Jump to content

Ataturk uzerine


evrensel-insan

Recommended Posts

Ataturk'un gecmiste ne yapip yapmadigi degilde, ayni Ataturk bugunlere gelseydi uzerine bu baslik.

 

Zaten sorulara verilen cevaplar, kimin Ataturku nasil algiladigini ortaya koyacak.

 

Ataturk, yasasaydi:

Ulke cok partili sisteme gecermiydi?

 

Darbeler olur muydu?

 

SSCB yanlisi sol ile, ABD yanlisi sag genclik hareketi yasanirmiydi?

 

Denizler, Mahirler, Huseyinler dogar miydi (biyolojik olarak degil;hareket olarak)

 

Kurt milli bilinci gelisir miydi?

 

Ermeni soykirimi gundeme gelir miydi?

 

TC Natoya girer, Kore'ye gider miydi?

 

Menderes, ABD'ye "acilabilir miydi?

 

TC 2. Dunya savasina katilir miydi?

 

Islam anlayisi, araplasirmiydi?

 

Ulusalci butunluk ve milli/bolgesel ozerklik gundeme gelir miydi?

 

Devlet, siyasetin "elinde oyuncak" olur muydu?

 

Anayasa degisirmiydi?

 

Yolsuzluk, rusvet, kadrolasma, adam kayirma v.s. olurmuydu?

 

Faili mechul cinayetler, katliamlar, kundaklamalar olur muydu?

 

Ulkede, sosyallik, sivillik, normallik saglanir miydi?

 

Orta dogu politikasi, Irak isgali v.s. konularinda nasil bir politik tavir alinirdi?

 

PKK dogar miydi?

 

Hizbullah dogarmiydi?

 

F.Gulen ulkede orgutlu bir ag orebilir miydi?

 

Ortak pazara girmek icin "caba harcanir miydi?"

 

Daha bir cok soru akla gelebilir ve isteyen bu sorulara yanit verirken, yeni sorular da ekleyebilir.

 

evrensel-insan

Link to comment
Share on other sites

Herkesi kendi zamanında değerlendirmek lazım.

Atatürk bugün yaşasa bu sorunların hepsi de olurdu.

Önemli olan sistemdir, şahıslar değil.

Biz sürekli şahıslara takıldığımızdan ilerleyemiyoruz zaten.

Link to comment
Share on other sites

"Atatürk olsaydı"

"Atatürk yaşasaydı"

Bunlar boş laflar.

Atatürk'ün elinde sihirli değnek yoktu. İnsanüstü bir niteliğe de sahip değildi.

Ayrıca onun döneminde de sorunlar vardı.

Ekonomik sorun, feodalite sorunu, toprak reformu sorunu, Kürt sorunu, gericilik sorunu, demokrasi sorunu o dönemde mevcuttu.

 

Yaşasaydı en fazla 10-15 yıl daha görevde olurdu.

2. Dünya Savaşında farklı bir rol oynamazdı.

Köy Enstitüleri kapatılamazdı.

Nato'ya girilmez, Kore'ye asker gönderilmezdi.

Çok partili sisteme geçilir ama DP iktidar olamazdı.

Ezan Arapça'ya dönüştürülemezdi.

Tarikat ve cemaatler yeniden çığ gibi büyüyemezdi.

Bu 10-15 yıllık dönemde daha fazla bilinçlenme, daha fazla çağdaşlaşma olur, karşı devrimcilerin gücü azalırdı.

Sovyetlerle ittifak devam ederdi.

Daha kısa zamanda sanayi hamlesi yapılır, ağır sanayi kurulurdu.

60 ihtilali olmaz ama dünyadaki değişimler, insan hakları evrensel beyannamesi vs. dikkate alınarak yeni bir anayasa yapılırdı.

Dışa bağımlılık olmaz, ABD gladyosunu sokamaz, kontrgerilla, derin devlet oluşmazdı.

Belki toprak reformunu tekrar dener ama yine başaramazdı. Çünkü Dersim'den daha büyük isyanlar ortaya çıkardı.

 

Bu denli yüksek düzeyde olmasa da pahalılık, rüşvet, yolsuzluk, Kürt sorunu, sağ-sol çekişmeleri vs. devam ederdi.

 

Ve bence CİA tertibi ile suikaste kurban giderdi.

Sonrasında yine ABD tarafından kafakola alınır, dümeni onlara kaptırırdık.

  • Like 2
Link to comment
Share on other sites

Saygideger pante;

 

Sonrasında yine ABD tarafından kafakola alınır,-pante-

 

 

Nedir, bizleri "kafakola" aldiran? ve onu alinamayan?

 

Sonucta teslim olmaktan kurtulanamayacaksa, Osmanli zaten teslim olmustu?, o zaman neden kurtulus savasi verildi?

 

Ayni Canakkele'nin once verilmeyip, sonra verilmesi gibi.

 

Ben senin aciklamalarindan ortada bir "bosa kurek cekimi" var algisini aliyorum.

 

Hem derin devlet olmazdi deyip, hem Ataturk'un CIA tarafindan oldurulmesi dusuncesi celismiyor mu?

 

evrensel-insan

Link to comment
Share on other sites

Guest IFeelGood

Aynen Pante gibi düşünüyor, bu konuşmaların boş ve olmaktan öte, yararsız olduğunu söylüyorum ben de. Günlük politikalar bunlar.

 

Atatürk olsaydı...

 

Bugün bu ülke çocukları bilimsel bilgiyle eğitilmiş olacaktı.

1931 yılında devletin kitaplarında evrim teorisi anlatan, dinlerin iç yüzünü açık seçik ve hiç çekinmeden öğreten bir adamdır Atatürk.

 

Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir devlet başkanı yoktur ki "bu işi bilimcilere sorunuz, onlara bırakınız" demiş olsun.

 

Ülke hiç tartışmasız bambaşka bir yerde olurdu, bugün tepemizde padişahçılık oynayan ince sesli imamlar "Allah Allah" demezdi.

 

Mesele din ve dinsizlik meselesi değildir salt.

 

Bu ikisi, her şeydir. Dogmatik zihin ve bilimsel zihin meseledir.

Tartışmak bile anlamsızdır çünkü Atatürk'ten başka bilimsel bakış açısına tam olarak sahip, cesur, kararlı, pragmatik ve tabii zeki biri daha olmamıştır.

  • Like 1
Link to comment
Share on other sites

Olaylara anlamsız bir biçimde siyah-beyaz bakıyorsunuz. Atatürk döneminde bilimsel bakış açısının büyük darbeler aldığı uygulamalar da görüldü, dogmatizmin nadide örneklerinin görüldüğü de oldu. Bilimsel bakış açısına tam olarak sahip bir insan herhalde Güneş Dil Teorisi gibi bir şeyi desteklemezdi?!
Link to comment
Share on other sites

Olaylara anlamsız bir biçimde siyah-beyaz bakıyorsunuz. Atatürk döneminde bilimsel bakış açısının büyük darbeler aldığı uygulamalar da görüldü, dogmatizmin nadide örneklerinin görüldüğü de oldu. Bilimsel bakış açısına tam olarak sahip bir insan herhalde Güneş Dil Teorisi gibi bir şeyi desteklemezdi?!

 

Astur'a bu noktada katılmakla birlikte Atatürk'ün bir bilim adamı değil, bir siyasi lider olduğunu belirterek dil ve tarih tezinin bilimsellikten öte siyasi amaçları olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyorum.

Siyasi bir liderin de her konuda tam bilimsel olması mümkün değildir.

 

Kafasında İslam'a uygun bir siyasi düzen olan lider, bunu gerçekleştirebilmek için sürekli İslam'a, müslümanlığa atıfta bulunur. Dini söylemleri ve bu yönde icraatlarıyla o düzenin önünü açmaya, toplumu da o düzeni benimseyecek bir zihniyete yönlendirmeye çalışır. Bu siyasetinde bilimi, bilimselliği önemsemediği gibi, İslam'ın bilimle uyuştuğunu, bilime ters olmadığını pompalar. Bilmemkim hazretlerinin yanıbaşında olduğu gibi bilimdışı gerekçeyle bir insanlık anıtını yıktırabilecek teşebbüslerde bile bulunabilir.

 

Kafasında ümmetçi toplumdan ulus bilincine sahip topluma geçiş ve aşağılanmış bir ulusa yeniden özgüvenini kazandırma düşüncesi olan bir siyasi lider de, Türk dilinin ve Türk tarihinin yüceltilmesi, diğer dillerin ve tarihlerin tahakkümünden kurtulması için güneş dil teorisi ve Türk tarih tezi gibi bilimsel temelleri olmayan düşünceleri benimseyip destekleyebilir.

 

Ama birinin zihniyeti uygulamada toplumun gelişiminde büyük yaralara sebebiyet verirken ve çağdışı kalmış düşünceleri topluma egemen kılarken, diğeri sadece dildeki yabancı kelimeleri temizler, kaybolan sözcükleri yeniden kullanıma kazandırır ve bu yönde yeni araştırmaların, çalışmaların önünü açar.

Birinin bilimdışılığından asırlar boyunca kurtulunamazken, diğerinin bilimdışılığı sadece birkaç yıl sürer ama o birkaç yılda istenilen siyasi amaca ulaşılmış ve dil devrimi tamamlanmış olur.

  • Like 2
Link to comment
Share on other sites

Guest IFeelGood

Bu neyi değiştirir? Atatürk birdenbire dogmatik, bilimden anlamayan gerici birine mi dönüşür? Bu kadar basit midir?

 

Güneş Dil Teorisi denen denen saçmalıkla birlikte dünya bilim literatüründe yeri olmayan hatta şaşırtacak kadar absürd olan kafatası ölçüm işlerine dahi girişilmiştir. Bizzat Afet İnan tarafından uygulanmıştır üstelik.

 

Bunlar devam etmemiştir, edemezdi. Ülkeyi Araplaşmaktan kurtarmak, başka bir bilinç yerleştirmek için adımlar atmak, bir şeyler yapmak gerektiği aşikardır. Bu tür hatalar yapılmıştır zira Atatürk'ün içinde bulunduğu dönem şimdiki bilgilerimize sahip olduğumuz dönem olmadığı gibi, güvendiği insanlar da ülkenin seçkin bilimcilerinden oluşan bir kurul mensubu insanlardır.

Atatürk bizzat bilimci değildir.

 

Ne ben, ne babam ne de dedem bu saçmalıklarla eğitilmedik okulda.

Bunları kullananlar da ırkçı dogmatiklerdir, Türk eğitim sistemi içinde kendine sağlam bir yer edinememiştir neyse ki.

Eğitim sistemi de Atatürk'ün ölümüyle birlikte derhal gericileşmiş, dindarlık ve aynı anda aşırı milliyetçilik bir arada pompalanmıştır.

 

Atatürk tutucu biri değildir zaten.

 

"Benim söylediklerimin bilimle çeliştiğini gördüğünüz yerde bilimi seçin" diyen bir adam bu.

 

Bıdı bıdı yapmanın, cımbızın alemi yok.

Olay siyah ve beyaz kadar nettir ayrıca.

  • Like 1
Link to comment
Share on other sites

Astur'a bu noktada katılmakla birlikte Atatürk'ün bir bilim adamı değil, bir siyasi lider olduğunu belirterek dil ve tarih tezinin bilimsellikten öte siyasi amaçları olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyorum.

Siyasi bir liderin de her konuda tam bilimsel olması mümkün değildir.

 

Siyasi amaçlar olduğu açık zaten Pante, bunları da beğenen ya da beğenmeyenler olabilir, o ayrı konu; ama diğer kaygılar bilimin önüne geçiyorsa orada bilimsellikten söz edilemez.

 

Daha önce başka bir forumda paylaştığım şu alıntıyı tekrar paylaşayım:

 

Bilimsel nedir?

 

1. Bilimsel düşüncenin temel tezi, bilimsel araştırmaya konu olan gerçeklerin, o gün geçerli olan dini, ahlaki, siyasi veya milli kaygılardan bağımsız olarak var oldukları, bu kaygılardan bağımsız olarak kavranabildikleri, ve öyle kavranmaları gerektiğidir.

Bu, radikal bir tezdir. Çünkü dini, ahlaki, siyasi ve milli kaygılar, toplum yaşamında önemli bir yer tutan, saygı ve dikkatle ele alınmaları gereken değerlerdir. Hatta bazı koşullarda bunların, bilimsel doğruluk çabasından daha büyük bir önem taşıdıkları öne sürülebilir. İnsanların büyük çoğunluğu için, yaşamın çoğu anında, ahlaki, toplumsal vb. kaygılar, bilimsellik kaygısından önce gelirler.

16. yüzyılda Avrupa'da icat edilen ve kısa sürede bu kıtanın yaşadığı olağanüstü devrime zemin hazırlayan bilimsellik kavramı, işte bu bakış açısının reddine dayanır. Din, ahlak vb. önemlidir; ama bilim, kendi alanında, bunlardan bağımsız ve üstün olmak zorundadır. Önemli birtakım dini ve siyasi kaygılara rağmen astronomik araştırmalarının sonuçlarını yayınlamaktan vazgeçmeyen Galileo, bundan ötürü bilimsel düşüncenin kurucuları arasında sayılır. Oysa Galileo'yu mahkum edenlerin edenlerin de kendilerince tutarlı gerekçeleri vardır: insanların manevi huzuru ve toplumun düzeni, dünya döner mi dönmez mi konusunda lüzumsuz bir doğruculuktan daha önemli değil midir?

Ve yine bunlardan ötürü, aşağıda ifade edilen amaçları güden bir çalışmanın, başka açılardan yararlı veya değerli olabilirse de, bilimsel olarak nitelendirilmesine imkân yoktur:

 

"Atatürk'ün böyle bir müesseseyi [Türk Tarih Kurumu] kurup ona her teşebbüsün fevkinde bir kıymet ve ehemmiyet verişinin başlıca saiki, [...] milli şuuru, milli gururu ve Türk milletinin kendi nefsine emniyet ve itimadını takviye etmek endişesidir."

 

(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Atatürk, s. 106-107)

 

"Milli tarihi yabancıların gözüyle görmenin, daha doğrusu onların gösterdikleri şekliyle anlamanın bir millet için ne büyük gaflet olduğunu Atatürk bütün dehasıyla biliyordu. Bunun için, maddi ve siyasi istiklale kavuşturduğu milletini manevi ve ruhi istiklale de kavuşturmak için [...] Türk Tarih Kurumunu kurdu."

 

(Prof. Dr. Fuad Köprülü, "Bir Hatıra", Belleten, 1.4.1939)

 

"Atatürk'ün tarih üzerinde çalışmaları, İstiklal Savaşımızın kültür alanında devamıdır." (Enver Ziya Karal, Atatürk Hakında Konferanslar, s. 55)

 

(Sevan Nişanyan, Yanlış Cumhuriyet, EVEREST, s. 196-197)

Link to comment
Share on other sites

Bu neyi değiştirir? Atatürk birdenbire dogmatik, bilimden anlamayan gerici birine mi dönüşür? Bu kadar basit midir?

 

...

 

Olay siyah ve beyaz kadar nettir ayrıca.

 

Olaya siyah ve beyaz şeklinde bakarsanız o kadar basittir tabii.

Link to comment
Share on other sites

Guest IFeelGood

Hmm. Demek hala aynı yerdesin. Beslendiğin kaynaklar hiç değişmeden olduğu gibi duruyor.

 

Aklını Atatürk ve Atatürkçülükçülükle bozmuş abileri yapıştırmaktan usanmadın mı?

 

Cımbızcı, çarpıtmakta üstüne olmayan Atatürk düşmanı üç beş gazeteci. Her dönemin adamı bildik isimler.

Süpermiş.

 

Hadi bir zahmet üşenme, Bernard Lewis falan karıştır. İkna olmazsan başka isimler de veririm. Bilime güven azıcık, her devrin adamı gazetecilerden beslenme.

 

"Kaynağın kim?

-Eski Taraf gazetesi köşe yazarı, Atatürk düşmanı, sabah akşam Kemalizme küfreden Sevan Nişanyan."

Bak, gerçekten de süper görünüyor.

 

Sen söyle bakalım, Atatürk dogmatik, gerici biri miydi ve yaptıkları böyle mi değerlendirilmeli?

 

Bu arada, Atatürk bilimci filan değildi. Bilime inanan, güvenen, bilimsel bakış açısına sonuna kadar sahip, çok iyi eğitimli biriydi.

Aklındakileri sıralamak için yazılanları söylenenleri okumaz ve değerlendirmeye çalışmazsan olacağı budur.

  • Like 1
Link to comment
Share on other sites

Sizin ilacınız da bu 'abiler' ablacım, n'apalım?

 

Sen şimdi bu klasik ulusalcı geyiklerini geç de yukarıda yapılan bilimsellik tanımında neyi yanlış buluyorsun söyle, hatta mümkünse ortaya alternatif bir bilimsellik tanımı koy. Alıntıladığım metinde yazılanlara ne itirazın var onu yaz, kişilerle değil düşüncelerle uğraş az, değişiklik olsun.

 

Lewis ne yazmış mesela bu Güneş Dil Teorisi vb. konularda? Tartışmaya katkısı olacağını düşünüyorsan lütfen getir paylaş bizlerle, hepimiz yararlanalım.

 

Atatürk gerici bir insan değildi, ama zaten ben tarihi şahsiyetleri bu şekilde değerlendirmem. O dönemin anlayışına uygun bir biçimde elinden gelen en iyi modernizasyon projesini uygulamaya çalışan bir liderdi Atatürk, o kadar basit. Kişi kültüne kapılıp o dönemi altın çağ gibi değerlendirmek dönemi incelemeyi imkansız kılıyor.

 

Bu arada dilersen isim yarıştırmayalım, bu konulara ilişkin literatüre sanıyorum senden çok daha hakimim.

 

Sevan Nişanyan'ın da eğitimi, kültürü, birikimi vs. hepinizi katlar.

Link to comment
Share on other sites

Guest IFeelGood

Sana dedim ki, git Bernard Lewis falan karıştır. Bu abileri ablaları unut. Onlar yanlış biliyor demek isterdim ama değil.. Eşekler gibi biliyorlar gerçeği. Dincilerden nemalanmak için onların diliyle konuşuyorlar sadece.

 

Senin bu abuk sabuk tuzaklarına düşmem Asturcuğum..

 

Güneş Dil Teorisi saçmalığından başka, senin bile değinmediğin kaftası ölçümü ucubeliğine varan hataları ben kendim dile getirmişim. Hatta şu fesatlığınız, provokatör ruhunuz olmasa çok daha fazlasını söyleyecek ve hepinizden daha acımasız eleştireceğim ama olmuyor işte...

Son iki Türk eğitim tarihini araştırıyorum. Korkunç..

 

Sorun, Atatürk'ün, hata yaptığında bunu derhal görüp kabul etmesi ve doğrusuyla değiştirebilecek kadar cesur ve açık biri olmasıdır. Bilimsel bakış açısına sahip olmak tam olarak budur; sıfır hatalı biri olmak değil..

 

Kaldı ki onun yaptığı hatalar küçüktür, düzeltilmesi çok kolaydır. Sizin o "Kemalist" zannedip saldırdığınız zekasızlar, Atatürk'ün görüp de derhal düzelteceği -kuşkuya yer bırakmasızın- kesin olan stratejik ya da politik hatalarını Tanrı emri yapmış, çıkar aracı haline getirmişlerdir..

 

Çok hakimsin madem, pislikten değil, o doğru düzgün literatürden beslen. Onlardan beslen. Sevanyan gibi ne idüğü belirsiz köşe yazarlarından değil. İşine geliyor tabii, o da başka. Sana üç senedir bilimden-bilimciden beslen diye diye dilimizde tüy bitti.

 

Atatürk dehadır. İnsanüstü değil....

 

Bye...

  • Like 1
Link to comment
Share on other sites

Sevan Nişanyan dincilerden nemalanmaya mı meraklıymış bir de? Din konusunda da çok sert yazılar yazar Sevan, Taraf'tan neden attılar sanıyorsun?! Sizinle fikir ayrılığı yaşayan herkes zaten ya provokatör, ya satılmış hain. Kafa yapısına bak... Dogmatizm işte budur.

 

Atatürk'ün bu teorileri eleştiren bilim insanları konusundaki tutumu konusunda da bir şeyler yazayım mı? Hatasını görünce kabul edip doğrusuyla değiştirmiş mi gerçekten görürüz.

 

Bana verdiğin tavsiyeleri kendin uygula bence. Ahmad, Zürcher, Akşin, Karpat, Mardin, Tunçay vb. isimlerden oku bakalım Türk yakın tarihini...

Link to comment
Share on other sites

Atatürk hakkında sorumsuz eleştiriler ortaya atmak mümkün.

Kimsenin ağzı torba değil ki dikelim.

O güne kadar değil bir İslam ülkesinde, dünyanın en ileri ülkelerinde bile yeterince uyglanmayan ve hatta bilinmeyen bazı ilkelere dayanır Atatürk devrimleri.

Onları eleştirecek olanların önce bunu bilmesi ve takdir etmesi gerekir.

O meczuplar bunları kabul etmeden doğrudan eleştiriye başvururlarsa, gaflet ve dalalet içinde olduklarını gösterirler.

Atatürkçülük dogma değildir. Atatürk devrimleri hala geçerlidirler. Hala çağdaşdırlar. Hala her batı ülkesi için bile ilericiliktirler.

Atatürk devrimlerini bir avuç meczup değil, tarih değerlendirecektir.

İsteyen istediğini söylesin. Değişen birşey yoktur.

Bugün İslamcı hükümetin yönettiği TC'de bile rejimin temelinde Atatürk devrimleri vardır.

Heykeli put olarak nitelendiren bu hükümet başı ve çetesi Atatürk heykelleri önünde saygı ile eğilmeye zorlanmaktadırlar.

 

Atatürkçülükten kurtulmanın olanaksızlığını bilen bir avuç meczup bu forumda onları karalamak için tali yollara başvurmaktadırlar.

Boş yere uğraşmasınlar.

Bizi kimin ne olduğunu çok iyi biliyoruz.

Gerektiğinde onlara da bunu hatırlatmaktan çekinmeyeceğiz..

  • Like 2
Link to comment
Share on other sites

Yuh artık, komedi. Tam bağımsızlık diye çığırmak mı ilericilik, kıyafet devrimi mi ilericilik, milliyetçilik mi, halkçılık mı, devletçilik mi?! Miadınız doldu hacı, hiç debelenmeyin.

 

"tekrar vurgulamak gerekirse, erken cumhuriyet ideolojisi oluştuğu dönemde yaygın kabul gören düşünce ve tezler üzerine inşa edilmişti.

bu açıdan bakıldığında, 1880 kuşağına mensup, asır sonu entelektüel tartışmalarını takip etmiş ve 1922-1945 arasında ulus-devlet inşa etmeye çalışmış bir kadronun bu fikirlerden etkilenmesi fazla da şaşırtıcı değildi. karşı karşıya olduğumuz mesele bu temellere dayanan bir ideolojinin günümüz toplumunda ne denli işlevsel olabileceğidir.

günümüzde ilerlemeci otoriterlikle, bu sağlanamazsa vesayet ara formülleriyle, üçüncü cumhuriyet fransası'nın türkiye uygulamasını yaratmaya çalışmak, çok sevdiği annesinin ölümünü kabullenmeyerek onun cesediyle beraber yaşamaya çalışan bir bireyin davranışına benzer. "

 

Şükrü Hanioğlu

Link to comment
Share on other sites

Yuh artık, komedi. Tam bağımsızlık diye çığırmak mı ilericilik, kıyafet devrimi mi ilericilik, milliyetçilik mi, halkçılık mı, devletçilik mi?! Miadınız doldu hacı, hiç debelenmeyin.

 

 

 

Şükrü Hanioğlu

Sana yuh aslında. Sana ve senin gibi düşünenlere yuh. Oha hatta..

İlericilik herşey olabilir.

Kıyafet devrimi de olabilir. Alfabe devrimi de...

Halkçılık da olabilir, milliyetçilik de, devletçilik de..

Bunu anlamamak gericilikdir benim gözümde..

Bunlar zamanında orta çağın karanlığında yaşamakta olan bir halkı, yirminci yüzyılın aydınlığına çıkarmıştır.

Ve bugün ülkemizde onlar hala egemendirler. Sen hala onlara uymaktasın.

Fesli, şalvarlı dolaşmıyorsun ortalıklarda.

Orta çağın karanlığına dönmek bir özgürlük değildir.

Demokrasi oyununu istediğin gibi oynayamazsın.

İnsan hakları köleliğe geri dönme hakkını tanımaz kimseye.

Bu toplumu orta çağın karanlığına itemezsin.

 

Siz bunları düşünen, demokrasi, insan hakları ve özgürlükten nasibini almamış, gafillersiniz.

Size yuh ve oha da yetmez.

Size çüş diyorum..

Durun bir yerde artık.. Bu kadar da ilkellik olmaz.

Link to comment
Share on other sites

2011 yılında o dediklerinin hiçbiri ilericilik değil, hatta gericilik. 1930'larda yaşamıyoruz ki artık. Bu arada ben jean, t-shirt falan giyiyorum; yeni nesil her yerde aynı tarz takılıyor zaten, kimsenin kıyafetleri yasayla düzenlemesine vs. gerek olmadan. Sosyal evrim diye bir şey de var...

 

Bu arada siz Kemalistlerin millete demokrasi öğreteceği gün cehennemde kar yağdığı gündür.

Link to comment
Share on other sites

2011 yılında o dediklerinin hiçbiri ilericilik değil, hatta gericilik. 1930'larda yaşamıyoruz ki artık. Bu arada ben jean, t-shirt falan giyiyorum; yeni nesil her yerde aynı tarz takılıyor zaten, kimsenin kıyafetleri yasayla düzenlemesine vs. gerek olmadan. Sosyal evrim diye bir şey de var...

 

Bu arada siz Kemalistlerin millete demokrasi öğreteceği gün cehennemde kar yağdığı gündür.

Senin demokrasi bilmediğini ben biliyorum.

Ve bunu kolaylıkla kanıtlayabilirim.

 

Demokrasi çoğunluğun istediklerinin gerçekleşmesi değildir.

Sen öyle sanıyorsun ve bu yüzden yanılıyorsun.

 

Demokrasi çoğunluğun toplumun tümünün çıkarlarına karar vermesidir.

Bu bir haktır belki ama, hak olmaktan öte, bir sorumluluktur.

 

Demokrasi Anayasaya saygıdır. Kanunlara saygıdır. Kanunların eşit uygulanmasıdır.

Çoğunluğa sahip olanların toplum orta çağın karanlığına itmesi demokrasi ile bağdaşmaz.

 

Sen daha bunları anlamıyor ve olguları doğru değerlendiremiyorsun.

Atatürk devrimlerine takılıp kalmışsın sen ve senin gibiler.. Bozuk plak gibi aynı saçmalıkları terennüm edip duruyorsunuz.

 

Sen toplumun geleceği hakkında olumlu düşüncelere sahip biri değilsin.

Sahte bir demokrasi oyununa inanan, geleceği görmekten aciz, onu planlayamayacak kadar basit düşünen bir meczupzun..

İslam'la bir yere ulaşılamayacağını anlayamayacak kadar basit bir kafa yapın var..

Senin ateistliğinden ne olur?

Senin kendine yararın yok.. Başkalarına ne yararın olabilir..

Zavallı birisin.

  • Like 1
Link to comment
Share on other sites

Aslında biz Atatürk devrimlerine geri dönmekten onları oldukları gibi uygulamayı değil, onları temel almayı anlıyoruz.

Bunu birçok kereler vurguladık.

Atatürk devrimlerini eleştirenler de onu eleştirmekle yetinmemelidirler.

O devrimlerin gerçekleştirildiği zamanda var olan bir toplumun ve genel olarak dünya toplumlarının sosyo-ekonomik yapısını da dikkate almak zorundadırlar.

Eğer bütün değişgenleri göz önüne alırsanız, Atatürk devrimlerinin dünya tarihinde bir benzerinin olmadığını görürsünüz.

 

Eğer bir devrim çağa uymamışsa, sorun ya o devrimlerdedir, ya da toplumdadır.

Atatürk devrimlerinin çağa uydurulamamasının sorumlusu devrimler değildir. Halkın cehaleti ve bağnazlığıdır.

İslam dinidir.

Bunu bile bile Atatürk devrimlerinin antitezi olan İslam'ı demokratik olarak seçmek ilericilik değildir.

Ne olduğunu bilmiyorum ama en azından buna teşebbüs etmek demokrasiye, insan haklarına ve özgürlüğe ihanettir. Sapıklıktır.

 

İslamsal bir politika güden bir hükümetin bu ülkeyi yönetme hakkı olduğunu düşünmek, demokrasi, insan hakları ve özgürlüğü bilmemektir.

Bu hükümet yalnız Atatürk devrimlerine karşı değildir.

Her türlü insan haklarına, insan onur ve gururuna da karşıdır.

Bu hükümetin hükmetme hakkını savunup, Atatürk devrimlerini bu hakkı onlara tanımadığı için eleştirmek tek kelime ile ahmaklıktır.

 

Eğer Atatürk devrimlerini çağının demokratik anlayışı, insan hakları ve özgürlükleri ile karşılaştırarak eleştirebiliyorsanız, buyurun eleştirin.

Kimse size eleştirmeyin demiyor.

Atatürk devrimlerini günümüz koşullarında eleştirmek istiyorsanız, onu günümüz demokratik anlayışı, insan hakları ve özgürlükleri ile değil, ona alternatif olarak ortaya atılan İslamsal değer yargıları ile karşılaştırarak eleştirmelisiniz.

Ancak o zaman nasıl bir dalalet ve gaflet içinde olduğunuzu görürsünüz..

Daha doğrusu görürler.. Sizin birşey görebileceğinizi sanmıyorum.

İslamcılar kadar körsünüz çünkü..

  • Like 1
Link to comment
Share on other sites

Guest DİRİLİŞ

Atatürk devrimlerine takılıp kalan sensin, asıl ben diyorum bunları aşmak şart diye. Demokrasilerde anayasalar da değiştirilebiliyor bu arada.

 

Bir şeyi aşmak için önce onu yakalaman, o seviyeye gelmen şarttır.

Oysa yakın tarihe bakıldığında, Atatürk Devrimleri'nin açıkça ihanete uğradığı ve ülkenin adım adım geriye götürüldüğü görülür.

Tabii bu dediğim sadece bakmasını ve görmesini bilenler için geçerli.

Bakar körler için değil.

 

Şu anayasa değişikliğine gelince, hükümetin şimdiye dek yaptığı icraatlardan ne yönde bir değişikliğe gitmek istediğini tahmin etmek zor değil:

 

Yargıyı tümüyle ellerine geçirmek, tamamen siyasallaşmış bir hukuk sistemiyle arta kalan son demokratik kurumları da kendi amaçlarına uygun biçimde budamak ve buyruk altına almak. Sonrasında da, toplumu kolayca yönlendirmek, diledikleri gibi at koşturmak...

 

İşte senin gibi zavallıların demokrasi sandığı şey.

Link to comment
Share on other sites

Ülkeyi Araplaşmaktan kurtarmak, başka bir bilinç yerleştirmek için adımlar atmak, bir şeyler yapmak gerektiği aşikardır.

 

Ulkeyi araplasmaktan kurtarmak nasil bir mantiktir, ilericiliktir? Araplar da insan ve milletler halklar arasinda tarih boyunca her zaman kultur alisverisi olmustur. Bizzatihi bu kulturel melezlesme ve alisveris insan uygarligini ilerleten yeni tekniklerin edebi akimlarin felsefelerin cografyadan cografyaya tasinmasini saglamistir. Birakin kardesim halkin kulturuyle oynamayi.Halkin kulturuyle oynamaya calismak bilimsellik degil bildigin gericilik ve zorbaliktir. Bunu buyuk bir fikirmis gibi sunanlardan bikkinlik geldi.

Link to comment
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Sign in

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now
×
×
  • Create New...