Valery Legasov Konu tarihi: 17 Ocak Report Konu tarihi: 17 Ocak Biz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik. Ey Müslümanlar! Her şeyi bilen, her şeye gücü yeten Allah böyle konuşur mu? Allah, Yunus’u kaç kişiye gönderdiğini bilmiyor mu ki “yüz bin veya daha çok insana” gibi kesinlik içermeyen bir ifade kullanıyor? Her şeyi bilen bir Allah, böyle bir anlatıma başvurur mu? Bazı Müslüman arkadaşlar buna, “Allah böyle de konuşur, öyle de konuşur, fazla kurcalama,” diye cevap verebilir. O halde bir örnek verelim: Diyelim ki bir yerde Alay Komutanısınız, rütbeniz Albay. Bölük Komutanı olan Üsteğmen’i çağırıyor ve A Bölüğü’nde kaç asker olduğunu soruyorsunuz. Üsteğmen size, “Komutanım, asker sayımız 150 veya daha fazla,” diye cevap veriyor. Böyle bir cevap karşısında bu Üsteğmen'in gırtlağını sıkmaz mısınız? 1
kavak Mesaj tarihi: 18 Ocak Report Mesaj tarihi: 18 Ocak Aslında her şeye gücü yeten mâlum tanrı çok kalabalık bir topluluktan bahsetmek istemiş ancak arada Cebrail ve Muhammed gibi aracılar olunca, gelde ayıkla princin taşını şimdi. Artı; kutsal mesajların yazıldığı iddia edilen taşlar, kemikler, deriler ve elbette yazılı ilk orijinal mushaf da ortada yok. Uzun lafın kısası şu: kopyanın, ..., kopyanın kopyasıyla idare etmek zorundayız. Bu tablo karşısında günümüzdeki sözde ulemaların, hacıların, hocaların da kafası bir hayli karışıktır, da, belli etmemeye çalışıyorlar. Oysa tanrı(lar) doğrudan her insanla tek tek iletişime geçse tüm bu karmaşıklıklar, ayrımcılıklar, savaşlar falan filan hiç olmazdı. İslam´ın ve diğer dinlerin yumuşak karnı tam bu noktada yatıyor, çünkü herhangi bir mesajı iletmek için araya aracı koyarsanız, o mesajın %100 eksiksiz bir şekilde yerine ulaşmasının garantisini veremezsiniz. Benzer durum hadis mevzusunda da var; o devirlerde bilgiler sözlü(!) olarak kulaktan kulağa aktarılıyordu ki İslam´ın temel taşlarından birisi olan hadisler böyle oluşmuştur ve Muhammed´in ölümünden asırlar(!) sonra yazılı olarak kaydedilmiştir. Bu nedenle sade Kuran´cılar kolaya kaçıp hadisleri reddederler, çünkü güvenli olduklarından şüphe ederler. Buna rağmen İslam dini hadisler olmadan varlığını sürdüremez, çünkü hadisler sayesinde bugünlere gelebilmiştir. 1
Oğuzhan Mesaj tarihi: yesterday at 11:05 Report Mesaj tarihi: yesterday at 11:05 @Valery Legasov Dediğiniz gibi, ayetin mealini ilk okuduğumuzda zihnimizde bir çelişki veya belirsizlik varmış izlenimi oluşabiliyor, bu çok insani bir durum. Ancak konuyu araştırdığım da ulaştığım sonucu müsaadenle paylaşmak isterim. Açıklaması şu şekilde; Türkçedeki "veya" kelimesi genellikle bir belirsizlik ya da kararsızlık hissettirir. Ancak Arapçadaki "ev" (أَوْ) edatı her zaman "şüphe" ifade etmez. * "Bilakis/Hatta" Anlamı: Arapça dil kurallarına göre buradaki "ev", "bel" (bilakis) anlamında kullanılmıştır. Yani: "Biz onu yüz bin kişiye, hayır (dahası) daha da fazlasına gönderdik." Bu, belirsizlik değil, sayının büyüklüğünü kademeli olarak artırarak vurgulama sanatıdır. Allah katında sayı bellidir ancak hitap edilen insan zihnine "sınırsızlık" ve "çokluk" hissini vermek için bu üslup tercih edilir. Albay ve Üsteğmen Örneği: Kur’an bir "envanter listesi" veya "istatistik raporu" değildir; bir hidayet rehberi ve hitabet mucizesidir. Eğer Allah "Biz onu 100.432 kişiye gönderdik" deseydi, bu bilgi insanın hidayetine veya o kavmin büyüklüğünü anlamasına bir şey katmazdı. Kur’an, muhatabına o toplumun devasa bir kitle olduğunu hissettirmek ister. Üsteğmen size teknik rapor verirken böyle derse hata yapmış olur. Ama bir şair veya hatip, ordunun büyüklüğünü tasvir ederken "Yüz binler, hatta daha fazlası ovayı doldurmuştu!" diyorsa, bu onun bilgisizliğini değil, tasvir gücünün yüksekliğini gösterir. Kur'an da bu ayette tasvirî bir dil kullanmaktadır. Kur'an'ın vermek istediği asıl mesajı doğru kavrayabilmek için Kur’an’ın ve Arapçanın çok katmanlı ve derin yapısını göz önünde bulundurmak şarttır. Mealler, her ne kadar anlam kapısını aralasa da, bu zenginliğin başka bir dile birebir aktarılmasındaki imkansızlık farkında olunmadığında, hatalı çıkarımlara varılması büyük bir risk haline gelebilir. Açıklamaya Gemini’ye sorarak ulaşılmıştır. Kendimce özetlenerek ve düzenlenerek paylaşılmıştır.
kavak Mesaj tarihi: yesterday at 16:27 Report Mesaj tarihi: yesterday at 16:27 Piyasadaki tüm kutsal kitaplar neredeyse her dile çevrilmiştir, dolayısıyla Arapça bilmeye ve YZ´e gerek yoktur. Merak edenler ve dürüst olanlar bildiği dilde alıp okur, bizzat kendisi kanaat getirir. Türkçe´sini beğenmeyenler, İngilizce veya Almanca okusun mesela. Korkmayın; anlam falan kaybolmuyor ve verilen mesajlar, hükümler kabak gibi ortada. Nereden mi biliyorum? Kendim Türkçe, Almanca ve İngilizce tercümelerini okudum. Karşılastırma yaptım; genel olarak anlamları üç aşağı beş yukarı aynı. Bol bol eskilerin masalları, hikayeleri ve mitleri anlatılır. Tabii bol bol tehdit ve hakaret eksik değildir. Mesela verdiği en önemli mesajlardan birisi şöyledir: "Bana ve Muhammed´e inanmayanlar, tahtalı köyde kebap olacaktır." Ha evet. Anlamı bilinmeyen kelimeler yok mu? Var elbette. Mesela huruf-u-mukatta (Ta ha, Ya Sin, Elif La Mim vs.) mevzusu hakkında İslam dünyasındaki âlimlerin bile kafası bir hayli karışıktır, çünkü %100 anlamını kendileri de bilmez. Gülüyorum diye, dalga geçtiğim anlaşılmasın. Demek istediğim, zehir gibi Arapça bilseniz bile, huruf-u-mukatta içeren kelimelerin ne anlama geldiğini bilemezsiniz.
Oğuzhan Mesaj tarihi: 9 saat önce Report Mesaj tarihi: 9 saat önce @kavak Öncelikle Kuran’ı anlama konusundaki gayretinizi çok değerli buluyorum. Sizin de dediğiniz gibi anlam üç aşağı beş yukarı aynı olur. Bir metin başka bir dile çevrildiği zaman genel hatlarıyla başka birşey anlatmaz. Ancak bu ayette anlaşılamadığı söylenen söz konusu kısım detay ve dilin incelikleriyle ilgili bir konudur. Bütünüyle aynı olur değil de, üç aşağı beş yukarı aynı olur dememize sebep olan durumlarla alakalı bir konudur. Sizin de dediğiniz gibi ancak üç aşağı beş yukarı aynı olabilir. Bazı ayetleri siz tehdit olarak görürsünüz, ben uyarı olarak görürüm. Tehdit, bir haydutun paranı vermezsen seni vururum demesi gibidir. Burada amaç karşı tarafa zarar verilecek bir menfaat elde edilmesidir. Uyarı ise annenin çocuğuna Sobaya dokunursan elin yanar demesidir. Burada anne çocuğun elinin yanmasından bir çıkar sağlamaz; tam tersine, çocuğun acı çekmesini engellemeye çalışır. Kuran’da belirtilen cezayı sobanın yakması gibi bir İlahi kanun olarak düşünüp Kuran’ın gayesinin uyarı olduğunu farketmek gerekir. Zira Allah dileseydi tehdit etmeye ihtiyaç duymadan herkesin iman ve ibadet etmesini sağlayabilirdi. Bunun yerine herkese yaşadığı süre boyunca özgür irade vermiştir. Huruf-u mukatta (kesik harfler) sizin dediğiniz gibi kelime değil, harftir. Doğal olarak bunların tek başına bir anlamı yoktur. Zehir gibi Arapça bilmeye gerek olmadan her Arap bunların harf olduğunu bilir. Buradaki konu bu harflerin ayetlerin başına neden konulduğunun hikmetinin bilinmemesidir. Bu sebeple islam alimi de olsa insanlar bu harflerin hikmetini kendi özgür iradelerince anlamaya çalışmıştır. Siz de Kuran’ın bir muhattabı olarak bu harflerin kullanılmış olması ile ilgili istediğiniz çıkarımı yapmakta özgürsünüz.
kavak Mesaj tarihi: 19 dakika önce Report Mesaj tarihi: 19 dakika önce 8 saat önce, Oğuzhan yazdı: @kavak Öncelikle Kuran’ı anlama konusundaki gayretinizi çok değerli buluyorum. Sizin de dediğiniz gibi anlam üç aşağı beş yukarı aynı olur. Bir metin başka bir dile çevrildiği zaman genel hatlarıyla başka birşey anlatmaz. Ancak bu ayette anlaşılamadığı söylenen söz konusu kısım detay ve dilin incelikleriyle ilgili bir konudur. Bütünüyle aynı olur değil de, üç aşağı beş yukarı aynı olur dememize sebep olan durumlarla alakalı bir konudur. Sizin de dediğiniz gibi ancak üç aşağı beş yukarı aynı olabilir. Bazı ayetleri siz tehdit olarak görürsünüz, ben uyarı olarak görürüm. Tehdit, bir haydutun paranı vermezsen seni vururum demesi gibidir. Burada amaç karşı tarafa zarar verilecek bir menfaat elde edilmesidir. Uyarı ise annenin çocuğuna Sobaya dokunursan elin yanar demesidir. Burada anne çocuğun elinin yanmasından bir çıkar sağlamaz; tam tersine, çocuğun acı çekmesini engellemeye çalışır. Kuran’da belirtilen cezayı sobanın yakması gibi bir İlahi kanun olarak düşünüp Kuran’ın gayesinin uyarı olduğunu farketmek gerekir. Zira Allah dileseydi tehdit etmeye ihtiyaç duymadan herkesin iman ve ibadet etmesini sağlayabilirdi. Bunun yerine herkese yaşadığı süre boyunca özgür irade vermiştir. Huruf-u mukatta (kesik harfler) sizin dediğiniz gibi kelime değil, harftir. Doğal olarak bunların tek başına bir anlamı yoktur. Zehir gibi Arapça bilmeye gerek olmadan her Arap bunların harf olduğunu bilir. Buradaki konu bu harflerin ayetlerin başına neden konulduğunun hikmetinin bilinmemesidir. Bu sebeple islam alimi de olsa insanlar bu harflerin hikmetini kendi özgür iradelerince anlamaya çalışmıştır. Siz de Kuran’ın bir muhattabı olarak bu harflerin kullanılmış olması ile ilgili istediğiniz çıkarımı yapmakta özgürsünüz. Ne anlama gayreti? İçinde yazılanları biliyorum. Bence siz kitabınızı bir kere değil 100 kere okuyun ve bu arada YZ zımbırtılarından medet ummayın. Üç aşağı beş yukarı derken en azından %95 anlamı kayması yoktur. Bu da kitabın tümünü çok iyi anlamak için yeterlidir. Müslümanların zannettiği veya lanse etmeye kalkışığı gibi içinde gizli saklı özel bir şey yok. Yani savunmanız anlamsız. Kitapta konu bütünlüğü yoktur, pasajların sıralaması karman çormandır, şiirsel bir yapısı vardır ve bu nedenle bazıları bir kere okuyarak anlamakta zorlanır. Huruf-u mukatta mevsunu hiç kimse bilmiyor, yani bana biliyorum ayaklarıyla gelmeyin lütfen ve lütfen ha bire özgürlükten dem vurmayın. Sizi yaratan bir tanrı varsa, onun istekleri dışında hiçbir şey yapamazsınız. Ona mahkumsunuz, haliyle özgürlük falan sadece lafta kalıyor. Ha evet; kendisine ve sözde elçisine inanmıyorum diye kendine tanrı diyen bir varlık beni yakmaya yeltenirse ve bana hakaret ederse, o varlık gitsin başka yerde kumda oynasın. Umarım yeterinde açık ifade etmişimdir.
Recommended Posts
Create an account or sign in to comment
You need to be a member in order to leave a comment
Create an account
Sign up for a new account in our community. It's easy!
Register a new accountGiriş yap
Already have an account? Sign in here.
Sign In Now