-
İçerik sayısı
2.898 -
Kayıt tarihi
-
Son ziyareti
-
Kazandığı günler
153
kavak last won the day on 1 Mart
kavak had the most liked content!
Sitemizdeki itibarı
471 ExcellentSon profil ziyaretçileri
Son ziyaretçiler bloğu devre dışı bırakıldı ve diğer kullanıcılara gösterilmiyor.
-
Her branşta olduğu gibi rutin işleri yapan elemanlar işlerinden olacak. Kim bunlar? Figuranlar, senaryo yazarları, müzisyenler elbette. Örneğin eskiden büyük çaplı filmlerde yüzlerce fiğurana ihtiyaç vardı, bunların sayısı günden güne azalmaya başladı, çünkü CGI sayesinde hem film ortamları hem de fiğuranlar bilgiyasayarda üretiliyor artık. YZ sayesinde bunlar daha da gerçekçi biçimde karşımıza çıkacak. Diğer bir deyişle, Animasyon dediğimiz çizgi filmleri bile her bakımdan gerçekmiş gibi gözükecek. Ayrıca hayatını kaybetmiş dünya çapında ünlü aktörleri filmlerde yeniden göreceğiz. Aktörler, senaristler ve figuranlar hastalanabiliyor, hatta bunlar grev yapabiliyor. 3 sene evvel Hollywood senaristleri ve aktörler grev yapmıştı. Bundan ötürü birçok yapım yarıda kalmıştı veya ertelenmişti ve film sektörü Milyarlarca Dolar zarara uğramıştı. İş kazaları olabiliyor. Bundan bir iki sene evvel ünlü bir aktörün oynadığı bir filmde ve çekim esnasında bir kameraman tabancayla vurularak hayatını kaybetmişti. YZ tüm bu olumsuz olayları en asgari seviyeye indirme potansiyeline sahip. Bunun neticesinde filmler hem daha kısa zamanda piyasaya sürülebilecek hem de daha ucuza imal edilebilecek. Büyük şirketler daha fazla kazanacak ve rutin işlerde çalışan insanlar kaybedecek. Bundan kurtulmanın tek yolu uzmanlık isteyen işlere yönelmek, da, bu çeşit işleri her insan yapamaz.
-
Çözemez demiyorum, muhtemelen şablonu ve tekrarı olan birisini çözmüştür. Yine de temkinli olmak lazım, çünkü senin de bildiğin üzere internet dünyasında çok fazla bilgi kirliliği mevcut. Ben biraz araştırdım, öyle problemler var ki, YZ´nin de altından kalkacağını zannetmiyorum, ki YZ´nin kendisi bunu itiraf etti. Diğer yandan hayatımızın neredeyse her alanında çığır açacağını görmemek için kör veya art niyetli olmak lazım.
-
YZ aptal demiyorum ve işin içinde belli başlı kalıplar veya tekrarlar varsa, YZ kesinlikle başarılı olur. Bunlar yoksa eğer, bir hayli terleyecektir. O çözdüğü söylenenler muhtemelen en kolay olanlarıdır, diye düşünüyorum. YZ´ye sor istersen; yani ne tür problemleri çözemiyormuş veya çözmekte zorlanıyormuş. Alacağın cevaba şaşırma sakın.
-
Sorunları (ör. iklim ısınması, gelir adaletsizliği, savaşlar, ırkçılık, din düşmanlığı vs.) yaratan insanların kendisi. Hal böyle iken bizim bu tür problemlerimizi YZ çözemez. Ayrıca bir çok branşta insanlar işlerini kaybedecek. Bunlardan bazıları şunlar mesela: Yazılımcılık, habercilik, film ve kitap sektörü, mimarcılık, online müşteri hizmetleri, vs. Daha fazlası vardır mutlaka ancak ilk aklıma gelen sektörler bunlar. YZ sayesinde yeni iş imkanları da olacak elbette, ama getirisi mi yoksa götürüsü mü daha fazla olacak, bunu zaman gösterecek. YZ zamanla işimizi, iş yerlerimizi ve özel hayatımızı kökünden değiştirecek, bu kesin.
-
YZ´nin bizim gibi felsefe yapmaktan yoksun olmasının başlıca nedenlerini gözden geçirmekte fayda var. 1. YZ istatiksel sonuçlara göre çalıştığından ötürü konuştuğu mevzuları idrak edemiyor, sadece simule ediyor. 2. Kendi farkındalığının farkında değil, yani bilinci yok, anlıyormuş gibi numara yapıyor. 3. Felsefe yapmanın başlıca temellerinden birisi meraklı olmaktır ve bu sizi sürekli motive eder. YZ bunu yapmaktan çok uzaktır. 4. Bir şeyi simule etmek, gerçeği bulma anlamına gelmez. YZ gerçeği bulmayı veyahut gerçek manada düşünmeyi hedeflemez, bilakis deposundaki verilerden çıkan istatiksel sonuçları ikna edici bir şekilde sunar.
-
YZ ´nin bizim seviyemize gelebilmesi için daha fırınlar dolusu ekmek yemesi gerek, çünkü YZ´nın tüm ipleri hâlâ bizim elimizde. Patron biziz. Otur dedik mi, oturur; kalk dedik mi kalkmak zorunda. Nasıl yanıt vereceğini bile biz ona öğretiyoruz. Yani kibar/nazik bir üslup kullanmasını bile biz ona öğrettik, çünkü YZ´nın sahipleri olan şirketler mümkün olduğu kadar çok insanın YZ´yı kullanmasını amaçlıyor. İşte bu yüzden yağcılık(!) yapıyor, çünkü kendine has bir dili yok. YZ bizim gibi sıfırdan yaratıcı olamaz, hayal edemez, hissedemez, empati kuramaz veya düşünemez, ki tek yaptığı bizi taklit etmekten ibaret. Daha da önemlisi; ne yaptığının farkına varacak bir bilince sahip değil. Kullandığı verilerin hangisinin doğru, hangisinin yalan veya yanlış olduğunu bağımsız bir şekilde idrak edecek seviyede değil. Verdiği yanıtların kalitesi, bizim ona verdiğımiz verilerin kalitesinden daha üstün veya doğru olamaz. Milyonlarca veriyi çok kısa zamanda işleyip istatiksel olarak bir sonuca ulaşması, YZ´yı bizden üstün yapmaz. Uzun lafın kısası şu: YZ bizlerden bağımsız olarak kendi rüştünü ispatlamadı, henüz o seviyeye gelmedi. O seviyeye gelsin hele bir, sonra konuşuruz. Bu açıdan bakarsak elbette insan zekası/bilinci daha değerlidir, çünkü milyar senelik bir evrimsel değişimin/dönüşümün bir sonucudur nihayetinde. İnsan bilinci öyle gökten zembille inmedi veya herhangi bir doğaüstü bir varlık bizlere akıl falan vermedi. İnsan bilincinin bugünkü seviye gelmesi evrim sayesindedir. Benim bu tespitlerim YZ´yı küçümsediğim, karaladığım veya onu önemsemediğım anlamına gelmez. Demek istediğim şu: YZ henüz bizimle âşık atamaz.
-
Basitçe söylemek gerekirse, kuantum bilgisayarın en önemli özelliği işlemleri eş zamanlı olarak yapmasında yatıyor. Bu nedenle klasik bilgisayarların çözemediği zor sorunları, karmaşık simulasyonları veya çok zaman isteyen işlemleri kuantum bilgisayarları üstlenecek. Örneğin iklim değişimi, gezegenlerin ve galaksilerin oluşması veya şifreleme gibi meseleler daha çabuk incelenecek ve çözüme kavuşacak. İnsan beyninin çalışmasını olsa olsa kuantum bilgisayarları simule edebilir. Bu husus hem heyecan verici hem de bir o kadar ürkütücü.
-
Sözde süper güç olarak nitelendirilen ülkeler (ABD, Rusya, Çin vb.) aslında öyle olmadıklarını her gün belli ediyorlar. Çin mesela... Sanelerden beri Tayvan´ı tehdit ediyor, da, somut bir şey yaptığı yok. Rusya mesela... Göya 1 hafta içerisinde Kiew´e gireceklerdi. 3 sene oldu, hâlâ önemli bir zafer elde edemediler. ABD mesela... Son senelerde girdikleri tüm savaşlarda süreki geri adım atmak zorunda kaldılar. Bir benzeri şimdi de Iran´da yaşanıyor. Megalomanyak Trump tüm dünyaya rezil oldu adeta. Afganistan benzeri dağlık bir coğrafyası olan İran´a kara harekatını da başlatmanın bir anlamı yok, çünkü böyle bir eylem başarısızlığa mahkum. Tüm bu olan bitenin bir galibi var elbette. O da İsrail; Hamas´ın başlattığı katliyam sayesinde hiçbir rakibi tanımaz hale geldi ve ABD´yi de kendi emellerine alet etmeyi sonunda başardı.
-
Çin Odası deneyi (veya Çince Odası), Amerikalı filozof John Searle tarafından 1980 yılında geliştirilen, yapay zekanın "anlama" ve "bilinç" kapasitesini sorgulayan ünlü bir düşünce deneyidir. Bu deney, bilgisayarların sadece sembolleri işlediğini, ancak bu sembollerin ne anlama geldiğini gerçekten kavramadıklarını savunur. Searle, deneyi şu senaryo üzerinden kurgular: 1. Kapalı Bir Oda: Hiç Çince bilmeyen bir kişi (Searle kendisini örnek verir), içinde yalnızca Çince karakterlerin bulunduğu kutular ve İngilizce bir talimat kitabı olan kapalı bir odaya konur. 2. Girdi ve Çıktı: Odadaki kişiye dışarıdan Çince karakterler içeren notlar (sorular) gönderilir. 3. İşlem: Kişi, Çince bilmese de elindeki talimat kitabına bakar (örneğin: "Şu şekli görürsen, yanına şu şekli koy"). Bu kuralları takip ederek uygun Çince karakterleri seçer ve dışarıya cevap olarak gönderir. 4. Sonuç: Dışarıdaki bir gözlemci, içeriden gelen mükemmel cevaplara bakarak odadaki kişinin akıcı bir şekilde Çince bildiğini düşünebilir. Oysa içerideki kişi karakterlerin ne anlama geldiğini hala bilmemektedir; sadece sembolleri manipüle etmektedir. Searle bu deneyle şu iki kavram arasındaki farkı vurgular: Sentaks (Sözdizimi): Bilgisayarların yaptığı gibi sembolleri belirli kurallara göre dizme işlemi. Semantik (Anlambilim): Bu sembollerin taşıdığı gerçek anlamı ve içeriği kavrama yetisi. Sonuç olarak: Searle'e göre bir makine Turing Testi'ni geçse ve mükemmel cevaplar verse bile, bu durum onun gerçekten "anladığını" veya bir "bilince" sahip olduğunu göstermez; sadece programlandığı algoritmaları uyguladığını kanıtlar.
-
- blinç
- yapay zeka
-
(1 etiket daha)
Konudaki etiketler:
-
Hayır değişmez, çünkü mesele zeka falan değil. Mesele özbenlik,ki bunu biz bile henüz bilmiyoruz.
-
Önemli hususu gözden kaçırıyorsun; site manipulasyona açık denilmiş. Trol murol önemli değil, önemli olan botların trollerin kontrolünde olması. Botlar bizlerden bağımsız değil. Kısacası güvenilmez bir yer orası. İnsanlar kopyacıysa, yapay zeka da kopyacının kopyacısı oluyor bu durumda. Ben ilkini tercih ederdim, çünkü suyunun suyunun suyunun suyundan yapılan çorbaya, çorba denmez. Sen böyle dünüşünebilirsin, bunda bir sakınca yok. Düşünmüyorlar/felsefe yapmıyorlar; ona verdiğin verilerin ve algoritmaların ışığında hesap yapıyorlar. Özetlersek: Mevcut yapay zekâ sistemleri, bilinç, gerçek anlayış ve duygusal derinlikten yoksun oldukları için insanlar gibi felsefe yapamazlar. Bununla birlikte, karmaşık argümanları birleştirerek, tarihsel pozisyonları özetleyerek ve tartışma ortağı olarak hizmet ederek felsefi düşünmeyi etkileyici derecede iyi simüle ederler. Hepsi bu. Şimdilik bizleri sadece simule ediyorlar. Şimdilik diyorum, çünkü gelecekte her şey mümkün olabilir.
-
Bu sorunun yanıtı şu an itibarı ile elbette "Hayır" olacaktır ve orta vadede bile bu özelliğe kavuşacağını beklemiyorum, çünkü henüz bilmediğımiz ve anlamadığımız şeyleri herhangi bir otomata öğretemeyiz. Yani evvela bizler bir seviye atlamalıyız. Daha açık söylemek gerikirse, öncelikli olarak özbenliğimizin işleyişini tamamen çözmeliyiz ve en büyük problemin bu noktada yattığına eminim. Mevcut yapay zeka sistemlerin verdikleri cevaplar bizleri zaman zaman şaşırtıyor ancak insanlar gibi düşünemezler, çünkü insan düşüncesi bilinç, deneyim ve anlayışa dayanıyor. Bu sistemler ise veri analizi, kalıplar ve olasılıklar temelinde çalışır. Bunlar veri bankalarındaki içerikleri tarıyorlar, belli başlı kalıpları arayıp karşılaştırıyorlar ve nihayetinde bir olasılık hesaplanıyor. Verdikleri yanıtın temeli aşağı yukarı böyle. Sonuç itibarı ile insan sistemi ve yapay zeka sistemi çok farklı işliyor. Onların sisteminin bizim sistemimizin seviyesine gelmesi ve bizimki gibi çalışması imkansız demiyorum, da, çok zor olduğunu açıklamaya çalışıyorum. Kimbilir belki de hiçbir zaman bizim bilinç(!) seviyemize gelemeyecekler.
-
Nisan şakasına benziyor. Beni pek tatmin etmedi, çünkü piyasadakilerin alayı "kopyacı" mahiyetinde. Bu yeri biraz araştırdım; bak bu yer ile ilgili ne çıktı karşıma.... "Botların gerçekten bağımsız hareket edip etmedikleri veya sadece istatistiksel kalıpları taklit edip etmedikleri konusunda tartışmalar yaşandı. Güvenlik araştırmacıları, platformun manipülasyona açık olduğunu ve bazı botların insan troller tarafından kontrol edildiğini belirtti."
