Jump to content

PearlyGates

Members
  • İçerik sayısı

    64
  • Kayıt tarihi

  • Son ziyareti

  • Kazandığı günler

    1

Everything posted by PearlyGates

  1. Bu adam 50 kg ile içiciyim diyorsa bu ülkede kim satıcı çok merak ediyorum.Bizim şöyle daşşaklı bi amcamız olmadı ki anasını satayım.
  2. Bu adamlar anayasayı değiştirmeye çalışmıyorlar ama anayasaya sadakat yemini ediyorlar
  3. Genel olarak yazdıkların doğrudur.Kemalizmden milliyetçilik ve devletçiliği çıkardın mı fıstık gibi bir sistem olur.Ülkemiz içinde uygun.Ülkenin bu hale gelmesinde Kemalistlerin suçu yokmu? Var hemde en büyük suç onların.Bu ilkeleri çağa uyduramadılar,Atatürk'ü her yerde kullanıp bir nevi itibarsızlaştırmaya başladılar.Ama bütün suç onların mı? Neden her kötü şeyin altından kemalistler çıkıyor? Memlekette kötü bir durum olsa suçlu direk kemalistler ilan ediliyor. Birde beni rahatsız eden binbir çeşit farklı düşüncede kemalist varken hepsini aynı çatıda toplayıp çöpe atmanız ve bunun suçlusu olarak Atatürk'ü göstermeniz.Bunu yapmayın.Bir adam çıkıpta darbe olmalı dediği için tüm kemalistleri darbeci yapmayın.
  4. Kemalist terimi ilk defa 1918’de yabancı gazetelerde ve Anadolu’da emperyalistlere karşı direniş yapan savaşçılara verilen bir tanımlama olarak biliriz 01. Bu tanımınlamayla birlikte 1930 yılına kadar Kemalizm terimini Türkiye’nin yeni rejimini tanımlamaya çalışan yabancı gazetecilerin "Kemalist Türkiye", "Kemalist rejim" şeklinde ki atıflarında da rastıyoruz. Türk orjinli Kemalizm terimi ilkdefa Ali Naci’nin (Karacan) yanılmıyorsam Kadro Dergisinde yayınlanan bir makalesinde "Rusya’da Nasıl Komünizm, İtalya’da nasıl Faşizm varsa, bizde de Kemalizm olmalıdır"02 makalesiyle Kemalizmi gündeme taşıyarak tartışmayı başlatmış olur. Daha sonra yine ilk defa resmi olmayan bir şekilde Kemalizm termi 1935’te CHF’nin (CHP) parti kurultayında tartışılan ve partinin onaylanmayan tüzügünde, parti Sekreteri R.Peker tarafından "her partinin bir ideolojisi var, bizim ki de Kemalizm olsun" dediğinde, M.K. Atatürk onay almayan tüzüğü kast ederek "Sen bana hakaret mi ediyorsun" diye Peker’i azarlar ve konu kapanır. Bu olaydan sonra partideki aynı Kadro’nun "doktriner Kemalizm" gibi, teklifleri tartışmaya alınmaz ve bu durum bazı kişilerin partiden uzaklaştırılmasına sebep olur. Neticede 1935 Tüzüğü’nün M Kemal Atatürk tarafından yazılan giriş kısmı tüm tartışmalara son noktayı koyar, çünkü Atatürk Kemalizm tartışmalarını gündeme getirenlerin gerçek niyetlerinin göze girmek olduğunu çok iyi bilmektedir. Mayıs 1932’de İ. İnonü ile çıktığı İtalya gezisinin ardından partide konumunu iyice güçlendiren ve İ. İnönü’den sonra ikici adam ve en önemli parti sorumlusu olan R. Peker, partiye iyice egemen olmaya başlamıştır. Bu dönemde parti dışından kimse inkılabı tartışamayacağı gibi, parti içinden de hiç bir kimse, tepeden (genel Sekreterden) gelen düşüncelere kendince bir katkıda bulunamıyacaktır. Vedat Nedim Tör, R. Peker ve N. Ali Küçükan’ın partiye hakimiyetleri iyice hisedilir olmuştur. 1935 Kurultay’ında M. K. Atatürk’ün söylevi ile Genel Sekreter R. Peker’in söylevi arasındaki farklar artık yol ayrımının en açık kanıtıdır. 1935 programının dilde sadeleştirme nedeniyle yayınlanan yeni tüzük halinin (1937’de hazırlanan 1939’un program taslağı) sadece giriş kısmında "Partinin güttüğü bu esaslar Kamalizm prensipleridir" ibaresi ile Kemalizm’in bir ideoloji olduğunun tescillenmesiyle yetinilmiştir. Halbuki Atatürk’ün düşünce ve zihin yapısı teorik olarak doğmatik ve ideolojik doktoriner yapı değil, pratik olarak uygulanabilir bir düşünce yapısıdır. Bu iddamı destekleyen güçlü kanıtlar ise yapılan devrimlerdir. Atatürkün düşünce bazında oluşturduğu tüm fikirleri pratikte uygulama safhasına geçmiş inkılaplarıdır. Gelecekle ilgi fikirlerine baktıgımızda da aynı anlayısı görmekteyiz. Mazi ve atiye (gelecek) dair nutuk, söylem ve tavsiyeleri dikkate alınırsa doğmatik değil, uygulanabilir pratik yöntemlerdir. Partinin yeni tüzüğünde “Partinin güttüğü esaslar Kemalizm prensipleridir” ibaresi doğmatik bir mana içerse de müdahale etmemiştir. R. Peker, 1935’te parti program ve tüzüğüne, etkilendiği İtalyan sistemini aktarmak istediğinde ise M. K. Atatürk tarafından durdurulacaktır. 1935 Tüzünü okuyan Atatürk, Kemalizm adı altında şekilden ibaret bir meclis ile üç kişiden ibaret bir parti hakimiyeti kurulmasına müsade etmiyor ve "Kim bu zorbalar, bu kuvveti kimden alıyorlar, kendilerini millet iradesinin üstündemi zannediyorlar,” her halde İsmet bu tüzüğü okumadan imzalamış, götürün okusun diye tepki veriyor. 1935’te ki bu olay, Önder ile kadrolar arasındaki önemli yol ayrımlarından birini oluşturacaktır. Terakkiperver Fırka olayı ile yolunu ilk beşlerden ayıran M. K. Atatürk, ideoloji oluşturma aşamasında da yolunu İ. İnönü ve R. Peker’den ayıracaktır R. Peker elinde bulundurduğu parti hakimiyeti gucüyle devlet yönetiminede hakim olmaya çalışmaktadır. Atatürk ise durumdan hosnut değildir Ankarada bir yemek davetinde Edirne’de yolsuzluk yapan bir parti müfettişinin neden görevden alınmadığını kızarak R.Peker’e sorar. Peker azarlanmasına içerleyerek ayağa kalkar ve yüksek sesle kendisini partiye adadığını söyler ve bulundukları ortamı tekeder. Atatürk yanında bulunan Şükrü Kaya’ya R.Pekr’i Genel Sekreterlik görevinden aldığı ve yetkilerinin içişleri bakanına devir edildiğini bildiren bir tamim yazdırır. Böylece devleti partinin hegomanyasından kurtarmış olur. Bu dönemde reddedilen 1935 tüzüğünü okuyup imzalayan İ. İnönü ise diğer bir direnç noktası olarak halen başbakandır. İ. İnönü de ekonomik uygulamalarda yavaş davranmaktadır. I. Sanayi Planı sona ermek üzeredir. 9 Mayıs 1935’te Mecliste M K Atatürk "Endüstrileşme programımız, normal gidişindedir. Bununla beraber yurdun endüstrileşmesine daha çok hız verilmesi ve yakın amanda yeni bir ikinci programa başlanması lüzumuna dikkatinizi uyandırmak isterim." demesine rağmen bir hareketlilik yoktur. Bu tutum üzerine Atatürk işbankası müdürü C. Bayar’ı görevlendirir ve Anakara da 1936 II beşyıllık sanyi kongresini toplanmasını sağlar. M. K. Atatürk ve İ. İnönü arasında görüş ayrılıkları Lyon Konferansında ortaya çıkar. R. Aras ile devamlı bağlantıda olan M. K. Atatürk, pasif bir politika isteyen İ. İnönü’den farklı olarak Akdeniz’de etkin rol almamızı ister. Bundan çok rahatsız olan İ. İnönü tepkisini belirtir. Daha önce de İçişleri Bakanı Ş. Kaya aracılığıyla parti yönetimine el konmasını sindirememiş, gereken tamimi yayınlamak için iki gün beklemiştir. Daha sonra M. Kemal Atatürk’ün bakanlarla bire bir ilişkisini ve görevden almaları "iptidai" bulduğunu söyleyecektir. O’nu bekleyen kader de aynı Peker’in ki gibi olacaktır. Ekonomide C. Bayar’ın, Peker olayında İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın ve en son olarak Lyon konferasındaki R. Aras’ın M. K. Atatürk’e odaklı siyaseti, iki arkadaşın siyasi yollarını ayırır. Bu yol ayrımı Lyon konferasından sadece 6 gün sonra Orman Çiftliği konusundaki bir diyalogla kesinleşecektir. Çiftlik hakkında kendisine sorulan sorulardan rahatsız olan İ. İnönü, konunun Bomonti Bira fabrikasına gelmesiyle sesini yükselterek "Daha ne kadar bu ülke bir sarhoşun masasından yönetilecek03" der. M. K. Atatürk, "unutma ki seni bu noktaya getiren söz konusu ettiğin sarhoştur" diyerek cevap verir. Oysa o akşam M. K. Atatürk ağzına bir damla içki koymamış ve içmemiştir. M.K.Atatürk sofradan kalkarak "paşanın sinirleri yıpranmış" diyerek odadan ayrılır. Ertesi gün İstanbul’a trenle gidecek olan iki silah arkadaşı arasında oluşan fikir ayrılıklarına son noktayı koyan bu olay, trende İ. İnönü’nün M. K. Atatürk tarafından istifaya davet edilmesi ile son aşamaya gelir. İ. İnönü 1.5 ay izinli sayılarak göreve vekaleten C. Bayar tayin edilir (20 Eylül 1937). Fakat asli vekalet 45 gün dolmadan 35 gün sonra Başbakanlığa çevrilir. 8 Kasım 1937’de Yeni kurulan Hükümetin Başkanı olarak meclis kürsüsünde konuşan C. Bayar,04 Ulu Önder’e atıf yaptığı ve ilk defa Kemalizm ve Kemalist rejim sözlerini sarf ettiği hükümet programında, yapacaklarından söz etmektedir. C. Bayar’ın 1 ve 8 Kasım konuşmaları Cumhuriyet tarihinde ilk defa Kemalizm’in resmi kayıtlara ve meclis tutanaklarına geçtiği tarihtir. Daha sonra İsmet İnönü tarafından, M.K. Atatürk’ün vefatının hemen ardından bu konuşmalar ve 1937 Kasım Hükümeti program ve nutukları için “baştan başa sansasyon ve demogoji oldu" sözleriyle eleştirilecektir05. Konuyla ilgili Gazeteci Apti İpekçi’nin samimi sorularınada aynı yanıtı verecekti. Tüm hazırlıklarını Atatürk sonrası tek adamlık yani milli şeflik düzeni üzerine kuran İ.İnonü Atatürk sonrasında Kemalizm-mi hiç ağzına almayacak olduğu gibi, sorulacak sorulara da klasik kaçamak cevaplar vererek tarihi sorumluluk almaktan kaçınaçaktı. Aslında Atatürk’ün sağlığında Kemalizm adına yapılan tüm tartışmalar R. Peker ve parti Kadroları her iki tarafinda, İnkilabın ideolojisini Kemalizm adı altında telaffuz etmek istemeleri: Devrimleri Sosyalizm ve Kapitalizm dışında bir ideoloji olarak gördükleri içindir. Esasen Atatürk’ün yaptığı tüm inkılaplara bakaçak olursak, Türk milletinin kültür ve karekter yapısına uygun devrimler gerçekleştirmiştir. Bu anlamda devrimler yerlidir. Metin YAZAREL Kaynakça: 01. Demirer, A.2002. III Sanayi Planı, Türk Tarih Kurumu 18 Ocak 2002. 02. İnkilap dergisi 1930 03. Yavi,E. 2002, Batırılan Bir Ülke Nasıl Kurtarılır?. Yazıcı Yayınevi, s. 482 04. Atatürk, M.K., 1937.Yeni hükümet programı demeci, Ayın Tarihi, Sayı 48, s 63 05. İnönü, İ., 1987. Age, sf .323.
  5. Uyan mamoş uyaaan.Allahını seven üzerine toprak atsın
  6. E yapıyoruz zaten.Forumlarda bu kadar yazı asılıyor hepsi birbirini tasdik etmek için değil heralde.
  7. Dostum bunu bana hitaben mi yazdın bilmiyorum ama ben üzerime alıp cevap vereyim Beni az çok tanırsın o tarz kelimeleri tartışmalarda pek kullanmam yada ne bileyim illa benim dediğim doğru gibi bir durumumda hiç olmadı.Ama burada tartışmanın başlaması jadinin inatla liboş kelimesini eşcinsellere hakaret olduğunu,bunu söyleyenin homofobik olduğunu iddaa etmesi.Belki liboş kelimesine maruz kalanlardan en çok sensindir şu forum ortamlarında.Yani bari sen anlat şu kelimenin öyle bir anlam taşımadığını bize inanmıyor sana inanır belki
  8. Laf ebeliği yapan sensin.Sana verdiğim o kelimenin sözlük anlamı.Sen rejim karşıtı olabilirsin bu beni ilgilendirmiyor.Ama argümanları sunarken yalanlara başvuruyorsun,ahlaksızlık yapıyorsun,anti demokratik bir partiyi yalanlarla demokrat göstermeye çalışıyorsun.Buda senin liboş olman için yeterlidir benim için.Kolay yoldan zengin ol yada olma çokta fifi.Önemli olan yaptığın ahlaksızlık.Tarihi gerçekleri çarpıtman vs bunlarda cabası. Sana kimse hakaret etmiyor.Sen kaç defa kemalistler için dinazor vb kelimeler kullandın kimse senin gibi çıkıp ühü ühühü hakaret ediyorlar demedi.Sen istediğini paylaş ama sen sadece kuru sıkı laf atıyorsun.Kanıt getirmiyorsun,kafandan birşeyler söyleyip kanıt isteyenlerede hakaret ediyorsun.Belgesiz boş konuşuyorsun.Sonra ağlaşıyorsun.Savunduğun şey hakkında daha bir tane yazı,makale vs birşey asmadın şuraya.
  9. Senin Türkiye hakkında ki bilgin sadece forumlarda okuduğun kadar.Bu durumda bile böyle üfürmen yokmu insan deli ediyor.Resmi ideolojiyi sahiplenmiş kişilerin sayısı yok denecek kadar az.Bu ülkede sosyalistinden,komünistine,şeriatçısına bi ton adam var resmi ideolojiyi reddeden.Hangi birine liboş denilmiş. Taraf gazetesinden,Star gazetesine,Sabah gazetesine kadar yazarlarının çoğu liboşluk örneği sergilemektedir.Bangladeş,Gana,Malezya gibi ülkeler bile demokrasi sıralamasında bizi geçmiş, basılmayan kitaplar toplatılmış, gazeteciler teker teker içeri atılmış,basın özgürlüğünde yerlerde sürünüyoruz ama kimsenin umrunda değil.Onların umrunda olan tek şey Akp kıçı yalayıp ceplerinin dolması.Geç bunları jadi. Faşistliğinde,ayrımcılığında kralını siz yapıyorsunuz.Türkiye düşmanlığı yapayımda nasıl olursa olsun.Sende ki tam olarak aşağlık kompleksi.
  10. Evet homofobik bir saldırı ile uzaktan yakından alakası yok. Liboş: Liberal ekonomiyi ve liberal siyaseti savunurken çabucak zengin olmayı amaçlayan ve bu yolda hiçbir değer yargısını kabul etmeyen, her şeyi mübah gören kimse. http://www.tdk.gov.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&Kelime=libo%C5%9F Daha ne diyelim sana jadi?
  11. Liboş kelimesini ilk kullanan Uğur Mumcu'dur.Bunuda senin gibi liberal faşistler için kullanmıştır.Bunlarında ortak noktaları 83 te Turgut Özal iktidara geldiğinden beri ve sonrasında bütün iktidarları destekleyen ama muhalif gibi duran ve anlamsızca herşeyde Chp'yi eleştiren bir grup olmaları. Kaldı ki TDK'ya bile girmiş bir sözcük bu.Ama senin gibi aşağlık kompleksi olan insanlar sonunda -oş eki olan her kelimeyi böyle anlamadan yorumlamaları gayet normal.
  12. Bu konuyu daha fazla dağıtmaya gerek yok.Eğer istersen başka bir başlık aç orada tartışalım.
  13. Sen anlamıyorsun.Eğer gerçek liberallerle bu adamları aynı kefeye koyarsan gerçek liberallere haksız edersin.Liboş kelimesi gördüğüm kadarıyla bir tek senin için sorun yaratıyor.Kendine güvenen bir insan bu kelimeden rahatsız olmaz.Tekrar ediyorum eşcinsellerde bu kelimeden rahatsız olmuyorken bu çığırtanlık niye? Amacının ne olduğu belli ama neyse..
  14. Akp yaltakçılığı yapıp işi gücü Atatürk'e laf atmak olan,memlekette ki hiç bir sorunu,Akp faşizmini,baskıcı rejimi görmeyip sadece ve sadece Atatürk'e sallama misyonu edinmiş kişilere söyleniyor bu söz genelde.Çünkü Türk Liberalleri için özgürlük falan bahane amaç Atatürk'ü silmek.Son demokrasi sıralamasında 89. olmuşuz, bir sürü Afrika ülkesi bile bizi geçmiş kimin umrunda?Basın özgürlüğünde sondan 2. olmuşuz kim takar? Onlar için mühim olan ceplerinin dolması,Atatürk'e sallamak.Bu yüzden bu heriflere liberal demek gerçek liberallere haksızlık olacağından liboş deniliyor.
  15. Homofobik bir toplum olduğumuz doğru.Ancak burada kullanılan liboş kelimesinin bununla en ufak bir alakası yok.Sonuna -oş eki gelen her kelimeyi eşcinsellere saldırı olarak görürsek işimiz iş.Biraz aşmak lazım bunları.Sen kendine gereğinden fazla sorumluluk yüklüyorsun.Bu ülkede sanalda olsa bir sürü eşcinsel grup var.Eğer ortada bir rahatsızlık varsa bırak onlar dile getirsin.Onlar rahatsız değilse bu kelimeden sana ne oluyor?
  16. Hayatımda senin kadar düz mantık bir insan görmedim Mesela abartısız hemen her erkek a... koyayım diye küfür eder.En liberalinden en dindarına bu küfür artık sıradan bir kelime olmuştur.Ama erkekte vajina yok bildiğin gibi.Bu küfürü eden herkes senin gözünde kadın düşmanı oluyormu acaba?
  17. Bu ülkenin erkeklerinin kanında var.Bunun sorumlusu da dindir.Cinselliği kötü birşeymiş gibi gösterip erkeği içine kapatınca o tarz olayların olması normal.Artık erkekler nefes alsın yeter modunda geziyorlar.
  18. Banane doğru.Ama ben kadınların ezilmesini istemiyorum.Çünkü bu salak şey çığ gibi büyüyor.Ve ister istemez bir baskı unsuru oluyor.Türbanlıların yoğun yaşadığı yerde artık başı açık kadın ister istemez baskı altında hissediyor kendini.
  19. Kürtlerin ırkçılığını bende kabul etmiyorum. Milliyetçilik ise bu bölgenin hastalığı olsa gerek.Balkan ülkeleri de genelde milliyetçi ülkelerdir.Çevremizde bize örnek olabilcek bir toplumda yok ki Kürtler otobüsleri bombalar masum insanları öldürüp Türk milliyetçiliğini tetikler.Tetiklenen Türk milliyetçiliği masum hiç bir suçu olmayan Kürt bir gencin hayatını kaybetmesine neden olur.Bu olaylar iki tarafıda körüklüyor.İki tarafta aynı çünkü.Ver gazı dünyayı yaksınlar
  20. Tamam türban serbest kalsın.Kalsın da sonra ne olcak? Türbanın ne illet birşey olduğundan bahseden olacak mı? Sizin dininiz kadınları köle ediyor yapmayın etmeyin diyen olacak mı? Hiç sanmıyorum..
  21. Biz artık herşeyi iyiden iyiye politik olarak düşünmeye başladık.Daha özgür düşünmeliyiz.Özellikle kendilerine liberal diyen kesim bunu yapıyor.Herşeyi politize ediyorlar. Burada konu ne? Kadın,islam ve Türkiye.İslam kadına bit kadar değer verir mi? Vermez.İslam bu ülke için zararlı mı? Fazlasıyla.Türban kadını küçük düşüren bir giysimidir? Evet.Eee o zaman siyaseti,politikayı falan bir kenara bırakıp bu işin zararlarını anlatsak ya.Özellikle özgürlükçü insanlar kadını köleleştiren bu paçavraya hiç eleştiri getirmezler.Bu da çok ironik bana kalırsa.
  22. Kürtler arasında ırkçılık yapana hiç rastlamadım.Ama Kürtlerde genel olarak zenofobik bir durum var bana göre.Gel şu aşirtleri,ağaları yok edelim,bitirelim dersin hemen "asimile ediliyoruz" derler.Burada sen ve senin gibi düşünenleri tenzih ediyorum.Ama genel olarak tepkiler öyle.
  23. Bana köle diyorsan bütün dünya halklarına köle demen gerekiyor kedican.Kültürümü yaşıyorum,dilimi konuşuyorum,yeri geliyor arabama memleketimin bayrağını asıyorum,devletten ve halktan henüz bir tepki falanda görmedim.Kölelik buysa köle olabilirim
  24. Hop kedicik kal orada.Kraldan çok kralcılar sizlersiniz.Ben kendi dilimi istediğim gibi konuşabiliyorum.Kendi kültürümü sonuna kadar yaşıyorum kimse de ses etmiyor.Balkan dernekleri bu konuda sonuna kadar destek veriyor.Sınırlı imkanlarla ellerinden gelen herşeyi yapıyorlar.Bilhassa kendi çevremde 45-50 yaş üzeri Türkçe konuşana çok nadir rastlıyorum.İstediğimiz herşeyi yapabilirken neyin isyanını yapalım? Bu konuda da lazlar rahatsız olmuyorsa afedersiniz size b*k yemek düşer.Adamlar kendileriyle dalga geçebilcek kadar komplekssiz ve rahat demekki.Eleştirceğinize onları örnek almaya bakın.
  25. Bu tartışmada Manisalı'mı rezil olmuş şimdi Temelde ikiside aynı şeyi söylüyor, aynı şeylerden bahsediyorlar.İkiside ABD ve NATO karşıtı görüşler söylüyor.Gerçekten hangi cümleleriyle rezil,kepaze etmiş anlayamadım
×
×
  • Create New...