederler. Çok uzun yıllardır bunu nasıl başardıklarını anlamaya çalışıyorum. Kendinizi bir hayal edin, bir milyon birimli bir kalabalık içindesiniz ve ben yaşamalıyım güdüsü sizde yok. Ben var olsam da bir var olmasam da bir durumu var ve bu tamamen sıradan, büyük bir olay değil. Bunu çözemiyorum bir türlü. Nasıl oluyor da tekli bireylere ayrılmış bir kitle "ben merkezci" sübjektif algıdan kurtulmuş? Onlar bundan kurtulmuş var oluyorlar, neden memelilerde yok bu? Sürü, grup, aile kavramlarını örnek vermeye kalkmayın, bu öyle bir şey değil. Nasıl oluyor da "ben" ile "ben olmayan başka bir şey" eşitleniyor algılarda?
-
Patron değil o. Güçlü. Öldürme mekanizmasını rahatlıkla harekete geçirebilen, kullanabilen ve uygulayabilen, güçlüdür onların dünyasında. Ben o dünyanın kanunsuzluk, kuralsızlık, kaos içinde en güçlünün oluşturduğu hiyerarşi modelini kopyalamak istiyorum. Kanunsuzluk, kuralsızlık, kaos içinde güce dayalı toleranssız ve hata affetmeyen bir yapı oluşabiliyormuş işte. Bu referans için incelebilir. Yani ahlaksızlık, kuralsızlık, kaos içinde ortaya çıkan sistem güce dayalı ve daha istikrarlı oluyor. Örneğin en tepedeysen, bir gözün açık uyuyacaksın. Öyle 100 kişiye para verip beni koruyun ben de uyuyayım denilen sistem bozuk. Suçlulardan iyi organize olmuş 10 bin kişilik bir ordu tüm dünyayı ele geçirebilir. Her yerde kurallarla onlara organize olma şansı vermiyorlar. Mesela Rusya'yı örnek alalım. 50 yıldır var olma sebebi ve dayanağı nükleer silah atarım tehdidi bu adamların. Bu tehdidin işe yarayacağını biliyorlar çünkü ahlak kural düzen din vs hiyerarşisi var herkeste. Ya bu tehdidi umursamayan bir grup çıkarsa? Ne olur? Var olmaması gereken bir yapı yok olur gider. 50 yıldır adam çoluk çocuk üretiyorlar. Yani yaşamaması gereken bir yaşamı yaşıyorlar. Sırf ahlak, din, kanun, kural kontenjanındanlar diye.
-
İnsanları peşinden sürükleyen şeyler 3 boyutlu görsel modellemeler. Filmler, animasyonlar, resimler gibi. Bilim 2 boyutlu yazı, simge, sembol ve rakamlar kullanır. Bilimde yağmurun yağması yazı ile anlatılır, formülle açıklanır. Ama insanların çoğu yazıyı beyninde 3 boyutlu modellemeye dönüştürecek zekada değil. İşte bu yüzden kısıtlı bir ortamda az verimle kısır bir döngü oluşuyor. Aptalları okumaya ve okuduklarını modellemeye teşvik etmek, bir gorili ev yapmaya teşvik etmek gibi.
-
Böyle bir karara gerek yok ki. Yahu suçlu dünyasında etkin şekilde dönen bir sistem var dedim. Örnek verdim ya? Sen ne zannediyorsun suçluların, kriminallerin dünyasında her gün yeni dosyalar birikiyor bir de arşiv mi tutuyorlar? O bizim embesil rajon anlayışımızda. Filimlerde ya da yayınlarda dinci siyasi otorite böyle bir şey varmış gibi gösterir. Öyle bir şey yok. Hayır. Ortada çok güzel bir sistem var. Bir zebra sürü baskısı ve karmaşasının gücü olmadan yalnız başına aslanların bölgesine girerse, yok ediliyor. Yani aslanlar hata yapan ve yanlışlıkla yer işgali yapmış sürüsüz zebralar diye bir hukuk çıkarmamış Bir karar verilecek durum yığılması olmayacak. Güce dayalı bir piramit şekillenmesi ve ölüm kalım prensipleri devreye girer. Kimse kimsenin ne düşündüğü neye inandığı ne istediğiyle ilgilenmez. Benim çizgimi geçti mi geçmedi mi? Çizgimi geçeceklere caydırıcı yanıt ne olacak? Bu şekilde basit bir sistem oluşacak. Hukukla yapılan laf cambazlığı bir tarafın işine yarıyor. Hukuku uygulayan otoritelerin. Bir endişe taşıyorsun ama ortada çok daha berbat ve iğrenç bir sistem var. Her alternatif mevcut sistemlerden iyidir.
-
Ben suçluların dünyasına bakıyorum da, Onların dünyasının istikrarı çok daha çelik gibi Senin bu dediğin ahlak, kanun, kural, toplum vs gammaza, yanlış yapana, soymaması, dokunmaması gerekene bir şeyler yapanı sağ bırakıp yaşatıyor. Ama suçlu dünyasında istisna yok. Hata yapan yaptığı hatasıyla yok ediliyor ya da etkisizleştiriliyor. Güçlerini kaybediyor. Yani sözlerin açıkça yanlış. Dinci ve siyasi çetenin hipnotize ettiği sadık bir nefer gibisin. Yahu dünya tarihinde hiç güç savaşı yaşanmadı. Belki Cengiz Han ve İskender'in yaptıkları güç savaşına biraz yakın sayılabilir. Ama onlar her ne kadar karşılarında organize olabilecek hükmedecek hiç bir yapı kalmasın diye her yeri dümdüz etse de, hakimiyet belgelerinde düzen kurma işinin sorumluluğunu üstlenenler yine teokratik, ilüzyonel şeylerle kurmuşlar bu düzeni. Yıkanların yapmak istediğini yapanlar bozmuş. Yıkanlar yapanların eylemlerini sıkıcı bulmuşlar ilgilenmemişler. Çözüm yıkmak, İnsanlığın huzurlu mutlu var olması için tek çözüm mevcut tüm sistemleri yok etmek Yıktıktan sonra yapma işini hukukçular, siyasiler, çok konuşanlara vermemek lazım Doğrudan suçluların ortak çalışmasıyla bir sistem yaratılmalı. Ve sonra o sistemi yaratanlar da yok edilmeli. Güvenli bir kasa için, kasada bir şeyler saklamak isteyen aptalın değil, kasayı soymayı bilen bir kasa hırsızının kuracağı alarm sistemine güvenilir.
-
Açıkçası ahlak sistemi şöyle çalışıyor İnsanların hepsi şunu yapma bunu yap, böyle düşün vs diye bir çiftliğe sokuluyor. Bu çiftlikler devlet veya ırk adları taşıyan çiftlikler. Devlet bu sistemi empoze ederek insan türü içindeki gerçek güçlülerin var olmasını, bir araya gelmesini, örgütlenmesini bloke ediyor. Devletlerin hepsinin sistemini bak. Ahlak adı altında yasaklanan en tepki çeken kavram nedir? Çocukları katletmek veya istismar etmek diyelim. İşte o ahlak sistemini dayatan ve uygulayan o sistem ağındaki tüm otoriteler (devletler) bu tepki çeken kavramı silme, görmezden gelme gücüne sahiptir. Yani ortada insanlara ahlak hipnozu yapılırken dev şeytanlar besleniyor. Bütün bu ağın toptan yok edilmesi gerektiği tezim bir kez daha %100 doğru çıkıyor. Neyse şu bitcoin meselesi bu otoritelerin en büyük gücünü aşındırıyor. Yok ediyor. Paranın arkasındaki devlet otoritelerini yok ediyor bitcoin. Müthiş bir anarşi icadı yani. 10 yıl içinde t6eminat güçleri aşınmış devletler teker teker imha edilmeye başlanacak. Bunu da şirketler yapacak. Biyo kimya, bilişim, uzay, enerji şirketleri birleşip bloklar kuracaklar. Bitcoin zaten oturdu. Zekilerin para birimi. Önümüzdeki 10-15 yıl eğlenceli geçecek. Din ve devletler içinse feryat figanla tabi.