Jump to content

Gözlemlenemeyen ölçülemeyen ama herşeyi etkileyen bir varlık mümkün müdür?


MrBean

Recommended Posts

Guzel soru. Benim icin soyle birsey: Ay’da mesela bir harf gordun diyelim. Mesela H harfi, yanina da E harfi olsun. Sadece bu basit harfler bile, insana acaba dedirtir. Burda bir bilinc olmasi gerekir dersin. 
 

Ben, evrimi kabul ediyorum. Lisedeyken, ozellikle universitedeyken yani ogrenciligimde cok okudum. Hem egitimden dolayi hem kisisel merakimdan dolayi. Mesela beynin evrimini anlat desen anlatirim burada. Bilincin evrimini de, sinir sisteminin evrimini de anlatirim. Bunlar basit seyler. Canlilarin evrimsel birsekilde geldigini biliyorum. Hatta bilincsizce hatalar, deneme yanilmalar yaparak geliyor. Fakat yine de, birsey hissediyorum. Bilmiyorum. Yani evrimle de olsa, canlilarda inanilmaz bir ihtisam goruyorum. Bu ihtisam bende boyle bir fikir uyandiriyor. 

Link to comment
Share on other sites

On 16.07.2023 at 11:11, Cougar yazdı:

Guzel soru. Benim icin soyle birsey: Ay’da mesela bir harf gordun diyelim. Mesela H harfi, yanina da E harfi olsun. Sadece bu basit harfler bile, insana acaba dedirtir. Burda bir bilinc olmasi gerekir dersin. 
 

Ben, evrimi kabul ediyorum. Lisedeyken, ozellikle universitedeyken yani ogrenciligimde cok okudum. Hem egitimden dolayi hem kisisel merakimdan dolayi. Mesela beynin evrimini anlat desen anlatirim burada. Bilincin evrimini de, sinir sisteminin evrimini de anlatirim. Bunlar basit seyler. Canlilarin evrimsel birsekilde geldigini biliyorum. Hatta bilincsizce hatalar, deneme yanilmalar yaparak geliyor. Fakat yine de, birsey hissediyorum. Bilmiyorum. Yani evrimle de olsa, canlilarda inanilmaz bir ihtisam goruyorum. Bu ihtisam bende boyle bir fikir uyandiriyor. 

Bende yazmaya kapanan ateistforumda böyle bir soru sormuştum. :)

Kuantum dolanıklık olayı çok ilginç.

Kopya taneciklerden birine müdahele edince diğeri aynı anda tepki veriyor.

Aralarında haberleşme olsa ışık hızını geçmemesi gerekir.

Alıntı

 

1-Gizli değişkenler varsa bu gizli değişkenler içinde tanrı var olabilir mi?(deney ve gözlem araçlarının sınırları gizli değişkenleri bulmamıza engel olabilir)

2-Gizli değişkenler yoksa tanrı kopya taneciklerin  eşzamanlı birbirlerini taklit etmesinden faydalanıp bulunduğumuz evrene müdahele edebilir mi?(Aslında bu varsayımda gizli değişken sayılır:BELL deneyi hakkında bilgim yok.Gizli değişken yokluğunu ispatı olarak bu deneyi gösteriyorlar)

https://evrimagaci.org/kuantum-dolaniklik-5208

Gözlemleyemiyorum ölçemiyorum o halde Tanrı  kesinlikte yoktur dememe engel bu sorular.


https://www.ateistforum.org/index.php?/topic/70027-tanri-ve-gi̇zli̇-deği̇şkenler-teori̇si̇/
 

 

 

Link to comment
Share on other sites

Platon, ateistler için "kendilerini bir bok sanan ahmaklar" diyordu.

Demokritos'un kitaplarını da bu yüzden yakmış. 

Platon'a göre, yıldızların hareketlerine filan mekanik veya materyalist bakış açısıyla bakmak cehaletlerin en büyüklerinden biriymiş. 

Link to comment
Share on other sites

8 dakika önce, BillGates yazdı:

Platon, ateistler için "kendilerini bir bok sanan ahmaklar" diyordu.

Demokritos'un kitaplarını da bu yüzden yakmış. 

Platon'a göre, yıldızların hareketlerine filan mekanik veya materyalist bakış açısıyla bakmak cehaletlerin en büyüklerinden biriymiş. 

Platon hangi konuda cahil olduklarını söylememiş. Bu yüzden kendiside cahil oluyor.

Bende yukarıda açtığım konuda cahilim. :)

Kendiliğinden örgütlenme tasarım döngülü evrenler konularında paradoks oluşuyor.

 

Link to comment
Share on other sites

18 dakika önce, pigeon yazdı:

Platon hangi konu cahil olduklarını söylememiş. Kendiside cahil oluyor.

Evrende her şeyin sayılardan oluştuğunu, bütün bozukluklarda(hastalıklar dahil) sayıların varlığının eksikliğinin olduğunu söylüyordu.

Örneğin, sağlıklı bir insanın suratında iki göz vardır, hatta her şey birbiri ile orantılıdır, değil mi? 

Sağlıksız bir insanın organların da ki bozuklukta sayıların eksikliğinden kaynaklıymış. 

Yani diyor ki, bozukluklarda orantısızlık vardır. 

Ve diyor ki, bu anlattığı olayı materyalistler göremiyormuş. Bu yüzden onlar için ahmaklar diyor.

Neyse konumuz Platon değil konudan çıkmayalım. 

 

Link to comment
Share on other sites

3 dakika önce, pigeon yazdı:

"Şu şu sebeplerden dolayı ölçülebilir tanrı olmak imkansızdır."  demen lazım. :)

Din tanrısı zaten gerçek değil. 

Bu konuda anlaşıyor muyuz? Evet.

O zaman tanrının var olup olmaması bizi neden ilgilendirsin ki? 

Konu dışı saçma bir söz bırakayım buraya;

"Tanrının varlığının en büyük kanıtı, var olduğuna yönelik en ufak bir kanıt bulunmamasıdır." 

Sözün kime ait olduğunu hatırlayamadım şimdi. 

Link to comment
Share on other sites

1 dakika önce, BillGates yazdı:

Din tanrısı zaten gerçek değil. 

Bu konuda anlaşıyor muyuz? Evet.

O zaman tanrının var olup olmaması bizi neden ilgilendirsin ki? 

Konu dışı saçma bir söz bırakayım buraya;

"Tanrının varlığının en büyük kanıtı, var olduğuna yönelik en ufak bir kanıt bulunmamasıdır." 

Sözün kime ait olduğunu hatırlayamadım şimdi. 

Benim güvercin gibi uçabildiğimin en büyük kanıtı, uçtuğuma dair en ufak bir kanıtın bulunamamasıdır.

Bunu yazınca ben güvercin gibi uçmuş mu oluyorum. :)

 

Link to comment
Share on other sites

Şu an, pigeon yazdı:

Benim güvercin gibi uçabildiğimin en büyük kanıtı, uçtuğuma dair en ufak bir kanıtın bulunamamasıdır.

Bunu yazınca ben güvercin gibi uçmuş mu oluyorum. :)

Yazdığım söz saçma ama senin verdiğin şu örnekte alakasız. 

Sözde anlatılmak istenen, tanrının kendine yönelik kanıtları yok etmesi, süpürmesi.

Yani, anlaşılmak istenmediği söyleniyor. Var olduğunu bilmeyelim diye. 

Link to comment
Share on other sites

Fizikte ve kimyada oyle seyler vardir ki, olculmekte ve gozlenmekte simdilik cok kisitli. Kimileri ne olculuyor ne gozlemleniyor. Fakat fizikciler bunlarin var oldugunu dusunuyor ve arastirmalarini surdurugor. Teknoloji bazen yetersiz kaliyor. Ileride bilimsel teknoloji ilerleyince gozlemlenebilir elbette. 
 

Yani sorunun cevabi, evet oyle seyler var. onlar tanri mi, elbette degil. Tanri dinsel bir kavram. Biz, dogada bazi seyleri imkaniniz suan yetersiz oldugu icin gozlemleyemiyoruz. Hepsi o.

Bir arkadas burada, “olcemiyorsam yoktur” diye bir laf etti. Oyle birsey yok yani. 

Link to comment
Share on other sites

Gözlemlenemeyen, ölçülemeyen bir varlıĝa neden var muamelesi yapalım?

Buyursun, kendisini var olduĝunu kanıtlasın. Neden biz onca zahmete girelim ki veya onun var olduĝuna inanma numarası yapalım ki?

Top onda (varsa şayet). Hep ondaydı aslında ancak nedense bugünlere kadar hâlâ gizlenip duruyor. Kendisinden tık yok ancak onun aracılıĝını yapan çok.

Link to comment
Share on other sites

2 hours ago, kavak said:

Gözlemlenemeyen, ölçülemeyen bir varlıĝa neden var muamelesi yapalım?

Buyursun, kendisini var olduĝunu kanıtlasın. Neden biz onca zahmete girelim ki veya onun var olduĝuna inanma numarası yapalım ki?

Top onda (varsa şayet). Hep ondaydı aslında ancak nedense bugünlere kadar hâlâ gizlenip duruyor. Kendisinden tık yok ancak onun aracılıĝını yapan çok.

"Gözlemlenemeyen, ölçülemeyen bir varlıĝa neden var muamelesi yapalım?" Bilimde, ozellikle fizikte bu tarz seyler var. Cunku eknoloji yetersiz. Teknolojinin yetersiz kalmasi demek o seylerin olmadigi anlamina gelmez. Bak, DNA dedigimiz deoxyribonucleic acid, 1860'da kesfedildi. Birseyler tahmin ediliyordu fakat direkt gozlemi yoktu. Bilim oyle bir noktaya geldi ki, deoxyribonucleic acid nihayet gozlemlenebildi. Bu o zamana kadar yoktu da o an var olmaya baslayan bir olgu degildi. Elindeki alet edavat yetersiz kavak, ne yapacaksin. Olay bu yani. Yoksa, bilimde o yok, bu yok denmez. Arastirilir. Bu bir surectir.

"Buyursun, kendisini var olduĝunu kanıtlasın." Biz, olculemeyen dedigimizde dark matter, black holes, subatomik partikuller gibi dogrudan olculemeyen yada cok kisitli gozlemlenebilen seylerden bahsediyoruz. Bunlar bilincsiz seyler. Bir seyi kalkip da kanitlayacak bilincleri yok. Varligi baska seylerle olan iliskilerinden dolayi biliniyor. Yada var oldugu varsayiliyor. Biz, burada tanridan bahsetmiyoruz, eger tanridan bahsediyorsan. 

"ancak nedense bugünlere kadar hâlâ gizlenip duruyor." Biz, fizikteki bazi olgulardan bahsediyoruz. Ama tanri'dan bahsetmek istiyorsan, problem degil. Ondan da bahsederiz. Tanri, gizlenmiyor. Zaten kalkmis ete kemige burunmus gelmis. Kutsal Ruh araciligiyla bizimle zaten ruhsal bir sekilde konusuyor. Yonlendiriyor, yardim ediyor, huzur ve esenlik veriyor. Ona ulasmak icin iman ile edilen bir dua ve duanin da Isa'nin adiyla bitirilmesi gerekiyor. Arastiran ve alcakgonullu olan bir yurek gerekiyor. Bu sekilde kisi tanri ile bir iletisimi oldugunu anlayabiliyor. Bunlari yapmadan, yani disaridan suanda yaptiginiz gibi, bir anlami olmuyor.

Link to comment
Share on other sites

Yani eger tanridan bahsediyorsak, once tanri'ya yaklasmamiz gerekir. Biz ona yaklasirsak onun var oldugunu bilebiliriz. Zaten Incil'de de boyle yaziliyor: "Tanrı’ya yaklaşın, O da size yaklaşacaktır." Yakup 4:8. Bu sonucta bir inanc. Inanc olmasi onu gercek yapmaz. Ornegin bir seye inanirsin, ama sirf inandin diye o sey gercek degildir. Noel babaya da inaniyoruz diyelim, ama noel baba var diyemeyiz. Bu sebeple sizi de anlamak lazim. Yani, inanc, bir seyin gercekliginin garantisi degildir. Ama bu durumu hayatimizda kisisel olarak uyguluyoruz, ve ruhsal olarak gercek oldugunu deneyimliyoruz. Isterseniz siz de deneyin diyoruz. Deneyin, bakin diyoruz. Yani sadece bu. Ha, kisisel olarak kisi ateist olur, Hindu olur, budist olur, deist olur fark etmez.Biz herkesi SEVIYORUZ. Kisiyi biz once IYI BIR INSAN olmaya davet ediyoruz. Birbirimizi sevmeye ve erdemli olmaya davet ediyoruz. Inanc kismi ise kendi bilecegi bir is. Biz, bunu yapinca kendimizce hissediyoruz Tanri'yi. 

Link to comment
Share on other sites

9 hours ago, BillGates said:

Tanrı ölçülebilseydi tanrı olmazdı :)

Bu yüzden var mı yok mu bilmek imkansız. 

Deneyimlerle yani bilimle somut, nesnel seyleri bilebiliriz, akilla, yuregimizle soyut seyleri ve kavramlari, ornegin Tanri'yi bilebiliriz. Tanri olculebilen bir sey degildir. Ama vardir. fizikteki karanlik madde de olculemiyor- simdilik- ama var kabul ediliyor. Biliyorum, bu tanri meselesi cok subjektif bir deneyim gibi gorunuyor. Biraz da oyle.

Yani, bilindik yontemlerle ortaya koyulmasi zor. Subjektif olmasi da bir anlamda sikintili. Ama ruhsal bir deneyim olarak deneyimlendiginde biz bunu hissediyoruz. 

Etik degerler, ilkeler de, onur, erdem dedigimiz seyler de elle tutulur seyler degildir. Prensipler, ilkeler de oyle. Biz, bunlarla bir davranista bulundugumuzda ancak o davranistan dolayi erdemli, onurlu, durust diyoruz. Ama ilkenin kendisi soyut. Ilkenin kendisi elle tutulan bir sey degil. Ama bunlar var. Gercek yani. Ne bileyim gidersin, yasli bir komsunu ziyaret edersin, ona bir meyve goturursun, halini hatirini sorarsin. Bunlar erdemli davranislardir. Ve cok iyidir, cok guzeldir. Biz, elimizden geliyorsa boyle insanlar olmamiz lazim. Yoksa Isa'ya inanmak zorunda degilsin. Isa dedigimiz sey, insanin tanriyla arasindaki kisisel meselelerdir. Biz iyi insanlar olmaya calisalim. Bu tur iyilikler soyuttur, ama gercektir.

Link to comment
Share on other sites

Ben kendi deneyimlerinden sunu ogrendim: gerek ruhsal bir konu olsun; inanc gibi, gerek mesleki bir durum olsun gerekse de egitimsel, gelisimsel bir durum olsun; tum bunlar birer kas gibidir. Calisildiginda gelisir. Calismadiginda korelir. Korelmis bir organ gibi yani. 
 

Dolayisiyla iyi seyleri, iyi prensipleri, ilkeleri ve olumlu aliskanliklari pratik edelim.

  • Like 1
Link to comment
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Sign in

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now
×
×
  • Create New...