Jump to content

Lafargue

Members
  • İçerik sayısı

    34
  • Kayıt tarihi

  • Son ziyareti

Everything posted by Lafargue

  1. Sevgili evrensel-insan ; Emperyalizmin bir tanımını yaparsanız (kendi alginıza görede olabilir) buradan hareketle konuşabiliriz. Kurtuluş Savaşı'nı da anti-emperyalist bir savaş olarak değerlendiriyorum. Ama günümüz anti-emperyalist söylevini içi boş olarak görüyorum. Ya da Arap Dünyası'nda yakın zamandaki ayaklanmaları anti-emperyalist hareketler olarak görürüm. Bunu elbet dilim döndüğünce bilgim dahilinde açıklamaya çalışırım. Örneklendirerek olumsuzlarsanız daha sağlıklı tartışırız. Girizgah çok genel olmuş. Yok, siz genel bir cevabın izini sürüyorsanız ben ona göre cevap vereyim. Dostlukla
  2. Dil sorununu sadece günümüz Türkiyesi'ne ve Cumhuriyet tarihine sıkıştırarak anlamlandıramayız.. Öncesi vardır. Pante'nin Güneş Dil Teorisi'ni bilimsellikten öte politik bir olgu olarak görmesine bende katılıyorum. Ümmet yerine bir ulus bilinci ve bunun en önemli unsurunun "dil" olduğu fikri 1908'e giden yolda Tanzimat aydınlarının da gündemindeydi. Bu tartışmalar genç Cumhuriyet'e oradan miras kalmıştır. Daha doğrusu ideolojik temelleri daha o dönemde atılmış ,kimi 30'lu yıllara kadar savunulmuş ,kimi daha sonraları reddedilmiştir. Namık Kemal ,Ziya Gölalp ,Ziya Paşa ,Ahmed Mithad Efendi ,Şemseddin Sadi ,Ali Suavi gibi aydınlar Tanzimat ile birlikte "milli bir dil" olgusunu tartışmaya başlamışlardı. Hatta bir grammer geliştirme işi ve "Türkçe"nin bilimsel! olarak geliştirilmesi fikri bu döneme aittir. İlk Meşrutiyet ile birlikte devletin "resmi dili" ve eğitimde kullanılacak dil Türkçe olarak belirlenmiştir. Dilin Türk Milliyetçiliği üzerinden şekillenişi Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp gibi yazarların çabalarıyla! olmuştur. Güneş Dil Teorisi böyle bir politik atmosfer içerisinde ortaya atıldı. Fiilen olmasa da resmiyette bunun artık politik bir çaba olarak rafa kaldırıldığı görülebilir. Bu anlatımda anakronik bir yanlışlık yok. Hadi bunları anlayabiliriz ;belli uluslaşma sürecindeki bir ulusun dil alanındaki politikaları. Ama ; "Vatandaş Türkçe Konuş" kampanyasını nasıl anlayacağız? Soyadı Kanunu'nun isimlerde Türkçe dışında kelimelerin kullanılmasını nasıl yorumlayacagız ? Rumca ve Ermenice sokak isimlerinin değiştirilmesini peki ? Bunlar günümüz sorunlarının çözümü açısından tarihimizdeki yanlış uygulamalarla hesaplaşmamız gerektiğini gösterir bence.
  3. Bir dile yabancı dillerden sözcükler girmesi salt sosyo-politik ya da kültürel dejenerasyonla ilgili değil. İktisadi bağımlılıkla da ilgili. Mesela neden Türkçe kelimeler başka dillerde kullanım alanı bulamıyorlar da yabancı kelimeler bizim dilimizde bulabiliyor ? Teknolojik ya da bilimsel terimlerde kabullenme daha kolay oluyor. Kaldı ki sadece bizim dilimiz değil başka dillerde bundan nasibini alıyor. Örneğin televizyon v.b. Fakat buradan şu anlaşılmamalı bunun yerine birşey önermiyoruz ya da kendi televizyonumuzu üretsek ismini değiştirebilir miyiz ? Otobüs örneğinde olduğu gibi toplum ya da dil bunu kabul etmez. Fakat bilgisayar compüter yerine daha çabuk kabul görmüştür. Fakat toplumumuz ekonomik ,kültürel ve siyasi anlamda bağımsızlığını sağladıkça dilimizde kendi temellerinde gelişecektir. Birde dostlar ben bu "öz" olayını anlayamıyorum. Dil tartışmasının içerisine öz kavramı girince bilimsellikten uzaklaşıyor gibi geliyor.
  4. Lafargue

    Özgürlük

    İnsanlık, tarihi boyunca, eşitlik ve özgürlüğün "egemen" olduğu bir toplum ve gelecek tasarısına sahip olmuştur. Özlem duyulan ,rüyası görülen ; "eşitlik ,özgürlük ve demokrasi." Devrimler ,halk ayaklanmaları hatta diktatörlüklerin bile oluşları ,iddiaları bu olmuş. Fransız Devrimi örneğin bunu "Hürriyet ,Müsavat ,Uhuvvet" şeklinde sloganlaştırarak evrilmiştir. Cografyamızda Cumhuriyet'in yapı taşlarından "1908 Jön Türk Devrimi" ya da... Tartışıyoruz ,arıyoruz ,umut ediyoruz ya da mümkünlüğüne inanmıyoruz ,bıkmışız. Yine de her türlü politik tartışmamızda "haklar ve özgürlükler" temennisini dile getiriyor ,çözüm yolları öneriyoruz. Kimimiz aktif olarak sokakta mücadelesini ,kimimiz akademik alanda sürdürüyor. Bir türlü ulaşamadık. Ya da ulaştık mı ? Ülkemizde siyasetçilerin ağızlarından düşmüyor. Hele AKP'nin hiç düşmüyor. Bakıyoruz ,var mı? Herkesin istediği yerden anladığı ,evirip çevirebildiği bir kavram. Özgürlük nedir ? Evrensel bir tanımı yapılabilir mi ya da mümkün mü ? Sınırlı mı ,sınırsız mı ? “Ne duruyorsun, at kendini denize” türküsünü söylemenin ötesine geçebilir mi, ya da türküde söylenen midir özgürlük ? Biz ne sanıyoruz ,ne sanmalıyız ?
  5. Saddam`in varlik nedeni olan sistemin hukukuna! gore Saddam halkini cezalandirmistir! Zehirli gaz cezasi ,Saddam`in temsil ettigi otoritenin adalet anlayisidir. Isleri bitince Saddam da cezalandirilmistir! Buna da ABD emperyalizmi tarfindan adalet! yerine getirildi denilmistir. Peki suc nedir ? Su anda arap dunyasinda cilizda olsa demokrasi isteyen ama orgutsuz olan yoksul halk kesimlerinin diktatorlerin temsil ettigi yerli ,yabanci guc merkezlerine muhalefetleridir. Saddam`in gazla insan oldurmesine ceza denir... ABD`ye gore Saddam sucludur ama onuda zamaninda destekleyen ayni guctur.
  6. Kocaeli Universitesi Halk Sagligi Ana Bilim Dali Baskani Prof.Dr. Onur Hamzaoglu bir calisma yurutuyormus. Endustri yogun bolgelerdeki hastaliklarda ve olumlerde artisin sebeplerini arastirmislar ekibiyle. Kocaeli Üniversitesi’nde Halk Sağlığı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ile Tıbbi Genetik Anabilim Dallarından akademisyenler ile birlikte yürüttüğü, Üniversitenin bilimsel araştırma fonu tarafından desteklenen araştırmada annelerin ilk sütünde ve bebeklerin ilk kakalarında bazı ağır metaller ve eser elementler saptamislar. Ne olmus ? Prof Dr. Onur Hamzaoglu`na TCK`nin 213. Maddesi uyarinca 2 ila 4 yila kadar hapis istemiyle dava acilmis. Kim acmis ? Kocaeli Buyuksehir Belediyesi ve Dilovasi Belediye Baskani! Gerekce ; “Kan ve dışkıları bırakın, doğum yapıp çocuk emziren annelerin sütünde bile çinko, demir, alüminyum, kurşun, kadmiyum tespit ettik, tehlike büyük” dediği, basın yoluyla bu bilgileri açıkladığı ve bu vesileyle ‘haberin geniş halk kitlelerine ulaşmasını sağladığı, araştırma sonuçlarını halk arasında panik yaratmak amacıyla kullandığı” Buna binayen Kocaeli Universitesi kendisine YOK`ten gelen gereginin yapilmasi yazisi uzerine disiplin sorusturmasi baslatmis! Arkadaslar artik bilimsel calisma yapmayin ,bulgulari aciklamayin! Yaptiginizda TCK`nin 213.maddesine gore bir teror sucu isliyorsunuz!
  7. `Soz buyugun ,sus kucugun` seklinde uydurmasyon bir atasozu ogretilen bir ulkeye ne manidar mesaj.
  8. Ceza fiilini kendisine dayanarak aciklamak mumkun degil. Devam edersek oznel bir yargi elde ederiz. Suc fiilinin ifasi seklinde ancak tarif edebiliyoruz onu. Sucun ve cezanin sinirlarini yasalarla belirliyoruz. Fakat isin icerisine hirsizlik orneginde oldugu gibi nesnel sebepleri olan toplumsal esitsizlikler ,guc ,otorite ,mulkiyet iliskileri v.b. girince o sinirin ne kadar kirilgan oldugunu goruyoruz. Ahlak ve adalet kavramlari isin icerisine giriyor. Hukuk ise bunlarin hepsini kapsiyor. Hukuk toplumsal iliskileri ,o iliskilere ickin daha ozel olarak bireyler arasindaki iliskileri ifade ediyor. Sorunun siniri ve sonu olmamasi onermesini pek cok ornekteki celiskilerle anlamlandirabiliriz ama cozum olarak yasalarin uygulanamamasi ya da kotuye kullaniliyor olmasini gerekce gosteremeyiz. Cunku adaletsizligin kaynagini ` bireyin durustlugu` gibi oznel bir seye baglayamayiz. Somut ornekler veriyor fakat cozumlemelerimiz oznel oluyor. Halbuki ,yasama ve yurutme ,kanun yapma ,cezayi onama yetkisi oldukca nesnel bir erkin ,devletin elindedir. Kanunlari kitabina uydurmak gibi fiili bir surec mevcutsa sorun aslinda sinirlari olan bir sorundur. Cok zengin ile cok fakirin hirsizlik yapmasi ,ayni fiili islemesi ,suc kavramini kendisine dayanarak aciklarsak ayni seydir. O zaman suc ,suctur totolojisi calisir. Fakat ; toplumsal esitsizligin kaynagina dair bir aciklama getiremiyorsak anlam ifade etmez. Sucu ve cezayi tanimlarken adalet ve ahlaktan yararlaniyorsak ,toplumsal esitsizlik basli basina bir adaletsizlik degil mi ? Kanun baska bir sey hukuk cok baska. Sadece yasama yaparak system kurabilirsiniz ama bu hukuki oldugunu gostermez. Burada baska bir sorun daha var. Kime gore suc ,neye gore suc ,kime gore ceza ,kime gore degil ? Ornegin mesru kilinan hirsizlik ve oldurmek (suc tanimina dayanarak) neye gore ,kime gore mesrudur ? Ben o yuzden ceza neden veriliri degil ama `ceza neden vardir ,nasil cikmistir` onu dusunuyorum.
  9. Lafargue

    Merhaba

    Merhaba ; `Bilim ve Dusunce` forumunun basarili olmasi umuduyla... kapital
×
×
  • Create New...