Jump to content

Demokrasi En İyi Yönetim Biçimi Midir?


Charles Dawkins
 Share

Recommended Posts

Değildir ancak yine de bence eldekilerin en iyisi durumunda. Değildir, çünkü piyasadaki demokratik sistemle yönetilen ülkelere baktığımızda, bilhassa ekonomik gücü olanların yönetime geldiklerini görüyoruz ve bunlar ilk etapta kendilerini seçen kitlelerden ziyade şahsi çıkarlarının peşinde olduklarını görüyoruz. Çoğunlukla belli başlı lobilerin, büyük şirketlerin çıkarları doğrultusunda hareket etmeye ve siyaset yapmaya meyilliler.  Ne zaman seçimler yaklaşır, işte o zaman halk akıllarına gelir ve onlara yönelik vaatler verilmeye başlanır ki bu vaatlerin önemli bir kısmı sadece vaat olarak kalır. Bunların başında işsizlik sorunu, adaletsiz gelir dağılımı, konut sorunu geliyor mesela. Bunlar ilk aklıma gelenler.

Link to comment
Share on other sites

Dünyanın en iyisi olmasını bırak, iyi bir yönetim biçimi bile değil demokrasi. Ama diğer seçenekler (diktatörlükler, krallıklar, vs) daha bile beter olduğu için, elde diğerlerine kıyasla kullanılmaya en uygun olanı demokrasi kalıyor malesef.

Link to comment
Share on other sites

Demokrasi, doğru çalışmak için uygun koşullara ihtiyaç duyar. Ancak bu da demokrasiyi anlamsız kılar. Bize bozulmaların ve çürümelerin gerçekleştiği bir toplumu bile ayağa kaldırabilecek kadar yeterli bir yönetim biçimi gerekiyor. Yani sistemin uygun koşullara değil, sadece kendine dayanması gerekiyor.

Peki, bu mümkün müdür?

Link to comment
Share on other sites

On 08.08.2021 at 02:39, Charles Dawkins yazdı:

Zihnin üstünlüğüne dayalı bir aristokrasi daha güzel olmaz mı?

Eski, bildiğin aristokrasi de aynı şeyi düşünüyordu zaten. Kendilerinin akıl olarak, kapasite olarak, her açıdan alelade vatandaştan daha üstün olduklarına inanıyorlardı. Çünkü olay sokakta büyümüş biriyle, zengin ve kütürlü ortamda büyümüş birinin karşılaştırılmasına benziyor. O şekilde karşılaştırdığında elbette aristokrasi zihinsel olarak daha üstün görünür.

Bu tür özellikler büyük ölçüde nasıl yetiştiğin, kendini nasıl geliştirdiğin, ve bu süreç içinde sahip olduğun imkanlara bağlı olduğundan, doğru bir karşılaştırma değil. Bu tür bir karşılaştırmanın doğruya en yakın biçimi herkese eşit koşullar verebilmek ve ondan sonra karşılaştırmak. Ama bu bile adil değil, çünkü mesele biraz da insanın hayatını ne yönde geçirmek istediği ve neye adadığına bağlı. Aynı potansiyele sahip ve aynı imkanlar verilmiş iki kişiden biri sanat ile ilgilenmeyi seçebilir, kendini şiir yazmaya adayabilir ömür boyu, ama birbaşkası maddi ve/veya politik güç elde etmeye adayabilir. Sonra bu kişileri 20-30 yıl sonra karşılaştırırsan, yine hatalı bir sonuca ulaşırsın.

Yani o tür bir sistemde temel sorun, kimin kimden üstün olduğuna nasıl karar vereceksin, ve buna kim karar verecek? Zaten, kişinin kişiye üstünlüğü diye birşey tanımlanabilir mi? O bile bir sorun.

Sonuçta, bu kararı vermeye yetkili bir merci de yok aslında düşünecek olursan.

Anlayacağın bu işler öyle kolay bir çözümü ya da cevabı olan işler değil. İnsanlar bula bula temsili demokrasiyi bulmuşlar, adil olmaya en yakın olup, aynı zamanda da pratik açıdan uygulanması mümkün gözüken bir sistem olarak. Ama o bile, istenen sonuca ulaşıyor mu? Ulaşmıyor pek çok durumda.

Ama istenen duruma yaklaştığı da oluyor bazı durumlarda. Mesele halkını iyi eğitebilmiş toplumlarda daha iyi işliyor. Batı Avrupa ve Kuzey Avrupa ülkeleri gibi. Yani, durum tamamen de umutsuz değil uzun vadede. Odaklanılması gereken, insanlara iyi eğitim verilecek bir sistemi oturtmak. Sadece eğitim de değil tabi, insanca yaşamanın şartı olan temel imkanlar sağlanabilmeli herkese, gerekli sosyal politikalarla. Belki ondan sonra herşeyin adaletsiz işlediği fikri azalmaya başlar toplumda, ve insanlar biraz daha memnun olabilirler durumdan.

Link to comment
Share on other sites

10 saat önce, mantik yazdı:

 kişinin kişiye üstünlüğü diye birşey tanımlanabilir mi? O bile bir sorun.

Sonuçta, bu kararı vermeye yetkili bir merci de yok aslında düşünecek olursan..

Bilimsel olarak doğada eşitlik yok diye biliyorum. Yani insanin insana üstünlüğü zaten insanın doğasında olan bir şey. Bu durumda demokrasi insan doğasına aykırı olmakta.

 

Bu kararı vermeye yetkili merci en sıkıntılı yan ne yazık ki. Bunu veren ilk kişiler çok doğru olmalı ve düzeni sağlam oturtmalı. Yoksa suistimal edilebilecek bir güç.

Link to comment
Share on other sites

Ah ah, Antidogmatik'te bu konuyu uzun uzun tartıştığımız günler aklıma geldi. 

O zaman da söyledim, şimdi de söylüyorum: demokrasi içine düştüğümüz en sağlam bok çukurlarından birisidir. Çan eğrisine ihanet eden, toplumun zeka seviyesini, eğitim seviyesini gözetmeksizin yönetime katan; yararsız mı yararsız bir sistemdir. 

Link to comment
Share on other sites

On 09.08.2021 at 21:30, mantik yazdı:

Eski, bildiğin aristokrasi de aynı şeyi düşünüyordu zaten. Kendilerinin akıl olarak, kapasite olarak, her açıdan alelade vatandaştan daha üstün olduklarına inanıyorlardı.

Eski aristokrasi benim gözümde oligarşidir. Amacından sapmıştır; ki zaten her yönetim sistemi amacından sapmaya müsaittir. Dolayısıyla ne diyersek diyelim ütopik kalır. Bugün yaşanan her şey, determinizm gereği doğanın bizi getirdiği noktadır. Ama yine de bize uyumlu olduğu anlamını taşımaz. Şahsi fikrim tabii. 

 

  • Like 1
Link to comment
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Sign in

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now
 Share

×
×
  • Create New...