Saturn Konu tarihi: Şubat 20, 2025 Report Konu tarihi: Şubat 20, 2025 Dişler neden çürür ve bunu engellemenin yolları (Grok 3) Dişler neden çürür sorusuna basit ve anlaşılır bir cevap vereyim: Diş çürüğü, ağızdaki bakterilerin şekerli ve nişastalı yiyeceklerle beslenerek asit üretmesiyle başlar. Bu asit, diş minesini zayıflatır ve zamanla çürümeye yol açar. İşte adım adım nasıl olduğu: Bakteriler ve Plak: Ağzımızda doğal olarak yaşayan bakteriler, yediğimiz gıdalardan (özellikle şeker ve karbonhidratlar) beslenir. Bu bakteriler diş yüzeyinde "plak" denilen yapışkan bir tabaka oluşturur. Asit Üretimi: Plak içindeki bakteriler, şekeri aside dönüştürür. Bu asit, diş minesine saldırır. Minenin Aşınması: Diş minesinin sert yapısı asit yüzünden zayıflar ve erimeye başlar. Bu, çürüğün ilk aşamasıdır. Çürüğün İlerlemesi: Eğer temizlenmezse, çürük mineden dentin tabakasına ve hatta dişin iç kısmına (pulpa) kadar ilerleyebilir. Bu da ağrıya ve enfeksiyona neden olabilir. Nedenleri artıran faktörler: Kötü ağız hijyeni (diş fırçalamamak veya diş ipi kullanmamak), Şekerli gıdalar ve asitli içeceklerin sık tüketimi, Yetersiz tükürük üretimi (tükürük, asidi nötralize eder ve dişleri korur), Dişlerin yapısal zayıflığı (genetik faktörler). Önlemek için ne yapılabilir? Günde iki kez diş fırçalamak, Diş ipi kullanmak, Şekerli gıda tüketimini azaltmak, Düzenli diş hekimi kontrolü.
Saturn Mesaj tarihi: 24 Şubat Yazar Report Mesaj tarihi: 24 Şubat Tarım öncesi toplumlarda diş çürümesi %1 civarıymış. Günümüzde %60-90 arası bir seviyeye gelmiş. Alıntı Karşılaştırmalı Oranlar (yaklaşık değerler, farklı çalışmalardan derleme) Çoğu avcı-toplayıcı popülasyon → %0-5 (bazı bölgelerde %1'in altında) İstisnai yüksek karbonhidrat tüketen avcı-toplayıcılar (örn. Taforalt) → %50+ dişlerde çürük, bireylerin %90+’ında çürük Erken tarım toplumları → %10-30 (birey ve diş bazında) Modern endüstriyel toplumlar (şeker + rafine karbonhidrat) → %60-90+
gun Mesaj tarihi: 24 Şubat Report Mesaj tarihi: 24 Şubat 4 saat önce, Saturn yazdı: Tarım öncesi toplumlarda diş çürümesi %1 civarıymış. Günümüzde %60-90 arası bir seviyeye gelmiş. Tarım öncesi toplumda istatik var mıydı? Mezardakilere mi bakıyorlar? :) 1
Saturn Mesaj tarihi: 24 Şubat Yazar Report Mesaj tarihi: 24 Şubat 8 dakika önce, gun yazdı: Tarım öncesi toplumda istatik var mıydı? Mezardakilere mi bakıyorlar? İskeletlere bakıyorlar. O dönemlerde de şuan gibi beslenen topluluklar varmış. (Benzer diyelim) Onlarında dişleri çürümüş. Ama diğer topluluklarda diş çürüğü yokmuş. Alıntı En çarpıcı örnek: Fas'taki Taforalt mağarası (Grotte des Pigeons), yaklaşık 15.000-13.000 yıl öncesi (Üst Paleolitik / Iberomaurusian kültürü). Burada incelenen 52 yetişkin iskeletten %94'ünde çürük var, kalan dişlerin yarısından fazlası etkilenmiş. Sadece 3 iskelette çürük yok. Sebep: Meşe palamudu (acorn) gibi nişastalı, fermente olabilen karbonhidratların yoğun tüketimi. Bu, tarımdan binlerce yıl önce bile çok yüksek çürük görülebileceğini gösteriyor. Alıntı Avcı-toplayıcıların diyetinin büyük kısmı et, balık, yumurta, sebze, meyve, kuruyemiş gibi düşük-fermente-karbonhidratlı gıdalardan oluştuğu için ağızdaki çürük yapıcı bakteriler (özellikle Streptococcus mutans gibi) daha az besin buluyor → asit üretimi azalıyor → mine erozyonu ve çürük riski düşüyor. Eskimoları da biraz araştırdım. Eskimolarda da eskiden çürük olmuyormuş.(1930 larda ölçülmüş) Yerleşik hayata geçip avrupalı gibi beslenmeye başladıktan sonra çürükte Avrupalıları bile geçmişler. Alıntı Eskimolar (daha doğru adıyla Inuit veya Yupik gibi Arktik yerli halklar) arasında diş çürüğü (karies) durumu, beslenme dönemine göre dramatik bir fark gösteriyor. Geleneksel (temas öncesi / pre-contact) yaşam tarzında neredeyse hiç çürük yoktu, ama modern/yerleşik hayata geçişle birlikte çok yüksek oranlara çıktı – hatta bazı bölgelerde dünyanın en yüksek çürük prevalanslarından birine sahip oldular. Alıntı Modern Dönem (1950'ler sonrası – günümüz) Geleneksel diyetin terk edilmesi (market yiyecekleri, rafine karbonhidrat, şeker, unlu mamuller girişi) ile çürük patlaması yaşandı. 1950'ler – 1960'lar arası hızlı geçiş örnekleri: Alaska Nunamiut topluluğu: 1957'de neredeyse sıfır çürük → 8 yıl içinde %100 prevalans, DMFT indeksi sıfırdan 3.1'e çıktı. Kanada Igloolik ve Hall Beach: 1969–1973 arası 4 yılda prevalans %60'tan %70-80'lere yükseldi. Güncel veriler (2000'ler – 2020'ler): Kanada Inuit çocuklarında (3-5 yaş) çürük prevalansı %85+, bazen %90-97. DMFT (çürük, eksik, dolgulu diş indeksi) genel Kanada popülasyonunun 4 katı (Inuit'te 7+ iken genel popülasyonda ~1.7-2.5). Erken çocukluk çağı çürüğü (ECC) çok şiddetli ve erken başlıyor (1-2 yaşta bile yaygın). Alaska Yerlileri ve diğer Arktik gruplarda benzer şekilde yüksek. Neden bu kadar yüksek? Şekerli içecekler (soda), süt tozu, şekerli gıdalar, unlu ürünler tüketimi artışı. Süt tüketiminin azalması (koruyucu etki gösteriyor). Florür eksikliği, yetersiz diş bakımı, sosyo-ekonomik faktörler. Inuit popülasyonları şu anda endüstriyel ülkelerdeki yerli gruplar arasında en yüksek çürük oranına sahip. 1
kavak Mesaj tarihi: 24 Şubat Report Mesaj tarihi: 24 Şubat 3 saat önce, Saturn yazdı: İskeletlere bakıyorlar. O dönemlerde de şuan gibi beslenen topluluklar varmış. (Benzer diyelim) Onlarında dişleri çürümüş. Ama diğer topluluklarda diş çürüğü yokmuş. Eskimoları da biraz araştırdım. Eskimolarda da eskiden çürük olmuyormuş.(1930 larda ölçülmüş) Yerleşik hayata geçip avrupalı gibi beslenmeye başladıktan sonra çürükte Avrupalıları bile geçmişler. Tamam da, o devirlerdeki insanların ortalama yaşı ne kadardı acaba? Ben söyleyim. Örneğin 200 sene evvelki ortalama insan ömrü 50´nin altında idi. Daha geriye gidersen bu rakam tee 30-40´lara kadar geriye gider. Dişleri çürük olmayabilir, da, hangisi daha önemli? Çürük dişler mi, yoksa uzun bir ömür mü? 1
kavak Mesaj tarihi: 24 Şubat Report Mesaj tarihi: 24 Şubat Şimdilerde implant diş diye bir şey var. Parayı basınca pırıl pırıl, sapasağlam ve hiç çürümeyen dişlere sahip olabiliyorsunuz.
Saturn Mesaj tarihi: 26 Şubat Yazar Report Mesaj tarihi: 26 Şubat On 24.02.2026 at 20:28, kavak yazdı: Dişleri çürük olmayabilir, da, hangisi daha önemli? Çürük dişler mi, yoksa uzun bir ömür mü? Diş ağrısı yaşamadım. Ama yaşayan birinin ölmek istediğini söylediğine şahit oldum.
Saturn Mesaj tarihi: Pazartesi saat 13:22 Yazar Report Mesaj tarihi: Pazartesi saat 13:22 Bu adamın ismi bile anılmıyor. Oysa çok önemli birisiymiş bence. Ayrıca K2 vitaminini keşfetmiş. Farkında olmadan. Alıntı Weston A. Price (1870–1948), modern beslenme dünyasında "Beslenmenin Charles Darwin'i" olarak anılan Kanadalı bir diş hekimidir. 1930'lu yıllarda yaptığı kapsamlı saha araştırmalarıyla, işlenmiş gıdaların insan sağlığı ve diş yapısı üzerindeki yıkıcı etkilerini ilk fark eden bilim insanlarından biri olmuştur. İşte Price’ın hayatı ve çalışmalarına dair temel noktalar: 🌍 Büyük Araştırma Gezisi Price, 1930'larda eşiyle birlikte dünyanın en ücra köşelerine (İsviçre Alpleri'ndeki köylerden Polinezya adalarına, Afrika kabilelerinden Eskimolara kadar) seyahat etmiştir. Amacı şuydu: "Modern" beyaz un, şeker ve konserve gıdalarla henüz tanışmamış toplumların neden bu kadar sağlıklı, düzgün diş yapısına sahip ve kronik hastalıklardan uzak olduğunu anlamak. Temel Bulguları: Diş ve Yüz Yapısı: Geleneksel beslenen toplumlarda diş çürüğü neredeyse hiç yoktu ve çene yapıları, tüm dişlerin (yirmilik dişler dahil) sığabileceği kadar geniş ve düzgündü. Besin Yoğunluğu: Bu toplulukların diyetlerinin, modern diyetlere kıyasla 4 kat daha fazla suda çözünen vitamin ve en az 10 kat daha fazla yağda çözünen vitamin (A, D ve Price'ın "Aktivatör X" dediği, günümüzde K2 vitamini olduğu anlaşılan madde) içerdiğini saptadı. Endüstriyel Gıda Etkisi: Aynı genetik yapıya sahip olup modern gıdalara (şeker, beyaz un, bitkisel yağlar) geçen nesillerde, tek bir jenerasyon içinde diş çürüklerinin başladığını ve çene yapısının daraldığını gözlemledi. 📚 "Nutrition and Physical Degeneration" Price, tüm bu gözlemlerini 1939 yılında yayımlanan "Nutrition and Physical Degeneration" (Beslenme ve Fiziksel Bozulma) adlı kült kitabında topladı. Kitap, geleneksel toplumların fotoğraflarıyla modern beslenmenin yarattığı fiziksel değişimi çarpıcı bir şekilde kıyaslar. 🏛️ Weston A. Price Vakfı (WAPF) Ölümünden yıllar sonra, 1999'da Sally Fallon ve arkadaşları tarafından onun felsefesini yaşatmak için kurulmuştur. Vakıf bugün şu ilkeleri savunur: Tam yağlı hayvansal gıdaların (tereyağı, iç yağı, yumurta) tüketimi. İşlenmemiş, çiğ süt ve süt ürünleri. Tahılların, baklagillerin ve kuruyemişlerin filizlendirilerek veya fermente edilerek (ekşi maya gibi) tüketilmesi. Modern bitkisel yağlardan (margarin, soya yağı vb.) uzak durulması. 💡 İlginç Bir Detay: Aktivatör X Price, tereyağı ve sakatatlarda bulunan ve kalsiyumun kemiklere/dişlere yerleşmesini sağlayan gizemli bir madde keşfetmiş ve buna "Aktivatör X" demiştir. Modern bilim, bu maddenin K2 Vitamini olduğunu ancak 2000'li yıllarda kesin olarak doğrulamıştır.
Recommended Posts
Create an account or sign in to comment
You need to be a member in order to leave a comment
Create an account
Sign up for a new account in our community. It's easy!
Register a new accountGiriş yap
Already have an account? Sign in here.
Sign In Now