Valery Legasov Konu tarihi: Perşembe saat 09:23 Report Konu tarihi: Perşembe saat 09:23 Değerli Dostlar, Biliyorsunuz, ABD ve NATO 2001’den sonra Afganistan’da Taliban’ı devirmişti, ancak yıllar geçmesine rağmen Taliban tamamen ortadan kaldırılamadı ve özellikle kırsal bölgelerde güçlü kalmaya devam etti. Afgan hükümeti ise büyük ölçüde yabancı askeri desteğe bağımlı, zayıf ve yapısal sorunlarla boğuşan bir konumdaydı. Uzayan ve giderek pahalılaşan savaş, ABD kamuoyunda da ciddi bir bıkkınlık yarattı. Bu nedenle ABD, askeri bir zafer arayışından ziyade savaştan çıkış yolu arayarak 2020’de Taliban’la Doha Anlaşması’nı imzaladı. Anlaşma ABD’nin Afganistan’dan çekilmesini öngörüyordu; NATO da ABD’ye bağlı olduğu için paralel şekilde çekildi. Çekilme süreci başlayınca Afgan güvenlik güçleri hızla çöktü ve 2021’de Taliban kısa sürede ülkenin kontrolünü ele geçirdi. Bugün gelinen noktada ise Afganistan’da kölelik fiilen yasal hale gelmiş, kız çocuklarının eğitim alması yasaklanmış durumda. Şimdi Türkiye’de yaşayan Müslüman arkadaşlar hemen “hayır efendim, gerçek İslam bu değil” diyebilirler ki diyorlar da. Peki, bundan birkaç sene önce ilahiyatçı Mustafa Öztürk ne diyordu?“Gerçek İslam, bugün Taliban’ın uyguladığı şeriattır.” Kur’an’da kölelik var mı? Var. Kadınların değersizleştirilmesi, bir mal gibi alınıp satılması, cariyelik var mı? Var. Demek istediğim şu: Taliban’ın uygulamaya koyduğu şeylerin tamamı zaten Kur’an’da yer alan hükümler, yani ortada uydurulmuş bir sistem yok. Bizdeki bazı Müslüman arkadaşlar, İslam’ı sanki açık büfe gibi, içinden istediğini seçebileceğin bir şey sanıyor. Oysa İslam’da “umduğunu” değil, önüne konanı yersin, seçme ya da ayıklama şansın yok.
Saturn Mesaj tarihi: Perşembe saat 13:46 Report Mesaj tarihi: Perşembe saat 13:46 Faşist aşırı sağcı bunlar. Avrupa'nın faşistleriyle kafa yapıları aynı. İki fark Avrupa faşistleri kadınlara bu kadar ağır baskı uygulamıyor. Birde şık giyiniyorlar. Yeni kanunlarında şu alıntıdaki kısımda çok önemli. 119 maddelik yeni anayasa: Afganistan'da kölelik resmi olarak yasal oldu Alıntı Toplumsal sınıflar geri geldi Söz konusu gelişme Afgan toplumunu din alimleri, elitler, orta sınıf ve alt sınıf olarak farklı kategorilere ayırıyor ve her grup yasalar karşısında farklı muamele görüyor. Fakir ve marjinal kesimler ağır cezalara çarptırılırken, güç sahibi kişiler ciddi yaptırımlardan kaçabiliyor. 1
kavak Mesaj tarihi: Cuma saat 18:06 Report Mesaj tarihi: Cuma saat 18:06 @Emre_1974tr´nin kulakları çınlasın, eee mi, diyecem de, demiyorum tabii. Kendisi -Afganlılar gerçek Islam´ı yaşamıyor, kutsal kitabı yanlış anlıyor- kafasında olanlardan. Haksız mıyım, Emre! Aslında dünyadaki tüm erkekleri falakaya yatırmak lazım, çünkü bu dinleri, dinsel ritüelleri, kadın düşmanlığını, cariyeliği, köleliği, tanrıları, peygamberleri ve ayrımcılğı erkekler peydahladı. Sırf fiziksel olarak güçlüler diye, asırlardan beri kadınlara etmedikleri kalmadı. Haksız mıyım, Emre?! Tüm kitabı okumaya hiç gerek yok aslında. Çünkü "Hüre hür, köleye köleye, kadına kadın" ceza kanunu (Sığır pasajı/ayeti no. 178) her şeyi gözler önüne seriyor. Ayrıca buradaki sıralamaya pür dikkat edilmeli; önce erkek, sonra köle ve nihayet kadınlara sıra geliyor. İslam dini resmen erkeklerden yana tavır almış ve kadınlara 3. sınıf bir muamele yapıyor. Görünen o ki bu kanun bizim Afganlıların gözünden kaçmamış. Haksız mıyım, Emre?! 1
Valery Legasov Mesaj tarihi: yesterday at 14:51 Yazar Report Mesaj tarihi: yesterday at 14:51 @kavak Emre gibiler Kuran'ı nasıl anlamak isterlerse öyle anlıyor. İnek Suresi’nin 282. ayetinde, "Eğer iki erkek şahit bulamazsanız, bir erkek ve iki kadın şahit getirin" denir. Yani Kuran’a göre bir erkeğin şahitliği, iki kadının şahitliğine denktir. @Saturn Avrupa’daki faşistler hiç değilse kendi ırkından olanı koruyup kolluyor. İslamofaşistlerin ise işi gücü İslam. İstersen dünyanın en büyük Afgan milliyetçisi ol, dinin yoksa seni oracıkta yok ederler.
Thus spoke Beavis Mesaj tarihi: yesterday at 18:29 Report Mesaj tarihi: yesterday at 18:29 "Taliban İslam'ı yanlış uyguluyor" diye başlayan her cümle, konunun özünü ıskalamakla kalmaz, aynı zamanda trajikomik bir iyi niyet sergiler. Çünkü ortada bir "yanlış uygulama" yok; aksine, metnin gramerine sadık, kelimelerini eğip bükmeyen, tefsir cambazlığına başvurmayan bir harfiyetçilik var. Taliban'ı rahatsız edici kılan da tam olarak bu: metni "güncellememe", "yumuşatmama" ve üzerine 21. yüzyıl parlaklığı sürmeme kararlılığı. Kölelik Afgan örfü mü? Değil. Kadının yarım şahit sayılması yöresel bir gelenek mi? Hayır. Cariyelik, fiziksel ceza, katı itaat... Bunlar metnin dışarıdan eklenmiş "çarpık yorumları" mı? Metni açın. Orada. Beyaz sayfada, siyah mürekkeple. trajediyi yakalayın: Modernitenin rahat koltuğunda oturup, 7. yüzyılın çöl normlarıyla 21. yüzyılın insan hakları söylemini aynı cümlede telif etmeye çalışıyoruz. Olmayınca da sihirli değnek "Bu gerçek İslam değil!" işlevi görüyor. Bu, ahlaki rahatsızlığı dindirmek için kullanılan teolojik bir aspirinden başka bir şey olamaz. @Emre_1974tr elbette, hocamızı etiketlemeden konu tamamlanmazdı. Gelenek yerine gelsin, bizi yine aydınlatsın.
Saturn Mesaj tarihi: 6 saat önce Report Mesaj tarihi: 6 saat önce Irkçı, dinci, milliyetçi, ayrımcı toplumlar taş devrinde kalacak. Yapay zeka ve gelişen teknoloji komünist-eşitlikçi bir ekonomik sisteme ilerlemeyi gerektirecek. Robotlar çalışacak, insanlar tüketecek yani. Herkes ileri giderken bu Taliban geriye gidiyor. Eskiden televizyon parçalıyorlardı. İleride robot parçalayacaklar. https://onedio.com/haber/taliban-militanlari-muslumanlarin-en-buyuk-dusmani-olan-televizyonu-parcalayip-o-anlari-dunyaya-servis-etti-1001396 1
kavak Mesaj tarihi: 3 saat önce Report Mesaj tarihi: 3 saat önce On 31.01.2026 at 15:51, Valery Legasov yazdı: @kavak Emre gibiler Kuran'ı nasıl anlamak isterlerse öyle anlıyor. İnek Suresi’nin 282. ayetinde, "Eğer iki erkek şahit bulamazsanız, bir erkek ve iki kadın şahit getirin" denir. Yani Kuran’a göre bir erkeğin şahitliği, iki kadının şahitliğine denktir. Emre gibi bazı dindarlar biat ettikleri kutsal kitaplarının mucizevi içeriği/özelliği olduğuna inanıyor, bu nedenle sıkıntılı pasajları, hükümleri, hikayeleri ya görmezden geliyorlar ya da binbir cambazlıkla, saçma sapan kelime oyunlarıyla savunmaya kalkıyorlar. Yoksa onlar da evvela erkeklerin söz sahibi olduklarını, kadınların onlara itaat etmesi gerektiğini ve kölelikte ısrar edenlere ne bu dünyada ne de tahtalı köyde herhangi bir yaptırımın olmadığını elbette biliyorlar. Oysa Taliban, İŞID, Boko Haram gibi radikal dindar örgütler kutsal kitapların içindekileri herhangi bir rötuş yapmadan yürürlüğe sokup uygulamak istiyorlar. Kadınların okumasını, söz sahibi olmasını ve sokaklarda gezmesini istemiyorlar. Bu hususlar günümüzün ılımlı Müslümanlarını bile ürküttüğü için "Gerçek İslam bu değil" yaygarasını koparıyorlar. Tüm mesele bu aslında. 1
Thus spoke Beavis Mesaj tarihi: 1 saat önce Report Mesaj tarihi: 1 saat önce 32 dakika önce, kavak yazdı: Emre gibi bazı dindarlar biat ettikleri kutsal kitaplarının mucizevi içeriği/özelliği olduğuna inanıyor, bu nedenle sıkıntılı pasajları, hükümleri, hikayeleri ya görmezden geliyorlar ya da binbir cambazlıkla, saçma sapan kelime oyunlarıyla savunmaya kalkıyorlar. Yoksa onlar da evvela erkeklerin söz sahibi olduklarını, kadınların onlara itaat etmesi gerektiğini ve kölelikte ısrar edenlere ne bu dünyada ne de tahtalı köyde herhangi bir yaptırımın olmadığını elbette biliyorlar. Oysa Taliban, İŞID, Boko Haram gibi radikal dindar örgütler kutsal kitapların içindekileri herhangi bir rötuş yapmadan yürürlüğe sokup uygulamak istiyorlar. Kadınların okumasını, söz sahibi olmasını ve sokaklarda gezmesini istemiyorlar. Bu hususlar günümüzün ılımlı Müslümanlarını bile ürküttüğü için "Gerçek İslam bu değil" yaygarasını koparıyorlar. Tüm mesele bu aslında. Kesinlikle katılıyorum ama benim asıl anlamadığım başka bir şey var. İnsanlar, kutsal metnin sabitliğini "mutlak" kabul ederken, bu sabitliğin hangi sonuçları zorunlu olarak ürettiğini neden hiç sorgulamıyor? Yani "X varsa Y olur" deniyor ama kimse şunu sormuyor: "Y yerine başka bir sonuç mümkün mü, yoksa bu kaçınılmaz mı?" Sorulmuyor. Çünkü sorulursa sistem çöker. Metin değişmez deniyor, ama sonuçlar rahatsız edici hale gelince bu sefer yorum esnetiliyor. Yani sabit olan metin değil; kişinin tahammül eşiği. Taliban, IŞİD, Boko Haram gibi yapılar bu oyunu oynamıyor. Metni olduğu gibi alıyorlar, sonuçlarına da katlanıyorlar. Bu yüzden korkutucular ama tutarsız değiller. Ilımlı dindarın yaptığı şey ise şu: Metni mutlak kabul edip, sonuçlarını keyfine göre güncellemek. İnsan, kendi bakışına, algısına, sezgilerine, duygularına ve mantığına öyle mutlak bir güven duyuyor ki; karşısına “mutlak” iddiasıyla çıkan her kuralı, her hükmü, her sistemi "kendine uydurmadan bırakmıyor." Bu bir yorum farkı değil, refleks. İnsan, rahatsız olduğu şeyi yanlış ilan edecek kadar kendinden emin; yetmediğinde onu “yanlış anlaşılmış” sayacak kadar da küstah. Bu yüzden mutlaklık iddiası baştan çökmüş durumda. Mutlak kabul edilse bile insanın elinde kalıyor; çünkü onu anlamlandıran, süzen, törpüleyen, güncelleyen yine insanın kendisi. Mutlak reddedilse de sonuç değişmiyor; bu kez açıkça "benim vicdanıma uymuyor" deniyor. İki durumda da hakem değişmiyor. Ortada aşkın bir otorite yok; sadece "insanın kendi ahlaki konforunu korumak için yaptığı restorasyonlar" var. Bugün "Tanrı böyle emretmiş olamaz" denilen yerde konuşan Tanrı değil, insanın kendi tahammül sınırı. Kurallar değişmiyor gibi yapılıyor ama her seferinde insanın kaldırabileceği hale getiriliyor.
Recommended Posts
Create an account or sign in to comment
You need to be a member in order to leave a comment
Create an account
Sign up for a new account in our community. It's easy!
Register a new accountGiriş yap
Already have an account? Sign in here.
Sign In Now