Jump to content

Kürt İsyanlarının Sebepleri


panteidar

  

6 members have voted

  1. 1. Sizce Kürt isyanlarının temel sebebi nedir?

    • Kürt milliyetçiliği, ırkçılık, şovenlik
      1
    • Kürtlere "Ne mutlu Türküm diyene" dedirtilmesi vs.
      1
    • Sömürgelikten kurtulma mücadelesi
      1
    • Dil yasağı, asimilasyon, kimlik ve temsil
      3
    • Emperyalistlerin kışkırtması
      3
    • Diğer
      3


Recommended Posts

Sadece günümüzü değil, başından itibaren tüm Kürt isyanlarını düşünerek sebeplerini işaretleyiniz. Yani, Osmanlı'dan-Cumhuriyet kurulmadan önce başlayan isyanlarla birlikte tümünün ortak sebeplerini ele alın.

Ankette birden çok şıkkı işaretleyebilirsiniz.

"Diğer" şıkkını işaretleyenler açıklamada bulunurlarsa yararlı olur.

Link to comment
Share on other sites

Diger'i isaretledim cunku en buyuk etken ekonomik olarak dusunuyorum, Turkiye'nin dort bir yanina dagilmis Kurtler ozellikle ekonomik olarak kendilerini idare edebiliyorlarsa genelde bu islere bulasmiyorlar, cunku vatandaslik haklari Turkler ile esit, Cumhurbaskani bile olabiliyorlar. Ikinci etken kendilerinin aciklamasina dayanarak dil yasagi, kimlik sanirim ama bu isi alip goturen ve isyanlarin gerceklesmesini saglayan emperyalist devletlerin destegi, bu destek olmasa bu isyanlar devam etmezdi.
Link to comment
Share on other sites

Diger'i isaretledim cunku en buyuk etken ekonomik olarak dusunuyorum, Turkiye'nin dort bir yanina dagilmis Kurtler ozellikle ekonomik olarak kendilerini idare edebiliyorlarsa genelde bu islere bulasmiyorlar, cunku vatandaslik haklari Turkler ile esit, Cumhurbaskani bile olabiliyorlar. Ikinci etken kendilerinin aciklamasina dayanarak dil yasagi, kimlik sanirim ama bu isi alip goturen ve isyanlarin gerceklesmesini saglayan emperyalist devletlerin destegi, bu destek olmasa bu isyanlar devam etmezdi.

 

Elbette ekonomik faktör çok önemlidir.

Refahı, zenginliği bulduktan sonra bırakın Türklüğü-Kürtlüğü bir zengin gezegen keşfetse dünyasını terkeder insanlar.

 

Ancak bölgeye sunulacak ve ayrılıkçı-isyankar düşünceleri silecek bir refah-saadet yaşamının mümkün olmadığını bölge halkı da bilmektedir. Basit ekonomik çözümler ise, örneğin işsizliğin azaltılması, kişi başına düşen milli gelirin yükseltilmesi, sosyal alanların geliştirilmesi vs. atılımlar ise sadece isyanın derecesini düşürür, terör örgütüne katılımı azaltır. Bu da yeterli olmaz. Çünkü bu atılıma geç kalınmıştır. Eğer 70'li, 80'li yıllarda olabilseydi faydası büyük olurdu. Artık milliyetçilik had safhaya ulaşmış, ulus bilinci kitlelerde büyük ölçüde oluşmuştur.

O yüzden ekonomik düzeyi daha iyi olan batıdaki Kürtlerden de destek bulmaktadır. Örneğin Avrupa'da yaşayanların ekonomik durumları Güneydoğu'da yaşayanlara göre çok çok iyi olmakla beraber, umursamazlık yapmamakta ve Kürt hareketini desteklemektedirler.

Link to comment
Share on other sites

Dogu'da gorev yapan bir doktorun mektubunu asagiya kopyaladim, neden terorun bitmedigini biraz daha anlayabilirsiniz. Eger zorbalikla ve bu konuyu kullanarak istediklerini elde edebiliyorsa bu insanlar neden bitmesini istesinler? Bu demek oluyor ki dil yasagi, kimlik vb. konular sadece olaya kilif bulmak icin soyleniyor. Bu insanlar bu isten nemalaniyor, liderleri de kendileri de...

 

Burada halk aşırı şımartılmış. İnsanların işini halletmeyince ya kaymakama gidiyor, ya da “Ben PKK'lıyım, seni vururum” diye tehdit ediliyoruz. Can ve mal güvenliğimiz sıfır. Kimse vergi vermiyor, elektrik-su vb. faturalar ödenmiyor.

 

Herkese ayda 150 TL çocuk parası (ki çocuk başına), çocuk ultrasonda görüldüğü andan itibaren de mama ve bez parası ödeniyor. Okula giden her çocuğa devlet harçlık veriyor, harçlık gecikince anneler okulu basıp çocukları okuldan almakla tehdit ediyor.O çocuklar ne yapıyor peki? Üzerlerinde üniformaları, ellerinde PKK bayrakları ile BDP mitingine gidiyor. Herkese, eksin ya da ekmesin, toprak yardımı yapılıyor (ki zaten kimse ekmiyor ya). Bu yardımda sadece beyana bakıyorlar. Adam 5'i 50 yazdırabiliyor. Van'da dağıtılan paraya bakınca, göl bile tarım arazisine sayılsa az gelir. Her cuma kaymakamlık elden nakdi para dağıtıyor.

Buralarda tek vergi verenler devlet memurları...

 

İnsan içinden ve de dışından lanetler okuyor.

 

(Bu yazıyı herkese dağıtın, bilinsin. Neden terör de bitmiyor daha iyi anlaşılır sanırım. Terör biterse bu insanlar çalışmak zorunda kalabilir, devlet denetimini daha iyi yapabilir... İsterler mi bu rantın bitmesini!) Sevgiyle kalın!

Link to comment
Share on other sites

Uğrola.

 

Emperyalist (Sömürgeci) güçler ile ilgili olan şıkkı işaretlememe rağmen sıkları yetersiz ve eksik bulmaktayım.

 

Hiç bir olayın tek bir nedeni olmaz, olamaz.

 

Hele pek çok cana mâl olmuş bir olaydan bahsediyorsak eğer...

 

Kendimce kısaca sebep başlıklarını özetleyeyim:

 

* Ekonomik olarak çıkmaza girmiş ve girdirilmiş insanların tepkileri...

 

* İşgâl bağımlısı ulay Sömürgeci güçlerin salt kendi çıkarlarını gözetme planları...

 

* Bu plan üzerinden gidenlerin ihtimâl ve ihmâlleri kullanabilme yetenekleri...

 

* Genç bir devletin devâsa ihmâli...

 

* İhmâllerin ve ötesini getiren uygulamaların yetenekli odakların güdümündeki rolleri...

 

* İhmâle sebebiyet veren, devam ettiren (her türlüsü kastîdir artık) hâin zihniyet ve fırsatçılar...

 

* Neyin ne olduğunu düşünmeyen, düşünemeyen ulay düşünmek de istemeyen, bir şeyin/gücün parçası olmak için çabalayan tinler (ruhlar)...

 

* Gününü gün etmeyi 'Carpé Diem' sanan umarsızlar...

 

* Aşırılık zehirinin ne işe yaradığını bilen ve bunu kullanmak için emek vermişlerin çabaları...

 

* Güce tapmayı mârifet sananların gerçekte güç = bilgi olduğunu bilmeleri ve bunun ile canlara, acılara mâl olan keyfîlik ile oynamaları...

 

* Bir şeyleri gören/görebilen insanların da yaşam kaygıları doğrultusundan dolayı pek bir şey yapamamaları...

 

* ''Yeter artık, dur!'' diyenleri sindirip, yok edip 'Yeter artık, dur' demelerindeki niyetleri yozlaştırılmış düşünceler ve icraatlar ile bulandırmak...

 

... Gibi pek çok şey sıralanabilir.

 

Güncel olarak Van ilimizdeki deprem felaketi ile ilgili sosyal medyada (internette) ekilen tohumların meyvesini görebilirsiniz.

 

'Oh olsun, biraz da onlar ağlasın'lardan 'İyi olmuş, gebersin pkklılar'ına kadar gidebilen bir kutuplaşma mevcut.

 

Tabii buna karşı saçmalamalara karşı vicdan ulay mantıklarını dinleyen ulay üzülen, yardım çabasında bulunan ile gelişmiş bulunan kutuplaşmaya karşılık verenler de hiç az değil.

 

Çözüm, tüm Türk halkına (hiç bir etnisite ayırt etmeden) Kürtler = pkk değildir'i anlatmak, anlatabilmek lâzımdır.

 

Çünkü o nefret içerisindeki insanların gözüne salt kışkırtıcılar (provakatörler) çarpmaktadır.

 

Kendi halinde olan, ayrı gayrı görmeyen ve bunu bağıra çağıra da olsa dile getiren pek çok Kürt yurttaş mâlesef ve doğal olarak göze çarpmamaktadır.

 

Tabii bunun nedeni de bellidir... Göze çarpanı ayıklayan güdümlü bilgi edinme ulay haber kuruluşlarıdır.

 

Pkk kurtarıcı mıdır?

 

Apo neye ve kimlere 'liderlik' etmektedir?

 

Türkiye Cumhuriyeti, sömürgeci totaliter bir rejim altında halklara zulüm mü etmektedir?

 

Yoksa insanların gözünde totaliter, zulümkar ve baskıcı olan yönetimlere destek veren başka güçler mi vardır ki, doğru ulay insanlığın gerektirdiği bir hayata giden yolları her türlü tıkayacak olan her türlü yozlaşmaya meydan veren...

 

İçeride ne varsa, dışa yansıyan o olur.

 

Bunu bilen bir art niyet, bunu kullanır ve imkânları dâhilinde büyütür.

 

Bu büyümenin içerisinde de kayboluruz ulay gideriz...

 

Kaybolmak, karşı koymak için yeterli(!) ise diyorsanız...

 

Laik ve Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti yolunda olan (ancak yolu kesilmiş olan) Sosyal, Halkçı(devlet için halk değil, halk için devlet), Kendini bilen ve aşağılık duygusuna (komplekse) kapılmayan (bazılarının yerden yere vurmaya çalıştığı ulay çabaladığı Atatürk Milliyetçiliği), değişim ulay gelişimin ruhundan ayrılmayan (bazıları inkılapçılık der, bazıları devrim...), Devlet fikrine hepimiz karşı çıkmalıyız!!!

 

Sevgi ile...

Link to comment
Share on other sites

Bu konuları sadece kürtlerle sınırlı tutmayalım...

yoksa sıkıntıyı anlamayız...

 

her isyanin sebepleri vardır... bu durduk yerede kışkırtmalarla olmuyor...

sorunu olmayan kışkırtılamaz...

 

yani her bir isyanın bulunduğu yüzyılda bir sorunu vardır...

bir talebi vardır, ihtiyacı giderilmesini isteyen bir sorunu... yönetim, bunu göz ardı ederse, hiç yanaşmazsa, çözmeyi söz veripte oyalarsa...

Bıçak kemiğe dayandığında ayaklanmalar kaçınılmaz olur... tarihte de bu öyleydi bugünde öyle...

 

 

Bir memnuniyetsizlik söz konusu... ülkemizde yıllarca bu göz ardı edildi... şimdi kürtlerle ayyuka çıkmış bir sorunumuz var.

 

Sadece kürtlerle değil... Bu cumhurriyet bütün vatandaşlarıyla kavgalıdır... sadece kürtlerle sınırlayamayız...

kürtlere indirgediğimiz durumda bu gelişmeyi anlayamayız...

 

 

Cumhurriyetimiz sadece sünni ve sağ düşünen türklerin temsilcisi gibi duruyor...

diğer halkları ya yok saydı yada asimile etmeye çalışmıştır... Türkiyede yaşayan halkların hiçbirini kucaklamamıştır...

 

Başka türlü bu 1970lerdeki sol-sağ çatışmayı anlayamayız...

Süni- Alevi çatışmasını...

Laik- şeriat çatışması...

Azınıkların türkiyede göç ettirilmesi...

Varlık yasasını...

 

Kürtlerle bu işin alakası yok...

Bu Cumhurriyetimizle alakalı...

 

Kemalizm bizlere bir yere kadar getirdi... daha ilerisine götüremiyor...

Bu Cumhurriyetin çağdaşlaşmama diye bir derdi var... Çağdaşlamaya direniyor...

 

Ergenekon ve HSYK gibi çatırdamalar bu direnişin parçalanan sesleridir...

sonucunda herzaman olduğu gibi aydınlık kazanacaktır...

 

Türkiye Cumhurriyet türklük hegomenyenin çıkartılıp herkesin barınacak gerçek bir şemsiye haline dönüştürmeliyiz...

şuana kadar sadece sünni- sağcı türkler korunuyordu... bundan sonra türkler şemsinenin altında yer açıp diğer halklarınada yer açmalılar...

Link to comment
Share on other sites

Uğrola sayın AOG,

 

salt Kürtler değil, bütün vatandaşları ile kavgalı olan Cumhuriyet'ten kastınız kimdir, kimlerdir, nelerdir, kimler ve/veya neler arasında süregelenlerdir?

 

Bahsini ettiğiniz memnuniyetsizlik, Cumhuriyet'ten mi yoksa Cumhuriyet'in nimetlerini kullanan 'Halk' için yönetimci olanlar değil de 'yönetim için halkçı olanlar mı yoksa?

 

''Kürtlerle bu işin alakası yok...

Bu Cumhurriyetimizle alakalı...

 

Kemalizm bizlere bir yere kadar getirdi... daha ilerisine götüremiyor...

Bu Cumhurriyetin çağdaşlaşmama diye bir derdi var... Çağdaşlamaya direniyor...'' derken bir Adnan Menderes'in, bir Kenan Evren'in, bir Turgut Özal'ın, bir Alparslan Türkeş'in, bir Tansu Çillerin, Bir Süleyman Demirel'in, bir Deniz Baykal'ın ve bunlar gibi olup nicelerinin bir 'Kemalist' bir Cumhuriyetçi' ya da bir 'çağdaşlaşma derdindeki' zihniyetler topluluğu olduğunu mu düşünmektesiniz?

 

Gösteri babında değil, yani malum anlamda kullanılan 'şov' anlamında değil de, gerçekten 'Kemalizm'den kastınızın ne olduğu ve ne anladığınızı sormak isterim bir 'Kemalist' olmayan ve böyle bir şeyin aslında olmaması gerektiğini düşünen bir kimse olarak.

 

Türkiye Cumhuriyeti'nin genel ile derin sorunlarından biri 'Kürt' kelimesi olan halkından bir kısım insanlara yönelik meseledir.

 

Kürt Meselesi = tüm Kürtler değildir, olamaz da zaten.

 

Bu konu 'Kürt İsyanları' adı taşıdığından, 'Cumhuriyet'in başlıca kötülükleri' fikirli yorumunuzu şahsen iyi niyetli bulmamaktayım.

 

Ve diyorum ki, gerçekten de dediğiniz gibi bu Cumhuriyet, Sünni ve Sağ görüşlü zihniyetin temsilcisi gibi duruyor.

 

Bunun nedeninin salt kendi fikirleriniz doğrultusundan açıklayabilir misiniz?

 

Şimdiden teşekkür ederim.

 

Sevgi ile...

  • Like 1
Link to comment
Share on other sites

  • 1 ay sonra...

Uğrola Yargan Kam :)

 

Bir çok sorularına yukarıdaki yazında kendin cevap veriyorsun.

Sen ise bunları devlet kurumlarda çalışan memura bağlıyorsun ve bireysel hata olarak görüyorsun.

Ben ise bu hataların devlet politikası olduğunu düşünüyorum.

 

Bütün bireysel hataları alt alta yazdığımda, bu artık bireysel değil kolektif hatalar zinciri olduğu kanısına varıyorum.

Temelini de yanlış atıldığını düşünüyorum.

Halka daynamayan bir devrim, devrim değildir sadece totaliterdir.

Bizim sistemimizde totaliterdir.

 

Elbette o dönemin ruhuna belki uygundur denebilir ama bir çok ülkeler kendi sistmeleri düzeltmeleri için bir süreci vardır.

Bir çok ülke 1945 ve 1990 dan sonra kendilerini yenileme ihtiyacı duydu.

Türkiye bunları atladı.

 

Araplar "arap baharı" yaşıyorlar, bizlerde bir bahar yaşıyoruz ama ismi konulmadı daha henüz. Ama bir değişim yaşadığımız kesin.

Kemalizmi yavaş yavaş tasfiye ediyoruz.

 

Aslında gözleri açık türkiyeyi gezmiş olsak, bunu daha henüz yapamıyoruz. Bütün aksaklıkları görebiliriz.

Bu sadece devlet memurlarla ve sadece politikacılarla açıklayamayız.

Bir Ülkede gözünü açtığında ancak o ülkenin sunduğu kadarıyla yetinmeyi öğreniyoruz. Dışarıya çıktığında deryalar olduğunu o zaman fark ediyoruz.

 

Demokrasidelerde devletin halkın içinde eridiğini görüyoruz. Bizim cumhurriyette bu söz konusu değildir.

Dolaysıyla böyle olmadığına dair her bireyin araştırıp sorgulamasının doğal hakkıdır bence.

 

Günün ruhuna uygun, Dersim olayı ve Van depremi nasıl yorumlarsın ?

Van depremi "takdiri ilahi" söylenebilir. Ben ise olaya farklı bakıyorum. 80 yıldır Cumhurriyetimiz var.

Bu süre içinde fay hattın üzerinde nasıl şehirleşmeye izin verildi ? Fay hattı olduğunu biliniyor du. Ya istanbul ?

Burada halkı koruması için bazı kurumlar faliyete geçmesi gerekmiyormu ? Demek, devletimiz Vatandaş odaklı işlemiyor.

Devlet odaklıdır, Devlet memur odaklıdır... inanmiyorsan al birde olaylara gözlüğümden bak... :) :)

Link to comment
Share on other sites

Create an account or sign in to comment

You need to be a member in order to leave a comment

Create an account

Sign up for a new account in our community. It's easy!

Register a new account

Giriş yap

Already have an account? Sign in here.

Sign In Now
×
×
  • Create New...