Jump to content

Başkası için çalışmak, kendi işini yapmak, en güzeli çalışmamak


Max Stirner

Recommended Posts

Başkası için çalışıp asgari ücret karşılığında köle ahlakına düşmek. Kendi işini yaparak yâda hiç çalışmadan efendi ahlakını kazanmak.Benim imkanlarım dahilinde çalışmadan bir gelir mal varlığı sahibi olmadan da Nietzsche nin Zerdüşt ü gibi efendi ahlakı ile yaşanabilir mi ? Hatta daha doğrusu efendi ahlakı sonradan kazanılabilir mi? Benim durumum da çocukluğum da ebeveynlerim olmadığı için köle ahlakına sahip olacak şekilde yetiştirildim.Ama bir yetişkin olarak artık böyle davranmak beni en çok rahatsız ve huzursuz eden sinirli yapan şey.Sizce başkası için çalışmaya devam edip köle ahlakı üzere ölmek,yada Zerdüşt gibi yaşayıp efendi ahlakını kazanmak hangisi için çalışmak hangi yolu seçmeliyim ? İkinci yolda başarılı olmak mümkün mü ? Bunun için neler yapabilirim. Çalışmayı bırakarak hemen hemen bütün kolaylıklar yada imkanlardan vazgeçiyorum.Ama bana en çok haz ve mutluluk veren şey Nietzsche nin Zerdüşt ü gibi yaşayıp kimseye eyvallah etmemek.

Link to comment
Share on other sites

İnsanların köle kültürüne sahip olmasını isteyenler onları zorunlu hayati ihtiyaçlar ile sıkıştırırlar.

Birinci olarak yapman gereken efendi ahlakına sahip olmak için önce bir meslek yada sanatın olmalı.

Sonra barınma sorununu çözüp ikinci şıkkı seçebilirsin.

İnsanları köleliğe itmek için sistem ve onun boyalı elemanları çocukların çalıştırılmasına kökten karşıdır. Çünkü meslek sahibi olamayan yetişkin insanlar için tek yol köleliktir.

Efendi olabilmek güzel bir şeydir. Bunu başarabilen için tavsiyem şudur ki sistemin insanlara ihtiyaç gibi  dayattığı ama aslında hiçbir önemi olmayan şeylerden vazgeçmendir.

Örneğin yaz geldi tatil yapalım denize gidelim.. tatil bu mu diye sorman gerekir. Benim tatilimi nasıl yapacağıma ben karar veririm reklam şirketi değil.

Kıyafet , iletişim ve ulaşım gibi tüm alanlarda karar verici sen olmalısın . Efendi ahlakı ilk olarak böyle kazanılır diye düşünüyorum.

 

  • Thanks 1
Link to comment
Share on other sites

2 saat önce, Kafir İmam yazdı:

İnsanların köle kültürüne sahip olmasını isteyenler onları zorunlu hayati ihtiyaçlar ile sıkıştırırlar.

Birinci olarak yapman gereken efendi ahlakına sahip olmak için önce bir meslek yada sanatın olmalı.

Sonra barınma sorununu çözüp ikinci şıkkı seçebilirsin.

İnsanları köleliğe itmek için sistem ve onun boyalı elemanları çocukların çalıştırılmasına kökten karşıdır. Çünkü meslek sahibi olamayan yetişkin insanlar için tek yol köleliktir.

Efendi olabilmek güzel bir şeydir. Bunu başarabilen için tavsiyem şudur ki sistemin insanlara ihtiyaç gibi  dayattığı ama aslında hiçbir önemi olmayan şeylerden vazgeçmendir.

Örneğin yaz geldi tatil yapalım denize gidelim.. tatil bu mu diye sorman gerekir. Benim tatilimi nasıl yapacağıma ben karar veririm reklam şirketi değil.

Kıyafet , iletişim ve ulaşım gibi tüm alanlarda karar verici sen olmalısın . Efendi ahlakı ilk olarak böyle kazanılır diye düşünüyorum.

 

Temel ihtiyaçlarımı karşılamak konusunda bir sıkıntım yok.Sadece toplum tarafından saygı görmek için çalışıyorum.Ben de tam sizin öneriniz gibi bir meslek sanat öğrenmeyi düşünüyordum.Tüketim toplumunun dayattığı gereksinimlerden de vazgeçeli çok oldu.Bakalım muvaffak olacak mıyız 😅

Link to comment
Share on other sites

13 dakika önce, Frankenstein yazdı:

Temel ihtiyaçlarımı karşılamak konusunda bir sıkıntım yok.Sadece toplum tarafından saygı görmek için çalışıyorum.Ben de tam sizin öneriniz gibi bir meslek sanat öğrenmeyi düşünüyordum.Tüketim toplumunun dayattığı gereksinimlerden de vazgeçeli çok oldu.Bakalım muvaffak olacak mıyız 😅

Başarırsın. Vazgeçmemek ve devamlılık sağlamak meslek için çok önemlidir. Sevdiğin bir iş olursa çok daha iyi olur. Bol şans

  • Thanks 1
Link to comment
Share on other sites

Herkes aynı anda işveren olamayacaĝına göre çalışanlara köle gözüyle bakılmasını doĝru bulmuyorum açıkçası. Diĝer yandan eĝer başkalarından emir almak zorunuza gidiyorsa, o zaman kendi başınızın çaresine bakmanın bir yolunu bulmalısınız. Kimseye muhtaç olmadan kendi işinizi yaparak geçiminizi saĝlamak, ilk bakışta kulaĝa bir hayli hoş geliyor ancak bir o kadar da zor ve meşakkatlidir.

Kendi işinizi yapmak için ilk aklıma gelenler şunlar:

- Doĝru zamanda doĝru yerde doĝru işi yapmak gerek

- Sermaye ve kişisel beceri gerek

- Özveri ve sabırlı olmak gerek

- Herşeye raĝmen başarısız olma riskini gözününde bulundurmak gerek

 

Ha bir de şu var tabii: Vasıflı eleman, vasıfsız elemana göre daima 1 adım öndedir.

Link to comment
Share on other sites

12 saat önce, kavak yazdı:

Herkes aynı anda işveren olamayacaĝına göre çalışanlara köle gözüyle bakılmasını doĝru bulmuyorum açıkçası. Diĝer yandan eĝer başkalarından emir almak zorunuza gidiyorsa, o zaman kendi başınızın çaresine bakmanın bir yolunu bulmalısınız. Kimseye muhtaç olmadan kendi işinizi yaparak geçiminizi saĝlamak, ilk bakışta kulaĝa bir hayli hoş geliyor ancak bir o kadar da zor ve meşakkatlidir.

Kendi işinizi yapmak için ilk aklıma gelenler şunlar:

- Doĝru zamanda doĝru yerde doĝru işi yapmak gerek

- Sermaye ve kişisel beceri gerek

- Özveri ve sabırlı olmak gerek

- Herşeye raĝmen başarısız olma riskini gözününde bulundurmak gerek

 

Ha bir de şu var tabii: Vasıflı eleman, vasıfsız elemana göre daima 1 adım öndedir.

Vasıflı vasıfsız tanımı herşey gibi görecelidir. Türkiye şartlarında hırsızın ve yalakanın vasıflısı iş yapar. Dürüst olmak istiyorsan vasıf işe yaramıyor.

Ben şunu gözlemledim. Alıcının isteğini iyi anlayıp ona göre iş yapmak gerek. Alıcı yalan söylemeni istiyorsa bol bol yalan söyleyeceksin. Alıcı gösteriş istiyorsa kaliteyi kenara atıp boya badanaya özeneceksin.

Kaliteyi anlayan ve takdir eden çok çok azdır Türkiye'de.

Daha önceden katana örneği vermiştim. Japonya'da bunun karşılığı 50 bin dolardan başlıyor ve takdir görüyor. Türkiye'de tırnak makası bile üreten yok. Çünkü anında senin kaliteni çin işi işporta ile kıyaslayıp yere atıyorlar.

Bu ahlaksızlık her sektörde böyle. Elinde yeteneğine iş başı yapıyorsun. Seni direkt olarak standart prosedür ile yargılıyorlar. Zaten herşey yazılı yetenekli olmana gerek yok ki sokaktan okuma yazma bilen herkes bu işi yapar diyorlar.

İşte bu ahlaksızlığın yaşamına kölelik diyorlar. Çok çalış ama hakkını arama.. Türkiye böyle..

  • Thanks 1
Link to comment
Share on other sites

16 saat önce, kavak yazdı:

Herkes aynı anda işveren olamayacaĝına göre çalışanlara köle gözüyle bakılmasını doĝru bulmuyorum açıkçası. Diĝer yandan eĝer başkalarından emir almak zorunuza gidiyorsa, o zaman kendi başınızın çaresine bakmanın bir yolunu bulmalısınız. Kimseye muhtaç olmadan kendi işinizi yaparak geçiminizi saĝlamak, ilk bakışta kulaĝa bir hayli hoş geliyor ancak bir o kadar da zor ve meşakkatlidir.

Kendi işinizi yapmak için ilk aklıma gelenler şunlar:

- Doĝru zamanda doĝru yerde doĝru işi yapmak gerek

- Sermaye ve kişisel beceri gerek

- Özveri ve sabırlı olmak gerek

- Herşeye raĝmen başarısız olma riskini gözününde bulundurmak gerek

 

Ha bir de şu var tabii: Vasıflı eleman, vasıfsız elemana göre daima 1 adım öndedir.

Sayın kavak siz Avrupa da yaşadığınız için sanırım Türkiye deki çalışma koşullarını ve personele yapılan muameleyi gözardı ediyorsunuz.Benim ilk meslek tercihim askerlik idi yani zaten başkasından emir almak zoruma gitmez ama üstüm iş konusunda benden daha nitelikli bilgili becerikli ve yönetici kabiliyetine sahip ise ha bir de egosunu tatmin etmeden profesyonel davranır ise 

Ama kafir imam da söylediği gibi Türkiye de hangi niteliksizlik ve karekter yoksunluguna sahip kişiler yönetici yapılır onu da gözardı ediyorsunuz.Tabi istisnalar vardır.

Ayrıca kendi işini yaparak geçimini sağlamak da o kadar zor değil aşırı bir kar amacı gütmeden kendi patronu olan çok fazla esnaf arkadaşım var.Bunun için sizinde yazdığınız gibi bir sermaye gerek . Fakat meşakkatli den çok keyiflidir.

Hatta bir arkadaşım yıllarca büyük bir petrol şirketinde üst kademe yönetici olarak çalıştıktan sonra sistemin bir dişlisi olmak yerine hobi ürünleri satan bir dükkan açmış şimdi yanında bir de luthier olarak çalışıyor

Dövme sanatçısı bir arkadaşımın eski elemanı ise özgürlüğü bırakıp sistemi tercih etmiş şimdiki salon şefim.

Son olarak Türkiye de elemanlara gerçekten köle gözüyle bakar öyle davranırlar.Avrupa da hangi ülkede yaşıyor sunuz gerçi farketmez ama bizim eğitim sisteminde amaç bireylere vasıf nitelik kazandırmak değildir.Bu konu forumda defalarca tartışılmış.

Kâfir imam da bahsettiği gibi Türkiye de kaliteli işçilik ve ürün değer ve takdir görmez.Belki de bu yüzden bizim dünyaca meşhur bir markamız yok diğer ihtimal biz niteliksiz insanlarız.

Bu arada kaç yıldır Avrupa'da yaşıyor sunuz sanırım bizim memleketi biraz unutmuşsunuz 😅

 

 

 

  • Thanks 1
Link to comment
Share on other sites

9 saat önce, Kafir İmam yazdı:

Vasıflı vasıfsız tanımı herşey gibi görecelidir. Türkiye şartlarında hırsızın ve yalakanın vasıflısı iş yapar. Dürüst olmak istiyorsan vasıf işe yaramıyor.

Elbette hırsızlar da azıcık becerikli olmalı ve yaptıĝı işi iyi bilmeli. Dii mi?! :D Yoksa yakayı çabucak ele verir.

9 saat önce, Kafir İmam yazdı:

Ben şunu gözlemledim. Alıcının isteğini iyi anlayıp ona göre iş yapmak gerek. Alıcı yalan söylemeni istiyorsa bol bol yalan söyleyeceksin. Alıcı gösteriş istiyorsa kaliteyi kenara atıp boya badanaya özeneceksin.

Kimsenin raĝbet göstermediĝi veya ilgisini çekmediĝi bir ürünü üretmenin bir anlamı yok. Her ülke için geçerli bir kaidedir. Bu nedenle alıcının istekleri doĝrultusunda hareket etmenin yadırganacak bir tarafını göremiyorum açıkcası.

9 saat önce, Kafir İmam yazdı:

Kaliteyi anlayan ve takdir eden çok çok azdır Türkiye'de.

Olabilir. Türkiye piyasasını pek fazla bilmem ancak şunu da eklemem gerek. Türkiye´de iki şirketle işbirliĝi yapıyoruz. Hatta birisi Türkiye´nin önde gelen şirketlerinden birisidir. Kendileri bizimle temasa geçtiler ve hem onlar hem de biz memnunuz. Çünkü bilhassa kaliteye önem veren şirketler de Türkiye´de var.

Link to comment
Share on other sites

4 saat önce, Frankenstein yazdı:

Sayın kavak siz Avrupa da yaşadığınız için sanırım Türkiye deki çalışma koşullarını ve personele yapılan muameleyi gözardı ediyorsunuz.Benim ilk meslek tercihim askerlik idi yani zaten başkasından emir almak zoruma gitmez ama üstüm iş konusunda benden daha nitelikli bilgili becerikli ve yönetici kabiliyetine sahip ise ha bir de egosunu tatmin etmeden profesyonel davranır ise 

Ama kafir imam da söylediği gibi Türkiye de hangi niteliksizlik ve karekter yoksunluguna sahip kişiler yönetici yapılır onu da gözardı ediyorsunuz.Tabi istisnalar vardır.

Ayrıca kendi işini yaparak geçimini sağlamak da o kadar zor değil aşırı bir kar amacı gütmeden kendi patronu olan çok fazla esnaf arkadaşım var.Bunun için sizinde yazdığınız gibi bir sermaye gerek . Fakat meşakkatli den çok keyiflidir.

Hatta bir arkadaşım yıllarca büyük bir petrol şirketinde üst kademe yönetici olarak çalıştıktan sonra sistemin bir dişlisi olmak yerine hobi ürünleri satan bir dükkan açmış şimdi yanında bir de luthier olarak çalışıyor

Dövme sanatçısı bir arkadaşımın eski elemanı ise özgürlüğü bırakıp sistemi tercih etmiş şimdiki salon şefim.

Son olarak Türkiye de elemanlara gerçekten köle gözüyle bakar öyle davranırlar.Avrupa da hangi ülkede yaşıyor sunuz gerçi farketmez ama bizim eğitim sisteminde amaç bireylere vasıf nitelik kazandırmak değildir.Bu konu forumda defalarca tartışılmış.

Kâfir imam da bahsettiği gibi Türkiye de kaliteli işçilik ve ürün değer ve takdir görmez.Belki de bu yüzden bizim dünyaca meşhur bir markamız yok diğer ihtimal biz niteliksiz insanlarız.

Bu arada kaç yıldır Avrupa'da yaşıyor sunuz sanırım bizim memleketi biraz unutmuşsunuz 😅

 

:D

Evet, Türkiye´yi elbette sizin gibi iyi tanımam. Çünkü neredeyse 50 seneden beri Avrupa´da yaşıyorum. İzinden izine memlekete gitme fırsatım oluyor.

Link to comment
Share on other sites

3 saat önce, kavak yazdı:

Elbette hırsızlar da azıcık becerikli olmalı ve yaptıĝı işi iyi bilmeli. Dii mi?! :D Yoksa yakayı çabucak ele verir.

Kimsenin raĝbet göstermediĝi veya ilgisini çekmediĝi bir ürünü üretmenin bir anlamı yok. Her ülke için geçerli bir kaidedir. Bu nedenle alıcının istekleri doĝrultusunda hareket etmenin yadırganacak bir tarafını göremiyorum açıkcası.

Olabilir. Türkiye piyasasını pek fazla bilmem ancak şunu da eklemem gerek. Türkiye´de iki şirketle işbirliĝi yapıyoruz. Hatta birisi Türkiye´nin önde gelen şirketlerinden birisidir. Kendileri bizimle temasa geçtiler ve hem onlar hem de biz memnunuz. Çünkü bilhassa kaliteye önem veren şirketler de Türkiye´de var.

Zamanında Türkiye'de yabancı şirketlerde de çalışmıştım. Sadece dil bilmek yetiyor. Gerisini zaten dış ülkedeki merkezleri yada ortakları hallediyor. Yani kaliteyi üretmiyorlar pazarlıyorlardı. Bu yüzden nitelikli olmak orada da işe yaramıyordu. Sadece yabancı dil ile iletişim yapmak yeterliydi.

Türkiye'de kalite üreten firma çok çok az.

Zaten isteğe göre iş üretmek gerek. Kalite istenmiyorsa yapmamak gerek. Ben de bilgi ve tecrübemi başkasına kullandırmama kararı aldım. Kendi işimi yapıyorum. Kimseye mesleğime ilgili fikir vermiyorum. Hele yabancı şirketlere hiç

Link to comment
Share on other sites

24 dakika önce, Kafir İmam yazdı:

Zaten isteğe göre iş üretmek gerek. Kalite istenmiyorsa yapmamak gerek. Ben de bilgi ve tecrübemi başkasına kullandırmama kararı aldım. Kendi işimi yapıyorum. Kimseye mesleğime ilgili fikir vermiyorum. Hele yabancı şirketlere hiç

Elbette sırrını vermeyeceksin ki bunun adına Know How diyorlar. Şirketler de aynısı yapıyor zaten. Şirket sırlarını saklamakla kalmıyorlar, çoĝunlukla patent alma yolunu seçerek eldeki bilgiyi yasal koruma altına alıyorlar.

Link to comment
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Sign in

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now
×
×
  • Create New...