Jump to content

Search the Community

Showing results for tags 'din'.

  • Search By Tags

    Type tags separated by commas.
  • Search By Author

Content Type


Forums

  • FORUMLAR
    • Duyurular
    • Genel
    • Bilim
    • Felsefe
    • Politika
    • Ekonomi
    • Tarih
    • Kitap
    • Video
    • Teknoloji
    • Kafe
  • HİKAYE VE ROMAN
    • Hikaye ve Roman
  • Öpüşen Fikirler Kulübü's Konular

Product Groups

  • Widgets
  • Test package
    • Services

Categories

  • Bilim
  • Felsefe
  • Politika
  • Bilimsel Kuşkuculuk

Find results in...

Find results that contain...


Date Created

  • Start

    End


Last Updated

  • Start

    End


Filter by number of...

Joined

  • Start

    End


Group


AIM


MSN


Website URL


ICQ


Yahoo


Jabber


Skype


Location


Interests

Found 7 results

  1. Ahlak evrenseldir din ise siyasidir. Örneğin yalan , hırsızlık , ikiyüzlülük, tecavüz gibi olaylar İslam'dan önce de ahlaksızlık sayılıyordu. Hatta İslam'ın hiç uğramadigi yerlerde ahlak kavramı daha güçlü daha etkin kullanılıyor. Dinciler bu ahlak kavramini kendi siyasetlerine alet ederek prim yapmaya çalışıyorlar. Bakınız bugün basit bir örnek vereyim "bizden önce cep telefonu mu vardı" diyen siyasetçi, bilimi kendi siyasetine alet ederek yeni nesillere sanki telefonu biz bulduk diye kabul ettirmeye çalışıyorlar. Aynen bunun gibi geçmişte de ahlak üzerinden prim yapmaya çalışmışlar. Bakın İslami kaynaklara sanki İslam'dan önce dünyada kural hak ahlak yoktu , sanki insanlar temizlik bilmiyordu , yemek kültürü ve sosyal yaşamı bilmiyordu , İslam'dan once insanlar kiminle evleneceğini bilmiyor da ensest yapiyordu , kan bağı kavramı bilinmiyordu da İslam bunu ilk kez getirdi algısı yaratıyorlar. Gerçekte ise İslam'dan önce insan haklarının ve ahlakın var olduğu, anayasa ve kuralların sosyal hayatın ve demokrasinin ve evlilik gibi kurumların kurallarla duzenlendigi bilimsel olarak ispatlaniyor. Yani İslam bu evrensel değerleri sanki ilk kez bulmuş gibi kendi siyasetini evrensel ahlak üzerine kurmaya çalışarak aslında en büyük ahlaksizligi kendisi yapıyor. Sanki Müslüman olmayanlar günümüzde her seyi yapıyor ensest ilişki içinde yaşıyor gibi algı yapıyorlar. Sonuç olarak din siyasettir , ahlak ise evrensel bir yaşam biçimidir. Din ve tanrı ile alakası yoktur.
  2. İnsanoğlu şimdiye dek binlerce dinler, kültler ve tarikatlar üretmiştir; bazıları yeryüzüne epeyi yayılıp uzun ömürlü olmuşlardır, diğerleri ise kısa ömürlü olup yerel kalmışlardır. Hăl böyle iken bir dinin oluşması için neye ihtiyaç vardır? Bu sorunun cevabı biraz şaşırtıcı olabilir: Aslında fazla bir şeye gerek yok. Yeni bir dinin oluşumunu gözlemlemenin imkansız olduğunu düşünenler olabilir, çünkü genel kanıya göre dinler çok eski oldukları gibi upuzun bir zamanda büyümüş olmakla beraber somut olarak elle tutulabilir bir yanları da yoktur. Elbette tanınmış mevcut dinlerin yeni yan kolları olmakla beraber, yeni bir din hiçbir zaman en başlangıcından çöküşüne kadar detaylı bir şekilde gözlemlenmemiştir. Tüm dinlerin başlangıcı bir hayli karanlıktır ve muĝlaktır. Kargo kültlerden bihaber iseniz, dinlerin durumu kısaca böyle tanımlanabilir. Kargo kültler isimlerini İngilizce bir kelime olan ve "yük" anlamına gelen cargo´dan alır. Bu bir çatı kavramı olup, birçok farklı ama benzer dini kültlerin olduğu Melanezya´da bayağı yaygındır. Melanezya´nın coğrafik konumu, Avustralya´nın kuzey doğusunda olan, Papua Yeni Gine´nin de ait olduğu Pazifik ada kümeleridir. Bu kültler 2. Dünya savaşı esnasında meydana gelip gelişmişlerdir. Çoğunun ortak noktası, müritlerin bir mesihi beklemeleri ve kıyamet gününde bir "yük" getirecek olması. Çoğunlukla "John Frum" diye anılan bu mesih, bir efsaneye göre tıknaz, yüksek sesli, saçları ağarmış ve parlak düğmeli olup kehanet kabiliyeti olan bir adammış. John Frum´un gerçekten yaşayıp yaşamadığı ise meçhul. Müritlere göre kıyamet gününde yaşlılar gençleşecek, ölümcül hastalıklar tedavi edilebilecek ve "dağlar düpdüz olacak, vadiler dolacak". John Frum, son noktayı İncil´den araklamış olmalı (Jesaya 40, 4) - İncil´i üretenlerin de daha eski olan dinlerden arakladığı gibi.
  3. Merhaba arkadaşlar 21 yaşındayım yaklaşık 3-4 aydır ateist görüşü benimsemiş bulunuyorum ama kendi içimde kabul etmem zor gibi gözüküyor ya da zorlanıyorum . Bu evrelerden geçen , belli dönemlerinde yaşamış olanlar tecrübelerini paylaşabilir mi .
  4. Sence din nedir beyler ve bayanlar
  5. Ayrım yapmaksızın bütün dindarları ispata davet ediyorum. Tanrılarınız en azından insanlık suçu işleyenlere karşı bu güne kadar ne yapabilmiş? Bir örnek bir ispat lütfen.
  6. Her iyiliğin ortasında bir dinci sembolu görmeye alışık olduk fakat dinlerin kendisi zaten iyilik kaynağı değildir. İkisi birbirinden farklı şeyler. Dinler sadece iyilik üzerinden çıkar sağlayan tehlikeli örgütlerdir. Çok ayrıntıya girmeye gerek duymuyorum. Zaten iyi olan heryerde iyilik yapar onun bunun tanrısına tapınmaya gerek yok iyi olmak için. Neymiş aksi halde Allah kabul etmezmiş. İstanbul'da deprem olsa kaçacak yer bulamazsınız. Peki ya sebep? Çünkü Tanrı bizi günahlarımız yüzünden cezalandırdı.. ama gerçek öyle değil. O çürük binaların yapılmasına göz yuman ahlaksız dinciler, hırsızlar ve ideolojik militanlar kendi cinayetlerini örtmek için böyle bir yalan uyduruyorlar. İşte halk bunu anlayıp da onların ağından kaçmasın diye ne yapacakmışız? Daha çok namaz kılıp daha çok para yardımları yapacakmışız..çünkü Japonlar da önceden çok namaz kılarak, tarikatlarda çok sümük yalayıp çok para ödeyerek böyle kalkındılar.
  7. İnsanoğlu şimdiye dek binlerce dinler, kültler ve tarikatlar üretmiştir; bazıları yeryüzüne epeyi yayılıp uzun ömürlü olmuşlardır, diğerleri ise kısa ömürlü olup yerel kalmışlardır. Hăl böyle iken bir dinin oluşması için neye ihtiyaç vardır ? Bu sorunun cevabı biraz şaşırtıcı olabilir: Fazla bir şeye gerek yok. Yeni bir dinin oluşumunu gözlemlemenin imkansız olduğunu düşünenler olabilir, çünkü genel kanıya göre dinler çok eski oldukları gibi upuzun bir zamanda büyümüş olmakla beraber somut olarak elle tutulabilir bir yanları da yoktur. Elbette tanınmış mevcut dinlerin yeni yan kolları olmakla beraber, yeni bir din hiçbir zaman başlangıcından çöküşüne kadar detaylı birşekilde gözlemlenmemiştir. Kargo kültlerden bihaber iseniz, dinlerin durumu böyle tanımlanabilir. Kargo kültler isimlerini İngilizce bir kelime olan ve "yük" anlamına gelen cargo´dan alır. Bu bir çatı kavramı olup, birçok farklı ama benzer dini kültlerin olduğu Melanezya´da bayağı yaygındır. Melanezya´nın coğrafik konumu, Avustralya´nın kuzey doğusunda olan, Papua Yeni Gine´nin de ait olduğu Pazifik ada kümeleridir. Bu kültler 2. Dünya savaşı esnasında meydana gelip gelişmişlerdir. Çoğunun ortak noktası, müritlerin bir mesihi beklemeleri ve kıyamet gününde bir "yük" getirecek olması. Çoğunlukla "John Frum" diye anılan bu mesih, bir efsaneye göre tıknaz, yüksek sesli, saçları ağarmış ve parlak düğmeli olup kehanet kabiliyeti olan bir adammış. John Frum´un gerçekten yaşayıp yaşamadığı ise meçhul. Müritlere göre kıyamet gününde yaşlılar gençleşecek, ölümcül hastalıklar tedavi edilebilecek ve "dağlar düpdüz olacak, vadiler dolacak". John Frum, son noktayı İncil´den araklamış olmalı (Jesaya 40, 4) - İncil´i üretenlerin de daha eski olan dinlerden arakladığı gibi. Devamı var...
×
×
  • Create New...