Jump to content

Tüm aktivite

This stream auto-updates

  1. Today
  2. Pakistan´da bir araya gelen Iran ve ABD heyeti saatlerce süren görüşmelerinden ardından, herhangi bir antlaşma sağlanmadan ayrıldı. Her iki heyet karşı tarafı suçlamakla meşgul. Deli Trump kesin köpürmüştür ve piskopat Netanyahu ise ellerini sevinçle oğuşturmuştur, çünkü barışı istemeyen tek taraf Netanyahu´dur. Halklar bazında baktığımızda Amerikalılar ve İsrailliler savaş falan istemiyor, ancak bazı basiretsiz siyasetçiler yüzünden dünyadaki savaşlar bir türlü bitmiyor.
  3. Bu konu Genel foruma taşınıyor, çünkü felsefe yapmaktan ziyade bazı forumlarda konularınızın kaybolmasını eleştiriyorsunuz. Bu arada netleştirmek ve yanlış anlamayı önlemek adına söylemek isterim ki, bu forumda hiçbir iletiniz silinmemiştir. Sadece aynı konuları içeren ve devamı niteliğine olan konular, forum kirliliğini önlemek adına birleştirilmiştir. Forum kurallarına aykırı olmadığı müddetçe burada dilediğiniz gibi fikirlerinizi beyan edebilirsiniz. Ayrıca tüm forumların en önemli özelliğinden birisi, her iletinin hem olumlu hem de olumsuz eleştiriye açık olmasında yatıyor. Dolayısıyla her ileti ve her mesaj eleştirilebilmeli.
  4. Dün
  5. Ruhumda ayrı bir yerde duran bu günde — her yolun doğru bir adım, yerinde bir söz ve açık bir nedenle örüldüğünü hatırlatan bu özel günde — insanın yüksek sesle değil, berrak konuşmak istemesi çok doğaldır: ikna etmek için değil, düşüncenin çizgisini özenle sürmek için; böylece söylenen, başka bir insana kayba uğramadan ve bozulmadan ulaşabilsin. Paradokslar üzerine, anlama biçimleri üzerine, açıklamanın nasıl doğduğu ve neden bazen tartışma değil de sessizlikle karşılaştığı üzerine olan yazılarım farklı platformlarda yayımlandı. Bu platformlardan biri, orada yer alan tüm yaratıcı içeriğim için adeta gerçek bir Bermuda Üçgenine dönüştü: barışçıl entelektüel varlığımın öncüsü sayılabilecek “Ögeler Üzerine Bir Kavram /Sınırsız Uzam/” başlıklı metinler de dâhil olmak üzere, birbirini izleyen pek çok çalışma birdenbire kayboldu. Bu metinler, yıllar boyunca tek bir olumsuz değerlendirme almamıştı (19.10.2022’den bu yana okurla temas süresince yalnızca tek bir yorum yapılmıştı; o da dolaylı bir başlık üzerindeydi). 62.000’i aşkın görüntülenmeyle konular listesinde onurlu bir ikinci sırada yer alıyor, 17.03.2014’te yayımlanmış ve 51.000 görüntüleme almış başka bir yazıyı geride bırakıyordu; ancak 27.04.2015’ten itibaren 3,4 milyon görüntülemeye ulaşan ve eski, son derece popüler başlığını — Bermuda Üçgeni’ndeki gizemli kayboluşlarla ilişkilendiren — yazının gerisinde kalmıştı… Bu kayboluşun nedeni, düşüncenin dağınık bir saçılma olmaktan çıkıp bir çizgi hâlinde kurulduğunda yarattığı baskının kaldırılamamasıydı; zira sıradan forumlar genellikle yalnızca tekil “kıvılcımları” tolere eder: kısa bir varsayım, tek başına bir cümle, çarpıcı bir atışma. Düşüncelerini sanki kendiyle konuşmayı sürdürürmüş gibi yazan, kavramları adım adım netleştiren yazara sabır gösteren, gerçekten konuksever forumlara ise övgü ve teşekkür borçluyuz; çünkü bu tutum, görüş alışverişinden çok, daha yavaş ama dikkati daha çok talep eden başka bir düşünme ritmini mümkün kılar. Benim için iki kat anlamlı olan bu günde, kozmos üzerine düşüncelerim — yalnızca başımızın üstündeki değil, aynı zamanda içimizdeki uzamın simgesi olarak — sözcüğün yolculuğuna başladığı yere yöneliyor; oradan da çok dilli forum mekânlarına yansımak üzere: kozmik, karmik olarak statüden bağımsız ve felsefi sohbetlere açık alanlara. Haiku Yaprak düşmedi — dal sıcaklığı tuttu. Yol henüz görünmez. Tartışmadan sessiz, düşünce yolda kök salar — ay dolgunlaştı. Yıldız yakın. Anlam bağırmaz — yol gösterir. Bir adım, ferahlık. Bir metni tek bir iskeleye bağlayamazsın: deniz onu bulur. Metnin ve haikuların ilk sürümü, yazar tarafından sağlanan özgün tezler ve olgular temelinde Microsoft Copilot (M365 Copilot) katkısıyla hazırlanmıştır. Yazar, titiz bir editör olarak, haikular dâhil metni son sınırına kadar inceltmiştir.
  6. Last week
  7. Cehalet başa zarar minvalinde bir deyim var. Hangi zamanda olursa olsun, cahilsen eğer, seni kendi emelleri uğruna kullanan çok olur.
  8. Haklısın. Piyasadaki tanrıların hal ve hareketleri tıpkı biz, bizim gibi triplere giriyorlar. Sırf inanmıyoruz diye bizim gibilere gözdağı vermeye çâlışıyorlar, hakaret ediyorlar. Oysa bu tür çocukça eylemler olsa olsa insanlardan beklenir. Ben aklımı peynir ekmekle yemedim, haliyle piyasadaki dinlerin alayı uydurmasyondan başka bir şey değil. Aslında daha çok yazarım, da, anlayana sivrisinek saz, anlamayana/anlamak istemeyene davul zurna az.
  9. Müsaadenizle dediklerinizle ilgili görüşlerimi paylaşacağım. Niyetim, size dikte etmek ya da inancınıza karışmak değil. Fikir paylaşımı olarak görürseniz sevinirim. Milyonlarca galaksi ya da atom altı parçalar insanoğlunun yüklediği anlam açısından kendilerince değerlidir. Ancak Yaratıcı açısından en uzak galaksideki bir yıldızın çöldeki bir kum tanesinden ya da bizim basit gördüğümüz bir ağaç yaprağından çok farklı olacağını düşünmek bakış açısı olarak biraz yanlıştır. Kuran’da “Doğrusu biz insanı en güzel bir kıvamda (en mükemmel şekilde) yarattık.” denir. Ek olarak bazı ayetlerde insanın muhatap kılındığı da belirtilmiştir. Demek istediğim Kuran’a göre de insan primat değildir, özel yaratılmıştır. Akledebilmek, düşünebilmek ve kandırılmamak için yeteneği vardır. Bunun sonucu olarak da eylemlerin, düşüncelerin sonucunun olduğunun bilinmesi beklenir doğal olarak. Azap cezasının zeka ile bir bağlantısı yoktur ki. Ceza adaletle alakalı bir konudur. Kuran’da kastedilen öfke anlık, öncesi ve sonrası düşünülmeyen bir öfke değildir. Sizin kastettiğiniz gibi bir öfke olsaydı kendimden örnek vermek gerekirse benim defalarca cezalandırılmış olmam lazımdı. Ebedi azap için bir insanın aklının almaması normaldir bana göre. Ancak şunu da unutmamak lazım, biz doğmadan önce bize en basitinden bir ağacın hayat döngüsü anlatılsaydı bunu da aklımız almazdı. Bununla birlikte nasıl ki bizim aklımız almıyor, eğer bir beşer bir din kurgulasaydı onun da aklı almazdı ve böyle keskin bir iddiada bulunamazdı. Düşünme ve kıyafetten örnek vermişsiniz. En ufak bir eylemin dahi biliniyor olması bu eylemlere öfke duyulduğunu göstermez ki. Zamanın mekanın içinde biz yaşıyoruz bu olayları, Allah katında bizim hangi eylemi yapacağımız biz yaratılmadan önce de biliniyor zaten.
  10. Modern zamanlarda da yaşamış "peygamberler" var. Türkiye'de de var. Üstelik bir sürü inananları var. Bir tanesi mesih olduğunu iddia ediyor mesela. Binlerce inananı var. Hiçbirisinin mucizesi filan yok. İnsanlar yine de inanıyorlar.
  11. .
  12. 1844'e kadar sabit bir bayrağımız da yokmuş. Sebebi neydi ki?
  13. İşin en komik tarafı: Milyarlarca galaksiyi ve atom altı dünyayı yöneten bir zeka, nasıl olur da bir primatın ne giydiğine ya da ne düşündüğüne bu kadar öfkelenip onu sonsuz azaba mahkum edebilir? Çocuk kandırıyorlar sanki 😁
  14. Bilmeyenler olabilir... TDK'ye göre kalaylamak, bakır kapların iç yüzeyini erimiş kalay ile kaplamak demektir. Mecazi anlamda ise birine ağır sözler söylemek, küfretmek veya azarlamak anlamında da kullanılır.
  15. Bu piskopat Netanyahu´nın kafasına eninde sonunde kocaman bir taş düşecek galiba. Dini imanı savaşı sürdürmek, çünkü bu sayede hakkındaki yolsuzluk soruşturmaları sürekli askıda kalıyor.
  16. Evet; bir bakıma bu böyle. Günümüzdeki YZ´nin internette dolaşan bilgilerin iyi mi kötü mü doğru mu yalan mı diye ayırım yapma yetisi yoktur. Ayırım yapmadan eline geçen tüm bilgileri harmanlayıp istatiksel bir sonuca varıyor. Bu nedenle kendisine sunulan veriler ne kadar doğru veya yamuksa verdiği yanıtlar da o seviyededir. Çünkü YZ´nin bilinci yoktur, haliyle doğruyu yalandan ayıramaz. YZ´nin tüm verilerini insanlar besliyor, ki insanlardan her türlü hareket (hem iyi hem kötü anlamda) beklenir. Kısacası YZ´yi besleyen tarafsız ve objektif bir kurum yok, olamaz da. Cennet ve cehennem mevzusu belli. Taparsan, uğruna kurban kesersen, kutsal kitabına ve elçisine inanırsan iyisin, da, tersi durumda inanmıyorsun diye kebap olacaksın. İstediğin kadar dürüst birisi ol veya iyilik yap önemli değil. İnanmıyorsan ayvayı yersin orada.
  17. Bu dediğinizi Gemini’ye sormaya gerek yok. Çünkü zaten cevapları verirken kişiselleştirdiğini görebiliyorsunuz. Sorunuzu sorduğunuzda bir oryantalistin, bilim çevrelerinin ya da islam alimlerinin görüşlerine düşüncelerine göre de değerlendirme yapabilir kişinin eğilimine göre. Bazen tarafsız olmasını isteyebilirsiniz, bazen delillerinizi kuvvetlendirmek için eleştiriler nedir diye sorabilirsiniz, bazen de Kuran bu konuda ne emrediyor diye sorabilirsiniz. YZ soru sormak, kaynak araştırmak için kullanılması gereken çok değerli araçtır, çağın getirdiği imkanlardan faydalanmak lazım. Bir birey için genel olarak kişiselleştirme yapması da son derece doğaldır. Kendi adıma konuşmak gerekirse bir insanın sürekli bir sorgulama içinde olmasına gerek yoktur. Ben aklımla sorgulamamı yaptıktan ve kararımı verdikten sonra biraz daha kalben ve maneviyatla bu yola devam etmek gerekir. Sonrasında daha çok kişiselleştirme yaparak kullanmak benim için daha faydalıdır. İtaat ve isyan konusuna gelince kastettiğiniz Müslüman olmak ve olmamaksa ( zira İslam’a göre, ben itaat ettim demek çok iddialı bir mertebedir. Tam anlamıyla itaat etmiş olmak sözle olabilecek birşey değildir. Çok uzun uğraşlar sonucu çok az kişiye nasip olabilecek birşeydir. Kendimden örnek vereyim mesela, ben itaate gayret ediyorum. Umuyorum ki emir ve yasaklara uymaya elimden geldiğince gayret edeyim hal olarak itaate daha yaklaşmış olayım. Bu da çetin bir sınavdır. ) Müslüman olmakla insan cennete gider diye bir durum yoktur. Müslüman olmak insana sorumluluk yükler. Bir insan Müslümansa ve emir yasaklara uymuyorsa onun ahiretteki değerlendirmesi bildiğini uygulamadığı için daha çetin de olabilir. Ya da bir insan islama uzak bir coğrafya olup İslam hakkında doğru bilgiye ulaşamadıysa ya da ona yanlış tanıtıldıysa onun değerlendirmesi ona göre olabilir. Bunların her birey için ayrı ayrı şartları olup, bir insanın bilemeyeceği incelikte konulardır. Bu her bireyin kendi öznel tarihinin, nörobiyolojisinin, çevresel baskılarının ve şartlarının hesaba katılacağı ultra bireysel bir süreçtir. Senin dediğin gibi milyonlarca değil belki de sonsuz sayıda ton vardır. Örnek veriyorum öfkeye yatkın genetiğe sahip birinin sabretmesiyle, zaten sakin yapıda birinin sabretmesi aynı olmayacaktır. Ek olarak cennet ve cehennem iki kutuplu değildir, dereceleri vardır.
  18. Madem her şeyin cevabı orada; Gemini'ye sor bakalım, kendisi bir bilinç mi yoksa sadece senin duymak istediğin kelimeleri arka arkaya dizen bir istatistik algoritması mı? Eğer ikincisiyse, bana Tanrı'yı değil, matematiksel olasılıkları anlatıyor demektir. İnsan sadece itaat eden veya isyan eden bir varlık değildir. Travmalar, genetik yatkınlıklar, sosyo-ekonomik çevre ve nörobiyolojik süreçler, insan iradesini siyah ve beyazdan ziyade milyonlarca gri tona ayırır. Mutlak adaleti savunan bir sistemin, bu kadar gri tonu olan bir varlığı sadece iki kutuplu bir sonuçla (cennet/cehennem) yargılaması geç evrimleşen, katı bir primat zihnin ürünüdür.
  19. Görüşlerinizi gayet net bir şekilde ifade etmişsiniz, teşekkür ederim.
  20. bizdeki irancılar abdnin kara harekatı yapamayacağına güveniyor. abd sürekli bombalasa bile iranda rejim vs değişmeyeceği için bir noktada abd duracak, onlar da iran kazandı diyebilecekler. kürt militanlar falan bir şey yapamaz. kürtler savaşmasını bilmiyor:) amerikadan aldıkları silahları satıyorlarmış hahahahaha
  21. Kitabın tamamını okumadığım doğrudur. Böyle bir iddia da bulunmadım zaten. Ben sadece yanlış anlaşıldığı ya da anlatıldığı bariz bir konuyu kendimce açıklamaya gayret ettim. Diğerleri sizin kişisel düşüncelerinizle alakalı konular, bana birşey demek düşmez.
  22. Rise of nation diye bir bilgisayar oyunu vardı. Orada son aşamada kara savaşı yoktu. Füzeler ile güçlü ülkeler teknolojisi gelişen ülkelerin fabrikaları ile alt yapısını yok ediliyordu. Trump' ın deyimi ile taş devrine gönderiliyordu. Bizim televizyonlarda sürekli iran kazandı deniliyor. Ama altyapısı yok edildi. İnsan kaybıda çok.
  23. Son anda 2 haftalık bir ateşkes sağlandı ancak İsrail Lübnan´a saldırmaya devam edeceğini beyan etti. ABD Iran´a kara harekatı yapmaya cesaret edemedi. Bakalım bu işin sonu nereye varacak.
  24. Elbette övülmek istiyor, bu nedenle kendisine inanmayanları bol bol kalaylar. Sen kalaylamak nedir, bilirsen?
  25. Tanrı Trump gibi sürekli övülmek istiyor galiba. Tanrıya nobel barış ödülü versek sakinleşir mi?
  26. Bunu dindarlar düşünsün! Nasıl ki taptıkları tanrıyı ilk etapta hoşnut etmek için hayvanları boğazlayıp öldürüyorlar (nam-ı diğer kurban ritüeli), tahtalı köyde paçayı kurtarmak için şükrediyorlar. Oysa kötü bir olay oldu mu, sıkıysa aynı tanrıya fırca atsınlar.
  27. Kutsal kitapların içerikleri yazıldıkları devirin ve yörenin bilgi seviyesindedir. Bu eserler bilim kitabı falan değildir.
  1. Load more activity
×
×
  • Create New...