Jump to content

Dünyanın dört bir yanından mitler...


kavak
 Share

Recommended Posts

Dünyadaki her şeyin başlangıcı ve en bașında neyin olduğu sorusu,  her devirde ve her kültürde insanları hep meșgul etmiștir. Dünyanın her yerinde açıklama arayıșına gitmișlerdir ve yorumlarını mistik hikayelere ve sembollere aktarmıșlardır. Toplumlar, hem sprituel olarak hem de günlük yașamlarında, onları neyin etkilediğini ve belirlediğini mitlerinde anlatırlar.

Mitler, yeryüzünü resim ve sembollerle yorumlayan arkaik șiirlerdir. Tarihsel olarak belirlenemeyen bir ortamda bulunurlar ve olușması sezgi, ilham, rüya ve hayal gücüne dayanır.

Bilinen ve popüler olanları sırayla aktarmak istiyorum:


Mesopotamya: Sümerler´de yaradılıș

Gök tanrısı An gökyüzünü oluștururken,
Enlil yeryüzünü kurarken,
gökyüzü ve yeryüzü uzaklașırken,
insanlık olușurken,
okyanusların kralı Enki,
uzaklardan yeryüzüne yelkenliyle geliyordu.

Ve Enki konușur:
"Ben An´ın oğluyum.
An, kanunu ellerime koydu.
Gökyüzündeki ve yeryüzündeki belgeleri koruyorum.
Bütün diyarların babasıyım.
Bütün diyarların kulağıyım.
Adaleti babam An ile beraber koruyorum."

Ve Enki konușur:
"Gökyüzüne yükseldim.
O zaman yukarıdan yağmur geldi.
Yeryüzüne eğildim.
O zaman tașarcasına așagıdan su geldi.
Ve herșey yeșillendi ve çiçeklendi.
Sabanı yarattım.
Arıkları açtım.
Tarladaki ekinin büyümesine izin verdim."

Not: Sümerler MÖ 5000 yılında yazıyı yaymaya bașladılar. İnsanoğlunun en eski yazı sistemi olan çiviyazısı ile, insanoğlunun en eski yaratılıș mitini yazdılar. Zaman buldukça buraya çeşitli mitleri iliştireceğim.

Link to comment
Share on other sites

Filistin : Eski Ahit´teki yaratılıș

Tanrı önce gökyüzünü ve yeryüzünü yarattı.
Ve yeryüzü darmadağın ve boștu, karanlık derinliğin üzerindeydi.
Ve Tanrı´nın ruhu suların üzerinde süzülüyordu.
Ve Tanrı konuștu: "Ișık olsun!"
Ve ıșık oldu. Ve Tanrı ıșığı gördü ve iyi olduğunu gördü.
Ve Tanrı ıșığı karanlıktan ayırdı.
Ve Tanrı ıșığa gündüz ve karanlığa gece adını verdi.
Ve akșam oldu ve sabah oldu: birinci gün.

İkinci günde Tanrı, boșluğun ve evrenin sularını birbirinden ayıran gökyüzünü yarattı.
Ve üçüncü günde, adına yeryüzü dediği, evrenin sularından kuru arazi olușmasına izin verdi. Burada yeșil bitkiler yetiștirdi.
Dördüncü günde güneșe, aya ve yıldızlara semada yerlerini verdi.
Ve beșinci günde denizin hayvanlarını ve havadaki kușları yarattı.
Altıncı günde yeryüzünü çeșitli hayvanlarla donattı.
Ve Tanrı iyi olduğunu gördü.
Ve Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, Tanrı´nın suretinde onu yarattı.
Erkek ve kadın olarak onları yarattı.
Ve Tanrı onları kutsadı ve onlara konuștu: "Doğurgan olun ve çoğalın ve yeryüzünü doldurun ve onu kendinize bağımlı kılın."

Link to comment
Share on other sites

Yunanistan: Antik çağda yaratılıș

Evvela kaos vardı. Bomboș bir yerdi.
Ve sonra toprak ana Gaia vardı.
Ve sonra dipsiz uçurum Tartaros vardı.
Ve sonra așkın gücü Eros vardı.
Eros ebediyen etkili.
Ve kaostan karanlık çıktı.
Ve sonra ıșık göründü.
Ve Gaia gökyüzünü ve yeryüzünü yarattı.

Dünya böyle oluștu.
İçinde gokyüzü ve yeryüzünün sabit dokusu vardı ve deniz onun kıyılarına yöneltildi.
Her türlü yaratıklar yeryüzünü doldurmuștu; dalgalarda balıklar boğușuyordu, havada kușlar ve yerde çeșitli çevik hayvanlar dolașıyordu.
Ama hâlâ bütün dünyayı yönetmeyle yetkili olan yaratık eksikti.
İște o zaman Prometheus yeryüzüne geldi.
Toprak balçığını aldı ve tanrıların suretinde onunla bir șekil meydana getirdi.

Göğsüne, bu yeryüzündeki bütün canlıların ruhlarından aldığı, iyi ve kötü vasıfları yerleștirdi ve bununla insan ruhunu biçimlendirdi.
Onun eserini hayranlıkla izleyen göksel arkadașı tanrıça Pallas Athene, yaratılmıș toprak yığınına nefesini üfledi ve böylece insana can verdi.

Link to comment
Share on other sites

  • 3 months later...

Arktik:  İnuit´ler yeryüzünün bașlangıcı hakkında ne anlatıyorlar.

Atalarımız yeryüzünün olușumu hakkında çok șey anlattılar. Onlar, beyaz adamlar gibi kelimeleri çizgilerin içine saklayamıyorlardı. O zamanları yașanlar sadece anlatıyorlardı. Çok șeyleri anlatıyorlardı. Bu yüzden bilgisiz değiliz. Yașlı kadınlar öylesine boșuna konușmazlar ve biz onlara inanıyoruz: Yașlılıkta yalan yoktur.

O zamanlar; çok, çok önceleri, yeryüzü meydana gelmesi gerektiğinde, yukarıdan gökyüzünden așağıya doğru topraklar, kayalar ve tașlar düșmüștü. Ve sonra insanlar geldi. Küçük çocuklar yerden çıkıp geliyorlardı. Çalılıkların altında gözleri kapalı uzanıyorlardı ve huzursuzlanıyorlardı, çünkü emekleyemiyorlardı bile. Yiyeceklerini yerden elde ediyorlardı.
Bir erkek ve bir kadından bahsediliyor.
Ama nasıl ? Bu çok gizemli.
Ne zaman bir araya gelmișlerdi?
Ne zaman büyümüșlerdi?     
Bilinmiyor.
Kadın çocuk kiyafetleri dikti ve bașka yere gitti. Bir çocuk buluyor, onu giydiriyor ve onu eve getiriyor. Böylece insanlar çoğaldı. Güneși bilmiyorlardı. Karanlıkta yașıyorlardı. Sadece evde ıșıkları vardı. Ve insanlar çoğalmaya devam etti. Ve çok yașlandılar, çünkü ölüm yoktu. Ve yeryüzünü doldurdular.

İște o zaman yașlı bir kadın diğerlerine konuștu: "İkisini de istiyoruz, ıșık ve ölümü." Bunu söylediğini anda, bu böyle oldu.  Ölümle beraber güneș, ay ve yıldızlar geldi. Çünkü insanlar ölünce, gökyüzüne yükseliyorlar ve parıldamaya bașlıyorlar.

Link to comment
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Sign in

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now
 Share

×
×
  • Create New...