<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"><channel><title>Makaleler: Makaleler</title><link>https://forum.dusuncedunyasi.net/posts/bilimsel-ku%C5%9Fkuculuk/?d=2</link><description>Makaleler: Makaleler</description><language>tr</language><item><title>Medyumluk Ger&#xE7;ek Olsayd&#x131; Ne Olurdu?</title><link>https://forum.dusuncedunyasi.net/posts/bilimsel-ku%C5%9Fkuculuk/medyumluk-gercek-olsaydi-ne-olurdu/</link><description><![CDATA[<p>
	<img alt="spacer.png" class="ipsImage" data-ratio="123.77" height="151" style="height: auto;" width="122" data-src="https://forum.dusuncedunyasi.net/uploads/pages_media/0_psychic2-e1507837324865.jpg.e7cc55a06ed91c8cd29e5e0c06a52ece.jpg" src="https://forum.dusuncedunyasi.net/applications/core/interface/js/spacer.png">
</p>

<p>
	İnsanlar pek çok konuya çok kolay inanma eğiliminde oluyor. Halbuki biraz düşünülse, toplumda yaygın olarak inanılan bazı şeylerin aslında ne derece olanak dışı olacağını kendileri de rahatça görebilirler.
</p>

<p>
	Mesela şu medyumlar, doğa üstü güçleri olduğu iddia edilen insanlar var. Bunlara inanan, hatta paralarını falan bu kişilere kaptıran da pek çok insan var.
</p>

<p>
	Halbuki biraz yakından incelenirse, bu tür iddiaların ne kadar komik olduğu ortaya çıkacaktır.
</p>

<p>
	Örneğin yıllar önce, medyumlukla ilgili, eğer medyumluk gerçek olsaydı ne olurdu konusunu işleyen mizahi bir yazı ile karşılaşmıştım. Onun türkçe tercümesini burada veriyorum:
</p>

<p>
	İnsanlar gerçekten başkalarının zihnini okuyabilseydi, neler olurdu?
</p>

<ul>
	<li>
		Mahkemelere ve davalara ihtiyacimiz olmazdı, sadece "medyum" hakimler yeterli olurdu.
	</li>
	<li>
		Öğretmen sınıfta olduğundan, sınavların bir anlamı olmazdı.
	</li>
	<li>
		Bu durum yalan söyleme eylemini ve yalan dedektörlerine olan ihtiyacı ortadan kaldırırdı.
	</li>
	<li>
		Erkekler, çıktıkları kızların yanında düşüncelerine çok dikkat etmek zorunda kalırlardı.
	</li>
	<li>
		Bazı gençler, aileleriyle ciddi problemler yaşarlardı.
	</li>
</ul>

<p>
	Eğer insanlarda durugöru (uzaktaki bir yeri ya da olayı zihninde görme yeteneği) olsaydı, neler olurdu?
</p>

<ul>
	<li>
		Bankamatik şifreleri ve kredi karti numaralari sakli kalamazdi.
	</li>
	<li>
		Doktorların röntgen çekmeleri gerekmezdi.
	</li>
	<li>
		Saklambaç oyunu populerliğini yitirirdi.
	</li>
	<li>
		Üstsüz dans barları ve striptiz salonları iş yapmazdı.
	</li>
	<li>
		Hamile kadınlar, çocuklarının erkek mi kız mı olduğunu anlamak için sonograma ihtiyaç duymazlardı.
	</li>
	<li>
		Aldatan eşler, büyük problem yaşardı.
	</li>
	<li>
		Kimse maçları TV'de seyretmezdi, çünkü sadece zihniyle oraya gidebilirdi.
	</li>
</ul>

<p>
	Eğer insanlar geleceği görebilseydi, ne olurdu?
</p>

<ul>
	<li>
		Las Vegas ve tüm kumar oynanan yerler iflas ederdi.
	</li>
	<li>
		Sayısal lotoyu her seferinde onbinlerce kişi tuttururdu.
	</li>
	<li>
		Havayolu şirketleri "Medyumlara Dayalı Erken Uyarı Sistemi" geliştirirler ve duşecek uçakları daha baştan kaldırmazlardı.
	</li>
	<li>
		Medyum evlilik danışmanları sayesinde, boşanma diye birşey tarihe karışırdı.
	</li>
	<li>
		Borsa, medyumların kontrolü altında olurdu.
	</li>
</ul>

<p>
	Eğer medyumlar, gerçekten zihinleriyle metalleri bükebilselerdi, ne olurdu?
</p>

<ul>
	<li>
		Düşman devletin medyumları, kendilerine saldıran savaş uçaklarının kanatlarını bükerlerdi.
	</li>
	<li>
		Düşman medyumlar, kendilerine saldıran ordunun tanklarını zihinleriyle çalışmaz hale getirirlerdi.
	</li>
	<li>
		Skeptik gruplar tarafından test edildiklerinde, bu medyumlar, metal cisme dokunmak zorunda kalmadan bükme işini yapabilirlerdi!
	</li>
</ul>
]]></description><guid isPermaLink="false">48</guid><pubDate>Thu, 12 Oct 2017 19:41:48 +0000</pubDate></item><item><title>Medyumluk ve Bilimsellik</title><link>https://forum.dusuncedunyasi.net/posts/bilimsel-ku%C5%9Fkuculuk/medyumluk-ve-bilimsellik/</link><description><![CDATA[<p>
	<img alt="spacer.png" class="ipsImage" data-ratio="100.00" height="122" style="height: auto;" width="122" data-src="https://forum.dusuncedunyasi.net/uploads/pages_media/0_psychic3-e1507837227884.jpg.a065b3aee86749a3ab5b939eee0ef773.jpg" src="https://forum.dusuncedunyasi.net/applications/core/interface/js/spacer.png">
</p>

<p>
	Bu tur konularin (telepati, telekinezi, uzaktan algilama, gelecegi gorme, vs) bilim adamlari tarafindan hicbir zaman ciddiye alinmadigi ve bilim dunyasinda bu konulardan hep uzak duruldugu zannedilmesin.
</p>

<p>
	Gunumuzde durum elbette budur, ama durum bu noktaya gelene dek, bu konularin sarlatanlik veya kendini kandirma ornekleri olduguna ikna olmaya yetecek kadar veri toplanmis ve calisma yapilmistir.
</p>

<p>
	Ozellikle 20. yuzyilin belli bir doneminde, bu konular saygin bir bilim dali kabul edilmis ve pek cok universitede "parapsikoloji" enstituleri kurulmustur.
</p>

<p>
	Ozellikle Dr. Rhine'in enstitusunde bu konularda yapilan deneyler cok unludur. Ornegin zener kartlari ve bu kartlarla yapilan deneyler bu kurumda gerceklestirilmistir. Bazi orneklerde, olasilik kurallariyla aciklanmasi cok zor sonuclar alinmis ve dogru iz uzerinde olundugu ve ortada 5 duyuyla aciklanamayacak birseyler bulundugu ciddi ciddi uzun sure dusunulmustur.
</p>

<p>
	Fakat, bu tur sonuclarin hicbiri, bagimsiz gruplar tarafindan, baska kontrollu deney ortamlarinda tekrar edilememistir.
</p>

<p>
	Soguk fuzyon, nasil baskalari tarafindan tekrar edilemedigi icin sahte bilim kabul edilerek rafa kaldirildiysa, parapsikoloji de (soguk fuzyondan cok daha once), konuyla ilgilenen saygin bilim adamlari tarafindan rafa kaldirilmistir.
</p>

<p>
	Zaman icinde tum saygin universitelerdeki parapsikoloji enstituleri birer birer kapatilmistir.
</p>

<p>
	Ayrica, ornegin CIA de bir ara bu konulara el atmis ve duyu disi algilama (ESP) yetenegi oldugu iddia edilen medyumlari soguk savas doneminde Sovyet'lere karsi casusluk amaciyla kullanmak istemistir. Hatta bu konuya ve bu projeye milyonlarca dolar aktarmis ve aradan gecen belli bir surenin sonunda, ciddiye alinabilir bir sonuc elde edilemedigi icin projeyi terketmis ve kapatmistir.
</p>

<p>
	Bu tur sonuclar durup dururken ortaya cikmaz. Neden diger saygin bilim alanlarinin basina ayni sey gelmemistir? Ornegin sosyoloji diger temel bilimlerle kiyaslandiginda oldukca yeni bir alan sayilir. 19. yuzyilda ortaya cikmis ve ancak o donemden beri ciddi olarak bu alanda calismalar yapilmistir. Fakat o zamanlar universitelerde acilan sosyoloji kursuleri hala aciktir. Peki niye parapsikoloji kursuleri acik degildir?
</p>

<p>
	CIA'in bile el attigi ve milyonlarca dolar yatirdigi bir alanda, eger gercekten ciddi, ise yarar ve ikna edici sonuclar cikacak olsaydi, emin olun simdiye kadar coktan ortaya cikartilmis olurdu.
</p>

<p>
	O kadar cok insanin, o kadar buyuk fonlar ayirarak yaptigi calismalar, kolay kolay ortada gozden kacan nokta birakmaz. Bu calismalarin sonucunda ortaya cikmistir ki, bu hikayelerin cogu kulaktan kulaga oyununda oldugu gibi anlatildikca degisen ve guvenilir olmayan, insan psikolojisi ve insan zihninin aldanabilirligiyle ilgili yaniltici olgulardir.
</p>

<p>
	Bugun bilinmektedir ki, insan zihni "false memory", yani yanlis hafiza urunu ornekler uretebilmektedir. Ozellikle hipnoz gibi surecler yoluyla, insanlarin zihnine, aslinda gercekte baslarindan gecmemis olan, fakat kisinin basindan gectigini zannettigi anilar yerlestirilebilmektedir.
</p>

<p>
	Ayrica, insanlarin zaman zaman kendi uydurduklari seylere bile zaman icinde inanmaya basladiklari tespit edilmistir. Bin kere soylenen yalana artik soyleyen de inanir gibi sozler bosuna cikmaz. Insan zihni aldanmaya ve aldatmaya cok musaittir. Ozellikle de istedigini hatirlayip istedigini hatirlamamaya ve hatta hatirladiklarini zaman icinde kendi zihninde degisiklige ugratmaya, vs. cok musaittir.
</p>

<p>
	Bu yuzden "anlati"ya dayanan kanitlar bilimsel alanda guvenilir kanit yerine gecmez. Bunlara "anectodal evidence" denir. Yani hikayeye dayali kanit. Bunlar ciddi bilimsel kanitlar arasinda kabul edilmez. Hayalet gordugunu soyleyen birine, kafadan guvenilmez. Bu tur iddialar, eger iddia sahibi tarafindan, kanitlanabilecegi iddia edilen seylerse, bilim adamlari tarafindan da ciddiye alinir ve bu kisi ve iddiasi kontrollu deneylere ve testlere tabi tutulur.
</p>

<p>
	Zannetmeyin ki bu islerle ciddi olarak ilgilenecek bilim adami bulmak mumkun degil. Boyle bilim adamlari vardir. Elbette sayilari fazla degildir, cunku bu tur "pseudo science" (yalanci bilim) ornekleri, yeteri kadar elemeden gecmis, ve bilim dunyasinda kendilerine saygin yer edinemeyecekleri gosterilmis olgulardir.
</p>

<p>
	Fakat hala, ornegin ABD'deki "Skeptic Society" gibi kurumlar, bu tur normalotesi iddialarda bulunan kisilere bu iddilarini kanitlama imkani sunmaktadir. Ulkenin ve hatta dunyanin dort bir tarafina, bu tur normaldisi iddialarin, skeptiklerin kontrolu altindaki bir deney ortaminda sergilenmesi cagrisi ve talebi yapilmakta, fakat magazin basinindan tutun, baska pek cok ortamda, ozellikle de para getirecek ortamlarda boy gostermeye bayilan ve adlarindan cok soz ettiren bu sozde "medyum"lar, bu tur cagrilara kulak asmamakta, bunlari duymazdan gelmektedirler.
</p>

<p>
	Bu medyumlar, normal ustu yeneteklerini, cesitli cihazlar ve kontrollu deney ortamlari altinda test etmek isteyen bilim adamlarina yanasamamaktadirlar.
</p>

<p>
	Arada cikan tek tuk sarlatanlar ise, ya iddialarini yerine getirememekte, ya da sihirbazlarin yaptiklarina benzer illuzyon ornekleriyle sarlatanlik yapmaya calismakta ve yakalanmaktadirlar.
</p>

<p>
	Bu durumu ve bur tur seyleri cok fazla kisi bilmez. Bunlari ancak bu konularla bilimsel sekilde ilgilenen ve ilgili yayinlari takip edenler bilir. Bu tur "medyumluk" tarzi iddialara toplumda onemli bir kesim tarafindan inanilmasi, bu iddia sahiplerine ve bu tur seyleri duyurmakla gorevli basin mensubu kisilere daha fazla "para" getireceginden, bu tur iddialarin gercek olmadigina dair haberler haber niteligi dahi tasimaz ve basinda yer almaz.
</p>

<p>
	Nasil ki bir kopek bir adami isirirsa bu haber olmaz, fakat bir adam bir kopegi isirirsa haber olur, benzer sekilde, bu iddialarin gercek olmadigina dair ornekler haber niteligi bile tasimadigi dusunuldugunden kolay kolay halka bile duyurulmaz. Bir gazetecinin, sarlatan bir medyumun sucustu yakalandigi haberini duyurmak yerine, bir medyumun 11 Eylul olaylarini onceden haber verdigi turunde bir haberi duyurmayi tercih etmesi tahmin edilecegi gibi gayet dogaldir.
</p>

<p>
	Gunumuzun kapitalist ekonimik ortaminda, herkesin gozunu para burudugunden, para getirmeyecek seyler ne ilgi ceker, ne duyulur.
</p>

<p>
	Bilim ve bilimsel ugras ise sikicidir, monotondur, ilginc degildir ve para da getirmez.
</p>

<p>
	Fakat magazin turundeki, un ve sohret getirecek haberler, hem haber ve iddia sahibine, hem de bunu duyurana daha fazla ekonomik fayda getirir.
</p>

<p>
	Bu yuzden de bizlerin anlatmaktan dilimizde tur bitse de kimseyi ikna etmemize olanak yoktur. Insanlar her nedense bazi konularda saftir. Ve neredeyse inatla, bazi seylere inanmak isterler. Bunun icin de ellerinden ne geliyorsa yaparlar. Zihnimiz de bize istedigimiz sonuclara ulasma ve istedigimiz seylere inanma konusunda bize cok fayda saglayacak pek cok aldatici psikolojik ozellikle donatilmis oldugundan, malesef bilimle ciddi olarak ilgilenmeyen kesimi, ozellikle de gunumuzde bazi gerceklere ikna etmeye olanak yoktur.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">47</guid><pubDate>Wed, 30 Nov 2011 07:02:26 +0000</pubDate></item><item><title>Numeroloji</title><link>https://forum.dusuncedunyasi.net/posts/bilimsel-ku%C5%9Fkuculuk/numeroloji/</link><description><![CDATA[<p>
	<img alt="spacer.png" class="ipsImage" data-ratio="80.00" height="100" style="height: auto;" width="125" data-src="https://forum.dusuncedunyasi.net/uploads/pages_media/0_numerology-e1507837111591.jpg.8f2445d02d34eda11739ce243a24afa3.jpg" src="https://forum.dusuncedunyasi.net/applications/core/interface/js/spacer.png">
</p>

<p>
	11 Eylul olaylarindan sonra bir sure internette dolasmis bir metnin turkce cevirisi:
</p>

<center>
	<strong>Sihirli 11</strong>
</center>

<ul>
	<li>
		Saldirinin gunu: 9/11 9+1+1 = 11
	</li>
	<li>
		11 Eylul, yilin 254. gunudur: 2+5+4=11
	</li>
	<li>
		11 Eylul'den sonra, yilin sonuna dek 111 gun vardir
	</li>
	<li>
		Iran/Irak'i aramak icin kullanilan uluslararasi telefon kodu:119
	</li>
	<li>
		1+1+9=11
	</li>
	<li>
		Ikiz kuleler, yan yana dururken 11 rakami gibidir
	</li>
	<li>
		Kulelere carpan ilk ucagin ucus numarasi 11
	</li>
	<li>
		New York eyaleti Birlesik Devletlere katilan 11. eyalettir
	</li>
	<li>
		New York City: 11 harften olusur
	</li>
	<li>
		Afghanistan: 11 harften olusur
	</li>
	<li>
		The Pentagon: 11 harften olusur
	</li>
	<li>
		Ramzi Yousef: 11 harften olusur (1993'te WTC'ye yapilan saldirinin sorumlusu)
	</li>
	<li>
		11 numarali ucusta 92 yolcu vardi: 9+2=11
	</li>
	<li>
		77 numarali ucusta 65 yolcu vardi: 6+5=11
	</li>
</ul>

<p>
	Aman Tanrim! Acaba ne kadar endiselenmeliyim? Saklanmaya gidiyorum. Birkac hafta sonra gorusuruz.
</p>

<p>
	Bir dakika, "YOU CAN'T HIDE" (ingilizcede: saklanamazsin) yine 11 harfli! Ne yapmaliyim? Bana yardim edin. Teroristler pesimde.
</p>

<p>
	Dunya gezegeninde saklanabilecegim bir yer olmali. Fakat, hayir... "PLANET EARTH" (dunya gezegeni) yine 11 harf!
</p>

<p>
	Belki Nostradamus bana yardim edebilir. Fakat ona guvenebilir miyim? "NOSTRADAMUS" kelimesi de yine 11 harfli!
</p>

<p>
	Biliyorum, kizil hac (the red cross) bana yardim edebilir. Hayir edemezler. "THE RED CROSS" (kizil hac) yine 11 harfli! Onlara da guvenemem.
</p>

<p>
	Demek ki kendi kendimi savunmaliyim. Fakat "SELF DEFENCE" (kendini savunma) yine 11 harfli!
</p>

<p>
	Biri bana yardim edebilir mi? Herhangi biri? Lutfen bana e-mail gonderin. Hayir gondermeyin. Cunku "SEND ME EMAIL" (bana e-mail gonderin) yine 11 harfli.
</p>

<p>
	Bunun bir sonu gelecek mi? Deliriyorum! "GOING INSANE" (delirmek) yine 11 harf!
</p>

<p>
	Hayir. Sanirim yalniz olecegim. "I'LL DIE ALONE" (yalniz olecegim) 11 harfli olmasina ragmen.
</p>

<p>
	Aman Tanrim, yeni farkettim ki, Amerika mahvaldu. Cunku Amerika'nin bagimsizlik gunu 4 Temmuz: 7+4=11!
</p>

<p>
	Not: "IT'S BULLSHIT" (Bu bir sacmalik) yine 11 harfli.
</p>

<center>
	***
</center>

<p>
	Bu yazi dalga gecer tarzda yazilmamis olsaydi, eminim pek cok kisi uzerinde etkili olurdu.
</p>

<p>
	Peki bu tur bir dusunce tarzinin gecersiz oldugunu vurgulamak icin ille de boyle saka havasinda ve dalga gecerek mi vermek gerekiyor?
</p>

<p>
	Insanlar neden bazi seylere aldanmaya cok meyilli?
</p>

<p>
	Bu hikayenin gecersizligini ve sacmaligini niye rahatca gorebiliyorlar da, is Kuran'daki 19 mucizesine gelince, veya baska bir konuya gelince bu objektifligi gosteremiyorlar?
</p>

<p>
	Her seyden once, bu tur numeroloji orneklerinde, meselenin prensibini anlamak ve neden ortada dogaustu birseyler olmadigini rahatca gorecek duruma gelebilmek gerekiyor.
</p>

<p>
	19 meselesi de, diger numeroloji ornekleri de, insan zihninin cok ilginc bir ozelliginin somurulmesine dayaniyor. Zihnin gormek istedigini gormesine ve kendini kolayca kandirabilmesine.
</p>

<p>
	Arkadasin Ahmet'i dusunurken, telefon calar ve actiginda karsina Ahmet cikarsa sasirirsin, dersin ki boyle bir raslanti olamaz. Telepati, duyu disi algilama, vs. tarzi birsey olmali.
</p>

<p>
	Fakat Ahmet'i dusunurken telefonun calmadigi, veya telefonun calip Ahmet degil baska birinin ciktigi zamanlari hic hatirlamazsin. Cunku bunlar beyninde hatirlamak icin bir iz birakmaz. Ilgini ceken seyleri hatirlarsin. Halbuki, olasilik hesaplari geregi, belli sayida durumdan birinde Ahmet'in aradigi zaman senin aklinda Ahmet'in bulundugu zamana denk gelecektir.
</p>

<p>
	Durumlarin tumunun izini tutup, hesaplamasini yapmak mumkun olsa gorursun ki, ortada Ahmet'i dusundugun bir anin Ahmet'in seni aradigi bir ana denk gelmesine yetecek kadar ornek vardir.
</p>

<p>
	Fakat insanlar diger durumlari hatirlamaz.
</p>

<p>
	Numeroloji ve falda da oyle.
</p>

<p>
	Yildiz falini okursun, ve soylenenleri kendi hayatinla bagdastirmaya, kendi hayatindan soylenenlere uygun noktalar bulup cikarmaya ugrasirsin.
</p>

<p>
	Hayatlarimiz yeterince kompleks oldugu icin de pek cok kez uygun ornekler bulursun. Bulamadigin durumlara zaten dikkat etmez, buldugun durumlarda ise, falda soylenenin, gercekten de senin kendi hayatinda buldugun o noktaya ait oldugunu dusunursun. Duyduklarini, kendi kafandakilere yorarsin.
</p>

<p>
	Yani eslestirmeyi sen yaparsin, falci degil.
</p>

<p>
	Insan bir rakamla, herhangi bir kitap veya yeterince kompleks hrehangi bir yapi arasinda iliski kurmaya calisirsa, elbette bulur.
</p>

<p>
	Bir ara Ataturk'un hayatiyla 9 ve 19 rakamlarinin iliskisine dair soylemler de cikmisti. 19 Mayis 1919 deyince, insan bir tuhaf oluyor zaten. Hele de Ataturk'un 1981'de dogdugunu dusunursen (81, 9'un karesi), vs. bir suru 9 ile ve 19 ile ilgili iliskiler bulabilirsin.
</p>

<p>
	Fakat akla gelmez ki, henuz o donemde hicri takvim kullanilmaktadir (hem 1981'de, hem de 1919'da) ve bu kurulan iliskilerin o takvimde bir anlami yoktur. Hem mesela 81'in 19'la ilgisi yoktur, vs. Veya sonra, Ataturk'un hayatinda 9 veya 19'la ilgisi olmayan pek cok onemli tarih de vardir, vs.
</p>

<p>
	Eski yillarda (bu konularla cok ilgilenip, gercek zannettigim, dogru buldugum zamanlarda), bir genclik dergisinde, o zamanlar unlu olan bir Belcikali sarkicinin (Sandra Kim idi sanirim) hayatiyla 7 rakaminin iliskisine ait bir yazi okuyunca, artik bu kadari da olmaz demeye baslamis ve ortada bir bit yenigi oldugunu anlamistim.
</p>

<p>
	Bu olaylarin hicbirinin, prensipte, yukaridaki 11 hikayesinden farki yok. Olmayan iliskiler gosterilmiyor, onlarin ustunde durulmuyor, olan iliskiler ise vurgulaniyor, dikkatler oraya cekiliyor. Zihin ise onlara odaklaniyor, onlari goruyor, onlari hatirliyor.
</p>

<p>
	Bu olaylar, bundan ibaret. Yani "algida secicilik" ve insanin kendi kendini kandirmasi.
</p>

<center>
	***
</center>

<p>
	Peki bu meseleleri degerlendirirken kriterimiz ne olmali?
</p>

<p>
	Kriter cok basit.
</p>

<p>
	Bir seyin gercekten de sayisal olarak kodlanmis oldugunu gosterecek en buyuk kanit, ortada sadece boyle birseye inanan, ya da inanmak isteyenleri degil, inanmayanlari bile ikna edecek duzeyde kuvvetli bir kanit olup olmadigidir.
</p>

<p>
	Icinde gercekten sifre iceren birsey, boyle bir ihtimale inanmak istemeyenleri bile hayrete dusurecek kadar ikna edici olacaktir. Sadece kutsal gordugu bir metinde, uydurulmus iliskiler gorenleri degil.
</p>

<p>
	"<strong>A Beautiful Mind</strong>" (Akil Oyunlari) filmini seyrettiniz mi? O filmin kahramani olan sizofren matematikci Nash, Times, Newsweek gibi haftalik dergilerdeki alelade makalelerde bile sifreler, paternler buluyordu.
</p>

<p>
	Insan zihni, patern ve iliski aramaya programlanmistir. Ilkel atalarimiza dogayi kavrama ve boylece hayatta kalma becerisi veren temel yetenekleri bu olmustur. Fakat boyle programlanmis bir insan zihni, bazen olmayan yerde de iliskiler bulur. Yagmur bulutuyla yagmur arasindaki iliskiyi, yapraklarin dokulmesiyle, havalarin sogumasi arasindaki iliskiyi, vs. gormeye sartlanan insan beyni, kara kedi ile ugursuzluk arasinda, tavsan ayagi ile sans arasinda da iliskiler bulmustur. Boylece batil inanclar ortaya cikmistir.
</p>

<p>
	Dolayisiyla, belli bir beynin iliskili buldugu olaylar arasinda gercekten de bir iliski olup olmadigini, (veya bir kitapta gercekten de bir kod olup olmadigini) anlamanin en guvenilir yolu, meseleyi bagimsiz ve objektif baska kisilere, "mumkunse ilgili alanda uzman olan" kisilere inceletmektir. Oyle ki, bu bagimsiz hakemler olay hakkinda cikacak sonuc ne olursa olsun bundan psikolojik olarak etkilenmeyecek kisiler olmali (yani sonucun olumlu ya da olumsuz cikmasina yonelik bir beklentileri ya da bir egilimleri, tercihleri, vs. olmamali). Hatta olumsuz cikmasina yonelik bir beklentileri, ya da egilimleri olan kisiler arasindan secilmeleri daha bile iyi olabilir (iddia eger bu kadar ciddi bir iddiaysa), ki kanitin gucu ortaya ciksin. Cunku, Carl Sagan'in dedigi gibi, siradisi iddialar, siradisi kanit gerektirir.
</p>

<p>
	Bilimsel anlamda guclu bir kanit, sadece kendisine inanmak isteyenleri degil, inanmak istemeyenleri bile ikna edecek kadar guclu olmalidir.
</p>

<p>
	Ve bilim dunyasinda da bunun ornekleri vardir, yok zannedilmesin. Ornegin Rontgen isinlari ilk bulundugunda, rastlantiyla bulunmustur ve bu haber kendilerine ilk ulastiginda, bagimsiz bilim adamlari bu fikri cok buyuk bir supheyle karsilamislar ve isin icinde bit yenigi aramislardir. Cunku bugunun bilim adamlarina "gorunmezlik hapi", veya "devirdaim makinasi" fikri ne kadar sacma geliyorsa, insan bedeninin icini gosteren bir isin fikri de o zamanin bilim adamlarina o kadar sacma geliyordu. Ayni zamanda, ucagin ilk icat edildigi donemlerde, "ucan makina" fikri icin de benzer bir durum vardi.
</p>

<p>
	Fakat bu alehteki psikolojik ortam ve ters beklentilere ragmen, bagimsiz gruplarca, belli kontrollu deney ortamlari altinda, tekrarlanabilir bir bicimde uretilen rontgen isinlari, ya da ucus deneyleri, kisa surede herkesi ikna etmeyi basarmistir.
</p>

<p>
	Bugun telepati, telekinezi, durugoru, 6. his, ESP, vs. adina ne derseniz deyin, bu tur konulardaki temel problem budur. Bu konularda elde edildigi iddia edilen sonuclar, bagimsiz gruplarca, ayri ortamlarda ve degisik zamanlarda yapilan deneylerde tekrar edilememistir.
</p>

<p>
	Numeroloji orneklerinde de, bagimsiz kisileri ve gruplari ikna edecek turde bir bulgu ortada gozukmemektedir. Hatta, bu tur numeroloji orneklerinin hemen hemen tumunde, olay, bu tartismanin giris yazisindaki "Sihirli 11" ornegi kadar basit ve sacmadir. Isin icinde sasilacak bir durum olmadigi gibi, sasiran ve hayret edenlerin neden sasirdigi ve hayret ettigi de konuyla ilgilenenlerce rahatca aciklanan ve kavranan noktalardir.
</p>

<p>
	Yani ortada bir sir, gizem, hayret edilecek bir durum ya da konu yoktur.
</p>

<p>
	Gazetedeki yildiz fali kosesinin verdigi bilgi, benim hayatimla ne kadar alakaliysa, veya kara kediyle ugursuzluk ne kadar alakaliysa, 19 rakamiyla da kuran o kadar alakalidir. Ortada sadece iliski gormek isteyen zihnin, iliski olan durumlari bulup cikarip abarttigi, ve iliski olmayan cok daha fazla durumun ise ustunu orttugu bir illuzyon ve kendini kandirma durumu bulunmaktadir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">46</guid><pubDate>Sun, 28 Aug 2011 05:21:53 +0000</pubDate></item><item><title>Rastlant&#x131;n&#x131;n G&#xFC;c&#xFC;</title><link>https://forum.dusuncedunyasi.net/posts/bilimsel-ku%C5%9Fkuculuk/rastlantinin-gucu/</link><description><![CDATA[<p>
	<img alt="spacer.png" class="ipsImage" data-ratio="88.80" height="111" style="height: auto;" width="125" data-src="https://forum.dusuncedunyasi.net/uploads/pages_media/0_coincidence-e1507836939460.jpg.63a3ffb3578204584988d8720fa138b7.jpg" src="https://forum.dusuncedunyasi.net/applications/core/interface/js/spacer.png">
</p>

<p>
	David G. Myers'in bir yazisindan ceviri:
</p>

<p>
	Cevremdeki insanlar, 11 Eylul olaylarinin ardindan, New York Lotosundaki cekiliste 9-1-1 rakamlarinin cikmis olmasini saskinlikla karsiladi. Bu paranormal bir olay miydi? Tanri'dan bir isaret mi? Burada bir mesaj mi vardi?
</p>

<p>
	Bu ilk ilginc loto sonucu degil. Oregon'daki Columbian gazetesinin 3 Temmuz 2000'deki manseti soyledi: "Biz kazanan numaralari onceden bildiriyoruz!". Cunku 28 Haziran cekilisinde kazanan dort numara olan 6-8-5-5'i gazete onceden bildirmisti. Bu nasil olmustu? Isin asli, bu haberin cikmasindan bir gun once gazetenin bilgisayar sistemi bozulmustu. Hazirladiklari haber sayfasini kurtarmaya calisirlarken, yanlislikla Virginia lotosunun kazanan numaralarini yayinlamislardi, ki bu numaralar rastlanti eseri Oregon'daki bir sonraki cekiliste kazanacak numaralarla ayniydi.
</p>

<p>
	Hepimiz hayatimizda inanilmaz rastlantilarla karsi karsiya gelmisizdir. Hope College kutuphanesinde, kutuphane gorevlisine verdigim 6 rakamli kart numaram, kutuphanede o gorevliyle olan isini az once bitirmis olan kisinin sira numarasiyla tamamen ayni cikinca, kutuphane gorevlisi cok sasirmisti. Bu olayin hemen ardindan, kizim Laura Myers iki cift ayakkabi satin almisti ve ayakkabilarin birinin markasi "Laura" digerininki ise "Myers" idi.
</p>

<p>
	Ayrica, bazi inanilmaz rastlantilar vardir ki, biraz da incelemeyle, cok ilginc ve komik hikayeler haline donusurler. Ornegin unlu Lincoln- Kennedy benzerlikleri. (Iki isim de 7 harfli, 100 yil arayla secildiler, ikisi de Cuma gunu, esleriyle bir aradayken, birisi Ford tiyatrosunda, digeri ise Ford marka arabasinda suikaste kurban gittiler). Ayrica ilginc rastlantilar, bazen gazete haberlerine de konu olmustur. Ornegin Ingiltere'de (Flitcham'da) ikiz kizkardesler Loraine ve Levinia Christmas, Noel'de (Noel = Christmas) birbirlerine noel hediyesi vermek icin arabalariyla yola ciktiklarinda birbirleriyle carpistilar.
</p>

<p>
	Benim en sevdigim rastlanti ise su bilinen gercektir: Shakespeare'in 46 yasini doldurdugu yil piyasaya surulen Kral James incilinin Psalm 46'sindaki 46. sozcuk "Shake", ayni incilin sondan 46. sozcugu ise "Spear"dir. (Bu rastlantidan daha ilginci ise bana sorarsaniz birinin bunu farkedip not etmis olmasidir).
</p>

<p>
	Bu tuhaf rastlantilari nasil aciklamali? James Redfield'in Celestine kehanetinde dedigi gibi, bilincli olarak o sekilde gerceklestirilmis izlenimi veren bu tur ilginc rastlantilari yakindan mi izlemeliyiz? Bu olaylari yakindan izlemek bizleri ruhsal gerceklige mi yoneltecektir? Istatikciler, bu ilgincliklerin verdigi hazdan veya ruhsalligimizdan bizi soyutlamaya calismiyorlar, fakat rastlantilarin herhangi bir ruhsal anlam tasimadigi konusunda bizlere garanti veriyorlar.
</p>

<p>
	Matematikci John Allen Paulos, "Gercekte" diyor, "en inanilmaz rastlanti, hicbir rastlantinin olmamasi olurdu". Evelyn Marie Adams, New Jersey lotosunu ikinci kez kazandiginda, gazeteler, ayni kisinin, iki ayri cekiliste, birer bilet alarak iki cekilisi de kazanmasi ihtimalini 17 trilyonda 1 olarak veriyordu. Fakat istatistikciler (Stephen Samuels ve George McCabe), milyonlarca insanin loto bileti aldigi ABD'de, gunun birinde, bir yerde, bir insanin lotoyu ikinci defa kazanmasinin garanti oldugunu bildiriyordu. (Loto cekilisinin 1 milyar insani kapsayan ve yilda 2000 kez gerceklestirilen bir olay oldugu goz onune alinirsa, buna sasmamak gerek). "Hicbir tuhaf olayin olmadigi bir gun, gunlerin en tuhafi olurdu".
</p>

<p>
	Zihnimiz, rastlantisal verilerin dogasini anlamakta gucluk ceker. Ornegin borsa gibi bir olgu, rastlantisal dalgalanmalar yasar, fakat bizlerin baglanti ve benzerlik aramak uzere programlanmis beyinlerimiz, bu duruma bir aciklama ister. Pi sayisi gibi, virgulden sonraki hanelerinin rastlantisal oldugu bilinen bir sayi bile, baglanti gormek isteyen beyinlerimize ilginc bazi rastlantisal diziler sunar. Ornegin, Pi sayisinin icinde, dogum tarihinizi bulmaniz mumkundur. Yazarin dogum tarihi olan 9-20-42, Pi sayisinin 131,564'uncu hanesinde baslayarak yer alir. (Kendinizinkini bulmak icin www.angio.net/pi/piquery adresine bakabilirsiniz).
</p>

<p>
	Sonuc: Belli bir olay veya rastlantinin olusmasi cok kucuk bir ihtimaldir. Fakat, tanimlanmamis, ilginc bir olay veya rastlantinin olusma ihtimali yuzde yuzdur. Bu yuzden ilginc rastlantilar devamli not edilir, fakat hicbir zaman onceden tahmin edilemez. Bu yuzden Tanri'ya inananlarimiz bile, az olasilikli olaylari aciklamak icin Tanri'nin hikmetine veya medyumluga ihtiyac duymamalidir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">45</guid><pubDate>Fri, 21 Oct 2011 13:16:38 +0000</pubDate></item><item><title>Bu sitede ne bulacaks&#x131;n&#x131;z?</title><link>https://forum.dusuncedunyasi.net/posts/bilimsel-ku%C5%9Fkuculuk/bu-sitede-ne-bulacaksiniz/</link><description><![CDATA[<p>
	<img alt="spacer.png" class="ipsImage" data-ratio="131.82" height="145" style="height: auto;" width="110" data-src="https://forum.dusuncedunyasi.net/uploads/pages_media/0_kuskuculuk-e1507836997261.jpg.d40a85b7b0445892c4b2345afa5776ca.jpg" src="https://forum.dusuncedunyasi.net/applications/core/interface/js/spacer.png">
</p>

<p>
	Bu sitede dünya, hayat ve evren konusunda düşünceler bulacaksınız. Bunların pek çoğunun günlük hayatta karşılaşmaya alışık olduğunuz basmakalıp, sorgulanmayan, dogmatik düşünceler ve inançlardan farklı olduğunu göreceksiniz.
</p>

<p>
	Bu siteyi hazırlayan ve katkı yapanlar bilimi ve bilimsel düşünceyi kendilerine rehber edinmiş, sorgulayıcı, her şeye kolay inanmayan, içlerinde bilimsel kuşkuculuk alışkanlığı taşıyan kişilerdir.
</p>

<p>
	Bilimsel kuşkuculuk ve eleştirel düşünce bu sitenin savunduğu ana çizgidir. Günlük hayatta sorgulanmayan veya güvenilir kişilerden hazır alınan inançların ve düşünce alışkanlıklarının her alanda sorgusu yapılacaktır bu sitede.
</p>

<p>
	Bu sitede değinilecek konular arasında evrenin ve hayatın kökeni, temel felsefi problemler, bilimin tıkandığı konular ve bu konulara alternatif arayışları, ayrıca bilim ile bilim dışı olanın ayırt edilmesi gibi konular bulunmakta olup, hatta siyaset felsefesi ve politik konulara dahi eleştirel bir yaklaşımla değinilecektir.
</p>

<p>
	Doğaüstü iddialar, medyumluk, parapsikoloji, mucizeler, falcılar, büyücüler, hayaletler, UFO'lar, dua ile hasta iyileştirdiği söylenenler, hatta komplo teorileri, vs gibi konular da eleştirilerimizden nasibini alacaktır.
</p>

<p>
	Yeterince analiz edilmeden, düşünce alışkanlıkları sebebiyle inanıldığını düşündüğümüz her tür konuya bu sitede yer vardır.
</p>

<p>
	Bilimsel bilgiyle bilimsel olmayanın, doğa içinde kalan bilgiyle doğaüstü bilginin, kısacası güvenilir bilgi ile güvenilir olmayan bilginin analiz edilmesi ve ayırt edilmesi prensiplerine dayalı her konu ve düşünce bu sitenin ilgi alanı çerçevesindedir.
</p>

<p>
	Sitemize bağlı bir forum da bulunmaktadır. Bu forumda politika, felsefe, bilim ve bu sitenin yukarıda açıklanmış ilgi alanlarına uygun her konu tartışılabilir.
</p>
]]></description><guid isPermaLink="false">44</guid><pubDate>Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate></item></channel></rss>
