Jump to content

Valery Legasov

Members
  • İçerik sayısı

    91
  • Kayıt tarihi

  • Son ziyareti

  • Kazandığı günler

    11

Everything posted by Valery Legasov

  1. @alpinçayırı Allah, Araf 179'da mürted ve kafir olanlar için şöyle söyler: "Onların kalpleri vardır; ama düşünmezler." Allah, Hud Suresi 5. ayette ise şöyle der: "O, kalplerde olan her şeyi de bilmektedir." Kur'an, kalbi düşünce ve tefekkürün merkezi olarak tanımlar. Bu, "kardiyoentrizm" olarak bilinen eski bir kavramdır ve modern bilimsel anlayışın, düşünce, hafıza ve duyguların diğer fiziksel süreçlerle birlikte beynimiz tarafından kontrol edildiği görüşüne karşıt bir yaklaşımdır. Kalbin, akıl, ruhsal tefekkür ve kalp/zihin/ruh gözü olarak kabul edilmesi, İslam'dan önceki yüzyıllarda Doğu Süryani Hristiyanlığında yaygın bir anlayıştı. Örneğin, Pseudo-Makarius, Ninevehli İshak ve Efrem'in yazılarında bu görüşe rastlanabilir. Bu anlayış, aklı beyinle (ensefalosantrizm) ilişkilendiren Yunan felsefesinden daha yakından etkilenen bazı alimlerle zıtlık oluşturur.
  2. Hadi diyelim ki biz Kuran'ı yanlış anlıyoruz. O kadar Arapça bilen mealci var: Elmalılı Hamdi Yazır, Diyanet'in hocaları, Süleyman Ateş, Ahmet Varol... Bütün bunlar Kuran ayetlerini yanlış çevirmiş. Hadi bunları geçtim, yukarıda Suudi Arabistan doğumlu, anadili Arapça olan ulema, "Kim Dünya'nın yuvarlak olduğunu söylerse küfür ve delalete düşmüş olur" demiş. Bu da mı Kuran'ı yanlış anlamış? Dünya üzerindeki bütün insanlar bu Kuran'ı yanlış anlıyor. Sadece 19'cular ve Modernistler doğruyu biliyor! Daha henüz, "Ben ehli sünnetim" diyen ve Kuran'ı da Hadisleri de olduğu gibi kabul eden bir tane dürüst Müslüman ile karşılaşmadım. Hani deseler ki, "Kardeşim, Allah bu ayeti böyle indirmiş, bize sorgulamak düşmez, biz sadece iman ederiz" deseler, inan daha dürüst olurlar ama hepsi ayetlere takla attırmaya çalışıyor.
  3. Fil olayı, baştan sona bir hikayeden ibarettir; tıpkı Binbir Gece Masalları'nda anlatılan öyküler gibi. Bu olay da muhtemelen Arap şairleri ve hikayecileri tarafından uydurulmuştur, ancak Müslümanlar bunu gerçekmiş gibi anlatmaktadırlar. Bir önceki mesajımda bahsettiğim sebeplerden dolayı, bir veya birden fazla filin, Güney ve Orta Arabistan’ın sıcak çöl ortamında hayatta kalması mümkün değildir. Bir filin ne yediği ve ne içtiği bellidir. Fil suresinin tefsirlerinde ise on binlerle ifade edilen bir ordudan söz edilmektedir. Bazı tefsirlerde, 60 bin kişilik bir ordunun Yemen'den kalkıp Mekke'ye kadar yürüdüğü anlatılmaktadır, fakat kimse sormuyor: Bu 60 bin kişilik ordu çölleri nasıl geçti? Ne yediler, ne içtiler? Bu filleri nasıl doyurdular? Bu filler çölleri aşarken nasıl telef olmadılar? Bu soruların cevaplarını bulamıyoruz.
  4. @Emre_1974tr Benim söylediklerim eğer uydurma ise, o zaman Kur'an'daki Fil Suresi'nde hangi olaydan bahsediliyor? Fil Suresini de mi ben uydurdum? İslam öncesi Kabe dediğimiz yapı puthane olarak kullanılmıyor muydu? Eğer kullanılmıyordu diyorsanız, o zaman Muhammed hangi putları kırıyordu? Hadi diyelim ki benim söylediklerim yalan, Ebrehe de yalan, o dönemde Kabe'ye saldıranların Hristiyan olduğu da yalan olsun. Allah, Fil Suresi'nde ne diyor? "Rabbin, Fil sahiplerinin üzerine kuşlar gönderdi ve taşlarla onları delip geçti." Bak, her şeyi bir kenara bırak, Güney ve Orta Arabistan’ın sıcak çöl ortamında bir ya da birden fazla fil nasıl hayatta kalacak, hiç düşündün mü? Fil dediğimiz hayvanın günlük olarak 149-169 kg arasında besin tüketmesi gerekir. Ayrıca, bir filin günde 68,4 ile 98,8 litre arasında su içmesi gerekir. Filler, çöl arazisine uygun olmayan oldukça zayıf ayaklara sahiptir. Ayrıca, çoğu kılsız memeliye kıyasla güneşe karşı doğal bir korumaları olmadığı için, güneş yanığından korunabilmek amacıyla düzenli olarak çamur içinde banyo yapmaları gerekir. Şimdi söyle bakalım Müslüman. Bu Fil Ordusu, o çölleri nasıl geçip Mekke'ye ulaştı? O çölleri aşarken bu filler ne yedi, ne içti, hiç düşünmedin mi? Bu filler, çöl sıcağında nasıl telef olmadı, hiç aklına gelmedi mi? Bir fil, günlük 160 kg besin tüketiyor. 10 fil varsa, bu 1600 kg besin eder. Bir fil, günde 80 litre su içiyor. 10 fil olduğunda, bu 800 litre su yapar günlük. Şimdi, bu fil ordusunun Yemen'den kalkıp Mekke'ye kadar yürüdüğünü düşünürsek, toplamda 1200 kilometre yol yürümeleri gerekiyor. Daha bu fillerin çamur banyolarından ya da Fil Suresi'nin bazı tefsirlerinde 10 bin kişilik bir ordudan bahsedildiğine göre, bu fil ordusuyla birlikte hareket eden askerlerin yediğinden, içtiğinden hiç bahsetmiyorum bile! Düşünsene, öyle bir ordu ki, hem filleri doyuruyor hem de sayıları 10 binlerle ifade edilen askerlerini! Bütün bunları nasıl açıklayacaksın? Bu saçmalıkları senin aklın alıyor mu?
  5. @Saturn Bunu bulduğunuz çok iyi olmuş. Kur'an'a göre, Dünya aynı bir tabak gibi düz ve sabittir, evrenin merkezinde yer alır ve Güneş dahil olmak üzere diğer bütün gezegenler, Dünya'nın etrafında hareket eder. Bu gerçeği inkar eden bir Müslüman, Kur'an ile çelişeceği için mürted sayılır. Eğer tövbe edip İslam'a geri dönmezse, İslam hukukuna göre ölüm cezasına çarptırılır...
  6. @Emre_1974tr Fil Olayı sırasında, Kabe ve çevresinde çok sayıda put bulunuyordu; yani Kabe, o dönemde bir puthane olarak kullanılıyordu. Ebrehe'nin Kabe'yi yıkması, bölgede hâkim olan putperest inancına ciddi ve geri dönüşü olmayan zararlar verirdi. Bu durumda, Allah'ın kitabı kabul eden Hristiyan inancı bölgede daha hızlı bir şekilde kabul görürdü. Ancak Kuran'daki Allah ne yapıyor? Kitap ehlinden kabul edilen Hristiyanların yanında durmak yerine, puthane olarak kullanılan Kabe'yi koruyor.
  7. @Emre_1974tr Senin 19'cu fikirlerin İslam dünyasının umranda değil. İslam Dünyasının %1'ini bile temsil etmiyorsunuz. Şems Suresi'nin 1. ve 2. ayetleri şu şekildedir: 1. Ayet: وَالشَّمْسِ وَضُحَاهَا "Ve güneşe ve onun aydınlığına yemin ederim." 2. Ayet: وَالْقَمَرِ إِذَا تَلَاهَا "Ve aya, onu takip ettiği zaman..." Kuran'ın Allah'ına göre Güneş ve Ay aynı yörünge üzerinde hareket ediyor. Yasin 40'ta ise, 'Güneşin ayı geçmesi, geceyi de gündüzün geçmesi mümkün değildir' deniyor. Kuran'ın Allah’ına göre Güneş ve Ay aynı yörüngede hareket ediyor ve birbirlerini geçmeleri mümkün değil. Google'a girip 'Güneş Sistemi' diye arama yaparsan Güneş ve Ay'ın farklı yörüngeler üzerinde hareket ettiğini görürsün. Kıyamet Suresi 75. Ayetler 8 ve 9 şu şekildedir: 8. Ayet: وَخَسَفَ القَمَرُ "Ve Ay karardığı zaman..." 9. Ayet: وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالقَمَرُ "Ve Güneş ve Ay bir araya getirildiği zaman..." Kıyamet Suresi'nin 9. ayeti, kıyamet günü güneş ve ayın birleştirileceğini ifade eder. Bu durumda, Allah'a göre güneş ve ay benzer veya aynı boyutlardadır! Yedinci yüzyıl Arabistanı'nda, güneşi ve ayı çıplak gözle gören bir çöl bedevisinin tutulmaları gözlemleyerek böyle bir bakış açısına sahip olması anlaşılabilirken, modern bilim güneşe 64,3 milyon ayın sığabileceğini ortaya koymuştur. Yani, Güneş ile Ay bir araya geldiğinde Ay'ın ne kadar küçük kalacağını bir düşün… Kıyamet Suresi 9. ayetinde geçen ve Arapçadaki "birleştirilecektir" olarak çevrilen kelime, jumi'a fiilidir. Bu kelime, bir araya getirmek, toplamak veya birleştirmek anlamına gelir. Yani senin inandığın Allah, Ay'ın 150 milyon kilometre uzaklıkta, Dünya'yı çevreleyen bir yörüngede dönerken, Güneş'le, yani 400 kat daha büyük olan yerel yıldızımızla birleştirileceğini söylüyor! Bu tür bir durum ancak eski evren anlayışına uygun düşer; çünkü o dönemde yaşayan bir çöl bedevisi gökyüzüne baktığında, Güneş ve Ay'ı birbirine yakın, benzer büyüklükteki göksel cisimler olarak görüyordu. Tıpkı geceleyin gökyüzüne baktığında, tüm yıldızların aynı boyutta gibi görünmesi, ancak aslında her birinin farklı boyutlara sahip olması gibi. 1400 yıl önce anlatılan hikayeler, günümüz gerçekleri karşısın yok olup gitmektedir!
  8. @Emre_1974tr Hiç öyle cımbızlayıp, 'Surelere bütünlük içinde bakmamız lazım' diyerek kıvırmaya çalışma. Bak, yukarıda Müslim'den verdiğim hadisi görmüyor musun? Hem de hadis numarasına kadar yazıyor, üstelik sahih bir hadis. Eğer "Ben hadislere inanmam, 19'cuyum, Modernistim" diyorsan, yine yukarıda Muhammed 35 ve Enfal 39 ayetlerini de verdim. Enfal 39'da "Dünya üzerinde İslam dışında herhangi bir inanç veya sistem kalmayıncaya kadar, diğer inananlarla ve inanmayanlarla savaşın" diyor. Muhammed 35'te de "Düşman karşısında üstün durumda olsanız bile savaşmaya devam edin" deniyor.
  9. @Emre_1974tr Eğer hadislere inanmıyorsan, namazını neye göre kılıyorsun? Kuran'da namazın nasıl kılınacağı açıkça belirtilmiyor, sadece "doğru bir şekilde namazınızı kılın" deniyor. Hadislere karşı çıkamadığınız için onlara yalan diyorsunuz. Bak yukarıda Yasin Suresi'nden bir ayette paylaştım. Ayette "ve güneş bir dinlenme noktasına doğru akar" deniyor. Yani, Kuran'a göre Dünya sabit ve diğer tüm gezegenler Dünya etrafında hareket ediyor. Ayete takla attırmayın diye Arapçasını bile yazdım oraya. Bu görüş, Geosantrizm (Yermerkezlilik) ya da Yermerkezli Evren Modeli olarak bilinir ve 17. yüzyıla kadar Dünya'da bu görüş hakim oluyordu. 16.yüzyılda Kopernik, evrenin merkezinin Güneş olduğunu ve gezegenlerin, Dünya dahil, Güneş etrafında döndüğünü ileri sürdü. Bu görüş, sonrasında Kepler ve Galileo tarafından da desteklendi. Yani, senin Kuran'ına göre Dünya evrenin merkezinde olup sabit bir şekilde durmaktadır. Güneş, Ay ve diğer gezegenler ise Dünya'nın etrafında dönmektedir. Bunları ben demiyorum. Senin Allah'ın böyle demiş. Google'a girip 'Güneş Sistemi' diye bir arama yap bakalım. Bizim içinde bulunduğumuz sistemin merkezinde Güneş mi var, yoksa Dünya mı? Senin Kuran'ın merkezde Dünya var diyor.
  10. Sadece Bakara 193 değil, diğer birçok ayet ve hadis incelendiği zaman İslam dininin cihat yani savaş dini olduğu görülmektedir. Enfal 39: Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, şüphesiz Allah yaptıklarını görmektedir. Kuran'ın Allah'i diyor ki; Dünya üzerinde İslam dışında herhangi bir inanç veya sistem kalmayıncaya kadar, diğer inananlarla ve inanmayanlarla savaşın. Şimdi Müslümanlar çıkar "Burada aslında o kastedilmiyor, bir önceki ayete veya bir sonraki ayete bakmak lazım" şeklinde saçmalamaya başlarlar. Bu yüzden bu ayetleri hadislerle de desteklemek gerektiğini düşünüyorum. Abu Hüreyre'nin rivayetine göre, Allah'ın Elçisi şöyle buyurmuştur: "Ben, insanlar 'Allah'tan başka ilah yoktur' demedikçe onlarla savaşmam emredildi. Kim bu sözü söylerse, onun malı ve canı, benim adıma korunmuş olur, ancak diğer haklar yalnızca Allah'a aittir." (Sahih Müslim 1:30) İslam dünyasında en güvenilir hadis koleksiyonlarından biri olarak kabul edilen Sahih Müslim'de geçen bu hadise göre, Allah tarafından Muhammed'e "Dünya üzerindeki bütün insanlar, Allah'tan başka ilah olmadığına inanıp söyleyene kadar" onlarla savaşması emredilmiştir. Bu ayetleri ve hadisleri Müslümanların önüne koyduğumuzda, "İslam dininde saldırı savaşı yoktur, sadece savunma savaşı vardır" şeklinde bir cevap veriyorlar; ancak Muhammed Suresi 35. ayet bunun tam tersini ifade etmektedir. Muhammed 35: "Sakın gevşemeyin ve üstün olduğunuz hâlde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir ve O, amellerinizi asla eksiltmeyecektir." Ayetin de belirttiği gibi, düşman karşısında sakın gevşemeyin, üstün olduğunuz hâlde barışa yanaşmayın; yani savaş sırasında üstün durumda olsanız bile savaşmaya devam edin diyor.
  11. İslam, zaten doğası gereği siyasi bir ideolojidir. Bu yüzden "siyasal" olarak ayırmanın çok anlamlı olmadığını düşünüyorum. Ancak, İslam gibi bir ideoloji, siyasi alanda güçlü bir yer edindikten sonra, bu ideolojiyi siyasi zeminden uzaklaştırmak oldukça zor ve zahmetlidir. Bugün bile bunun örneklerini görüyoruz. "Onların Dolar'ı varsa bizim Allah'ımız var" veya "Biz gidersek Gazze düşer" gibi oldukça basit söylemler ile insanlardan oy toplayabiliyorlar. Avrupa'da yaşanan Reform gibi olayların ardından, Hristiyanlık hem kendisini modernize etti hem de siyasi alandan geri çekildi. Benzer şekilde, İslam'ın da "siyasal" alandan çekilmesi için benzer bir reform hareketine ihtiyaç duyulmaktadır. İslam'ı modernize etmenin pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Çünkü o kadar çok İslam profesörü ve ulema sınıfından din alimleri var, ama hiçbirisi çıkıp da, "Biz bu dini günümüz dünyasına, insan haklarına uygun şekilde modernize edelim" demiyor. Bunu söyledikleri an, kafir ilan edileceklerini ve belki de hayatlarının tehlikeye gireceğini çok iyi biliyorlar. Bu yüzden, köhneleşmiş olan bu dini yaşatmaya devam ediyorlar. Aslında İslam dediğimiz şey, büyük ölçüde Arapların örf, gelenek ve adetleridir. Arap kültürü, zamanla "İslam" adıyla anılmaya başlamıştır. Gel gelelim İslam dinini modernize etmek mümkün olmadığı için ilerleyen yıllarda insanların artık bu İslam dinini toplu şekilde terk edeceklerini düşünüyorum. Örnek vermek gerekirse, İran gibi devletlerde Molla rejiminden kurtulma durumu gerçekleşirse, İran toplumunun en az %50'sinin ateist veya deist olacağına inanıyorum. Hristiyanlık, bir dönem oldukça güçlüydü. Hristiyanlık adı altında seferler düzenleniyor, Papa'ya neredeyse Allah gibi muamele ediliyordu. Papa'nın tek sözüyle, o dönemdeki devletlerin yöneticileri bile değiştirilebiliyordu. Ancak şimdi Avrupa'ya baktığınızda, insanların çoğunun ya ateist olduğu ya da din kavramını hayatlarından tamamen çıkardığı görülüyor. Hristiyanlık, günümüzde büyük ölçüde kiliselere hapsolmuş durumda. Zaten Avrupa'da kiliselere giden pek kimse de kalmadı. İslam'da öyle veya böyle benzer duruma düşecektir.
  12. Aşağıdaki hadis, Dar-us-Salam (Hafiz Zubair 'Ali Za’i) tarafından sahih (doğru) olarak değerlendirilmiş ve al-Albani tarafından da sahih olarak derecelendirilmiştir. Bu hadis, Sunan Abu Dawud'un 25. Kitabı olan Kitab al-Ahruf wa al-Qira'at (Kur’an’ın Ahrufları ve Kıraatları Kitabı) bölümündendir: Abu Dharr dedi ki: Güneşin batmakta olduğu bir sırada, Allah’ın Elçisi’nin (ﷺ) arkasında, bir eşeğe binmiş olarak oturuyordum. O bana sordu: "Biliyor musun, güneş nerede batıyor?" Ben de cevap verdim: "Allah ve O’nun Elçisi en iyisini bilir." Bunun üzerine şöyle dedi: "O, sıcak su kaynağında batar." Sunan Abu Dawud 3991 Ayrıca, güneşin şeytanın boynuzları arasında doğup battığını belirten birçok sahih hadis bulunmaktadır. Örneğin: İbn 'Umar, Allah’ın Elçisi’nin (selam ona olsun) şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Güneş doğarken ve batarken namaz kılmayı niyet etmeyin, çünkü güneş şeytanın boynuzları arasında doğar." Sahih Muslim 4:1807 "... sonra güneş batana kadar namazı bırakın, çünkü güneş şeytanın boynuzları arasında batar ve o zamanda kâfirler ona secde ederler." Sahih Muslim 4:1812 Bunlar, güneşin batıp doğduğu belirli yerlerin olduğuna dair bir inancı ima eder. Aşağıda, sınırlı ve düz bir dünya inancını ima eden hadis versiyonu bulunmaktadır: Thauban, Allah’ın Elçisi’nin (selam ona olsun) şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Allah, dünyanın uçlarını benim için birbirine yaklaştırdı. Ve ben, onun doğu ve batı uçlarını gördüm..." Sahih Muslim 41:6904 Aşağıdaki hadis (aynı zamanda Sahih Muslim 19:4327'de de bulunmaktadır), güneşin her gün gökyüzünde hareket ettiği inancını gösterir: Peygamber, seferi gerçekleştirdi ve o kasabaya ulaştığında, neredeyse Asr namazı vaktiydi. Güneşe şöyle dedi: "Ey güneş! Sen Allah’ın emri altındasın, ben de Allah’ın emri altındayım. Ey Allah’ım! Onu (yani güneşi) batmaktan alıkoy." Güneş, Allah ona zafer nasip edene kadar batmamıştı. Sahih Bukhari 4:53:353 Kur'an, birkaç yerde ve farklı bağlamlarda, gök cisimlerinin betimlemeleriyle, açıkça veya dolaylı olarak jeosantrik (Dünya merkezli) bir evren modelini ima eder: "Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsınız ki, karanlık içinde kalmışlardır. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri (düzenlemesi)dir. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir." (Yasin, 36:37-40) Kelime Kelime Çevirisi: وَالشَّمْسُ (Wa al-shamsu): "Ve güneş" وَ (Wa): "Ve" الشَّمْسُ (al-shamsu): "Güneş" تَجْرِي (tajri): "Koşar, akar, gider" Fiil: "tajri" kökünden, "yürümek" veya "hareket etmek" anlamında kullanılır. لِمُسْتَقَرٍ (limustaqarrin): "Bir dinlenme yerine, bir yerleşim noktasına" لِ (li): "için" مُسْتَقَرٍ (mustaqarrin): "Dinlenme yeri", "istasyon", "gidiş noktası" anlamına gelir. Burada "güneşin varacağı nokta" anlamında kullanılır. لَها (laha): "Ona, ona ait" لَ (la): "Ona" هَا (ha): "Onun" (dişi zamiri, burada "güneş" dişi bir isim olduğu için kullanılmıştır.) Bu kelimeler birlikte şu şekilde tercüme edilebilir: Ve güneş bir dinlenme noktasına doğru akar. Sonuç: Kur'an ayetleri ve sahih hadisler incelendiğinde, Dünya'nın düz olduğu sonucuna varılmaktadır. Güneş'in doğduğu ve battığı belirli yerler vardır. Kur'an'a göre, Güneş hareket eder ve bir "dinlenme noktasına" doğru akar. Dünya evrenin merkezinde olup sabittir. Güneş, Ay ve diğer gezegenler Dünya'nın etrafında döner. Bu görüş Geosantrizm (Yermerkezlilik) veya Yermerkezli Evren Modeli olarak bilinir ve 17. yüzyıla kadar geniş kabul görmüştür. Buna karşın, Heliosentrizm (Güneşmerkezlilik) modeli, evrenin merkezinin Güneş olduğu ve gezegenlerin, Dünya dahil, Güneş etrafında döndüğü anlayışına dayanır. 16. yüzyılda Kopernik tarafından geliştirilen bu teori, Kepler ve Galileo tarafından da desteklenmiştir. Heliosentrizm, Dünya'nın evrenin merkezi değil, Güneş'in etrafında dönen bir gezegen olduğunu savunur. Bizim "Cuma Müslümanları" ise sürekli olarak Kur'an ayetlerini çarpıtarak anlam çıkarmaya çalışır; "Orada bunu demek istemiyor, şunu demek istiyor," derler. "Şu kelimenin 84. anlamına bakmak lazım," derler. "Bunlar müteşabih ayetlerdir, orada mecaz vardır," derler. Ancak gerçek şudur ki, 1400 yıl önce söylenenler, günümüz gerçekleri karşısında erimektedir!
  13. Fil Olayı ne zaman gerçekleşiyor? Fil Olayı, Muhammed doğmadan önce, yani İslam dini henüz ortada yokken gerçekleşiyor. Fil Olayı sırasında Mekke’de kimler yaşıyor ve Kabe hangi amaçla kullanılıyor? Mekke’de putperest inancına sahip insanlar yaşamaktadır. Kabe ise, Hubal, Lat, Menat ve Uzza gibi putların barındığı bir tapınak olarak kullanılmaktadır. Bu putlar, daha sonra Muhammed'in Mekke’yi fethettikten sonra kırdığı putlardır. Ebrehe'nin inancı nedir? Ebrehe, Hristiyan bir liderdir, yani Allah’ın Kitap Ehli olarak tanımladığı bir inanç sistemine sahiptir. Ebrehe, ordusuyla birlikte Kabe’yi ve içindeki putları yıkmak için harekete geçer. Ancak Allah, Hristiyan olan ve Kitap Ehli olarak gördüğü Ebrehe’ye ve ordusuna yardım etmek yerine, Kabe’deki putları korumayı tercih eder. Kabe'de, Hubal, Lat, Menat ve Uzza gibi putlar bulunurken, Allah, bu putların barındığı Kabe’yi korur. Sonunda, Allah, Ebrehe ve ordusuna karşı, ağzında taş taşıyan Ebabil kuşlarını gönderir ve onları yenilgiye uğratır. Ey Müslümanlar! O zamanlar ne Muhammed vardı ne de İslam diye bir din. Peki, Allah neden Hristiyan olan Ebrehe ve ordusunun yanında durmak yerine, Kabe’deki putları korumayı tercih etti? Allah'ınız ilerleyen yıllarda haram kılacağı putların olduğu bir tapınağı neden korumuştur?
  14. 36:36 Toprağın verdiği her türlü ürünü, insanların bizzat kendilerini ve hakkında (henüz) bilgi sahibi olmadıkları şeyleri çift çift yaratan Allah ne yücedir! 51: 49 Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. 92:3 Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun. 75:39 Ve ondan erkek ve dişi olmak üzere iki çift yarattı. Ey Müslümanlar! Allah'ınız diyor ki ben her şeyi çift çift, erkekli dişili yarattım! Kuzey Amerika'da yaşayan Kamçı Kuyruklu Kertenkele (Aspidoscelis uniparens) tamamen dişilerden oluşur, yani erkek bireyleri yoktur! Bu türe ait dişi kertenkeleler, partenogenezi adı verilen bir üreme şekliyle çoğalır. Bu, dişi bireylerin genetik materyalini kendi başlarına kopyalayarak yeni bireyler üretmeleri anlamına gelir. Yani, üremek için bir erkek kertenkeleye gerek yoktur! Her şeyi çift çift, erkekli dişili yaratan Allah, neden bu kertenkele türünün erkeğini yaratmamış? Allah'ınız ya yalan söylüyor ya da bu kertenkele türünün erkeğini yaratmayı unutmuş! Ya da bundan 1400 yıl önce yaşamış Araplar, eşeysiz üremenin ne olduğunu bilmedikleri için Kuran'da bununla alakalı bir bilgi yok!
×
×
  • Create New...