Jump to content

Kader ve Özgür irade


Emre_1974tr

Recommended Posts

Bu dünya "Allah açısından" bir imtihan dünyası değil. Çünkü zaten yapacaklarımızı biliyor. Bu dünya "eğer sonsuza dek yaşasaydık yapacaklarımızı sembolize eden" bir minyatür -örnek hayat. Ve biz olacakları bilmediğimizden, bizim açımızdan bir imtihan dünyası.

Bu yüzden kimi insanların imtihanı "tam da inkârcı anında " sonlandırılıyor Allah tarafından. Ama o adam 2 yıl daha yaşasaydı belki de imanlı olarak ölecekti.

Aynı şekilde bir başkası da "tam da cennetlik-imanlı anında" vefat ettiriliyor Allah tarafından. Ama belki 2 yıl daha yaşayıp ölseydi inkârcılardan biri olarak ölecekti.

"Sonsuz olarak iyiysek veya kötüysek" ona göre temsili kısa bir ömür yaşattırılıyoruz. Ve bu 2 günlük ömrümüz, eğer bu dünyada sonsuza dek yaşasaydık yapacaklarımızı özetleyen bir kâğıt örneği oluyor.

— Yine yola koyuldular. Bir süre sonra bir oğlana rast geldiler; tuttu onu öldürdü. Mûsa dedi: "Tertemiz bir insanı, bir cana karşılık olmaksızın öldürdün ha!? Vallahi çok kötü bir iş yaptın!" (kehf suresi 74. ayet)

"Oğlan çocuğa gelince: Onun anası-babası inanmış kişilerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk. " (80. ayet)


"Diledik ki, Rableri onlara o çocuktan temizlikçe daha üstün, merhametçe daha gelişmişini versin. " (81. ayet)

İşte burada çocuk daha büyüyüp günahlarını işlemeden imtihanı sonlandırılıyor. Yani bir kişinin neyi hak edip etmediği en başından belli gibi… Ayrıca çocuk yaşasaydı anne ve babasını saptırabilecekmiş. Ama sapmayı hak etmedikleri için onlar kurtarılıyorlar.

Yine bazı ayetlerde cehennemdeki inkarcıların dünyaya geri dönmeyi talep edecekleri ama onlara, eğer tekrar tekrar imtihana gönderilmiş olsalar bile yine imtihanı kaybedenlerden olacakları söyleniyor. Yani sonsuz imtihanlarda bile neyi yapıp neyi yapmayacağımız zaten biliniyor..

Yine aynı şekilde bir ayet, bazı insanların cehennem ehli olarak yaratıldığını söyler. Yani onlar kalben kötü olanlar ve gidecekleri yer en başından belli. Yine bu kısa özet imtihan hayatı yaşattırılıyor o kötülere ki, ahirette kalplerindeki pislikleri görebilsinler, itiraz hakları olmasın. Yanlış anlaşılmasın, o kişiler özgür iradeleriyle kötülüğü seçecekleri için ve Allah da bunu bildiğinden dolayı, onları cehennem için yaratmış oluyor. Yoksa cehenneme gidecek olanları hiç yaratmazdı ve yalnızca cennetlikler var olurdu. Ama onların da, yani kötülerin de vücuda gelmesine izin veriyor.

Uzun lafın kısası, hak ettiğine kavuşturuluyorsun. Bu dünya hayatı da kalbindeki erdemi veya hıyaneti temsil eden-özetleyen bir örnekten başka bir şey değil. İyiler mutlaka bir vesileyle cennetin yoluna koyuluyorlar, kötüler ise mutlaka bir vesileyle sapıyorlar ve de tam da cehennemlik anlarında imtihanları sonlandırılıyor. Bir insan ömrü boyunca iman ederken son günlerinde inkârcı olup kaybedebiliyor, buna karşılık diğer bir insan da ömrü boyunca inkâr ederken ömrünün son günlerinde iman ve tövbe edip cenneti boylayabiliyor. Başka bir deyişle "iyiler mutlaka kazandırılıyor", "kötüler ise mutlaka kaybettiriliyor".

Yüce Allah karşımıza A ve B seçeneklerini çıkartırsa, hangisini seçeceğimizi bildiğinden, böylelikle yine tamamıyla özgür irademizi kullanarak hak ettiğimiz sonucu almamızı sağlıyor. Yani bu 2 günlük imtihan örneğinde de bir robot değiliz ve hakikaten seçimler bize ait. Ama dediğim gibi, karşımıza hangi şıklar çıkarsa ne yapacağımız bilindiğinden, karşımıza hak ettiğimize kavuşmamızı sağlayacak şıklar(senaryo) çıkartılıyor ki kalbimizdeki iyilikle veya kötülükle yüzleşebilelim.

Bir de bu dünyanın bir işlevi daha var. O da bazı küçük sıkıntı ve mükâfatları tattırmaktır. Yine kısacası, bu dünyanın ilk işlevi iyi ve kötüleri ayırmak ise, ikinci işlevi de küçük ceza ve mükâfatların da daha bu dünyada verilmeye başlanmasıdır.

***
Bu konuda kafasında kuşku olanlar için birkaç örnek daha verelim:

Kasas Suresi 50 Bunun üzerine sana cevap veremezlerse bil ki, onlar sadece iğreti arzularına uyuyorlar. Allah'tan bir kılavuzluk olmaksızın, kendi arzularına uyandan daha sapık kim vardır! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

Tevbe Suresi 85 Malları da evlatları da seni imrendirmesin. Allah bunlarla, Dünyada onlara azap etmek istiyor. Kâfir olarak çıkaracaktır canları.


Yunus Suresi 70 Dünyada biraz nimetlenme, ardından dönüşleri bize! Sonra biz, inkâr ettikerinden ötürü şiddetli azabı onlara tattıracağız.

9:55 Onların paraları ve çocukları seni etkilemesin. ALLAH bunlarla, onları dünya hayatında cezalandırmayı ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını istiyor.

A'raf Suresi 179 Yemin olsun ki biz, insanlardan ve cinlerden birçoğunu cehennem için yarattık. Kalpleri var bunların, onlarla anlamazlar; gözleri var bunların, onlarla görmezler; kulakları var bunların, onlarla işitmezler. Davarlar gibidir bunlar. Belki daha da şaşkın. Gafillerin ta kendileridir bunlar.

Kısacası Allah yaratmadan evvel o kişinin iyiliği mi yoksa kötülüğü mü seçeceğini bildiğinden, kötülüğü seçeceğini bildiği kişiyi cehenneme gideceğini bile bile yaratıyor. Ve o kötüye de bu 2 günlük özet örneği sunuyor. Ama yine tamamiyle özgür iradeler kullanılıyor.

27. Ah bir görsen, ateşin başında durdurulup da şöyle dediklerini: "Ne olurdu, geri gönderilsek, Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve müminlerden oluversek."

28. İşin doğrusu şu: Önceden gizlemekte oldukları karşılarına dikildi. geri gönderilselerdi yasaklandıkları şeyi mutlaka yineleyeceklerdi. Doğrusu, onlar, tam yalancıdırlar.(Enam)

Yani zalimler, milyonlarca kez imtihan da edilseler yine imtihanı kaybedeceklermiş. Zaten şu 2 günlük senaryo da kalbimizdeki iyilik veya hainlikle-kötülükle yüzleşmemizi sağlıyor. Yoksa Allah zaten biliyor hakettiğimiz şeyi.

Ve bu temsili imtihanda , karşımıza hangi şıklar çıkarılırsa neyi seçeceğimiz bilindiğinden, tam da kalbimizdekilerle yüzleşeceğimiz şıklar yani senaryo karşımıza çıkartılıyor. Sonra imtihanımızın sonlanma anı da, yine iyilerden isek cennetlik, kötülerden ise cehennemlik bir anda gerçekleşiyor.

Yoksa bir insanın düşünceleri sürekli değişebilir, bir insan ömrü boyunca bazen imanlı , bazen imansız olduğu dönemler yaşayabilir. İşte burada o insanın vefat anının imanlı mı yoksa imansız anına mı denk geleceği bir şans-tesadüf işi değildir. Cenneti hakedenin imanlı, haketmeyenin imtihanı ise imansız bir anında noktalanıyor Yaratan tarafından.


***
Bütün karşımıza çıkarılan şıklar(senaryo), kalbimizdeki iyilikle veya kötülükle yüzleşmemizi ve ayrıca hakettiğimize kavuşmamızı sağlıyor.


Ali İmran Suresi:


154-Sonra o kederin arkasından size içinizden bir zümreyi saran bir güven, bir uyku indirdi; diğer bir zümre ise kendi dertlerine düşmüş, Allah'a karşı cahiliyye kanaatine benzeyen gerçek dışı bir kanaat besliyorlar: "Bizim yapacağımız bir şey var mı?" diyorlardı. De ki: "Şüphesiz, bütün iş Allah'ındır." Onlar, içlerinde sana açıklamadıkları bir şey gizliyorlar, "Bizim bu işte görüşümüz alınsaydı burada öldürülüp gitmezdik" diyorlar. De ki: "Evinizde bile olsaydınız öldürülmesi takdir edilmiş bulunanlar çaresiz yine çıkıp ölecekleri yerleri boylayacaklardı. Allah içinizdekileri yoklamak ve yüreklerinizdekini meydana çıkarmak için bunu başınıza getirdi. Allah sinlerin özünü bilir.


165-Düşmanlarınızın başına iki mislini getirdiğiniz bir bela kendi başınıza gelince mi: "Bu nereden?" dediniz? De ki: "O, kendi tarafınızdandır." Çünkü Allah, her şeye gücü yetendir.

166-O iki ordu çarpıştığı gün başınıza gelen de yine Allah'ın izniyledir. Hem müminleri belli edeceği

167-hem de münafıkları belli edeceği için ki, bunlara "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunma yapın!" denilmişti. Onlar: "Savaşmayı bilsek arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar, o gün imandan çok küfre yakındılar, ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı, Allah onların kalplerinde ne sakladıklarını en iyi bilendir.

178-Bir de inkar edenler, kendilerini bırakışımızın, sakın onlar için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onları sadece günahlarını artırsınlar diye bırakıyoruz.Onlara alçaltıcı bir azap vardır.

Muhammed

29. Yoksa o kalplerinde maraz olanlar, Allah kendilerinin şiddetli kinlerini hiçbir zaman ortaya çıkarmayacak mı sandılar?

30. Dileseydik onları sana mutlaka gösterirdik de sen onları yüzlerinden kesinlikle tanırdın. Zaten sen onları, sözlerinin tarzından da tanırsın. Allah tüm yaptıklarınızı biliyor.

Tevbe Suresi 64 İkiyüzlüler, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir surenin tepelerine inmesinden çekinir dururlar. De ki: "Siz alay edin. Allah, o çekinip durduklarınızı ortaya çıkaracaktır."
***
Bir de olayın melekleri-cinleri kapsayan tarafı var.

Onlar da kalplerindekilerle yüzleştiriliyorlar.

İblis'in Adem'e secde olayında kalbindeki hainlikle yüzleşmesi, onun aslında üst kademe bir melek olamayacağı gerçeğini kendisine gösterdi.

Çünkü İblis özgür iradesiyle kötülüğü seçen zalimlerden idi. Sadece bunun bir vesileyle açığa çıkması gerekiyordu:

ARAF


11. Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: "Adem'e secde edin!" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis etmedi, o secde edenlerden olmadı.

12. (Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."

13. (Allah) buyurdu: "Öyle ise oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın!"

14. (İblis) dedi: "(Bari) bana (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar süre ver."

15. (Allah) buyurdu: "Haydi sen süre verilmişlerdensin."

16. Öyle ise, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.


Dikkat edin, İblis, Allah'ın bu olayla onun kalbindeki kötülüğünü ortaya çıkardığını anlıyor. Yani Allah'ın kendini saptırdığını-azdırdığını fark ediyor. Tabii burada bütün suçun kendisinde olduğunu biliyor İblis, çünkü özgür iradesiyle kalbindekileri ortaya döktü. Gerçekle yüzleşti.

Bu yüzden öfkeyle isteğinde de bulundu:

HİCR

39. (İblis): "Rabbim, dedi, beni azdırmandan ötürü andolsun ki, ben de yer yüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım.

40. Ancak içlerinden kendilerine ihlas verilen kulların hariç. (Benim azdırmam, onları etkilemez.)

İblis gerçek kimliği ortaya çıkarılınca, maskesi düşürülünce çok sinirlenip, kendisi de insanları saptırmak istiyor.

Ama biliyor ki İblis, kendisinin insanları saptırması da, aslında bazı kötü insanların kalbindeki hainlikle yüzleşmesini sağlamaktan öteye gidemeyecek. Bu yüzden "ihlas verilen kulların hariç" diye çaresizliğini de dile getiriyor.

Kısacası bir taşla en az 2 kuş vurulmuş olunuyor. Hem İblis'in gerçek yüzü ortaya çıkarıldı, hem de aynı şekilde kötü insanların maskelerinin düşürülmesine de kendisi kıyamete kadar vesile olacak duracak.

Zühruf Suresi 36 Kim Rahman'ın Zikri'ni görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de o ona can yoldaşı olur.

Meryem Suresi 83 Görmedin mi biz, şeytanları inkârcıların üzerine salmışız da onları oynatıp kıvırttırıyorlar.

Kısacası bu dünya-evren hayatında kullar, hakettiklerine özgür iradeleri aracıyla kavuşuyorlar, kalplerindeki iyilik veya kötülüğü görüp deneyimliyorlar.

***
Evvelden dediğimiz gibi, Allah hem özgür iradelerinden faydalanarak herkesi kalbindekilerle yüzleştiriyor, hem de hakettiklerine kavuşmalarını sağlıyor bu 2 günlük imtihan örneğinde:

ENFAL

8:5 Nitekim Rabbin seni belli bir planın gerçekleşmesi için evinden çıkarmıştı. İnananlardan bir grup bundan hoşlanmamıştı.

8:6 Gerçek ortaya çıkmasına rağmen, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle onu tartışıyorlardı.

8:7 ALLAH iki gruptan birisini (yenmeyi) size söz vermişti; siz ise, güçsüz olanıyla karşılaşmayı istiyordunuz. Oysa ALLAH kelimeleriyle gerçeği gerçekleştirmek ve kafirlerin ardını kesmek diliyor.

8:8 Ki suçlular hoşlanmasa da hakkı gerçekleştirsin ve haksızlığı ortadan kaldırsın.

8:11 Kendisinden bir güvenlik olarak sizi bir uyuklama bürüyüp yatıştırıyordu. (Susuzluğun oluşturduğu bunalımdan) sizi temizlemek, şeytanın pisliğini (umutsuzluğu) sizden savmak, kalbinizi ikna etmek ve ayaklarınızı pekiştirmek için üzerinize gökten su indiriyordu.

8:17 Onları siz öldürmediniz, fakat ALLAH öldürdü. Attığın zaman da sen atmıyordun; ALLAH atıyordu. Fakat böylece inananları güzel bir sınavla sınadı. ALLAH İşitendir, Bilendir.

İyiler emredileni yapma, kötüler de peygamberle savaşıp kaybetmeyi hakettiklerinden, herkesin hakettiğine kavuşması için karşı karşıya gelmeleri sağlandı:

8:42 Hani siz vadinin beri yamacında, onlar da vadinin öte yamacında mevzilenmişti. Kervan da sizden daha aşağıda idi. Bu karşılaşmayı siz kararlaştırsaydınız karşılaşma konusunda anlaşmazlığa düşecektiniz. Oysa ALLAH, yapılması önceden planlanmış bir işi gerçekleştirmekte idi. Böylece, yok edilen, apaçık bir delille yok edilsin, yaşayan da apaçık bir delille yaşatılsın. ALLAH İşitendir, Bilendir.

8:43 ALLAH onları rüyanda sana az gösteriyordu. Onları sana çok gösterseydi, dağılacak ve o konuda çekişip duracaktınız. Fakat ALLAH (sizi) kurtardı. O, göğüslerin özünü bilendir.

8:44 Zamanı gelip kendileriyle karşılaştığınızda sizin gözlerinizde onları az gösteriyor, onların da gözlerinde sizi az gösteriyordu ki ALLAH önceden planlanmış işi gerçekleştirsin. İşler, sonunda ALLAH'a döner.

Ve tabii şeytan da, kötüleri peşinden sürükledikten sonra panik içinde olay mahilinden kaçıyor:

8:48 Şeytan, işlerini onlara süslemiş ve: "Bu gün halktan kimse sizi yenemez, ben sizin yanınızdayım," demişti. İki ordu yüz yüze gelince de, topukları üzerine geri dönüp, "Sizinle bir ilgim yok, sizin görmediğinizi görüyorum ve ALLAH'tan korkarım. ALLAH'ın cezası çetindir," demişti.

8:51 "Bu, ellerinizin yaptığına karşılıktır. ALLAH elbette kullara zalim değildir."



8:54 Örneğin, Firavun'un yandaşları ve onlardan öncekiler gibi. Rab'lerinin ayetlerini yalanladılar. Biz de günahlarından ötürü onları yıkıma uğrattık. Firavun'un yandaşlarını suda boğduk. Hepsi de zalim idiler.


İnsanları cehenneme yuvarlamak için çalışanlar, aslında sadece gerçekten kötü olanların kalbindekilerle yüzleşmelerine vesile oluyorlar. Yoksa iyi hiçbir insanı cehenneme yuvarlayamazlar.

Saffat

161. Siz ve kulluk ettiğiniz şeyler,

162. O'na karşı kimseyi fitneye düşüremezsiniz.

163. cehenneme salınacak olan müstesna.

***
Konuyla ilgili ayetlerden deliller vermeye devam edelim:

Ta-Ha


110. Hiç kimse O'nu bilgice kavrayamazken, O onların geçmişini de geleceğini de bilir.
(Allah zaten kimin gelecekte ne yapacağını biliyor)


133. "Bize hiç olmazsa bir ayet (mucize) getirmeliydi!," dediler. Daha önceki kitaplarda bulunan beyyine (delil) kendilerine gelmedi mi?


134. Onları, ondan önce bir ceza ile helak etseydik, "Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de böyle alçak ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık!," derlerdi.


(eğer başka bir şıkta denenseydiler, yine ne yapacaklarını biliyor)


Enam


109. Tüm yeminleriyle Allah'a yemin ettiler ki, eğer kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklar. Söyle onlara: "Mucizeler ancak Allah'ın katındadır." Mucize geldiğinde de iman etmeyeceklerini anlamıyor musunuz?


(

110. Biz onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz, ilk seferinde buna iman etmedikleri gibi bırakırız kendilerini de azgınlıkları içinde körü körüne bocalar dururlar.

111. Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve herşeyi toplayıp karşılarına dikseydik, Allah'ın dilemesi dışında, yine de inanmazlardı. Ne var ki, çokları cehalet sergiliyorlar.
(karşılarına farklı şıklar çıkarılsa, yine ne yapacaklarını biliyor)


Rum

51. Yemin olsun, bir rüzgâr göndersek de o yeri sararmış görseler, arkasından hiç şaşmadan nankörlük etmeye başlarlar.

52. Artık sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri takdirde sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.

53. Ve sen körleri de sapıklıklarından aydınlığa çıkaramazsın. Sen ancak, ayetlerimize iman edenlere dinletirsin de onlar müslüman oluverirler.


KASAS

56. Sen sevdiğini doğruya iletemezsin. Dilediğini doğruya ileten sadece ALLAH'tır. Doğruya ulaşmayı hakedenleri en iyi bilen de O'dur.


Yüce Allah, insanlar sonsuza dek sonsuz varyasyonlarda imtihan edilseydiler hangilerinin iyilerden, hangilerinin kötülerden olacağını gayet iyi biliyor. Bu yüzden şu 2 günlük temsili-minyatür imtihanda herkesin imtihanını hak ettiği üzere sonlandırıyor. Ama yine özgür iradelere dokunmadan yapıyor bunu. Bu 2 günlük imtihanda da karşısına hangi şık çıkarsa neyi seçeceklerini kullarının bildiğinden, tam da kalbindekilerle yüzleşmelerini sağlayacak şıkları karşılarına çıkarıyor ve iyileri cennetlik, kötüleri ise cehennemlik bir anlarında dünyadan alıyor.



Örneğin İblis her denileni yapıyordu ama Allah onun kötülerden olduğunu biliyordu. Ve onun kalbindeki hainliği ortaya çıkarmak için de "Adem'e secde" şıkkını karşısına çıkardı. Bunu yapmayacağını biliyordu çünkü. Ve iblis de sonra tuzağa düştüğünü anlıyor ve "beni azdırmana karşılık" diyor.


***

Konuya devam edelim:

Rabbimiz daha yaratmadan o kişilerin neyi seçeceklerini biliyordu. Hakettiklerini kavuşmaları için de onları yarattı. İyiliği seçecek olanlar cennete, kötülüğü seçecek olanlar da cehenneme gitsin diye:



HUD

119 Rabbinin rahmet ettikleri müstesna. O, onları işte bunun için yaratmıştır. Rabbinin, "Yemin olsun ben cehennemi, tümden insanlar ve cinlerle dolduracağım!" sözü tamamlanacaktır.

Ayrıca kimlerin en güzel ahlakta olacağını ve peygamber seçilmeye layık olacağını da en başından biliyor tabii ki. Söylemeye gerek bile yok bunları.

Musa'nın öyküsünde de belirgince gözüküyor bu "2 günlük özet imtihan, kalpdekilerle yüzleştirme" olgusu:

28 - Kasas Suresi

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla...

1. Tâ, Sîn, Mîm.

2. İşte sana, açık-seçik beyanda bulunan Kitap'ın ayetleri.

3. İman edecek bir toplum için, Mûsa ve Firavun'un haberinden bir kısmını sana hak olarak okuyacağız.

4. Gerçek şu: Firavun o yerde egemenlik kurmuş ve ora halkını gruplara ayırmıştı. Onlardan bir topluluğu horlayıp eziyordu: Bu topluluğun erkek çocuklarını boğazlıyor, kadınlarına hayasızca davranıyor/kadınların rahimlerini yokluyor/kadınlarını hayata salıyordu. O gerçekten fesadı yayanlardandı.

5. Ve biz istiyoruz ki, yeryüzünde ezilip horlananlara bağışta bulunalım, onları önderler yapalım, onları mirasçılar haline getirelim.

6. Ve yeryüzünde onlara imkân ve kudret verelim. Firavun'a, Hâman'a ve onların ordularına da korkmakta oldukları şeyleri gösterelim.

(Allah kullarının hangi seçenek karşısında nasıl tepki vereceğini bildiğinden, bu özgür iradelerin hak ettiklerine kavuşturma planını uyguluyor)

7. Mûsa'nın annesine şunu vahyettik: emzir onu! Onun aleyhinde bir korku hissedince de nehire bırakıver onu. Korkma, üzülme! Kuşkun olmasın ki, biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu resullerden biri yapacağız."

8. Nihayet, Firavun ailesi onu kayıp bir şey olarak bulup aldı. O, kendileri için bir düşman ve tasa olacaktı. Gerçek olan şu ki Firavun, Hâman ve bunların orduları yanlış yoldaydılar.

9. Firavun'un karısı şöyle dedi: "Benim için de senin için de bir göz aydınlığıdır bu. Öldürmeyin onu, bize yararı olabilir, yahut onu çocuk ediniriz." Onlar işin farkında olmuyorlardı.

10. Mûsa'nın annesinin kalbi ise bomboş bir halde sabahladı. Eğer inananlardan olması için kalbine bir bağ vermeseydik, onu açığa vuracak bir durumdaydı.

11. Annesi, Mûsa'nın kızkardeşine, "onu izle" dedi. O da onu kenardan gözledi. Onlarsa işin farkında olmuyorlardı.

12. Biz daha önce ona, süt emziren kadınları haram kılmıştık. Bu sırada kızkardeşi dedi ki: "Onun bakımını sizin için üstlenecek, onu eğitip öğretmeyi yüklenecek bir ev halkını size tanıtayım mı?"

13. Nihayet Mûsa'yı öz anasına geri çevirdik ki, o ananın göze aydın olsun, kederlenmesin ve Allah'ın vaadinin hak olduğunu bilsin. Fakat çokları bunu bilmezler.

14. Mûsa, yiğitlik çağına ulaşıp olgunlaşınca ona hikmet ve ilim verdik. Biz, güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz.

************************

(Sonrasında da Firavun ve peşine takılanlar, kalplerindeki kötülükle yüzleşerek kapanan denizin ortasında imtihan diyarlarını terk ediyorlar)

41. Biz onları, ateşe çağıran önderler yapmıştık. Kıyamet günü yardım göremeyeceklerdir.

42. Bu dünya hayatında da arkalarına bir lanet taktık. Kıyamet günü onlar, çirkinleştirilenler arasında olacaklar.

***

Yusuf kıssasında da yine Rabbimizin geleceği bildiğini, şu 2 günlük temsili ve özet imtihanda, insanların özgür iradeleri ile hakettiklerine kavuşmalarını sağladığını görüyoruz:


YUSUF

4. Yusuf, bir zamanlar babasına: "Babacığım, on bir gezegeni, güneşi ve ay'ı gördüm, onların bana secde ettiklerini gördüm," dedi.


5. (Babası Yakup:) "Yavrum," dedi, "Rüyanı kardeşlerine anlatma, olur ki sana karşı bir plan kurarlar. Çünkü şeytan, insana apaçık bir düşmandır.


6. "Böylece Rabbin seni seçmekte, sana rüyaların yorumunu öğretmekte ve daha önceki ataların İbrahim ve İshak'a nimetini tamamladığı gibi sana ve Yakup ailesine de tamamlamaktadır. Rabbin Bilendir, Bilgedir."

Rabbimiz insanların karşısına hangi şık çıkartılırsa hangi tepkiyi vereceğini bildiğinden, yine Yusuf'a ve çevresindekilere de bu yolla kendileriyle yüzleşmelerini sağlayacak serüveni yaşatıyor.


21. Onu Mısır'da satın alan kişi, karısına, "Ona iyi bak, olur ki bize yararı dokunur, ya da onu evlat ediniriz," dedi. Böylece Yusuf'u yeryüzünde yerleştirip ona rüyaların yorumunu öğretiyorduk. ALLAH işini sonuçlandırandır; fakat halkın çoğu bunu bilmez.

22. Büyüyüp erginleşince ona bilgelik ve bilgi verdik. Güzel davrananları böyle ödüllendiririz.

Yine insanların özgür iradeleri ile kader ağlarını örüyor, olaylar birbirini izliyor Rabbimizin planı doğrultusunda.

Hatta Yusuf'a rüyalar aracılığı ile geleceğin gösterilmesi bile, başlı başına zaten olacakların belli olduğunu göstermektedir. Rabbimiz hangı seçenek karşısında kimin ne yapacağını biliyor, ve sonsuza dek yaşasaydı-imtihan edilseydi o insanın yapacaklarını temsilen, öyle seçenekler çıkartıyor ki şu 2 günlük dünyada karşısına, insanlar içindeki iyilik veya kötülükle yüzleşmiş oluyor seçtiği şıkla.



47. Dedi ki: "Yedi yıl boyunca ekip biçtiğinizi, yediğiniz az bir kısmının dışında, başaklarında bırakıp depolayın."

48. "Sonra, onun ardından yedi kurak (yıl) gelecek ve sizin depoladığınızın az bir bölümü hariç, o yıllar için önceden biriktirdiklerinizi yiyip bitirecektir

49. "Ondan sonra ise öyle bir yıl gelir ki onda halk ferahlanacak ve onda (meyve) sıkıp, (hayvan) sağacaklar."

54. Kral dedi ki: "Getirin onu, yanımda çalışması için onu atayayım" Kendisiyle konuşup görüşünce, "Sen artık bugün yanımızda önemli bir makamı olan güvenilir birisin," dedi.

55. Dedi ki: "Beni ülkenin maliye işlerinin başına getir. Kuşkusuz ben iyi korur, iyi bilirim," dedi

56. Böylece Yusuf'u o ülkede yerleştirdik. Dilediği gibi hareket edebiliyordu. Dilediğimiz kimseye rahmetimizi yağdırırız. Güzel davrananları ödülsüz bırakmayız.


Rabbimiz planını yine uygulamaya devam ediyor.

Yusuf ailesine de tekrar kavuştuktan sonra, babasına bahsettiği rüyanın da gerçekleştiğine tanık oluyor:

100. Ana ve babasını tahtın üzerine kaldırdı. Hepsi onun için secdeye kapandılar. Dedi ki: "Babacığım, bu, önceden görmüş bulunduğum rüyanın gerçekleşmesidir. Rabbim onu gerçekleştirdi. şeytan, benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra O beni hapishaneden çıkararak ve sizi çölden getirerek bana iyilikte bulundu. Gerçekten Rabbim dilediğine karşı çok şefkatlidir. O, Bilendir, Bilgedir."

101. "Rabbim, sen bana hükümranlık verdin ve rüyaların yorumunu öğrettin. Yeri ve göğü ayırarak yaratansın. Dünya ve ahirette sensin benim Velim (sahibim). Canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat."

***
Allah'ın, kullarını kendi içindekilerle yüzleştirmek ve onların neyi hakettiklerini göstermek için daha da hızlandırılmış imtihan örnekleri de mevcut.

Zaten şu 2 günlük özet imtihan hayatları, sonsuza dek imtihan edilseydik yapacaklarımıza denk gelecek şekilde hazırlanıyor ve de sonlandırılıyor.

Rabbimiz zalimleri içlerindeki kötülükle son bir kez daha yüzleştirmek için süregelen yasasının dışında isteklerle de deniyor bazen. Daha doğrusu ne yapacaklarını bildiğinden, onları da bu gerçekleriyle yüzleştiriyor.


DEVEYE DOKUNMA YASAĞI

ARAF

73. Semud'a da kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki: "Ey toplumum! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilahınız yok. Size Rabbinizden bir beyyine/açık bir kanıt gelmiştir. İşte şu, Allah'ın devesi. Sizin için bir mucize. Rahat bırakın onu, Allah'ın toprağında otlasın. Kötü bir niyetle dokunmayın ona. Yoksa korkunç bir azap yakalar sizi."

77. Bu arada dişi deveyi boğazladılar. Ve Rablerinin emrinden dışarı çıkıp şöyle dediler: "Ey Salih! Eğer Allah tarafından gönderilenlerdensen, bizi tehdit ettiğin şeyi önümüze getiriver."

78. Bunun üzerine onları, o şiddetli sarsıntı/o korkunç titreşim yakaladı da öz yurtlarında yere çökmüş bir hale geldiler.

Burada Musa'nın kavminin denendiği inek kesme emrinin tam tersi, bu sefer bir hayvana dokunmama emri var. Ama zalimler deveyi kesince zalimlikleri bir kez daha açığa çıkmış oldu ve suçüstü sonlandırıldı imtihanları Yaratan tarafından.


CUMARTESİ ÇALIŞMA YASAĞI

Nahl Suresi 124 cumartesi tatili, sadece onda ihtilaf edenlere farz kılındı. Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında, onlar arasında kıyamet günü hüküm verecektir.

A'raf Suresi
163 Sor onlara o deniz kıyısındaki kentin durumunu. cumartesi günü azıp sınır tanımazlık ediyorlardı. Sebt yaptıkları gün balıkları onlara akın akın gelirdi; sebt yapmadıklarında ise onlara gelmezdi. Yoldan sapmaları yüzünden onları böyle imtihan ediyorduk.
164. İçlerinden bir topluluk şöyle dedi: "Allah'ın helak edeceği yahut şiddetli bir azapla azaplandıracağı bir topluma ne diye öğüt verip duruyorsunuz? Dediler ki: "Rabbinize karşı bir mazeret olsun diye ve bir de korunup sakınırlar ümidiyle."

165. Kendilerine verilen öğüdü unuttuklarında, kötülükten alıkoyanları kurtarıp zulme sapanları, yoldan çıkmalarından ötürü, acı bir azapla yakalayıverdik.

166. Ne zaman ki, yasaklandıkları şeylerden ötürü öfkelenip başka aşırılıklar yapmaya başladılar, onlara şöyle dedik: "Aşağılık, maskara maymunlar olun!"
Bu sefer zalim bir topluluğa son bir kez kendileriyle yüzleşmeleri için Cumartesi çalışma yasağı getiriliyor. Ve onlar da bu yasağa uymayınce(içlerindeki iyiler kurtarıldıktan sonra) acı gerçekle yüzleşiyorlar.

Yine zalimleri böyle farklı imtihan etmeye örnek olarak, bir dönem bazı Yahudilere, normalde helal olan şeylerin haram kılınması da gösterilebilir:
Nisa Suresi 160 Yaptıkları zulümler ve birçok insanı Allah yolundan alıkoymaları yüzünden daha önce kendilerine helal kılınmış tertemiz şeyleri, Yahudilere haram kıldık.

En'am Suresi 146 Yahudilere tüm tırnaklı hayvanları haram kıldık. Onlara ayrıca sığır ve koyunun yağlarını da haram kıldık. Sığır ve koyunun sırtlarının ve bağırsaklarının taşıdığı yağlarla, kemiklerle karışan yağlar bunun dışındadır. Bunu onlara azgınlıkları yüzünden bir ceza olarak yaptık. Biz elbette sözünde duranlarız.

Bu arada Rabbimizin, eğer bir insan farklı bir şıkla denenseydi yine o kişinin ne yapacağını bilmesine örnek verelim:

İSRA

73 Az kalsın seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırarak ondan gayrısını uydurup bize isnat edesin diye fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni dost edinirlerdi.
74 Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, yemin olsun, onlara birazcık meylediverecektin.

76 Az kalsın bu topraktan çıkarmak için seni sıkıştıracaklardı. Böyle bir durumda onlar orada senin arkandan çok az bir süre kalacaklardı.

Eğer peygamber orada desteklenmeden olayların gidişine bırakılsaymış, yanlış bir seçim yapacakmış. Ama peygamber orada bunu haketmediğinden kurtarılıyor o hatayı işlemekten.

Çünkü önemli olan o kişinin sonsuza dek imtihan edilseydi yapacaklardır. Bu 2 günlük örnek-minyatür imtihan hayatında da bu doğrultuda, yani hakettiği sonuç doğrultusunda bir yaşam yaşattırılıyor insanlara. Kimin hangi seçenek karşısında özgür iradesiyle ne yapacağı bilindiğinden, hakettiği deneyimi yaşamasını sağlayacak seçenekler karşısına çıkartılarak, kurtulması veya sapması sağlanıyor. Sonra da cenneti hakedenler cennetlik, cehennemi hakedenler de cehennemlik bir anlarında imtihan dünyasına veda ediyorlar.

Ayrıca şu 2 günlük dünyada yapılanlar da, sağlamlaştırılmaya veya kalplerin mühürlenmesine vesile oluyor. Ama asıl neden, sonsuza dek imtihan dünyasında yaşasaydı, sonsuz şıklarda denenseydi yapacaklarıdır...

***
Ayrıca bu ayetler de insanların bu dünyada kendileriyle yüzleştirilip, ahirette hak ettiklerine kavuşmalarının sağlandığını çok güzel anlatıyor:

HAC

53 Bu, Allah'ın; şeytanın attığını, kalplerinde hastalık olanlara, gönülleri katılaşanlara bir fitne yapması içindir. Zalimler, geri dönülmez bir ayrılık ve kopuş içindedirler.

54 Kendilerine ilim verilenler onun, senin Rabbinden bir hak olduğunu bilsinler, ona inansınlar da kalpleri ona saygı duysun diye böyle yapılmıştır. Şu bir gerçek ki Allah Hâdî'dir, iman edenleri dosdoğru yola mutlaka ulaştıracaktır.

55 İnkâr edenler ise kıyamet ansızın başlarına patlayıncaya kadar, yahut kısır bir günün azabı kendilerine gelip çatıncaya kadar, o Kur'an'dan yana kuşku içinde olmaya devam edecekler.

------------------------------------------------------------ --------------------

Rabbimiz zaten kimin hangi şık karşısında ne yapacağını biliyor ve bu doğrultuda hakettiklerine kavuşmalarını sağlayacak imtihan ortamını, seçenekleri karşılarına çıkartıyor.

***

Kader ve özgür irade konusunda bir başka sağlama da Kuran`ın indiriliş biçimiyle yapılabilir. Bilindiği üzere Kuran ayetleri kısım kısım indi. Hatta bazen gelişen olaylara ve insanların sordukları sorulara ayetlerden cevaplar, açıklamalar geldi.

Maide Suresi

101. Ey iman sahipleri! Size açıklandığında canınızı sıkacak şeylerle ilgili soru sormayın. Kur`an indirilmekte iken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onlardan vazgeçmiştir. Allah Gafûr`dur, Halîm`dir.

102. Sizden önceki bir toplum da onları sormuştu; sonra tutup hepsini inkâr ettiler.

Bakara Suresi 215 Sana, neyi infak edip vereceklerini soruyorlar. De ki: "İnfak ettiğiniz mal ve nimet; ana-baba, yakınlar, yetimler, yoksul ve çaresizlerle yolda kalan için olmalıdır. Hayır olarak yaptığınızı Allah en iyi biçimde bilmektedir. "

Ahzab Suresi 63 İnsanlar sana kıyametin saatinden soruyorlar. De ki: "Ona ilişkin bilgi Allah katındadır. " Ne bilirsin, belki de o saat yakındır!


Ve işte zamansız-mekansız olan Allah`ın gözünde zaten Kuran bu gelişen olaylara ve insanların sorularına cevap oluşturacak bir şekilde hazırdı. Yani Rabbimiz insanların özgür iradeleri ile ne yapacağını, neler soracağını, neler olacağını zaten bildiğinden, Kuran böyle kısım kısım ve cevaplar da vererek inmesine rağmen matematiksel ve diğer mucizelerini eksiksiz bir şekilde gerçekleştirmektedir. Çünkü Allah zamanda veya mekanda yolculuk yapmaz ve Kuran zaten bütün olarak O`nun nezdinde hazırdı. Başka bir deyişle tamamlanmış halinin nasıl olacağını biliyordu.

Bilindiği üzere zamansız olan Allah için "ileri, geçmiş, şimdiki zaman" gibi zaman halleri içinde olmak söz konusu değildir. Bizler ise zamanda yolculuk yapıyoruz ileriye doğru.

Yaratıcımız, kimin hangi şık karşısında nasıl tepki vereceğini bildiğinden, hatta sonsuza dek sonsuz şıklarda imtihan edilseydiler ne yapacaklarını bildiğinden, bu doğrultuda o kişilere 2 günlük bir kendileriyle yüzleşme, bir imtihan hayatı örneği yaşatıyor. Kuran`ın gönderilişi, peygamberlerin gelmesi de bu yüzleştirmenin yani imtihanın parçası. Bu sayede insanlar kendi içlerindeki iyiliği veya kötülüğü görmüş oluyor ve ahirette itiraz hakları kalmıyor:

Maide Suresi 19 Ey Ehlikitap! Resullerin arası kesildiği bir sırada resulümüz size geldi; ayan-beyan açıklamalarda bulunuyor. "Bize ne müjdeci geldi ne uyarıcı" demeyesiniz. İşte müjdeci de geldi size, uyarıcı da. Allah her şeye kadirdir.

Bakara Suresi 26 Şu bir gerçek ki Allah, bir sivrisineği hatta onun da üstündeki bir varlığı örnek göstermekten sıkılmaz. Böyle bir durumda, inananlar bilirler ki o, Rablerinden bir gerçektir. Küfre sapmışlar ise şöyle derler: "Allah bunu örnek vermekle ne demek istedi?" Allah onunla bir çoğunu saptırır, bir- çoğunu da onunla doğruya ve güzele kılavuzlar. Allah onunla fasıklardan başkasını saptırmaz.

Müddesir Suresi 31 Biz, cehennem yârânını hep melekler yaptık. Ve biz, onların sayılarını da küfre sapanlar için bir imtihandan başka şey yapmadık. Ta ki, kendilerine kitap verilenler iyice ve apaçık bilsinler. İman etmiş olanların imanı artsın. Kendilerine kitap verilmiş olanlarla iman sahipleri kuşkuya düşmesin. Kalplerinde hastalık olanlarla küfre sapmış bulunanlar da; "Allah bununla neyi örneklendirmek istiyor?" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. Rabbinin ordularını ancak O bilir. Bu, insan için bir öğüt verici ve düşündürücüden başka şey değildir.

Bu 2 günlük kendi içindekilerle yüzleşme(imtihan) hayatı, kulların ahiretteki itiraz hakkını ortadan kaldırıyor demiştik. İlgili ayetlerden örnekler vermeye devam edelim:

Nisa

165 Müjdeleyici ve uyarıcı resuller gönderdik ki, elçiler geldikten sonra insanların Allah'a karşı kanıtı olmasın. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.

7:172 Rabbin, Adem oğullarının bellerinden soylarını çıkarırken onları kendi kendilerine tanık tutar: "Ben, Rabbiniz değil miyim?" "Evet, tanıklık ediyoruz," derler. Böylece diriliş günü, "Biz bundan habersizdik," diyemezsiniz.

7:173 Yahut, "Atalarımız önceden ortak koştu ve biz de onlardan sonra gelen soylarıyız, bizi bidat ve hurafelere dalanlardan dolayı mı yok edeceksin," diyemezsiniz.

İnkar, ortak koşma veya uydurma atalar öğretilerini izleme gibi sapmalarına karşı insanoğlunun hiçbir mazareti  yoktur ahirette. Gerek doğum sırasında verilen, gerekse de sonradan tanıştığımız vahiyler, deliller bu durumu sağlamaktadır.

Sonsuza dek sonsuz şıklarda denenseydik özgür irademizle ne yapacağımız biliniyor  ve bu doğrultuda 2 günlük bir kendimizle yüzleşme(imtihan) örneği yaşattırılıyoruz. Böylelikle lehimizde veya aleyhimizde hakettiğimiz delil örnekleri toplanmış oluyor.

En'am Suresi     123     Biz bu şekilde her kentte/her medeniyette kodamanları, o kent ve medeniyetin suçluları yaptık ki, orada oyunlar tezgâhlayıp tuzaklar kursunlar. Aslında onlar öz benliklerinden başkasına oyun oynamıyorlar ama farkında değillir.

   

Enfal Suresi     30     Küfre sapanlar, seni tutup bağlamaları yahut öldürmeleri ya da yurdundan çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlar, Allah da tuzak kurar. Ama Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

Tur Suresi     42     Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Doğrusu şu ki, o inkâr edenlerin kendileri tuzağa yakalanmışlardır.


***

Yine şu ayetlere de dikkat:

İSRA

4. Kitapta İsrail oğullarına şu hükmü verdik: "Siz o ülkede iki kez bozgunculuk yapacaksınız ve çok böbürleneceksiniz (zorbalık edeceksiniz)!

5. Birincisinin zamanı gelince üzerinize çok güçlü kullarımızı gönderdik, evlerin aralarına girip (sizi) araştırdılar. Bu, yapılması gereken bir va'd idi.

6. Sonra tekrar size, onları yenme imkanı verdik ve sizi mallarla, oğullarla destekledik ve savaşçılarınızı çoğalttık.

7. İyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz, o da kendi aleyhinizedir. Son taşkınlığınızın zamanı gelince (yine öyle kullar göndeririz) ki, yüzlerinizi kötü duruma soksunlar (üzüntüden suratlarınızın asılmasına sebeb olsunlar) ve ilk kez girdikleri gibi yine Mescid'e (Kudüs'e) girsinler ve ele geçirdiklerini mahvetsinler.

Yine Rabbimiz kimin ne yapacağını ve ahirette nereyi hakettiğini bildiğini bildirmekte.


Bu arada Allah'ın daha yaratmadan kimin cennete veya cehenneme gideceğini bilmesi ve cennetlikleri cennet için, cehennemlikleri de cehennem için yaratması bazı insanlarda felsefi bocalamaya neden oluyor nedense.

Yani "madem belli kimin ahirette nereye gideceği, neden çabalıyoruz" gibi garip itirazlarda bulunanlar çıkıyor.

Bizim açımıdan belli olan birşey yok. Her ne yapacaksak kendi özgür irademizle yapacağız ve biz sonra öğreneceğiz kimin nereye gittiğini.

Ve şu 2 günlük temsili imtihan da, sonsuza dek imtihan edilseydik yapacaklarımızla parelel gerçekleşecek. Yani kimse kazayla cennete ceye cehenneme gitmiyor. Tam tersine, sonsuza dek yaşasaydın ne olacağın belli olduğundan, gerçekten tam hak ettiğin sonsuz diyara gideceksin.

Yoksa Allah bilmeseydi kimin sonsuza dek yaşasaydı ne yapacağını, o zaman herkes tesadüfü bir şekilde cennete ve cehenneme gidiyor olurdu. Tombaladan ne çıkarsa, kimi 2 günlük dünyada nasıl denk gelir, nasıl veda ederse o şekilde kazayla cennete veye cehenneme düşerdi.

Ama hayır, herkes tam hak ettiği şeye kusursuz bir şekilde kavuşturuluyor yüce Rabbimiz tarafından.

 Bir yaralı insan düşünün. Yolda görmüşsünüz acil yardıma ihtiyacı var. Şimdi Allah bu kişinin yaşayıp yaşamayacağını biliyor. Ama sen bilmiyorsun. Bu yüzden hemen o kişinin yardımına koşar, canla başla çalışırsın kurtarmak için o kişiyi.

İşte imtihan mantığı ve gerçeği de aynen böyle. Biz bilmiyoruz kendimizin cennetlik mi yoksa cehennemlik mi olduğumuzu(ve de başkalarının). Bu yüzden hem kendimizin hem de tüm insanların yardımlarına koşmalıyız. Hem dünyevi haz adına, hem de sonsuz mutluluk adına....

Sürekli insanların mutlu olacağı güzel davranışlar üretmeliyiz.

Selam ve sevgiler.

 

http://emre1974tr.blogspot.com/2011/07/kader-ve-ozgur-irade.html

Link to comment
Share on other sites

insan süresi 30. Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
tekvir süresi 29.Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz.
Bu ayetler varken özgür irade varlığından bahsedilemez.
Hem özgür irade var demek ALLAH dışında herşeye hâkim olan bir varlığı kabul etmek demektir.
Hâkim denilince şapkalı a ile olanın anlamını kastediyorum. 
İzine bağlı irade özgür olamaz. 
hakim
(haki:m), Arapça ḥakīm

1. sıfat, eskimiş Bilge.

2. sıfat, eskimiş, din bilgisi Her şeyi bilen (Tanrı).

hâkim
(ha:kim), Arapça ḥākim

1. sıfat Egemenliğini yürüten, buyruğunu yürüten, sözünü geçiren, egemen:
      "Arkasında yavaş fakat çok hâkim bir ses işitmişti." - Aka Gündüz

2. sıfat Başta gelen, başta olan, baskın çıkan.

3. sıfat Duygu, davranış vb.ni iradesiyle denetleyebilen (kimse):
      "Bir kere sinirlerine bu kadar hâkim oyuncu görmedim." - Haldun Taner

4. sıfat Yüksekten bir yeri bütün olarak gören:
      Denize hâkim bir köşk.

5. isim, hukuk Yargıç:
      "Bir hâkimin çok ciddi, bir satıcının çok mültefit, bir askerin çok otoriter olması meslekleri icabıdır." - Mehmet Kaplan

6. sıfat Baskın.

Link to comment
Share on other sites

İslam güzellemecisi, tebliĝcisi @Emre_1974tr,

"Bu dünya "Allah açısından" bir imtihan dünyası değil. Çünkü zaten yapacaklarımızı biliyor. " diye başlamışsın ve utanmadan Keyf pasajlarını da savunmaya kalkmışsın. Senin gibiler bunu yapar elbette, çünkü çelişkili bir durum oluştuĝunu hınzır gibi biliyorsun.

O pasajların savunulacak bir tarafı yoktur. Tamamen ayrımcılık, gaddarlık ve adaletsizlik içerir. Efendim çocuĝun anne babası imanlıymış...mış.  Yok devenin nalı; imanlı olmasalarmış keşke. O zaman en azından o çocuk cinayete kurban gitmeyecekti. Evet, lamı cimi yok; o çocuĝa yapılan resmen cinayet ve taptıĝın tanrı bu cinayeti onaylıyor!

Hal böyle iken, orada burada "Aman da dinim şahane, aman da tanrım çok yakışıklı" edebiyatı yaparsınız habire. Aslında azıcık utanmalısınız.

Demek yapacaklarımızı biliyor...

Hmmm, o zaman her gün dayak yiyen ve tecavüze uĝrayan çocukların yaşadıklarını da kesinlikle biliyor. Onlar tecavüze uĝrarken hiç umursamıyor senin tanrın.  Tecavüze uĝrayan çocukların tüm dünyası ve geleceĝi kararıyor, ancak taptıĝın tanrının hiç umrunda deĝil. O sadece kendisine tapılıp tapılmamakla ilgileniyor. Birisi imanlı ise, yani nam-ı diĝer tapıyorsa, bu tanrı o kişinin çocuĝunun katledilmesini bile uygun görüyor. Yeter ki imanlı olsun.

Vay be; ne şirin(!) dinmiş bu!

Senin kardeşlerin veya çocukların var mı, bilmiyorum. Farzı misal, senin(!) kendi çocukların ve kardeşlerin tecavüze uĝrasa veya vahşice öldürülse, hâlâ tanrına taparmıydın,  çarşaf çarşaf onun güzellemesini yapmaya devam eder miydin?

Öyle ya sen imanlısın; belki de kardeşlerin/çocukların ileride seni azgınlıĝa veya inkâra sürükleyeceklerdi ve tanrın bunu bildiĝi için, onların tecavüze uĝramasını ve öldürülmesini onaylamıştır kesin. Emsal teşkil eden kapı gibi Keyf pasajları orada duruyor ve sen o pasajları savundun. Diĝerlerini teĝet geçtim, sen kendi öz evladının katledilmesine göz yumanlardansın.

Demek yapacaklarımızı biliyor...

Lafın kısası şu yani: Bu Arap asıllı mâlum tanrı dikizcinin önde gideni. Her türlü pislik (cinayet, katliyam, dayak, tecavüz, işkence vs.) yapılırken, senin taptıĝın ve kölesi olduĝun tanrı, herhangi bir eylem yapmadan olanları izliyor. Ya da imanlıysan Keyf pasajlarında olduĝu gibi cinayete bile onay veriyor.

Son olarak şunu yumurtlamışsın: "Sürekli insanların mutlu olacağı güzel davranışlar üretmeliyiz."

Bunlar boş laflar, çünkü dürüst deĝilsin, ayrımcılık yapıyorsun ve haliyle senin gibiler bunu yapamaz. Güzel davranmak istiyorsan, evvela insanlara din satmayı bırakmalısın. Bunu yap(a)mıyorsan,  ki yaptıĝını pek görmedim, söylediklerin boş laftan öteye gitmez. Çünkü inanç insanların özelinde kalmalı ve kimseyi de ilgilendirmez.

Hasılı onlara iyilik yapacaksan, orada burada dinin reklamını yapmadan yardıma muhtaç olanlara yardım et mesela. İyilik yapılacaksa eĝer, karşılıksız yapılmalı.  

Link to comment
Share on other sites

Rabbimizin bilmesi özgür iradeyi etkilemez

 
Allah’ın bizlerin özgür iradelerimizle ne yapacağımızı bilmesi, bazı insanlar tarafından “özgür irade olmadığı” şeklinde yorumlanıyor. “Demek ki bilinenin tersini yapamayacağız” şeklinde itirazlar yükseliyor.

Hayır, özgür irademizle neyi seçeceğimizin bilinmesi, iradenin özgürlüğünü etkilemez. En ufak bir bağlantı dahi yoktur.

Bir şeyin tersini yapabilmek başkadır, yapmak ise bambaşkadır.

Örneğin falanca olayda A şıkkını seçecek bir insan diyelim. Rabbimiz de bunu biliyor. Tersini de yapma, yani bu şıkkı seçmeme özgürlüğü de var. Ama kendi kararıyla A şıkkını seçecek.

Kısacası A şıkkını seçme hareketini yapmayabilir, ama yine de yapacak.

Allah bildiği için seçmiyor insan, kendisi özgür iradesiyle A şıkkını seçtiği için Yaratıcımız biliyor.

Bu konuya bambaşka bir örnek verelim:



Hud

107. Gökler ve yer durduğu sürece orada kalıcıdırlar; ancak Rabbin dilerse başka. Rabbin, dilediğini Yapandır

108. Mutluluğu hak edenler ise, gökler ve yer kaldığı sürece cennette kalıcıdırlar. Rabbin dilerse başka. Kesintisiz bir ödüldür bu.

Yüce Allah burada bize gelecekte ne yapacağını söylüyor.

Ve diyor ki "eğer tersini dilemezsem, cennettekileri asla çıkarmayacağım"

Ve çıkarmayacağına dair söz de veriyor.

Başka bir deyişle "istersem bu hükmümü değiştirebilirim, ama cennettekilerin sonsuza dek orada kalmasını, özgür irademle istediğim için kalacaklar" demekte.

Bu özgür irade konusunda ikinci bir sağlama, delil daha sunuyor bizlere.

Biz bu durumda Allah'ın gelecekte ne yapacağını biliyoruz.

Ama demek ki bizim gelecekte Allah'ın ne yapacağını bilmemiz, O'nun özgür iradesini etkilemiyor.

Tıpkı O'nun bizim ne yapacağımızı bilmesinin, bizim özgür irademizi etkilememesi gibi.

Bir şeyi "yapabiliyor olmak başka, yapmak bambaşkadır". Ve bu durum özgür iradenin sonucudur.

Selam ve sevgiler.
 
Link to comment
Share on other sites

Özgür irade!.. Yıl olmuş 2023, hâlâ insanlar özgürce eylem ve söylemlerini ortaya koyamazken... Genetik/kültürel/tarihsel nedenlerle davranışlarımızın bir dolu belirleyicisi varken... Kalkıp da özgür iradeden ve buna bağlı "imtihan" varsayımından bahsetmek ancak bir karikatür diyaloğuna konu edilebilir. Orta Çağ'da Fransa'da bir çiftçinin çocuğu olarak doğsaydım... Antik Çağ'da Yunan adalarında dünyaya gelseydim... Uzak Doğu'da Budist bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerimi açsaydım neye inanırdım, nasıl davranırdım?.. Cezayir'de yapılan kazılarda küçücük çocukların tanrılara kurban edilerek küplere konup gömüldüğü dönemlerde dünyaya gelseydim, ya daha el kadarken kurban edilecektim ya da o çocukları kurban eden adamlardan biri olacaktım! Elbette her dönem ve her kültürde farklı düşünen insanlar olagelmiştir. Ancak değişim ve dönüşüm çok zaman almış, insanların düşünce ve vicdani kanaatlerini özgürce dile getirmeleri tam anlamıyla mümkün olamamıştır. Ayrıca özgür düşüncenin hakim olduğu bir toplumda dinin toplumsal hayattan dışlanması da aslında doğacak nesillerin dinle irtibatını başından koparmak demektir. Yani ister dini propagandayla yetişen isterse dinsizlik propagandasıyla yetişen nesiller aslında tam bir irade ortaya koyamazlar. Hatta bir imamın ateist çocuğu gibi uç örneklerde bile belirleyici faktörün ne olduğu çok su götürür bir konudur. Elbette çağdaş bilimle tanışmak suretiyle ailesinin inançlarını akıl dışı bulabilir ve ateist olabilir bir birey. Ancak belki de babasının baskıcı din yorumları o çocuğu sorgulamaya yöneltebilir ve kendisine özgür bir alan açma isteği uyandırabilir. Sonradan Müslüman olan bazı Avrupalıların "hidayete erme" hikayelerine özellikle ramazan ayında tv'lerde denk gelmişsinizdir. Orada en çok vurgulanan kavramlar İslam'ın "sevgi ve hoşgörü" dini olmasıdır, o kişilerin çevrelerindeki Müslümanların bu özelliklerinin öne çıkmasıdır. Demek ki sevgi ve hoşgörü vasıfları zayıf kişilere denk gelselerdi Müslüman olmayacaklardı. Son bir örnek: Diyelim ki dünyada şu an 1 milyar bebek var. Bu bebekleri alıp Hindistan'daki Hindu ailelere verirsek dünyadaki Hindu sayısı kaç kişi artar? Dünyada Müslüman veya Hristiyan sayısının ani olarak hızla arttığı dönemler olmuştur. Bu olağan dışı kitlesel artışları özgür iradeyle açıklamak gülünç olur. Kaldı ki bireysel seçimlerimizde bile nelerin üzerimizde etkili olduğunu söyledim. Savaşlar, fetihler, krizler, devrimler, siyasi gelişmeler gibi toplumu derinden sarsan olayların sonuçları da dinlerin lehine veya aleyhine olabilir.

Link to comment
Share on other sites

On 23.06.2023 at 00:12, Emre_1974tr yazdı:

İşte burada çocuk daha büyüyüp günahlarını işlemeden imtihanı sonlandırılıyor. Yani bir kişinin neyi hak edip etmediği en başından belli gibi… Ayrıca çocuk yaşasaydı anne ve babasını saptırabilecekmiş. Ama sapmayı hak etmedikleri için onlar kurtarılıyorlar.

Hukukî anlamda bir kimsenin suçlu kabul edilebilmesi için suçun o kimse tarafından işlendiğinin hukukî süreçler sonucunda ispatlanması gerekir.

 

Suç ortaya çikmadan tanrının çocuğu ilerde yapacaklarından sorumlu tutması ne kadar etik? Belki anne babası çocuğu saptıracaktı! Olamaz mı?onun için geç bunları kardeşim.

Link to comment
Share on other sites

On 29.06.2023 at 02:46, tabu yazdı:

Genetik/kültürel/tarihsel nedenlerle davranışlarımızın bir dolu belirleyicisi varken... Kalkıp da özgür iradeden ve buna bağlı "imtihan" varsayımından bahsetmek ancak bir karikatür diyaloğuna konu edilebilir.

Ben en şiddetlisinden bir Agnostik olsam da Emre gibileri anlıyorum. Bariz ırkçılığa bir tepki olarak adalet arayışındalar ki bu üstün bir insan ırkının dünyaya gelip burada genetik mayalama yapmasıyla da derinden ilgili bir konudur.

 

Gerçekler bazen fantastik hikayerlerden bile çok daha ilginçtir ve sizler bunu anlamakta zorlanabilirsiniz.

İşte size satır satır Sümer tabletleri full anlatımı

Emre bile bu derin tarihi bilgilerin farkında değil ve o sadece kendine yönelmiş bariz ırkçılığa karşı anlamlı bir duruş arıyor ancak gerçek daha derinlerdedir.

Biliyorum bu iddialara refleks olarak karşı çıkacaksınız ve uydurma olduklarını düşüneceksiniz ancak Zekeria Sitchin'in Sümer tabletleri yorumu bu konudaki çok sağlam ve gerçek araştırmalara dayanıyor.

Dolayısıyla bu Anunnaki denilen dünya dışı ön insanların dünyadaki bir tür primatla olan melezleriyiz ki bu Anunnaki türünün en temel özellikleri iri olmaları (3 m) ve kıllı sarışın kumral ve renkli gözlü olmalarıdır.

Sen sarışın olmanın ve renkli gözlü olmanın evrimsel zincirdeki sonlarda görülen bir mutasyon mu olduğunu sanıyorsun? Sarışın insanların sayısı zaman geçtikçe artmıyor azalıyor ve eskiden çok daha fazla sayıda sarışın/kumral insan vardı ki bu soy aynı zamanda tüm kral, peygamber ve kanaat önderlerinin soyudur. Dolayısıyla bu ön insanlar dünyayı kolonize etmişler ve daha huzurlu toplumlar olabilmeleri için onlara kutsal öğretiler (ki bunu insanlık böyle adlandırıyor) dağıtıp kendileri dünyanın dört bir yanında yönetici kral ve peygamber gibi görevlerle insanlığı ehlileştirmişlerdir. Dolayısıyla tüm dinlerin kaynağı Anunnakilerdir ve bu Sümer tabletlerinde sabittir. İşte dinlerden bahsederken içinizin bir hoş olup şüku içinde biat etmeye meyilli olmanız --ki çoğu insan böyledir-- bu Anunnakilerin morfik alanına girip bu tarihi hissetmenizden kaynaklanır.

 

Hayatınızda gerçek insanlık tarihini öğrenmek için 7 saat 43 dakikalık bir zaman ayırın ve tek solukta bu paylaştığım videoyu izleyin!
 

 

Link to comment
Share on other sites

  • 1 month later...
On 29.06.2023 at 22:58, Röpteşambırlı Uzaylı yazdı:

O kadar yazmışsın ama boş.zaten bir şeyi 3-5 cümle ile anlatamiyorsan o şeyi kendin bile anlamamışsındır.tanrı varsa özgür irade diye bişey olmaz.çünkü: tanrı ;kuklacı biz;kuklayız demektir.

Neden tanrı da özgür irade de var diyemeyiz?
 

İnsanlara akledebilsinler, iyi ile kötüyü ayırt edebilsinler diye akıl vermiş.

“Siz hiç düşünmez misiniz” der hatta. 

Link to comment
Share on other sites

On 13.08.2023 at 02:51, Bilge yazdı:

Neden tanrı da özgür irade de var diyemeyiz?
 

İnsanlara akledebilsinler, iyi ile kötüyü ayırt edebilsinler diye akıl vermiş.

“Siz hiç düşünmez misiniz” der hatta. 

1-Herşey tanrıya bağımlıdır.

2-Bağımlı olan özgür iradeye sahip olamaz.

 

İnsanın özellikleri yaşadığı ortam tanrı tarafından belirlenmiştir. Herkes aynı şartlarda aynı ortamda doğmuyor. Tanrı kelimesini genel olarak kullandım. Yerine ALLAH koy. Ateistlerde doğayı koysun oraya. :)

Link to comment
Share on other sites

On 29.06.2023 at 00:38, Emre_1974tr yazdı:

Rabbimizin bilmesi özgür iradeyi etkilemez

 
Allah’ın bizlerin özgür iradelerimizle ne yapacağımızı bilmesi, bazı insanlar tarafından “özgür irade olmadığı” şeklinde yorumlanıyor. “Demek ki bilinenin tersini yapamayacağız” şeklinde itirazlar yükseliyor.

Hayır, özgür irademizle neyi seçeceğimizin bilinmesi, iradenin özgürlüğünü etkilemez. En ufak bir bağlantı dahi yoktur.

Bir şeyin tersini yapabilmek başkadır, yapmak ise bambaşkadır.

Örneğin falanca olayda A şıkkını seçecek bir insan diyelim. Rabbimiz de bunu biliyor. Tersini de yapma, yani bu şıkkı seçmeme özgürlüğü de var. Ama kendi kararıyla A şıkkını seçecek.

Kısacası A şıkkını seçme hareketini yapmayabilir, ama yine de yapacak.

Allah bildiği için seçmiyor insan, kendisi özgür iradesiyle A şıkkını seçtiği için Yaratıcımız biliyor.

Bu konuya bambaşka bir örnek verelim:



Hud

107. Gökler ve yer durduğu sürece orada kalıcıdırlar; ancak Rabbin dilerse başka. Rabbin, dilediğini Yapandır

108. Mutluluğu hak edenler ise, gökler ve yer kaldığı sürece cennette kalıcıdırlar. Rabbin dilerse başka. Kesintisiz bir ödüldür bu.

Yüce Allah burada bize gelecekte ne yapacağını söylüyor.

Ve diyor ki "eğer tersini dilemezsem, cennettekileri asla çıkarmayacağım"

Ve çıkarmayacağına dair söz de veriyor.

Başka bir deyişle "istersem bu hükmümü değiştirebilirim, ama cennettekilerin sonsuza dek orada kalmasını, özgür irademle istediğim için kalacaklar" demekte.

Bu özgür irade konusunda ikinci bir sağlama, delil daha sunuyor bizlere.

Biz bu durumda Allah'ın gelecekte ne yapacağını biliyoruz.

Ama demek ki bizim gelecekte Allah'ın ne yapacağını bilmemiz, O'nun özgür iradesini etkilemiyor.

Tıpkı O'nun bizim ne yapacağımızı bilmesinin, bizim özgür irademizi etkilememesi gibi.

Bir şeyi "yapabiliyor olmak başka, yapmak bambaşkadır". Ve bu durum özgür iradenin sonucudur.

Selam ve sevgiler.
 

Bilmek dışında egemenlik özelliği var. Yönetim onda. Takılmışsın sadece bilme özelliğine. Tasarım yapan zaten bilir. Önceden belirlemiş oluyor özelliklerini. :)

 

Link to comment
Share on other sites

8 saat önce, pigeon yazdı:

 Ateistlerde doğayı koysun oraya. :)

Benim açıdan bir sıkıntı yok, doĝa olmasaydı ve evrimsel süreç yaşanmasaydı, seninle burada bu zamanda muhabbet edemezdik. Ancak bu böyle diye ben doĝaya tapmam, ona biat etmem ve onun rızasını almak için hayvanları katletmem. :)

Link to comment
Share on other sites

3 dakika önce, kavak yazdı:

Benim açıdan bir sıkıntı yok, doĝa olmasaydı ve evrimsel süreç yaşanmasaydı, seninle burada bu zamanda muhabbet edemezdik. Ancak bu böyle diye ben doĝaya ne taparım, ne biat ederim ne de onun rızasını almak için hayvanları katlederim. :)

 

Alıntı

 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Fatalizm

Fatalizm, yazgıcılık, kadercilik, tüm eylemlerin ya da olayların evrendeki yasaların boyunduruğunda olduğunu vurgulayan bir felsefi öğretidir. İslam düşüncesinde bu görüşe yakın olan akım Cebriyyedir. Fatalizm pozitivizm ve bilime atıfta bulunurken, cebriyye Tanrıya atıfta bulunur. 

 

 

Kırmızı işaretlediğim yer özgür iradeyi kabul etmeyen ateistleri tarif ediyor. Ondan doğa dedim.

 

 

  • Haha 1
Link to comment
Share on other sites

23 dakika önce, pigeon yazdı:

Kırmızı işaretlediğim yer özgür iradeyi kabul etmeyen ateistleri tarif ediyor. Ondan doğa dedim.

Doĝanın boyunduruĝundan çıkmak için tanrı olmak lazım galiba. Tanrı icat etmesini iyi biliyoruz ancak tanrı olmasını henüz beceremedik.:D

Link to comment
Share on other sites

On 17.08.2023 at 11:30, pigeon yazdı:

1-Herşey tanrıya bağımlıdır.

2-Bağımlı olan özgür iradeye sahip olamaz.

 

İnsanın özellikleri yaşadığı ortam tanrı tarafından belirlenmiştir. Herkes aynı şartlarda aynı ortamda doğmuyor. Tanrı kelimesini genel olarak kullandım. Yerine ALLAH koy. Ateistlerde doğayı koysun oraya. :)

Şu an hayatınızda dilediğinizi yapabiliyorsunuz değil mi? Öyleyse tanrı ya da ALLAH ya da doğa yoktur diyebilir miyiz?

Link to comment
Share on other sites

9 dakika önce, Bilge yazdı:

Şu an hayatınızda dilediğinizi yapabiliyorsunuz değil mi? Öyleyse tanrı ya da ALLAH ya da doğa yoktur diyebilir miyiz?

Dilediğimi yapamıyorum. Doğuştan gelen yeteneklerim ve çevre şartları kısıtlıyor.

Mesela yabancı dil öğrenemiyorum. Bazı insanlar 20-25 dil öğreniyor.

Aynı şekilde bazı insanlar  sigara alkol kumar vb bağımlısı olabiliyor. Bazıları olmuyor.

Her dilediğimizi yapamayız. İzin verilenleri yapabiliriz. İzne tabi olmak özgür iradeyi değil bağımlı irademiz olduğunu gösterir.

ALLAH hakkında bilgi yok. Tanrı hakkında bilgimiz olup olmadığı tanrının tanımına bağlı. Soyut tanımlanmış ise hakkında bilgi yoktur.

Doğa hakkında ise kısıtlı bilgimiz var. Bilgileri duyu verileri ve duyularımız kuvvetlendiren ölçme aletleri ile toplarız.

Link to comment
Share on other sites

29 dakika önce, pigeon yazdı:

Dilediğimi yapamıyorum. Doğuştan gelen yeteneklerim ve çevre şartları kısıtlıyor.

Mesela yabancı dil öğrenemiyorum. Bazı insanlar 20-25 dil öğreniyor.

Aynı şekilde bazı insanlar  sigara alkol kumar vb bağımlısı olabiliyor. Bazıları olmuyor.

Her dilediğimizi yapamayız. İzin verilenleri yapabiliriz. İzne tabi olmak özgür iradeyi değil bağımlı irademiz olduğunu gösterir.

ALLAH hakkında bilgi yok. Tanrı hakkında bilgimiz olup olmadığı tanrının tanımına bağlı. Soyut tanımlanmış ise hakkında bilgi yoktur.

Doğa hakkında ise kısıtlı bilgimiz var. Bilgileri duyu verileri ve duyularımız kuvvetlendiren ölçme aletleri ile toplarız.

Yabancı dil pratik ile öğrenilebilen bir şey aslında her gün pratik yaparak öğrenebilirsiniz. Neden öğrenemiyorum dediniz yani sebebi nedir öğrenememenizin?

 

bağımlılıklar da kişinin iradesine bağlı, bir çok kişi bu bağımlılıktan kurtulabiliyor yani kurtulmak isteyen ve kendisine hakim olabilen bunu yapabilir aslında

bilmediğimiz her hangi bir şeyi her gün pratik yaparak öğrenebiliriz kısıtlandığımız bir durum yok aslında, şu anda yapabildiğiniz şeyleri de sonuçta öğrenerek gerçekleştirdiniz örneğin araba kullanmak gibi. 

biraz daha açıklayıcı olabilir misiniz neden bunları yapamadığımızı düşündüğünüz ile ilgili? Yoksa sorumluluk mu almak istemiyoruz?

Link to comment
Share on other sites

Şu an, Bilge yazdı:

Yabancı dil pratik ile öğrenilebilen bir şey aslında her gün pratik yaparak öğrenebilirsiniz. Neden öğrenemiyorum dediniz yani sebebi nedir öğrenememenizin?

 

bağımlılıklar da kişinin iradesine bağlı, bir çok kişi bu bağımlılıktan kurtulabiliyor yani kurtulmak isteyen ve kendisine hakim olabilen bunu yapabilir aslında

bilmediğimiz her hangi bir şeyi her gün pratik yaparak öğrenebiliriz kısıtlandığımız bir durum yok aslında, şu anda yapabildiğiniz şeyleri de sonuçta öğrenerek gerçekleştirdiniz örneğin araba kullanmak gibi. 

biraz daha açıklayıcı olabilir misiniz neden bunları yapamadığımızı düşündüğünüz ile ilgili? Yoksa sorumluluk mu almak istemiyoruz?

Yabancı dil öğrenme yöntemleri belli. 

BAzı insalar tek tekrarda öğrenirken bazıları yüzlerce sefer tekrar etse bile öğrenemiyor.

Hafıza  sorunu tekrar ile düzeltilemez. Birçok yöntem denedim dil veya başka konuları öğrenmek için.

Başkalarınada öğrettim. Bazılarında işe yarıyor bazılarında işe yaramıyor. 

Bu sadece bana özgü sorun değil. Çok tekrar yapmak ayrıca bedeni çok yoruyor. 

Bazı konularda kısıtlı olmak gene özgürlüğümüzden değil bu yeteneğin verilmiş olmasından kaynaklanıyor. 

Birden fazla seçenek var diyelim seçebilmek için o seçenekler hakkında bilgi sahibi olmamız gerekiyor. 

Sorumluk almak içinde bilgi sahibi olman gerekiyor. Bilgi  içinde deneyim ve bu deneyimlerimizin hafızamızda kalması gerekiyor. 

Sürekli unutan biri neden sorumluluk alsın?

Bol tekrar yapan kişiyede kimse sorumluluk vermek  istemez.

Çünkü bu yöntemle öğrenmek zaman kaybıdır. Hızı düşürür. 

 

 

 

 

Link to comment
Share on other sites

B8rxVCtCMAEnrW6.png

Ödül ceza mekanizmasıda insanları yanlış yönlendiriyor.

İlk bisiklet çaldığında yakalansaydı böyle hatalı şartlanmış olmayacaktı. Bu sefer beni tanrı cezalandırdı diyecekti.

Pavlov' un köpeği gibiyiz.

Yaptıklarımız eylemlerde geri besleme yoksa hatalı düşünürüz. Çünkü karşılaştırma yapmak için bilgi yoktur. Birde dinlerde tanrı ödül ve cezayı öldükten sonraya bırakıyor. 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Geri_besleme

Link to comment
Share on other sites

On 30.06.2023 at 23:42, John-Ahmet yazdı:

 olsam da Emre gibil
 

Hayır sevgili John Ahmet. tam tersine, ben senden daha derinlemesine bilgi sahibim bu konuda. Tamamen yanlış bu senin izinden gittiğin öğreti. Hatta bahsettiğin zattın tabletleri kasıtlı olarak hatalı çevirdiği de ortaya çıktı. Tabii daha önceleri onun çevirilerini kontrol edebilecek kişiler pek yoktu ama artık yapay zekanın da yardımıyla gerçek  tercümelere ulaşılabiliyor. Doksanlı yıllarda bile senin şu anda sahip olduğun bilgiden daha fazlasına sahiptim bu alanda.

Link to comment
Share on other sites

  • 4 weeks later...
On 18.08.2023 at 21:15, Bilge yazdı:

Şu an hayatınızda dilediğinizi yapabiliyorsunuz değil mi? Öyleyse tanrı ya da ALLAH ya da doğa yoktur diyebilir miyiz?

Tanrı beş saniye sonra ahvalimin ne olacağını biliyorsa buna özgür irade diyemeyiz. İşin içinde bilmek varsa zaten gerçekleşmesi zorunlu olan hadise gerçekleşiyor demektir. Yani kendin dilediğin için yaptığın eylemlerin zaten öncesinde Tanrı tarafından biliniyor olması, Tanrı'nın var olduğu bir gerçeklikte insanların algıladığı özgür iradenin bir illüzyondan ibaret olduğu sonucuna götürüyor. 

Link to comment
Share on other sites

On 18.08.2023 at 20:15, Bilge yazdı:

Şu an hayatınızda dilediğinizi yapabiliyorsunuz değil mi? Öyleyse tanrı ya da ALLAH ya da doğa yoktur diyebilir miyiz?

Diledigimi yapamıyorum, yapabilseydim dilemezdim.

İmkan buldukça birşeyler yapabiliyorum.  İş, alışveriş, ev işleri, oyun, uyku dışında zaman buldukça farklı deneyimlerim oluyor. 

Fakat örnek verecek olursam henüz uluslararası uzay istasyonuna gitmek orda kalmak nasip olmadı.

Link to comment
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Sign in

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now
×
×
  • Create New...