Jump to content

Ateist-Bakış

Members
  • İçerik sayısı

    196
  • Kayıt tarihi

  • Kazandığı günler

    21

Everything posted by Ateist-Bakış

  1. Bak canım bilincin, varlığın, maddenin ne olduğunu bilmiyorsun. Hazır ezberlediğin ayetler gibi sürekli alıntılar yapıyorsun. Bu alıntıların sahiplerindeki birebir karşılıklarıyla bir papağan olduğun gerçeğini kapatmaya çalışıyorsun Sürekli aynı savunmayı yapıyorsun. Bilgi modellenebilir. Yani sende bulunan şey bilgi olsaydı buraya kaynakları birebir yapıştırıp kalabalık yapmak yerine elindeki bilgiyle modellenmiş bir şeyler koyardın. Kendi ifadelerinle. Sen şimdi kafanı kaldırıp yıldızlara, çevrene, evrene baktığında bu manzaranın içeriğini, neyin ne olduğunu göremiyorsun, bilmiyorsun değil mi? Sağ elini kaldır, yüzünün önünde sağa sola hareket ettir. Bu manzaranın yapı taşlarını, o hareketin arkasını göremiyorsun değil mi? Modelleyemiyorsun O yüzden ayet tekrarı gibi alıntı tekrarı yapıyorsun. Bana şeyi söylesene, en basitinden içtiğin suyun nasıl oluştuğunu modellesene kelimelerinle? Örneklemelerinle? Bana H2O'yu ve ne anlama geldiğini anlatsana 3 cümle ile. H2O yerine 4 kibrit çöpü desem resim geliyor, modelenebiliyor aklında. 4 kibrit çöpü, kutusu, kutusu açık içindeler veya açık dışarı dağılmışlar. Bu model çok basit. Ama H2O'da böyle görselli, interaktif modeller gelmiyor değil mi?
  2. Vay be. Yüce imamımız lütfetmişler engin bilgileriyle biz fanileri aydınlatacak. Ukalalık.
  3. Başka insanların bakış açıları, kurgularını okuma derim ben. Bilgiyi ansiklopedik olarak al. Hazır görüşler romanlar okuma. Ham bilgi al, kendin yorumla. Formül üretmeye çalış. Aforizma, atasözü gibi şeyler istisnaları nadir olan hazır formüllerdir. Sen de elde ettiğin ham bilgilerle istisnası olamayan genellemeler üretmeye çalış. Mesela örnek verebilirsek "edebiyatta matematik olmaz" istisnası nadir olan ve hatasız sayılabilen bir genellemedir. Aynı şekilde "Tarihte şimdiki zaman veya gelecek zaman olmaz" ifadesi de kesinliği tam, istisnası olmayan bir formül. Bilgi topla, böyle istisnası olmayan kesinliği olan formüller üretme alıştırmasıyla başla. 1 yıl içinde zihnin değişir. Bilgiye hükmedersin. Bu yöntem ilk çağ filozoflarının okullarında kullandığı yöntemlerden. Bir sürü ışık saçıldı dünyaya bu beyin jimnastiğiyle. Teçhizatsız, makinesiz evrenin dinamiklerini %80-%90 oranında tespit edenler oldu. Birinin üstünde çalıştığı kitabı, kurguyu, düşünceyi, fikri okumanı önermem. Konakçıya dönüşürsün. Başkalarının kurguları aklını ele geçirir. Yorumsuz salt bilgi topla, formül üretme çalışması yap, formülünün genellemesini bozan istisnalar var mı yok mu bunu düşün. O zaman konu ne olursa olsun efendisi sen olursun. Formül ifademle kastettiğimi anlayamıyorsan, formül yerine aforizma kelimesini de kullanabilirsin. Ürettiğin aforizmalarda istisna oranı düştükçe pişiyorsun demektir. Hiç kalmadığında artık o konunun hocası sayılırsın. Eskilerden böyleydi.
  4. Ateist-Bakış

    1984

    İnsanı örgütleyen her şey idealizm (dinler inançlar saçmalıklar kümesi) merkezli. Bunun yok edilmesi için çatışma şart. Eşitlik ilkesi olmadığına göre insan sistemlerinde, tüm bireylere eşit baskı ve esaret de mümkün değil. Yani 500 bilye üzerine 1 metal sacı koyunca metal sacın üzerinde düz bir alan elde edebilirsin, hepsine eşit dağılan bir ağırlık da olur. Ama insanlarda bu mümkün değil. Üzerlerine binecek her türlü otorite metal sac olsa, o sacın üstüne de binecek başka insanlar sübjektif gündemlerine göre kümelenecek. Yıkım her zaman kaçınılmaz. Daha büyük dehşet ve vahşetlerle sonuçlanır. O neden kontrollü yok etme ve yıkım yapmak gerekli. Bilinen tüm insan sistemleri (devletler, birlikler, gruplar, ekseni etrafında toplayan her şey) eş zamanlı olarak yıkılmalı. İnan bana bu en insani seçenek. Bekledikçe, geliştikçe sübjektif saçmalıkların esiri olan devletler gruplar teknik olarak gelişiyorlar. Yıkım yarıçaplarını büyütüyorlar. İnsan normalde vahşi bir canlıdır. Devlet ve toplum sistemleri insan türü içindeki kavgayı vahşete güce dayalı ölümleri (doğal elenmeyi) durdurdu. Ama durdurmasının nedeni "bana lazımsınız" gerekçesiyle durdurdu. Kavga, güç vahşet örtülü olarak yine devam ediyor ama aktörü devlet ve birlik otoriteleri. Bu gezegenin kurtuluşu için belki de tek çare bu. Yıkım protokolü başlatılmalı bir an önce. Anarşistler dünden hazır buna. Ama diğer entelektüeller düzgün düşünemiyorlar.
  5. Durum çok vahim gerçekten. Açık ve seçik yanlış sonuçları sağlaması yapılmış doğru sonuçlarla eşit seçenekler gibi görüyorsun. Sonra da saygıymış, kişisellikmiş vs mağdur edebiyatı yapıyorsun. Bak sana özet geçeyim 1- Bu ukala idealist sınıflandırmalar, kategoriler saldırgan üslup. 2- Sürekli bir ders hocası ukalalığıyla bana neyin ne olduğunu tekrarlıyorsun. 3- Ben materyalistim dedim sana, bir materyalist aklın idealist saçmalıkları, alternatiflerini bilmemesi mümkün mü? Aptal mısın sen? Ben materyalizme giden yolda nereden geçtim o zaman? Bu bir doktorun şırıngayı bilmemesi gibi bir şey. Bu dolaylı olarak hakaret. 4- Ukalalığı kes. 5- Konumuz bal gibi de objeye göre gerçeklerin tespiti. Senin de gözlemciliğe kaçman. 6- Burada bana cevap verip vermemen umurumda değil, sen tüm dinlerin yuvalandığı ve beslendiği idealizm yuvasındasın. Sana yazdığım cevaplar uyanman için. Yahu şu yazdığın konunun aritmetiğini yapamıyor musun? Etiksel Gorecilik /Ethical Relativism Nedir? Bu başlığın aslında Mavi Sevgisi Nedir? Sorusuyla birebir eşit olduğunu göremiyor musun? Ben de sana diyorum ki içinde bulunduğun hastalığı biliyorum ve yardım edip seni kurtarmam için bunu yazarken ardında neyi nasıl düşündüğün, amacın, bunlara geçelim. Dünyadaki çarpık sistemlerde birbirinin kopyası olarak kurulmuş ve toplumun hastalığını okşayan akademik kandırmacalardan bahsetme. Günümüz Akademikasında felsefe, tarih, sosyoloji, psikoloji kirli alanlardır. Geçerlilikleri yoktur. Bilim dalı olarak görüyorsan yanılgı içindesin. Bence burada odaklanman gereken can alıcı konu şu: Dinler ve inançlar dayattıkları içerikler için insan zihninde bir doğru-yanlış mekanizması kurarlar. İnsanlar doğrusu budur diye motivasyonla o komutları yerine getirmeye çalışırlar. Senin içinde de idealist felsefe aynı mekanizmayı kurmuş, doğrusu şöyle olmalı, kesinlikle bu diye bir sistem yaratılmış. Bana yok deme, ispatı üslubumu yadsıman. Hem etiksel görecelik tartışıyorsun hem de üslup yadsıması yapıyorsun Odaklan odaklan. Sen de fark etmişsindir. Kesinlikle zihninde büyük prangalar var. Farenin duvardaki deliğine kaçması gibi şimdi kategorilerine, terminolojilere, öyle değil böylelere kaçacaksın.
  6. Üçüncü dünya ülkelerinde ve özellikle Müslümanlarda prosedürler yalan, hile, yanlış beyan ile maniple edilir. Batı'nın kafa yapısı şöyle: Hiç kimseyi eylemlerin neye benzediğine bakarak peşin peşin yargılamazlar, veya ön yargı geliştirmezler. Bu zaaflarını fark eden Hitler onları uzun süre oyaladı. "BU adamın niyeti bu ha" diye niyet okumayı reddederler. Çünkü Batı niyet okumaya, eylemleri ön yargı ile değerlendirmeye başlarsa dünyada sağ insan bırakmazlar. Bu Hitler sonrası edindikleri bir ahlak. Yaşam alanları tehdit altında olmadığından da pek stres yaşamazlar. Mesela Hitler'in taktiğinin aynısını Rusya uyguluyor ve Avrupa'nın umurunda değil. Eylemin sonucunu tahmin etmeyi reddediyorlar. Ama ABD 2. Dünya Savaşındaki geç girmesinin neden olduğu katliam ve ölümlerden dolayı hep tedirgindir böyle durumlarda. Batının eylem sonuçlanmadan sonucunu tahmin etmeye çalışan, ön yargı üretebilen tek ülkesi belki de ABD. Ancak yıllar sürse de bedelini çok ağır ödetirler. Bunun için de ABD'yi kullanırlar (o zaten meraklı savaşa didişmeye, koşma gelir) Yani bu bürokrasi manipülasyonu onların bir şey kaybetmesine yol açmıyor. Er geç maniple edenleri bulup bedelini ödetiyorlar.
  7. Bak ısrarla bunların sanki bir değeri varmış gibi anlatıyorsun. Önemliymişler gibi. Neden yapıyorsun bunu? Objektif kelimesini de katmışsın. Obje maddenin diğer adıdır. Objektif terimi hiç birimizin gözüne, bakışına, algısına göre değil, dış ortamdaki maddeye yansıyandır demek. Sen insanların idealizmle hasta olduğunu bilmiyor musun? Yani biri namaz kılarken ayağını niye büker, diğeri niye yere kafasını koyar, niye artı işareti yaparlar sorularının cevapları ile niye babalarını yerler bebeklerini yok eder sorularının cevapları aynıdır. İdealist saçmalıklardan kurallar oluşturmuşsun. Neden şunu etik buluyorlar da bunu bulmuyorlar sorusunu kopyalayıp duruyorsun. Hastalıktan. Ayrıca inanmak teknik olarak elde yeterli veya hiç veri yokken bir sonuç üretmek ve o sonuca doğru veya yanlış (inanmamak) demektir. Kimin umurundaki bu mekanizma? Sen bu konuyu niye gündem yapıyorsun? Çizgi filmlerden konuşmakla aynı bu konu. Ardındaki amacın ne ona geç bir an önce. Eğer doğru ve yanlış ilan etme formülünü soruyorsan Eylem X Geçmiş Zamandaki Tekrar Sayısı X Tekrarlayan birey sayısı X Onaylayan Birey Sayısı = Doğru Eylem X Geçmiş Zamandaki Dışlama Sayısı X Dışlayan birey sayısı X Onaylamayan Birey Sayısı = Yanlış 3 aşağı beş yukarı bu şekilde ()bileşenler çoğalabilir veya azalabilir) Sen böyle yazdıkça bu formülü anlayan bir olarak sen rahatsız edici bir bileşen satıcısı gibi görünüyorsun. BU meseleyi detaylı öğrenmek istiyorsan Reklamcılar, PR'cılar, Yayıncıların sistemini incele. İç içe geçmiş pek çok dinamik var. Yeterli zaman ve destekleyici bileşenlerle insanları toplu katliamdan bile geçirtebilirsin, bunu da doğru kodlatabilirsin onlara.
  8. İçeriğimi kim sildi buradan 1 saat önce?
  9. Canım daha öncelerden Evrensel insanın mağdur olduğu aynı hastalıktan sende de var. Anlamıyorsun ve anlamadığın gibi felsefe sevgin ve düşüncenin prensipleri, sorgulamalar arasında küvete girmiş bir çocuğun sağına soluna herkese su serpmesi gibi davranıyorsun. Su hoşuna gidiyor çünkü. Bak felsefe dediğinde senin içinde bulunduğun tüm saçmalıklar yoktur. İdealizm yüzünden oluşuyor sende bu. Gerçekliğin 1 tane tanımı vardır. O da materyalizmin tanımıdır. Gözlemciyi, algıladıklarını, yakaladığı iki resim/ses/duyu parçasının üst üste binmesiyle oluşan düşünce, kimlik illüzyonunu odağına alan idealizm geçersizdir. Geçersiz olmasına ek olarak tüm inanç din ve dogmaların anasıdır. Materyalizm ve Mekanik Materyalizm farkına gelecek olursak. Aslında önceden sadece Materyalizm tanımlamaya yeterdi ama son 300 yıl içinde İdealist saçmalık hastalarının etkisiyle ve Karl Marx ile Engels'in diyalektik sabotajıyla, popülist anlamda bu tanım kirlendi. Mekanik Materyalizmde kesin doğrulara sahibiz. BU kesin doğru da her şeyin madde olduğudur. Gözlemcinin gözlemi yok sayılır. Gözlemin getirdiği sonuçlar yok sayılır. Bunun yerine deney ve oluşların kesin simülasyonları yapılır. Yani barutla ateşin yan yana geldiğinde olacak deneyin simülasyonuyla sonucun kesinleştirilmesi gibi. Daha çok fizik etkinliğidir bu. Evreni, varlığı sorgulama işi bitti artık. O sorgulamanın sonucu her şeyin madde olduğu ortaya çıktı. Yani varlığın neden oluştuğunun tespiti tamam. Şimdi mesele dinamiği. Aklında doğru diye bildiğin ve muhteşem bir temeli varmış sandığın her şey saçmalık. Zaten hepsinin ilkesi aynı. İdealistleri felsefi saçmalıklarının hepsi dincilerle aynı. Emin olamayız, belirsiz, yorumu değişkendir vs vs. Dincilerle birebir aynı söylemlere sahipsiniz O yüzden laf kalabalığı yapma lütfen. Görecelik gerçeğin sabitiymiş gibi her şeyi göreceli yapmayı kesin. Maddenin kanunu. 3 koordinatı ve akış/oluş koordinatı olan her şey kesin bir şekilde vardır. Yani kendini ortaya koyuyorsa (3 koordinat=en boy yükseklik) ve bunun üzerine akış/oluş koordinatına sahipse (uzay zaman, hareketin hızın zaman algısının olduğu uzamsal boyut) o şey vardır. Bu suyu neyle bulandırmaya çalışırsan çalış materyalizm tespitleri kanundur. Gözlemci hiç bir şeydir. Konusunu açtığın şey gözlemcilerin renklere bakıp neler hissettiği gibi önemsiz geçersiz bir şey. Görecelik senin sandığın gibi gerçekliği değişken yapmaz. Gözlemciyi yok eder.
  10. Arkadaşım ben bunları biliyorum, bana felsefeden bahsediyorsun, hem de idealist tarafından Saçmalık olarak adlandırıyorum. Okumuyor musun? Ben mekanik materyalistim. Diyalektiği bile saçmalık tanımlıyorum, sen bana bir de bir değeri varmış saydığın idealist hezeyanları bir anlam ifade ediyormuş gibi sunuyorsun.
  11. Doğru yanlış, iyi kötü nedir ki bir de kuralı olsun? Din tanrı kavramının burundan çekilen toz haliyse ahlak yani etik de tanrı kavramının şırıngadan enjekte edilen halidir. Tuhaftır ki bu anlayışlar hep insan sürüsündeki çoğunluğun düzenli hareketi için çizilmiş koridor boyaları gibi. Askeri veya güvenlik tesislerinde duvarlara, yerlere renkli çizgiler çizerler, güvenlik ve düzen için onu takip etmeli insan. İşte ahlak da bir grup %10 üst kast sınıfın, kalan %90 kast sınıfa çizdiği kurallar. Üst kast sınıf etkilenmez, uymaz, hatta uymamalarıyla kahraman örnek olurlar.
  12. Söz hakkın olduğunu sanmıyorum Kuşluğunu yap ve öt sadece Düşünmeyi beceremediğin kesin İnsan için lazım kriterleri ancak inançlı yani dogmatik kafalarda olur. İyi insan kötü insan kriterlerin de var değil mi o ilkel kafada?
  13. Türkiye'de Ateist yok. %99 çoğu kendini Ateist sanan Agnostik. 3 buçuktan 4 olur, 5 buçuktan 6 olur diyen yuvarlama zihniyeti aynen burada da çoğunda var. Tanrıyı saklanabileceği her deliğe girerek her kulvarda yok edemeyen, yoklayamayan adama Ateist denmez. Yani suçlularla empati yapamayan FBI ajanlarına ajan denmemesi gibi. Türkiye'deki Ateistlerin çoğu tanrıyı yoklayacak mekanik ve dinamik bilince sahip değil. Bu onların çoğunu Non-Teist, Agnostik yapar. Tanrıyı tüm şekilleriyle birlikte girdiği her yerde bulup yakalayıp yoklamak zorunda bir Ateist. Aksi takdirde ona Ateist denmez. İfade özgürlüğü içinde yalan söyleyen milyarlarca bireyden biri olur.
  14. Bak hiç bir art niyetin olmadığı, tüm hayallerin pespembe, herkesin mutlu olduğu bir dünya yok. İçinde bulunduğun dünya avlanma dünyası. Bu tür motivasyon, para hayali, zenginlik hayali saten kitaplar yazmak, yayınlamak avlanma etkinliğidir. Akıllıların aptalları kandırıp avlaması. Bu tür kitaplar içerisinde bilgi yoktur. Vikipedi sayfasına bakarsan anlarsın. Bu insanların hayatlarıyla ilgili nesnel bilgiler Vikipedide verilmiştir. Orada sayfadan sayfaya kaynaktan kaynağa gezinerek bilgi edinebilirsin. Üstelik nesnel ve kişisel yorumlar olmadan.
  15. Kelime seçimine, bakış açısına bak. Yobaz dincinin teki. Tanrı figürünü gerçek sanıyorsun değil mi? Hangi formda? Gaz halinde değil mi?
  16. Bu tür hayat hikayelerinden kopyalanıp uygulanabilecek yöntemler elde etmek neredeyse imkansız. Bir piyango bileti alsan daha çok şansın olur. Şöyle ki, Her yaşam kendine özgüdür, bulunduğu konum, dil, kültür, dönem, şartlar, vs daha sayamayacağım yüzlerce değişkene sahiptir her yaşam. (Tabi insan türünden bahsediyorum burada her yaşam derken, bir kutup ayısının insan türü içinde yaşama etkinliğinde bulunma şansı yoktur.) Bu değişkenleri 100 olarak al, senin aynı değişkenlerin de yüz. Bu adamla senin hayatının karşılaştırılmasında bir Permutasyon yap bakalım. Adlandırılamayacak kadar büyük rakamlar elde edilir. Kabaca kendi değişkenlerin 100 olsun, onun değişken toplamı da 100 olsun. 1x2x3x4x5->x99= ? (bu sadece senin). Sonra milyarderinkini al. Aynısı Bu iki sayıdaki koşulların birbiriyle tam olarak aynı noktalarda tekrarlaması mümkün değil. Yani tüm bu yaşam değiştiren deneyim edebiyatları, motivasyon kitapları bir saçmalıktır. Kumarbazlara satılan "Pokerde nasıl kazanılır?" kitapları gibi. Birbiriyle örtüşen olaylar yoktur gerçeklikte. Her saniyedeki oluşların kombinasyonları farklıdır. Tüm evrende.
  17. Mevcut dünya düzenin nasıl yıkılacağı, illüzyonların nasıl sonlanacağı, inananların tabiriyle kıyametin nasıl kopacağı (tüm tetikleyici ve etkenleriyle) önceki mesajlarımda var. Üç aşağı beş yukarı olaylar zincirinin bir haritasını çıkarabilirsiniz. Yanılgı payım en fazla %5 olabilir. Bu da sürpriz faktörüdür.
  18. Bu başlıkta uzun uzun benzetmelerle detaylarla anlatmıştım ama ne kadar bilirsen bil, bildiğin karşındakinin anladığı kadardır kuralından dolayı anlaşılmadığından en basit haliyle özetleyeyim. 1- Bu dünyada şiddet vardır çünkü insan sistemleri illüzyonlara dayalıdır. 2- İllüzyonlar inançtır. 3- Tüm illüzyonların birbiriyle çatışması kaçınılmazdır ve haliyle hep şiddet çıkar. 4- Bütün bu illüzyonları gerçeğin acı yüzü er geç yok edecektir. 5- Ancak gerçekle yüzleşmenin yaratacağı son büyük şiddet, illüzyonlara bağlanmış insanların yüzde doksanını yok edecektir. Bütün bu durumlar bir görüş değil bir tespittir. Kendini kandıran herkes gerçekle yüzleşir ve kandırılmışlığı yok olur. Dünyayı, gerçekliği, evrimi, maddeyi anlamamış birisinin sorudur bu "Şiddet Nedir"
  19. Bana bak ergen kaldırım parkesi Yazdıklarımı anlayamıyorsun, bu senin yetersizliğin Kafan çalışmıyor. Oksimoronu siktirtme bana. Ukala ukala üstten üstten yazı yazma bir daha şımarık velet seni.
  20. Şiddet diye tanımladığın nedir ki senin? Depremler? Seller? Tsunamiler şiddet mi? Hepiniz çok çeşitlilik diye illüzyona tutulmuşsunuz. Farklı davranış modelleri, düşünceler sloganları arasında 2 kere 2 işleminin sonuna kafanıza göre 5 eder, 10 eder, 100 eder diye saçmalıkları sıralıyorsunuz. Aklınızın kontrolünü ortak algıya bırakmışsınız. Bak, Eğer 2 kere 2 sonucu 4 ediyorsa, ki kesinlikle ediyor, 4 eden sonucun diğer tüm sonuçları üretenleri, bu sonuçları yok etmesi şiddet değildir. Bu sonuçların yaşaması gerektiği halde onlara yaşam alanı sunan kirlilik vardır demektir. Bilimde, bilgide, maddecilikte çok çeşitlilik veya farklı yaklaşımlar yoktur. Farklı sonuç tespit çabaları vardır. Mesela 5 farklı bilim adamı kulağın evrimini inceler ve incelemesine giren unsurlar farklı farklı olabilir, ama kurallar, ana ilke farklı olmaz. Aslında fark yoktur bilimde. Herkes aynı şeyi üretmeye çalışır. Nesnel kesin sonucu. Senin kanser olman ve bunun sana söylenmesi şiddet değildir. Senin aptal olman ve bunun sana söylenmesi şiddet değildir. Senin bilgisi olmayan bir cahil olman ve bunun sana söylenmesi şiddet değildir. Bunlara küsüyoruz diyen %90 insan nüfusu güçsüzdür. Eğer onların hükmü geçiyorsa, ben haklıyım. Yaşaması, hayatta olmaması gereken %90 bir kitle hayatta kalıyor ve kaynak tüketiyor demektir. Onların ve sistemlerinin yok edilmesi de şiddet değildir.
  21. Senin sorunun analoji yapamaman. Bu da açıkça gösteriyor ki bilincin %90 non-teist. Ateist değilsin. Benim sorunum seni Ateist zannederek geniş skalada yazmam sana. Artık sorun kalmadı. Muhabbet etmemek en iyisi. Kafana göre takıl.
  22. Sanal dünyayı niye işin içine katıyorsun anlamıyorum ikide bir? Sanal dünya, internet, bilişim vs bir parşömenden başka bir şey değil. Ayrıca bilgiden kastı somut bilgi. Bir helikopterin nasıl yapılacağı bilgisi, nasıl uçurulacağı bilgisi. Bunları yanlış bilen zaten yok olur. Uçamaz düşer. Formüllü müspet bilgilerin yanlış olma ihtimali olmaz. Ya bilen bir ustadır insan ya da ahmak. Biliyormuş taklidi yapan bir ahmak olamaz o şartlarda. Örnek vereyim ELon MUsk kendi STarlink ağıyla hegemonya kurmaya başladı diyelim. O anda salak salka sokağa çıkıp da döviz taşımaz insanlar. Hegemonyayı yok etmek isteyenler adamın teknolojisinin plan, proje, özelliğini, çalışma sistemini masaya yatırır ve yok etme, alternetifini yapma, durdurma modelleri geliştirir. Böyle bir dünyada Elon Musk aptal gibi herkesin bilgili ve eğitimli olduğu bir dünyaya meydan okuyamaz, öyle aptallık yapmaz. Büyük sayılar yasası. Bir milyon kişiyi karşısına alırsa, sisteminin yok olma olasılığı mükemmele yakınsa milyonda bir olsa, o meydan okuduğu milyonluk kitleden yok etme ve yıkım alternatifi kesin çıkacaktır. BU bilgidir. Bu riske giremez. Bilimin yasalarına aykırı hareket edemez. Ben şu anda bilişim ve interneti en etkili santralizasyon yok etme alanı diye örnek verdim. Daha etkili sistem yok ediciler geliyor. İlaç şirketleri, biyomekanik şirketleri, mekatronik, biyo mekatronik, robotik, şirketleri de etkili şekilde merkezi otoriteleri yok ederek geliyor. Uzay şirketleri tam gaz devam ediyor. Geçtiğimiz yılda yeni uzay şirketlerinin sahipleri keşif gezisine çıktı uzaya. Blue Origin ve Amazon kurucuları turist olmak için çıkmadı uzaya. Keşif yapmaya çıktı adamlar ve bu keşiflerin sonucu ikisi de önümüzdeki 5-10 yılda su gibi yüzer milyar dolar akıtacak. Elon Musk zaten akıtıyor. Bilişim ve İnternet devede kulak. Yıkılıyor Merkezi sistemler. Enterprise'lar dönemi başlayacak. Yani Girişimler dönemi. Microsoft ve diğer bilişim devlerinin devasa projeleri vardır elbet. Vakıf kurmazdı adam yoksa. Vakıf bu tür girişimler kurmada esneklik sağlıyor. Zaten dünyanın son 30 yılında merkezi otoritelerin bir fonksiyonu yok. Hepsi şirketlerin etkinlikleri. Yapay et üreticileri ortaya çıkarsa onlarla birlikte uzayın kolonileştirilmesi çok hızlanır. Çünkü yapay et yapmak demek yapay gıda üretmek demektir.
  23. Kapitalizm? Bilim tabanlı? Bak ekonomi, varlıkların hepsine değerler atama etkinliğidir. Bu değerler atama etkinliği insanların rağbetine, isteğine, arzusuna göre oynar rakamlardan oluşur. Kapitalizm bu değerlerin grup halde birleşip daha büyük, daha kapsamlı bir istek arzuya göre akmasına denir. Kapital birleşir akar. Ana motivasyon gücü toplumun içinde bulunduğu arzu istek illüzyondur Yani bu hareketlerin incelenmesi belki nesnel bir gözlemdir. Ama bu hareketlerin hiç biri bilimsel değildir. Papanın Pazar ayinine katılım etkinliğine katılım ne kadar bilimselse ekonomik hareketler de o kadar bilimseldir.
  24. Çatışma ve güçlü güçsüz savaşıyla yok edilir. Bilgi ve deneyim temelli sistemlerde güç sanal değildir. Ya bilgiyle, ya hesapla, ya formülle oluşturulur. Mevcut sistemde güç illüzyonla oluşturuluyor her yerde. İllüzyon sürekli kanser hücresi gibi bölünüp çoğalır, illüzyon illüzyonu yok eder ve en sonunda yine yeni bir illüzyon kalır ayakta. Çatışma ve savaş bile illüzyondur mevcut sistemlerde. Ama bu sistemi tamamen yok edersen ve hesap kitap gerçeklik temelli sistem kurulursa, hüküm sürecek yeni sistem ancak çalışıtkça, geliştikçe ayakta kalır. Yani bir şeye mecbur ve bağımlı olmak zorunda değil. Herkesin bilgi sahibi olduğu ortamda bağımlılık, mecburiyetlik yaratamazsın. Baronlar oluşturamazsın, çünkü şeylerin ve oluşumların nasıl ve neden yapıldıklarının bilgisi vardır herkeste. Biri hükmetme yönünde hamle yaparsa, bilgisini bu yönde hamle yapmak için kullanırsa, Öbürü de hükmün yok edilmesi yönünde bilgiyi kullanabilir. Hepsi eşit olasılıklıdır. Eski sistemdeki (yani şimdiki) gibi hükmedenin hükmüne karşı hamle yapmayı caydırıcı illüzyonlar yaratılamaz. Bilginin olduğu yerde illüzyonlar, motivasyonlar, korkutmalar, dezinformasyonlar yaratılamaz. Bilgi ile yalan bir arada yaşayamaz.
  25. Şiddet sona erecek. Yakın bir zamanda. 50 yıl içinde. Ancak yok olurken tüm şiddetlerin en büyüğü son bir şiddet yaşanacak. Tüm dünyadaki mevcut sistemlerin hepsi santralizasyon yani merkezileşme sistemi üzerine kurulu. İnsanlar bir kavram, ırk, temel vs yaratır ve etrafında birleşir. Ben mevcut tüm insan sistemlerinin yok olmasının zorunluluğunu gören ve anlayan biri olarak ben de inceliyorum tüm bu yapıyı sık sık. Yani insan merkezi otorite (centralization) temeli üzerine örgütlenen bir yapı kurmuş. Bu yapıyı illüzyonlarla oluşturup duruyorlar. Merkezde devlet, tanrı, inanç, vatan, ırk adı vs hep böyle illüzyon kavramlar yer alıyor. Sonra gruplar bağlanıyor bu kavramlara. Ancak bilişimle birlikte Desantralizasyon kavramı ortaya çıktı. Merkezi otoritenin olmaması ve herkesin merkez olması. Şu anda bilinen en organize ve yok edilemez desantralizasyon girişimi kripto paralar. Yani bitcoin. Kripto paraları merkezi hiç bir otorite takip edemiyor, müdahale edemiyor ve de durduramıyor. Yani merkezi otorite sistemi yavaş yavaş bilişim girişimiyle yok edilmeye başlandı. Süreç kripto paralarla başladı, porno endüstrisinin kripto hareketleriyle büyüdü. Ve şu anda oyunlar giriyorlar yavaş yavaş kripto para dünyasına. Metaverse şirketleri de altyapılarını hazırlıyor. Öyle ki Elon Musk'ın Starlink uydu ağının bu şirketlerle entegre olacağı konuşuluyor. Bildiğimiz dünya son 50 yılını yaşıyor. Daha sonraki süreçlerde bu Metaevren müteahhitleri çıkacak. Yani sanal bir ortamda güzel bir evin, havuzun, manzaran var diyelim, Bu evin aynısını robot ve yazıcılarla üçüncü dünya ülkelerinde boş yerlere, çöllere, yüzen adalara yapmaya başlayacaklar. Bilim kurgu falan değil dediklerim, şu anda bunlar kısmen kısıtlı yapılıyor zaten. Yani Sudan çölünde futbol sahası gibi bir yerde bütün imkanlarıyla eve sahip olacak insan, dronlar koruyacak, lojistiği en yakın hammadde, gıda, su merkezinden yine dronlar yapacak. Yeni gelecek bu. Ancak bu gelecek en az 8 milyar insanın katledildiği bir kafatası yığını üzerine inşa edilecek. O süreç bitcoin ile başladı. Sürekli içeri değer çekiyor ve yenisini üretiyor kriptolar her gün. Yasaklarla da, kısıtlamalarla da insanları daha çok kaynak sokmaya itiyorlar kripto dünyasına.
×
×
  • Create New...