-
İçerik sayısı
7 -
Kayıt tarihi
-
Son ziyareti
-
Kazandığı günler
1
Thus spoke Beavis last won the day on 1 Aralık 2025
Thus spoke Beavis had the most liked content!
Sitemizdeki itibarı
4 NeutralThus spoke Beavis hakkında
- Doğum günü 10-10-1900
Profile Information
-
Gender
Male
-
Location
Turkey
-
Interests
Non-Lineer
-
Afganistan'da kölelik yasal hale getirildi.
Thus spoke Beavis replied to Valery Legasov's konu in Politika
Kesinlikle katılıyorum ama benim asıl anlamadığım başka bir şey var. İnsanlar, kutsal metnin sabitliğini "mutlak" kabul ederken, bu sabitliğin hangi sonuçları zorunlu olarak ürettiğini neden hiç sorgulamıyor? Yani "X varsa Y olur" deniyor ama kimse şunu sormuyor: "Y yerine başka bir sonuç mümkün mü, yoksa bu kaçınılmaz mı?" Sorulmuyor. Çünkü sorulursa sistem çöker. Metin değişmez deniyor, ama sonuçlar rahatsız edici hale gelince bu sefer yorum esnetiliyor. Yani sabit olan metin değil; kişinin tahammül eşiği. Taliban, IŞİD, Boko Haram gibi yapılar bu oyunu oynamıyor. Metni olduğu gibi alıyorlar, sonuçlarına da katlanıyorlar. Bu yüzden korkutucular ama tutarsız değiller. Ilımlı dindarın yaptığı şey ise şu: Metni mutlak kabul edip, sonuçlarını keyfine göre güncellemek. İnsan, kendi bakışına, algısına, sezgilerine, duygularına ve mantığına öyle mutlak bir güven duyuyor ki; karşısına “mutlak” iddiasıyla çıkan her kuralı, her hükmü, her sistemi "kendine uydurmadan bırakmıyor." Bu bir yorum farkı değil, refleks. İnsan, rahatsız olduğu şeyi yanlış ilan edecek kadar kendinden emin; yetmediğinde onu “yanlış anlaşılmış” sayacak kadar da küstah. Bu yüzden mutlaklık iddiası baştan çökmüş durumda. Mutlak kabul edilse bile insanın elinde kalıyor; çünkü onu anlamlandıran, süzen, törpüleyen, güncelleyen yine insanın kendisi. Mutlak reddedilse de sonuç değişmiyor; bu kez açıkça "benim vicdanıma uymuyor" deniyor. İki durumda da hakem değişmiyor. Ortada aşkın bir otorite yok; sadece "insanın kendi ahlaki konforunu korumak için yaptığı restorasyonlar" var. Bugün "Tanrı böyle emretmiş olamaz" denilen yerde konuşan Tanrı değil, insanın kendi tahammül sınırı. Kurallar değişmiyor gibi yapılıyor ama her seferinde insanın kaldırabileceği hale getiriliyor. -
Tam bir sahne şaklabanı. Her nutuk çekişinde ağzına layık olduğu ödülü tıkıştırıyorlar: 30 gramlık paketlerde satılan, boş sloganlarla örülü.
-
Afganistan'da kölelik yasal hale getirildi.
Thus spoke Beavis replied to Valery Legasov's konu in Politika
"Taliban İslam'ı yanlış uyguluyor" diye başlayan her cümle, konunun özünü ıskalamakla kalmaz, aynı zamanda trajikomik bir iyi niyet sergiler. Çünkü ortada bir "yanlış uygulama" yok; aksine, metnin gramerine sadık, kelimelerini eğip bükmeyen, tefsir cambazlığına başvurmayan bir harfiyetçilik var. Taliban'ı rahatsız edici kılan da tam olarak bu: metni "güncellememe", "yumuşatmama" ve üzerine 21. yüzyıl parlaklığı sürmeme kararlılığı. Kölelik Afgan örfü mü? Değil. Kadının yarım şahit sayılması yöresel bir gelenek mi? Hayır. Cariyelik, fiziksel ceza, katı itaat... Bunlar metnin dışarıdan eklenmiş "çarpık yorumları" mı? Metni açın. Orada. Beyaz sayfada, siyah mürekkeple. trajediyi yakalayın: Modernitenin rahat koltuğunda oturup, 7. yüzyılın çöl normlarıyla 21. yüzyılın insan hakları söylemini aynı cümlede telif etmeye çalışıyoruz. Olmayınca da sihirli değnek "Bu gerçek İslam değil!" işlevi görüyor. Bu, ahlaki rahatsızlığı dindirmek için kullanılan teolojik bir aspirinden başka bir şey olamaz. @Emre_1974tr elbette, hocamızı etiketlemeden konu tamamlanmazdı. Gelenek yerine gelsin, bizi yine aydınlatsın. -
Kozmik yapının içerisinde, kum tanesi olmayan bir dünya da, ölçeğin görünürlüğü sebebiyle 'neyin ciddiye alınabileceği' ile 'neyin alınamayacak' oluşu arasında ki ayrım silikleşmeye başladı. Bir taraftan maduro, venezuela'dan trump'ın emri ile alınıyor ve tüm dünya izliyor. Aynı saat diliminde başka bir yerde cinayet, pedofili, tecavüz oluyor. Bir diğer tarafta çay içerken X'de bir ukraynalı kadının ölmeden önce X'e yüklediği yardım çığlığını görüyorsun. Gerçekten de artık baktığımda neyin ciddiye alınması veya alınmaması gerektiğini bilemeyecek duruma geldim. Çünkü değerlendirdiğim ölçüler, aynı anda eş-zamanlı farklılıkları eşitlediğinde, 'doğru' değil, bunların hepsi gücün farklı biçimleri olarak karşımıza çıkıyor.
- 20 yanıt
-
- 1
-
-
Thus spoke Beavis changed their profile photo
-
Sonsuz bir varlık düşünün, zaman dışı, mekan dışı, olasılık ağlarıyla çalışan, nedensellikten bağımsız, bu varlık ölmüş bir maymun türünü: 'Cennet/Cehennem' diye ayırıyor. bu sadece absürt değil, tanrı kavramının kendisine hakaret. bir tanrı gerçekten varsa bile, bu kadar düşük seviyede ödül-ceza sistemi kullanması, insanın kendi zihinsel kapasitesinin tanrıya giydirilmesinden ibaret. Sonsuz bir zihin ile sınırlı bir primatın davranışları arasında, anlamlı bir ahlaki yargı ilişkisi nasıl kurulabilir? Komik, tarihi skandal. Dur, hatta konuyu biraz genişletmek istiyorum. Buraya kadar anlattıklarım ontolojik. Şimdi gelelim sizin özel ilginize: tarih. @Emre_1974tr 571–632 arası Muhammed’in yaşadığı döneme ait, Kur’an ve hadis dışından tek bir bağımsız tanık getir. Tek bir tane..?? Getiremeyeceğini biliyorum çünkü ortada gerçekten yok. Bizans kronikleri yok. Sasani kayıtları yok. Arap dışı tanık yok. Çağdaş yazıt yok. Arkeolojik iz yok. Muhammed’in adını anan tek bir bağımsız belge yok. Tanrının tarihe indirdiği iddia edilen metin, tarihin kendisi tarafından doğrulanamıyor!! Geriye ne kalıyor? Çocuk kitabı düzeyinde bir kapanış: “Allah böyle dedi.” Pek hoş, çok da mitos.
-
Azizlerim. Varsayalım ki bir Tanrı var. Pekala, bunu nasıl bileceğiz Dünyanın neredeyse tüm mekanizmaları gözümüzün önünde işliyor Yıldız neden doğuyor biliyoruz, bir hücre neden bölünüyor biliyoruz, beynin neden masal uydurduğunu biliyoruz Peki Tanrının payı tam olarak nerede Masanın altında mı saklanıyor yoksa kozmik bir dolabın içinde mi bekliyor, bilemedim Bir şeyin kökenine kadar iniyor, oluşum basamaklarını tek tek görüyor ve dışarıdan dokunuş denen şeye dair en ufak bir kırıntı bulamıyorsak Azizim, bu Tanrı sizce gerçekten orada mı, yoksa biz onu alışkanlıktan mı taşıyoruz Şimdi bir sahne hayal edelim Bir kilise: insanlar dimdik ayakta, eller birleşmiş, yüzlerde o kutsal ciddiyet Dünyanın anlamı iki saniye içinde açığa çıkacakmış gibi bekliyorlar Ve o sırada, çocuklardan biri, çocukluğunu unutmayıp öyle bir gaz çıkarıyor ki o kubbenin içindeki bütün metafizik çatı bir anda çökmeye başlıyor O mikro saniyelik kırılmayı bilirsiniz. Kutsal diye pazarlanan her şeyin anlamsız bir gıcırtıya dönüştüğü o an İnsanın kendi kurduğu fantezi dünyası bir anda fosforlu bir balon gibi patlar. Gerçeklik içeri sızar ve o sızıntı her zaman kutsaldan daha güçlüdür Azizim, Tanrı fikri tam olarak budur işte. Küçük bir çocuğun gazına dayanamayacak kadar kırılgan bir metafizik uzuv.
-
azizlerim, kitap pdf'leri arıyorsanız size bir öneri yapayım. https://libgen.li/ bu siteye giriyorsunuz Google Mode yazısını bulup tik atın arama yerine geri dönün ve oraya şunu yazın lang:tur buraya istediğiniz eseri veya yazarın ismini yazıp hem yeni hem de eski baskılarına ulaşabilirsiniz örn: lang:tur Humboldt
- 26 yanıt
-
- 2
-
