
Ateist-Bakış
Members-
İçerik sayısı
196 -
Kayıt tarihi
-
Kazandığı günler
21
İçerik türü
Profiller
Forums
Store
Makaleler
Everything posted by Ateist-Bakış
-
Anibal de güçlü ateist idi sanırım. Ateistforum'dan hatırlıyorum. Güçlü ateistlerin bilinçleri birbirine benzer.
- 37 yanıt
-
- şiddet
- şiddette hayır
-
(3 etiket daha)
Konudaki etiketler:
-
Merkezi otorite yok edildiğinde nüfus içerisinde birliktelik oluşmuyor. En az 2 parça oluyor ve genelde birbirleriyle mücadeleye tutuşuyorlar. Irak, Suriye, Libya, Koreler pek istisna yok. Amerika ve Avrupa'nın böyle ikiye üçe bölünme riski yok. Çünkü Avrupa'da birbirinden farklı, 30-40-50 eğilim var, Ve hepsi de tek başına bir faşist hamle birleştirmesi yapamayacağını biliyor. Uzlaşma ideolojisi devreye giriyor. ABD de aynı. Cumhuriyetçi, Demokrat ikili siyasi cepheleşmenin altında bir sürü etnik, siyasi, ideolojik eğilim var. Güvendeler. Çin güvende değil. Rusya da. Çünkü hükümetleri doğru yanlış, iyi kötü, örnek davranış ayıp davranış, tek tip düşünce ve insan modeline odaklılar. Merkezi otoriteyi çökerttiğinizde bastırılmış özgürlükler etnik, siyasi, kültürel ne varsa o yönde fışkıracak. Ayrıca hem ABD hem Avrupa Çinli ve Rus nüfusa sahip. Bunlar köprü olup Çin ve Rusya aleyhine çalışır. Sonuçta özgürler ve geldikleri yer özgür değil. Kara savaşı olmaz. Kendini tüketirler. Birbirlerine düşerler.
-
Yazdığın son dışkıyı okumadım kafir imam. Senin de aynı diğer idealist embesil gibi gerçekliği algılama sorunun var. Demek kesin değil hiç bir şey Tımarhane kaçkınları sizi
-
Bilim kesinleştirme faaliyetidir arkadaşlar. Örneğin çıkar bir embesil melekler vardır der. Bilim bu iddiaya yönelir. Aşamalı prosedürler, deneyler, argümanlarla bu şarlatanlığı yok eder, şarlatanlık olduğunu kesinleştirir. Ama şarlatanlık sahipleri durmaz, çünkü yok edilen şarlatanlıktan başka 500 tane daha şarlatanlık vardır kafalarında. Birini gitti diğer 499 tanesini koruyalım diye faaliyeti durdurmak isterler. Bunun için de "ama böyle kesin konuşamayız", "ama elimizde yeterli veri yok", "henüz erken değil mi?" "kesin konuşmayalım bence" gibi ifadelerle yaşarlar. Bakın, yazılanlara bakın. Bilime referans yaptıkları iddiası yalan bu embesillerin. Hepsi argumentum ad populum ile hareket ederler. Yani embesil çok olduğundan hepsi birbirinin şahidi ve referansıdır. Çoğunluk argümanı. Tanrıda da bu argüman kullanılır. Bilgi kesinlik ister. Şarlatanlık belirsizlik ister. Çünkü kesinlikte embesiller yetişmez. Embesiller ancak belirsizlikte yetişir.
- 73 yanıt
-
- 1
-
-
Hey yavrum hey Sen önce düşünmeyi öğren. Tanrıcı seni Çizgi filmci
-
Bakın bu başlıkta tekrar özet geçeyim. Şarlatanlara inanmayın. Bilim kesinleştirme faaliyetidir. Cevap bulmak başlı başına kesinleştirmektir. Bir sorunun iki tane doğru cevabı olmaz. Yalancı ve şerefsizler kendi cevapları doğru sanılsın diye ısrar ederler. Tarihteki tekerrürü hep böyledir. Tanrılar, Allahlar, Cinler, Periler hiç olmadı olmayacaktır. Bu kesindir. Katı gerçektir. Buna kesin demeyen yalancıdır.
-
Ha ha ha Sapıklara bak, hepsi aynı kıvırma içinde. Karınca konuşacak, düz dünyalar olacak. Cebrail gelecek seni öpecek Muhammed elinden tutacak cennete götürecek Lan oğlum bu akılla sen nasıl yaşıyorsun? Cevap verememekmiş. Sen dincisin bildiğin Deist türünden.... :D
-
Yani dünya düzdür saçmalığı hala sorgulananlar kategorisinde ve dünya düzdür saçmalığının geçersiz olduğu kesinleştirilemedi ve kesinleştirilemez mi? Dünya düzdürün saçmalığı kesinleşmedi mi? Lan sizler hasta mısınız? Dinci sapıklar. Demek dünya düzdürün saçmalık olduğu kesinleşmeyecek hala sorgulayacaksınız? Aptallık.
-
Hilebazlık. Argumentum ad populum Senin ciddi bir paparazzi tarafın var. Kardashian'cı mısın? O bunu giyiyor, haydi biz de giyelim. Zihinsel olarak yetersizsin. Papağanların ses ezberlemesi gibi ezberlemişsin her şeyi. Ne dediğini kendin bile bilmiyorsun.
-
Evet mekaniktirler. Mühendisliğin varsa eski model her şeyi kullanırsın. Gemi de, sondaj kuyusu da, lokomotif de.
-
Balistik teknolojisi önemli. Ses hızını aşan, ağır yük taşıyabilen füzeler. MACH deniyor ses hızı birimine ABD ve İngilizlerdeydi hegemonya son 10 yıla kadar bu süper hızlarda. MACH 20 hızlar vardı (20 kat ses hızı demek) Şimdi Hindistan, Çin, Rusya da geliştirdiler bu yüksek hızlı süpersonik füzeleri (sadece süpersonik MACH 5 civarına deniyor) Kuzey Kore İran MACH 1-5 arasındalar hala. Ne kadar çabalarsa çabalasınlar bir işe yaramıyor. Füze savunma sistemlerinin en ucuzu bile MACH 1-5 arasında hata yapmaz. Birinin savunma sistemini aşmak için en az MACH 20 hızla füze göndermen lazım. Onu da vurur ama bunlardan 20 tane gönderirsen 1 tane es geçebilir. ABD ve İngilizler hiç umursamıyor Rusya ile Çin'in süpersonik testlerini mesela. Bu da ellerinde çok daha hızlı bir şeyler olduğunun kanıtı. Çünkü ABD zırt pırt uzaya çıkıp gelip duruyor. Çıkıp girmelerde yüksek hızlar lazım. Yoksa atmosfer ateş topuna çevirebilir. Bu kadar rahat olmalarının nedenini ben buna bağlıyorum. Yani balistik füze bir çeşit insansız jet uçağı gibi. Kuzey Kore ve İran'ın bunda MACH 10'u aşması 20 yılı bulur. Destek alırlarsa başka. Patlayan başlık önemli değil artık. Onu taşıyan araç. Balistik füze ve motoru önemli. Nükleer bombadan daha önemli.
-
Uçak uçurabiliyor muymuş? Paraşütsüz oturtsunlar bakim eski model uçağın içine, uçağı indirirse, dinleriz iddialarını. Millet çok sofistike yalan söylüyor, bu işin de ciddi piyasası var. Röportajlar, saçma salak dernekler, inananlar, eğlenceli bir aksiyon yaratıyor kendine. Tarih de ne hikmetse günümüzde örneği olmayan uçakların zamanı. Al uçur lan şunu derseler, teknoloji hepten değişti abi diyecek. Güzel sofistike bir yalan. Türkiye'ye uyarlanabilir. Peygamber zamanında aşağı mahallesinde yaşamış bir kişinin tekrar hayatını hatırlaması mesela. İstikrarlı bir hikaye eylemler olursa, trilyonluk bir dolandırıcılık olur. Sadece "Resullullahın sohbetleri de çok güzeldi" dese kanallarda yeter
-
Batı mantalitesini anlamalısın önce. İngilizce de dahil tüm Batı uygarlığı dillerinde anlamlar gözünün önündedir. Mesela anticipate fiili. Geleceği görmekten, öngörmeye, beklemek, ummaktan tahmin etmeye kadar geniş bir anlam skalasına sahip. Bu neden oluyor? Kelimenin içinde barındırdığı yapıdan. Latince parçalardan oluşur. -ante parçası önce anlamına gelir. Eklendiği her yerde bu anlamı verir -capere parçası almak kapmak manasına gelir. Eklendiği her yerde bu anlamı verir. Latince antecapere yani İngilizce anticipate kelimesinde önceden almak, kapmak (anlamı, manayı) Mesela accept (kabul etmek) buradaki "cept" kısmını tanımış olman lazım. Yukarıda yazdığım "capere" burada da var. Almalı, kapmalı bir şey. Başındaki ac eki ise ad- ekinin dönüşmüş hali (capere c harfi ile başladığı için) anlam olarak e halini yansıtır. Bizdeki eve, okula yapısında olan e hali. Burada anlam analizi yapalım. Anlamı alıyor, kapıyorsun. Nereye? Kendine. Yani benimsemek. Kabul etmek işte. İngilizce ve Batı dillerinin çoğu böyle parçalardan oluşur. Yarısından fazladır. Hele İngilizce ve Fransızcada üst seviyededir. %75 desek yanılmayız. Önce bu mantaliteyi öğrenmelisin. Öğrenirken zorlanırsın ama öğrendiğinde bütün Batı dillerine kapı açarsın. Gittiğin ülkede ses çıkarmayı öğrenip bir de cümle dizmeyi öğrendin mi artık zorluk çekmezsin. İspanya, Latin Amerika, Brezilya, Arjantin her yer adapte olmaya açılır sana.
- 10 yanıt
-
- 1
-
-
Friedrich Nietzsche diye bir adam vardı. Bu adam filozofların intihar komandosudur. Bütün gerçeklik tariflerini yok etmek için bir kara delik yaratmıştır. O kara deliğe de nihilizm denir. Bunu yapmasının nedeni Materyalizm için argüman bulamamasıdır. Friedrich Nietzsche'nin bir sözü vardır. Zayıflar, bizi kendi gücümüzden utanmaya zorladıkları için kazandılar. der. Zayıflar laf üretir, bilimde kesinleştirme olmasa herkesin söyleyecek bir sözü olur. Bil bakalım bu dünyada söyleyecek sözü çok olan, hiç bir sözü beş para etmeyen, aynı zamanda nüfus olarak da çok fazla olan kitle kimdir? İşte o utanmaya zorlayan zayıflardır. Maddeciliği, madde temelli gerçeklik tarifini çürüten bir argüman yoktur. Hiç olmamıştır. Bilimin, Bilimsel yöntemin soy ağacıdır materyalizm. Karşı argüman olmadığı gibi şimdi Materyalizm kendi yarattığı bilimsel disiplinleri vagon gibi tek tek kendi lokomotifine bağlıyor. Bütün bilimsel disiplinler Maddecilik (Objektiflik-Obje maddedir) lokomotifine bağlanıyor. Bir bakarsan manzaraya dünyada görürsün. Şimdi oturun bir düşünün. Kesinleştirme yaptığında yok olacaklar kimler? Kimlerin saçmalıkları? Kesinleştirme yaptığında yer çekimi kanunu mu imha olur yoksa başka bir saçmalık mı? Kimin bu can simidi? Yüzme bilmeyen birisinin işte. Herkesin yüzme bildiği yerde can simidine ne gerek var? Ya yalan söylüyordur birisi yüzme bilmiyordur, ya da yüzme bilmeyen ordular getirecektir. Başka açıklaması mı var?
-
Sen benim soruma niye cevap vermiyorsun? Hem bana soru niye soruyorsun ki? Bir saçmalık söylediniz hepiniz. Bilim kesinleştirme işi değildir dediniz. Kesinleştirme işi değilse o zaman sonuçlar neden eleniyor? Kesinleştirme denen iş yapılmıyorsa dünya düzdür teorisini öldüren eylem neydi? OKumuyormuşum da, söz verirsem de falan. Bırak bu saçmalıkları. Bilimde kesinleştirme faaliyeti yoksa eski elenen gündemleri yok eden neydi? Sen şimdi günün birinde tüm gerçekler dğeişecek beklentisinde misin? Dincilerin yaşam tarzı da öyle ya? Gerçek diye bilinen her şeyi değiştirme gücüne sahip ya Tanrı, Allah, Uçan at vs her ne ise? Senin bu adamlardan farkın ne? Kesinleştirme yoksa yaptığın her pastadan, pişirdiğin her ekmekten bir dilim eksik demektir. Eksik ise o dilimi kim için bırakıyorsun? Sihirli Elf'ler? Cinler? Bana dünyanın kendi etrafında dönüşü sonucunun kesinleştirilmemiş halini verir misin? Çünkü ben biliyorum ki bu kesin bir sonuçtur. Bu sonuç kesinleşmiştir. Mesela evrende hızı olmayan bir şey de yoktur. Bu da kesindir. Bana lütfen kesinleştirilmemiş bir örnek sonuç ver, yaz da ne dediğini göreyim. Ayrıca niye bir kaynak verme derdindesin? Bilgi otoriteleri mi var bu dünyada? Cini periyi gerçek sanan insan toplumlarının merkezi otoriteleri bilgi otoriteleri mi kurmuş? Babasız doğan adamlar, uçan atlar, konuşan kuşlar, doğada yazılı mesajlar gibi gündemlerin oylama yapılırsa her birinin evrim teorisinden on kat fazla oy alacağını biliyorsun değil mi? Neden kaynak adı altında toplumsal onay referansları sunma peşindesin? Sen bilginin simülasyonunu kendin yapamıyor musun? Sana bir otorite mühürlü olarak bu bilgidir diyen kağıt mı verecek? Sen ne uslu bir kuzusun öyle!!!
-
Kesinlik yoktur, olası vizyonlar vardır. Dünya düzdür vizyonuyla yan yana getirilince dünya yuvarlaktır sonucu en güvenilir olanıdır. Ama Dünya üçgendir diyen çıkarsa ona da kulak kabartılmalıdır. Sizler bilincinizin kontrolünü kaybetmişsiniz. Her saçmalığa puan veren insan ancak kontrolü kaybetmiştir. Ayrıca benim için niye Türkçe kaynaklar bakıyorsun? Dil bilmez eğitimsiz hanzo olduğum önyargısıyla mı? Bilim kesinleştirme işi değilse o zaman neden çalışmalar bir doğrultuda gidiyor sonuçlar neden eleniyor? Kesinleştirme yoksa yanlış sonuçlar nasıl eleniyor? Yanlış sonuç teknik olarak ancak yanlışlığı kesinse elenmiyor mu? Madem kesinleştirme yok, dünya düzdür teorisi niye yaşamıyor? Nerede o? Onu yok eden ne?
-
Senin bilincin idealist ise her şeyin değişkendir. İnanç, bilgi yokluğunda ortaya çıkan bir hastalıktır. Genelde şüpheciliğin manipülasyonuyla dışa vurur kendini. Belgeleri imzalarken sen adını benim adım şimdilik bu ama gelecekte Çince konuşan bir Ya Çung Şi olabilirim diye bir ihtimal mi taşıyorsun? Senin annenin annen olmadığı, baban olduğu bir ihtimal de mi var? Ne yapmaya çalışıyorsunuz?
-
Karınca hiç bir insan dilini konuşamaz. Bu kesindir. Bu kesinlik değişmez. Sabittir. Senin bu kanunlaşan formülle bir sorunun mu var? Karınca konuşabilir mi konuşamaz mı?
-
Ya görmüyor musun bu bakış açısının kimler tarafından nasıl yerleştirildiğini? İnsanlardaki 1 numaralı soru nedir? Biz neyiz? Kimiz? Neredeyiz? vs vs Bu 1 numaralı sorunun en popüler, ezici çoğunlukla cevabı %80 Tanrı, Akıllı tasarım, Spiritüellik, vs vs değil mi? 1 numaralı soruya cevap bulma ve kesinleştire kesinleştire gitme etkinliğidir bilim. Anlamıyor musun oyunuz? Kesinlik yoksa %80 çoğunluktaki cevap olarak kabul edilen şey ihtimal dahilinde mi yani? Ne dediğinizi bilmiyorsunuz. Yoğun bir dezenformasyon ve laf kalabalığı bombardımanı var. Bilimde bir denklemin sonucu ya yanlıştır ya doğru. Belirsiz cevaplı sorular maniplaysondur. Yani tanrı diye bir saçmalığın olmadığı yanlışlanabilir ve olduğu ortaya çıkabilir mi? İhtimali nedir?
-
Ayrıca bilim kesinleştirme faaliyetidir. Şöyle diyeyim, hiç bir zaman Adem Havva elma yılan öyküsünü doğrulayıcı bir şey çıkmayacak biyolojiden. Evrim teorisi hiç bir zaman değişip de Adem Havva teorisine dönüşmeyecek. Bu kesindir. Bu kesinliği görmeyen, göremeyen dincidir, dogmatiktir. Demek bilim kesin değil.? Yani konuşan karınca ile karşılaşılabilir? Delilerle uğraşıyorum.
-
Sen ciddi olarak çok geri seviyelerdesin. Canım materyalizm fizik biliminin artık ulaştığı bir sonuçtur. Ben her şey maddedir derken Felsefe ile başlayan ve şu anda Fizikte ispat edilen sonucu söylüyorum. Hatta her şeyin madde olduğu E=MC2 ile ispatlandı. E=MC2 ise M=E/C2 gördün mü bu denklemi? Her şey, enerji formu da dahil maddedir. Parçacık fiziği de aşağı aşağı iniyor yine yanlışlanmadı aksine kütle nasıl kazanılıyor, kuvvetler nerden çıkıyor o kısımlar ortaya çıkıyor Boşluk, mesafe, hepsi parçacıkların oluşturduğu fenomenler. Boşluk diye bir şey de yok yani. O da madde. Eğer buna inanç diyorsan maddeden başka ne vardır? Senin itirazın neye? Bunu söyle de bileyim. Madde ve enerji olmayan bir şeyin varlığını mı ima ediyorsun?
-
Bu kelimeler ilkel, günümüz insanına hitap etmiyor. Sorun şuradan ortaya çıkıyor. Materyalizm gözlemciyi tanımaz. Teknik olarak ben dediğin şeyin algısını, duygusunu, hissini, gözlemini nesi varsa yok sayar (diyalektik denen saçmalık da dahil buna) Nedenine gelince, o bir illüzyon. Karmaşık bir çuval dolusu lafla baş ağrıtmak yerine işin özünü anlatayım. Kayak yaptın mı hiç, ya da kaykay, paten, sörf gibi şeyler bilmiyorum. Bunlarda bir sonraki mizansene refleksif hazırlık vardır. Kayakta sağa hamleden sonra sola hamle süreci başlar. O anda sola hamleyi yapmazsın ama hemen ardında hazırlanır başlarsın. İşte aynen böyle bir istem dışı refleksle bir sonraki mizanseni, sahneyi, anı, var olmayı çeken bir illüzyon kafandaki ben dediğin şey. Sesler, resimler, duyusal veriler akar akar bir yerde birleşir,. Orada derle topla sonrakine geç işlemleriyle bir üst refleks oluşur. Kendini var zanneden bir şey. Test etmek için uyu mesela. işlem durur. Biyolojin çalışır ama o illüzyon durur. Uyandığında hiç zaman geçmemiş gibi kaldığı yerden devam eder. 100 yıl geçse de. Bu ön bilgilendirmeden sonra determinizm indeterminizme geçiyorum. Bu durumu anlatmam lazımdı. Bu iki tarif de (determinizm, indeterminizm) gözlemcinin kendi sistemiyle bakışıdır maddeye. Her şeyin kaos, rastgele, başı sonu altı üstü olmadığı bir yerde bu sorular cetvelde 1 ve 4. cm'ler arası bir çentik atmaktır. Bu iki soru da idealist sorulardır. Dinci sorularıdır. Geçersizdir. Her şey maddeden ibarettir. Buna önce ve sonra şeklinde algıladığın kavramlar da dahil. Eskiler ilkel olarak ezeli ve ebedi derken bunu kastediyordu. X, Y, Z ekseni boyunca her iki yöne de uzayan bir şey. Determinist; İndeterminist yorumu yapman için referans noktası alman lazım. Kaosta referans noktasını nereden buldun?
-
Millet bir gazdır tutturmuş gidiyor. Sanki tek enerji kaynağı. Katı atıklardan, sıvı gaz atıklara, kömürden (kömür derken demirdöküm sobada kömür yakma değil, dev santrallerde çevreye sıfır etkiyle kömür yakma), nükleere, okyanus hareketlerinden rüzgarlara, güneş ışığından karbondioksite bir sürü alternatif var. Güney Kore Marmara bölgesi büyüklüğünde bir yer ve orada 30 civarı nükleer santrali var. Petrolün pabucu dama atılıyor, 2030 yılına kadar bir çok ülkede gazlı, petrollü araçlar yasaklanacak. Elektrikliler olacak piyasada. Sizce Çin, Japonya ve Güney Kore gaz getirmekle mi çeviriyor çarklarını? biraz mantıklı düşünün. Rusya'nın elindeki gaz kozu bir işe yaramaz. Türkiye gibi politikasız ülkelerde yarar. Çok çok da yüksek kapasiteli 10 nükleer santral daha yapar Avrupa ve komple elektriğe çevirir her şeyi. Fosil yakıtlar artık terk edilmeye çalışılan zararlı bir alışkanlık olarak görülüyor. Belki Rusya Kuzeye sıkışmışlığını, izole edilişini aşmak için bir hamle olarak yaptı bu Ukrayna meselesini. Çünkü dünyada Rusya'nın üretip de piyasaya sunduğu silahtan başka bir halt yok. Adam yerine koyulmalarının 2 sebebi var: 1-Gaz, Petrol, 2-Nükleer tehdit Bu ikisinin de bir halta yaramadığını gördü. Önümüzdeki 3-4 ayda Rusya'da muhafazakarlar yok olacak, 1 yıl içinde liberal bir hükümet gelir. Şu hapisteki Navalny Liberal mesela. Navalny tamir eder muhafazakarların yarattığı düşmanlığı, Rusya'yı da dünyaya entegre eder. Hayatta kalmalarının başka yolu yok. Gaz petrol nükleer kozu bitti. Zaten liberalleşme belirtileri de var. Borsa çökmüş, kur zor şey ayakta, Putin'in yediği bu haltı affetmez Ruslar. Her yere vizesiz gidiyorlardı, şimdi vize alamaz hale getirdi onları.
-
Bak sorduğun sorular, yaklaşımın, bakış açın materyalist senin. İletişimde olduğun kişiler idealist. İnsanlarda iki tür bilinç vardır. Geçmişte de böyleydi, gelecekte de böyle olacak. Ya Materyalisttir (nadirdir, çok nadirdir) ya İdealisttir (bütün bu gördüğün dinciler, astrologlar, ufocular, agnostikler, kısaca inanç sistemi kullanan herkes - çoğunluktadır, çok fazladır hem de) Bunların farkına gelince, Materyalistler, madde ile empati yapabilirler. İdealistler madde ile empati yapamazlar. Yani bir materyaliste "ateşin üstüne koyulan su ısınır ve kaynar" dediğinde bu veriye kendi bakış açısıyla bakmaz, ateşin üstündeki suyu empati ile çeşitli farklı durumlara, koşullara ve ortamlara sokar ve genel bir madde gözü (objektiflik) yakalamaya çalışır. Bilim de bu davranıştan çıkmıştır. Bu empatiyi kurallı ve sistematik yapan ilk kişi Epikür'dür. Yani aldığı verileri maddenin koordinatlı yapısında süjelerden başka başka şeylere yansıta yansıta, madde ile empati yapa yapa bir kesinliğe, genelliğe ulaşma alıştırması yapan ilk kişidir (bilinen ilk kişi) Bir idealistin bilinci farklı çalışır. Ona "ateşin üstüne koyulan su ısınır ve kaynar" dediğinde bu veriyi alır daha önce kaydedilen başka idealistlerin (süjelerin yani insanların) geçmiş verileriyle, deneyimleriyle eşleştirmeye, denk getirmeye çalışır. Denk gelen gelmeyen tüm verileri, süje olarak elde ettiği sonuçları da kesinlik olmadan "bize şimdilik görünen budur" "şimdilik bu sonucu çıkarmalıyız" gibi skeptik bir kümeye sokar. Çünkü madde ile empati yapamazlar. Aynı bundan 1000 yıl önceki insanların dünya ile, uzay ile, doğanın yapısıyla empati yapamaması gibi. İdealistlerin bilinci çok değişiktir. Yani 2-3 mesajına bakarak idealist olmadığını varsaydım ama sen de idealist olabilirsin. Gerçekliğe kendin (süje) olmayan, madde gözüyle bakmayı becerebiliyorsan, madde ile empati yapabiliyorsan sen idealist değilsindir. Bir maddeci bütün bilimsel çıkarımları modelleyebilir. Başka bir şeye çevirebilir. Bu sayede vakit kazanırsın. Örneğin evrim teorisindeki kalıtımla ilgili binlerce sayfa okumak yerine her doğan jenerasyonu doğalgaz veya elektrik sayacının son hanesi olarak modellersin. Sondaki rakamın atması baştaki rakamı değiştiremeyeceği için türde ani değişiklikler neden nasıl pek çok şeyi böyle modellemelerle hükmedebilirsin. Basit bir örnek olması açısından dedim. Modeli, benzetmeleri karmaşık ve gelişmiş tutmak daha iyidir. Mesela modeli iyi kurarsan, konuya hakim olursan, konunun bir yerinden araştırmanla içine dalabilirsin istediğin zaman. Mesela ben biyolojik saat meselesine hep girmek istiyorum. Şimdi insanın ömrü, bakterinin ömrü, köpeğin ömrü, kurbağanın ömrü farklı farklı hep. Bu canlıların yaşadıkları ömür sırasında biyolojik değişim hızlarını araştırıp karşılaştırmak istiyorum. Mantık olarak kurbağa ile bukalemunun haritası benzeyecektir. Ya da sindirimleri vs, bir sürü konu var. Ve öncekileri eksiksiz modellersen istediğin yerinden her konuya dalabilirsin. Ama teorik fiziğe dikkat et. Hiç bir modelleme referansın olmadığından (örnekleyecek bir durum, fenomen zor-yani paralel evreni düşüncesini ve nasıl o düşünceye geldiğini anlatıyor adam, neyle örnekleyeceksin ki 3 boyutlu?) kolayca inanca kapılabilirsin. Matematik de böyle tehlikelidir. İdealistlerin her türü fetva vermeye bayılır. Dinden felsefeye bilime kadar hepsi. Maddeyle empati yapamadıklarından, algıladıkları şeylere derinlik ve uzam kazandırmaya çalışırlar. Bütün inançlara bakarsan böyledir. Uzar. Derinleşir.
-
Lan zaten bilim gözleri duyuları kapatarak sonuç yolu bulmaya denir. Materyalisttir Bilim. Yani sübjenin her şeyi yok edilir (bir insanın gerçekliği nasıl algıladığının önemi yok) Sonra 3 koordinatlı objektif bir perspektif oluşturulur, o perspektife yansıyan sonuçlar doğru kabul edilir. Objektif kelimesindeki Obje de maddedir. Aslında hepiniz konuşurken Materyalizm terimlerini ilkelerini telaffuz ediyorsunuz ama ezberletilmiş şeyler olduğu için ne dediğinizi gerçekliği algılayamıyorsunuz. Sosyal bilimler bilim değildir derken bunu kastediyorum. Ciddi sorunlarınız var gerçekliği algılamada. Bunu iyiliğin için diyorum. O bilincin sabit bulamazsa kendine rüzgar gibi savrulursun. Bu anormal bir şey değil. Hemen hemen her bilinç toplumda sorunlu oluşur. Çok az bir kısmı bu sorunları tamir edip tam işlevsel haline ulaşır. Tanrı, Melek, Peri gibi saçmalıklar, bilinç sorunlarından biridir. (yoklanması gereken ama yoklanmayan bir saçmalık yani) Onları yoklayıp bilincinin bir kısmını tamir edersin. Ama bu her şey değildir. Dil, Kültür, Bakış açısı, Doğru yanlış gibi bir sürü kirlilik daha var. Bunlar ikili kelepçelerdir. Sana toplum takmıştır. Onların dinamiğini anlayıp çözüp kurtulman da lazım. Belki tamir edebilirsin. Sen gerçeğin nasıl ortaya koyulduğunu düşünüyordun?, bunu anlat da sorunu anlayalım.