Jump to content

Recommended Posts

Konu tarihi:

Biz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik.

Ey Müslümanlar! Her şeyi bilen, her şeye gücü yeten Allah böyle konuşur mu? Allah, Yunus’u kaç kişiye gönderdiğini bilmiyor mu ki “yüz bin veya daha çok insana” gibi kesinlik içermeyen bir ifade kullanıyor? Her şeyi bilen bir Allah, böyle bir anlatıma başvurur mu?

Bazı Müslüman arkadaşlar buna, “Allah böyle de konuşur, öyle de konuşur, fazla kurcalama,” diye cevap verebilir.

O halde bir örnek verelim: Diyelim ki bir yerde Alay Komutanısınız, rütbeniz Albay. Bölük Komutanı olan Üsteğmen’i çağırıyor ve A Bölüğü’nde kaç asker olduğunu soruyorsunuz. Üsteğmen size, “Komutanım, asker sayımız 150 veya daha fazla,” diye cevap veriyor. Böyle bir cevap karşısında bu Üsteğmen'in gırtlağını sıkmaz mısınız?

  • Like 1
Mesaj tarihi:

Aslında her şeye gücü yeten mâlum tanrı çok kalabalık bir topluluktan bahsetmek istemiş ancak arada Cebrail ve Muhammed gibi aracılar olunca, gelde ayıkla princin taşını şimdi. Artı; kutsal mesajların yazıldığı iddia edilen taşlar, kemikler, deriler ve elbette yazılı ilk orijinal mushaf da ortada yok. Uzun lafın kısası şu: kopyanın, ...,  kopyanın kopyasıyla idare etmek zorundayız.  Bu tablo karşısında günümüzdeki sözde ulemaların, hacıların, hocaların da kafası bir hayli karışıktır, da, belli etmemeye çalışıyorlar. :)

Oysa tanrı(lar) doğrudan her insanla tek tek iletişime geçse  tüm bu karmaşıklıklar, ayrımcılıklar, savaşlar falan filan hiç olmazdı.  

İslam´ın ve diğer dinlerin yumuşak karnı tam bu noktada yatıyor, çünkü herhangi bir mesajı iletmek için araya aracı koyarsanız, o mesajın %100 eksiksiz bir şekilde yerine ulaşmasının garantisini veremezsiniz. 

Benzer durum hadis mevzusunda da var; o devirlerde bilgiler sözlü(!) olarak kulaktan kulağa aktarılıyordu ki İslam´ın temel taşlarından birisi olan hadisler böyle oluşmuştur ve Muhammed´in ölümünden asırlar(!) sonra yazılı olarak kaydedilmiştir. Bu nedenle sade Kuran´cılar kolaya kaçıp hadisleri reddederler, çünkü güvenli olduklarından şüphe ederler. Buna rağmen İslam dini hadisler olmadan varlığını sürdüremez, çünkü hadisler sayesinde bugünlere gelebilmiştir. 

 

  • Like 1
  • 2 ay sonra...
Mesaj tarihi:

@Valery Legasov Dediğiniz gibi, ayetin mealini ilk okuduğumuzda zihnimizde bir çelişki veya belirsizlik varmış izlenimi oluşabiliyor, bu çok insani bir durum. Ancak konuyu araştırdığım da ulaştığım sonucu müsaadenle   paylaşmak isterim. Açıklaması şu şekilde; 

Türkçedeki "veya" kelimesi genellikle bir belirsizlik ya da kararsızlık hissettirir. Ancak Arapçadaki "ev" (أَوْ) edatı her zaman "şüphe" ifade etmez. 
* "Bilakis/Hatta" Anlamı: Arapça dil kurallarına göre buradaki "ev", "bel" (bilakis) anlamında kullanılmıştır. Yani: "Biz onu yüz bin kişiye, hayır (dahası) daha da fazlasına gönderdik." Bu, belirsizlik değil, sayının büyüklüğünü kademeli olarak artırarak vurgulama sanatıdır. Allah katında sayı bellidir ancak hitap edilen insan zihnine "sınırsızlık" ve "çokluk" hissini vermek için bu üslup tercih edilir.

Albay ve Üsteğmen Örneği:
Kur’an bir "envanter listesi" veya "istatistik raporu" değildir; bir hidayet rehberi ve hitabet mucizesidir.
Eğer Allah "Biz onu 100.432 kişiye gönderdik" deseydi, bu bilgi insanın hidayetine veya o kavmin büyüklüğünü anlamasına bir şey katmazdı. Kur’an, muhatabına o toplumun devasa bir kitle olduğunu hissettirmek ister.
Üsteğmen size teknik rapor verirken böyle derse hata yapmış olur. Ama bir şair veya hatip, ordunun büyüklüğünü tasvir ederken "Yüz binler, hatta daha fazlası ovayı doldurmuştu!" diyorsa, bu onun bilgisizliğini değil, tasvir gücünün yüksekliğini gösterir. Kur'an da bu ayette tasvirî bir dil kullanmaktadır.

Kur'an'ın vermek istediği asıl mesajı doğru kavrayabilmek için Kur’an’ın ve Arapçanın çok katmanlı ve derin yapısını göz önünde bulundurmak şarttır. Mealler, her ne kadar anlam kapısını aralasa da, bu zenginliğin başka bir dile birebir aktarılmasındaki imkansızlık farkında olunmadığında, hatalı çıkarımlara varılması büyük  bir risk haline gelebilir.

Açıklamaya Gemini’ye sorarak ulaşılmıştır. Kendimce özetlenerek ve düzenlenerek paylaşılmıştır. 

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Giriş yap

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now
×
×
  • Create New...