Jump to content

IP.Board Themes© Fisana
 

Foto

Bilimin Felsefi Tabani Nedir?


  • Please log in to reply
85 replies to this topic

#41 Lafargue

Lafargue

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 34 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 02 Haziran 2011 - 09:26 ÖÖ

"Papatya nedir?" sorusunun bilimsel olarak bir cevabi yoktur ve olamaz. Papatya'nin ne olduguna dair soylenen her soz, dilsel ve felsefidir.

Soyle aciklayayim. Papatya'nin ne oldugunun ortaya konmasi, kesinlik, mutlaklik, ispat temelli NOKTALAYICI CEVAPLARDIR. Papatyanin ne oldugunu nasil bir cevap ile noktalarsan noktala, bilimin onunu ve ufkunu tikamis ve papatya'yi algi, bilgi, birikim, gozlem, bilinc ve farkindalik olarak noktalamis olursun. Bunu aklin kendini inandirmak icin bir tatmin temelinde yapmak, akli sinirlamak demektir.


Radyoaktivite nedir ,radyoaktif madde nedir?
Bu sorunun bilimsel olarak cevabı vardır.
Hatta bu açıklama iyiki bir "Noktalama"dır!
Yoksa bu kavramlar ,aslında bilim bunun hakkında ne dediğini bilemeyiz bir süreçtir ,diyerek elimize plütonyum parçacığını alabiliriz.

Hiç bir ideolojiye ,sabitlemeye ,metafiziğe ,materyalizme ait olmadığını dile getiren ,karşı çıkışlarına "bilim gözlemler ,insanoğlu sadece seyreder" gibi bir itiraz yönelten
utangaç ve sinsi bilinemezci bu felsefenin sonuçlarını "gözlemlediğim" bir örnekle anlatmak isterim.
Şantiyenin birisinde kaynak radyografilerini çeken bir arkadaşımız işlem sonrasında düşen çekirdeği eliyle alıp atmıştır.
Kendisi akciğer kanseridir ,günden güne erimektedir.
Şanslıdır henüz ölmemiştir.
Aynı zamanda teknik okul mezunudur ama bu onun ahmaklığını ,cahilliğini engellememiştir.

Belki de kendisi salaktır ,gözlemim sonucu ancak böyle diyebilirim.
Bilimin felsefesi diye ona yutturulan bu "sahte felsefeler" sayesinde salaklaşmıştırta diyebilirim.

Siz ne diyordunuz?
"Hala anlamıyorlar makinenin insanlığın kurtarıcısı olduğunu; insanı aşağılık ve ücretli işlerden kurtaracak olan, azat eden, boş zaman ve özgürlük veren tanrı olduğunu..."

#42 evrensel-insan

evrensel-insan

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 3.041 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 02 Haziran 2011 - 11:43 ÖÖ

Saygideger kapital;

Bildigim kadariyla radyoaktivite bes duyu ile algilanamayan ve sadece bilimsel teknik ile farkedilebilen ve olculebilen ve belirli bir miktarin ustu eger vucuda tesir etmisse de oldurucu bir etkisi olan bir fenomendir.

Ama bu bilimsel olarak bir noktalama degildir,cunku bilim radyoaktivite uzerine her turlu bilimsel arastirmasina devam etmektedir. Su an gelinen bilgi durumu, epistemolojik bir sinirdir.

Tabiki insanoglu sagligina zararli bir fenomenin ne oldugunu ve uyarisini bilim epistemolojik olarak yapacaktir, zaten bilimin de gorevi budur ve ayni zamanda da bilim bu fenomeni teknigiyle ve teknigini gelistirerek, gozlemlemeye ve yeni bilgiler ortaya cikarmaya devam edecektir.

Bilindigi gibi, eski cernobil ve en yeni Japon Tsunami olgulari radyoaktiviteyi ve nukleer kullanim konusunu gundeme tasimisti.

Orada da kisiler, sirf bu sizintiyi onlemek icin, radyoaktiviteye maruz kaliyorlar.

Yalniz benim dile getirdiklerimden "bilim gozlemler, insanoglu sadece seyreder" cumlesini nasil ortaya cikardiginizi aciklarsaniz, sevinirim.

Arkadasiniza gelince,once gecmis olsun. Yalniz orada calisan bir kisinin bilimsel olarak birradyoaktiviteye karsi nasil davranmasi gerektigini bilmesi ve kendini buna karsi her turlu tedbirle korumasi ve kollamasi gerekmez mi?

Bilim felsefesi diye ona yutturulan sahte felsefelerden kastiniz, herhalde bilimselligin bunyesindeki metafizigin ideolojik ve inancsal etkisi.

Bence buradaki en buyuk sorun, arkadasinizin birey bilincine ve kendi mustakil var olan varligina yeteri kadar onem vermemesi. Hani bir ara AIDS'tecikmisti ya "biz Turk'uz bize bir sey olmaz" cehaletinin soylemi?

Ikincisi de, kendisinin bu konuda yeteri kadar uyarilmamasi ve bilgilendirilmemesi. Tabi bu soylem, birey bilincli icin, kendisinin yeteri kadar bu konuda bilgilenmemesi olmalidir.

Bir bilim calisaninin, bilimsel calismasi ile, kendi kisisel inanc ve ideolojilerini en azindan bilimsel calisma yaparken birbirinden ayirmasi gerekir. Eger bunu basaramazsa, hem bilime metafizik ideoloji ve inanclari katar, hem de kendine hic dusunulmeyen zararlar verir. Hatta bu zararlari cevresine de tasiyabilir.

Iste bu nedenden bilim ve inanc, bilimsellik ve inancsallik, bilimsel bilgi ve inancsal bilgi, bilimin epistemolojik siniri ve bilim ustu spekulasyon, bilim kurgu bilimsel olgular ve mitolojik, doga ustu, dunya otesi v.s. ortaya atilan "gercekler" farki cok iyi algilanmalidir.

Son ekleyecegim, herkesin once kendi turunun ve sonrada kendi birinin varliginin farkina varmasi ve bunun icin her turlu sahip ciktigi, sabitledigi, sorgulamadigi ve ugruna yasamini bile tehlikeyeattigi her turlu etik ve metafizik degeri sorgulamasi gerekir.

Ama sorgulama,maalesef bir rahatsizlik, bir zarar gorme ve bir sorun algilama temelinde oldugundan, bunlari algilamayanlar eldekini korumaya ve onun mucadelesini vermeye devam ederler.

Iste arkadasiniz, bunlardan fiziksel zarari kendine yasatmis, tekrar gecmis olsun.

Saygilarimla;

evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

 

xsig.png


#43 berguzar

berguzar

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 31 Mesaj sayısı:
  • LocationANKARA

Gönderilme tarihi 02 Haziran 2011 - 02:26 ÖS

Saygideger berguzar;

Bunu bir iki ornekle aciklayayim.

Bir tunelde yuruyorsun, ama; ne tunelin ne oldugunu, ne basini sonunu, ne tunelin nerede/neresinde oldugunu, ne tunelde ne kadar zaman bulundugunu, ya da ne kadar zaman sure daha tunelde kalacagini v.s. sormak yerine, sadece tunelde yuruyorsun, ve yurumeye devam ediyorsun. Iste bu yurume ve yurumeye devam etme, bilimdir ve bilimseldir. Geri kalan aklin sadece kendisini ikna etmek icin sorup, cevap aradigi tanrisal ve egosal akil yurutumleridir. Bunu basarabilmek insansal zihniyet, basaramamak dogal zihniyet ve insandisi bir baska guc aramak ve ona teslim olmak, ondan tatmin olmak, onunla noktalanmaktir. Bu da zaten tunel degil, tunelin getirdigi aklin egosal ve tanrisal boyutudur, inanctir.

Saygilarimla;

evrensel-insan

Selam sevgili evrensel insan;

Verdiğin örnekten gidecek olursam, bu tünelin bahsettiğin hiçbir emaresini bilmiyorum ama sadece yürüyorum. Tamam, kabul. Yürüyorum zaten. Ama bu tünelin başının-sonunun nerede başlayıp ve nerede biteceğini bilmiyorum, bu tünelin sonuna doğru ne şekil alacağını bilmiyorum, bu tünelin başından hemen sonrasının şeklini bilmiyorum. Tamam, bunların hepsine kabul. Ama çok çok iyi bildiğim-iz bir şey var. Biz bu tünelde kısa bir an için olacağız. :) Anlatabildim mi? Ve bunu hepimiz biliyoruz ve inkar etmemiz mümkün değil. Buda mı fenomen? Bence değil. Bu gerçeğin ta kendisi.

Şimdi bu dediklerimden sonra, bu tüneli var eden Tanrı, içine bir kısmında bizi yolculuk edelim diye koyan Tanrı, tünelde karşılaşacağımız durumlara göre eylem üretmenin yollarını gösteren de Tanrı (zira bu tünelde yalnız yürümüyoruz) ve biz bunları bilerek bu tünel hakkında kesin bir bilmeye hiç bir zamana ulaşamayacağımızı bilmemize rağmen, tünelde varlığımızı gösterdiğimiz o anlık zaman diliminde madde ve mana bir arada yaşasak güzel olur diyorum ben.

Ve bu dediklerinden sonra sen diyorsunki: Ben bu tüneli çözerim, benim işim bu tüneli boydan boya kat etmek. Gerisine karışmam. Yani Tanrıyım ben diyorsun, yada ilahlığa soyunuyorsun. :)

Bilimsel olmak güzeldir ama bundan öte bilimsel olmakla beraber realist olmak sanırım insan içi daha faydalıdır.

Yoksa ona fenomen, buna fenomen dersem sen de fenomensin. Sen kendine evrensel insan diye noktayı sen koymuşsun, hani senin virgülün diye sorarım. Değil mi? :)

Radyoaktivite nedir ,radyoaktif madde nedir?
Bu sorunun bilimsel olarak cevabı vardır.
Hatta bu açıklama iyiki bir "Noktalama"dır!
Yoksa bu kavramlar ,aslında bilim bunun hakkında ne dediğini bilemeyiz bir süreçtir ,diyerek elimize plütonyum parçacığını alabiliriz.

Hiç bir ideolojiye ,sabitlemeye ,metafiziğe ,materyalizme ait olmadığını dile getiren ,karşı çıkışlarına "bilim gözlemler ,insanoğlu sadece seyreder" gibi bir itiraz yönelten
utangaç ve sinsi bilinemezci bu felsefenin sonuçlarını "gözlemlediğim" bir örnekle anlatmak isterim.
Şantiyenin birisinde kaynak radyografilerini çeken bir arkadaşımız işlem sonrasında düşen çekirdeği eliyle alıp atmıştır.
Kendisi akciğer kanseridir ,günden güne erimektedir.
Şanslıdır henüz ölmemiştir.
Aynı zamanda teknik okul mezunudur ama bu onun ahmaklığını ,cahilliğini engellememiştir.

Belki de kendisi salaktır ,gözlemim sonucu ancak böyle diyebilirim.
Bilimin felsefesi diye ona yutturulan bu "sahte felsefeler" sayesinde salaklaşmıştırta diyebilirim.

Siz ne diyordunuz?


Bu gerçek ise çok feci. :(
Benim kardeşimde NDT sektöründe, oradan biliyorum.
Ayrıca yazdıklarınızın tümüne katılıyorum.

Saygideger kapital;

Bildigim kadariyla radyoaktivite bes duyu ile algilanamayan ve sadece bilimsel teknik ile farkedilebilen ve olculebilen ve belirli bir miktarin ustu eger vucuda tesir etmisse de oldurucu bir etkisi olan bir fenomendir.

Ama bu bilimsel olarak bir noktalama degildir,cunku bilim radyoaktivite uzerine her turlu bilimsel arastirmasina devam etmektedir. Su an gelinen bilgi durumu, epistemolojik bir sinirdir.

Tabiki insanoglu sagligina zararli bir fenomenin ne oldugunu ve uyarisini bilim epistemolojik olarak yapacaktir, zaten bilimin de gorevi budur ve ayni zamanda da bilim bu fenomeni teknigiyle ve teknigini gelistirerek, gozlemlemeye ve yeni bilgiler ortaya cikarmaya devam edecektir.

Bilindigi gibi, eski cernobil ve en yeni Japon Tsunami olgulari radyoaktiviteyi ve nukleer kullanim konusunu gundeme tasimisti.

Orada da kisiler, sirf bu sizintiyi onlemek icin, radyoaktiviteye maruz kaliyorlar.

Yalniz benim dile getirdiklerimden "bilim gozlemler, insanoglu sadece seyreder" cumlesini nasil ortaya cikardiginizi aciklarsaniz, sevinirim.

Arkadasiniza gelince,once gecmis olsun. Yalniz orada calisan bir kisinin bilimsel olarak birradyoaktiviteye karsi nasil davranmasi gerektigini bilmesi ve kendini buna karsi her turlu tedbirle korumasi ve kollamasi gerekmez mi?

Bilim felsefesi diye ona yutturulan sahte felsefelerden kastiniz, herhalde bilimselligin bunyesindeki metafizigin ideolojik ve inancsal etkisi.

Bence buradaki en buyuk sorun, arkadasinizin birey bilincine ve kendi mustakil var olan varligina yeteri kadar onem vermemesi. Hani bir ara AIDS'tecikmisti ya "biz Turk'uz bize bir sey olmaz" cehaletinin soylemi?

Ikincisi de, kendisinin bu konuda yeteri kadar uyarilmamasi ve bilgilendirilmemesi. Tabi bu soylem, birey bilincli icin, kendisinin yeteri kadar bu konuda bilgilenmemesi olmalidir.

Bir bilim calisaninin, bilimsel calismasi ile, kendi kisisel inanc ve ideolojilerini en azindan bilimsel calisma yaparken birbirinden ayirmasi gerekir. Eger bunu basaramazsa, hem bilime metafizik ideoloji ve inanclari katar, hem de kendine hic dusunulmeyen zararlar verir. Hatta bu zararlari cevresine de tasiyabilir.

Iste bu nedenden bilim ve inanc, bilimsellik ve inancsallik, bilimsel bilgi ve inancsal bilgi, bilimin epistemolojik siniri ve bilim ustu spekulasyon, bilim kurgu bilimsel olgular ve mitolojik, doga ustu, dunya otesi v.s. ortaya atilan "gercekler" farki cok iyi algilanmalidir.

Son ekleyecegim, herkesin once kendi turunun ve sonrada kendi birinin varliginin farkina varmasi ve bunun icin her turlu sahip ciktigi, sabitledigi, sorgulamadigi ve ugruna yasamini bile tehlikeyeattigi her turlu etik ve metafizik degeri sorgulamasi gerekir.

Ama sorgulama,maalesef bir rahatsizlik, bir zarar gorme ve bir sorun algilama temelinde oldugundan, bunlari algilamayanlar eldekini korumaya ve onun mucadelesini vermeye devam ederler.

Iste arkadasiniz, bunlardan fiziksel zarari kendine yasatmis, tekrar gecmis olsun.

Saygilarimla;

evrensel-insan


İşte böyle diretmeler yüzünden aradan mana yani diğer bir adıyla duygusallık çıkınca insan bir acımasıza dönüşebiliyor. NDT sektöründe çalışan kardeşime diyorlar ki patronları, dozun fazla çıkarsa seni işten çıkartırız. Halbuki bu işi yapan insanın bu işin en iyi ayrıntılarına kadar bilmesi gerekir.
Sen yukarıda ısrarla diyorsunki elektrik çarpar diye kısıtlamayın, yürüyün, elektrik çarpar derseniz ona nokta koyarsınız.
Ya iyide elektrik çarpıyor işte, elektrik çarpar, şöyle böyle korunmalı ve bununla ilgili bilim üretmezsen insanlığa faydalı olamazsın diye düşünüyorum.

Ayrıca bunları yazıyorum ama senin çok ama çok iyi niyetli, tüm insanlık için kahrolabilen bir kalbin olduğunu çok ama çok iyi biliyorum. Lakin bu savundukların bu yüreğin ile pek örtüşmedi. Bunu da demeden edemedim. :(

Ve tüm bu yazılanlardan sonra en net tabir ile tavuk-yumurta sorusunu horoza sormuşlar ve horozda ben işime bakarım, gerisine karışmam demiş diye noktalamış ya.

Biz hep yürüyelim diyerek horozlanmanın insanlığa bir katkısı olacağını da düşünmüyorum demek istiyorum yine üzülerek. :(

Selamlar...
Sevgiler...
Saygılar...
Uzay, boşluktur.. Madde, bu boşluğun sebebidir.. Evrim, sebeplerin bir diğer sebepleri doğurarak halden hale geçişin etki-tepki sürecidir.. Evren, bu sürece müteakiben şekillenen elemental vücuttur.. Kozmos, bu vücudun bilinci, CANlılık DNA sı, Ademoğlu ise Kalbidir.. Mükemmele doğru seyre programlı bu bilinç içerisindeki her varlığın, doğal seleksiyonunun sonucu ulaştığı en son hâl, DOĞA sıdır.. ALLAH ise, oluşturduğu bu donanım için tasarladığı yazılım olan Kozmik sisteme 99 Nick le bağlı, bilinçlilerin Bilinci ve varoluşun TEK Adminidir..

#44 kodoman

kodoman

    Member

  • Members
  • PipPip
  • 19 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 02 Haziran 2011 - 04:18 ÖS

Polemiğe de başladık ya...

Cunku onemli olan bu tip kisisel cevaplar vermek degil; bilgi, birikim, bilinc temelinde dile gelen dusuncelere eger karsi cikilacaksa DUSUNCE BELIRTEREK YANIT VERMEKTIR.

Burada, şahsım tarafından yapılan şey bir ad-hominem değil, bir tespit. Nasıl ki, bir tartışma sırasında, yalan söylediği tespit edilen birine "sen yalan söylüyorsun" demek bir tespitse, burada yaşanan da budur.

#45 evrensel-insan

evrensel-insan

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 3.041 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 02 Haziran 2011 - 06:36 ÖS

Saygideger berguzar;

Yoksa ona fenomen, buna fenomen dersem sen de fenomensin. Sen kendine evrensel insan diye noktayı sen koymuşsun, hani senin virgülün diye sorarım. Değil mi?-berguzar-
Tabiki bende bir fenomenim. Evrensel-insan, imzamdan da anlasilacagi gibi, yasamimdaki hedefim. Oyuzden de devamli herseyi insanoglu olarak bilimsel temelde sorguluyorum.

Sonucta bir tanri aramak ve insanoglu ustu bir guce gerek duymak, aklin egosal/akilsal kendini inandirarak dogruladigi bir tatmindir.

Ben bilimsel veepistemolojik olarak tanri dahil, ve insanoglunun kendi dahil, herseyi kendi adina/eliyle/ait/icin yapilandirdigini bildigimden, tanrisal olumlu ya da olumsuz bir akil yurutumune ihtiyac duymuyorum.

Sen duyuyorsan, tanrisal olarak olumlu ya da olumsuz yanasabilirsin.

Orada yazilan da, benim verdigim gibi algilanamamis. Ben dedim ki, bilim ve bilimselligin sonu basi yoktur, insanoglu epistemolojik oarak bilimsel calismasini surdurur. Eger insanoglu adina bu bilimsel calisma bir tehlike iceriyorsa, bunun bilgisini de bildirmek bilimsel bir calismanin insanlik gorevidir.

Mesela bir elektrikci, nasil calisilacagini bilir, ama bilmeyen biri elektrige mudahele ederse, canindan olabil.ir.

Sonucta hersey bir bilgidir ve bu bilgi, degisebilen, yanlislanabilen, yenilenebilen surekli suregelen bir surectir. Oyuzden de ideolojik inancin aklin dogrusu ile noktalamasindan farklilasir.

Saygilarimla;

evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

 

xsig.png


#46 evrensel-insan

evrensel-insan

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 3.041 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 02 Haziran 2011 - 08:17 ÖS

Saygideger kodaman;

Burada, şahsım tarafından yapılan şey bir ad-hominem değil, bir tespit.-kodaman-
Dile getirdiklerim hakkinda deneyci ve hatta akilci olduguna dair bir yorum yapmistin.

Ben oyle olmadigini sana epistemolojik bir aciklamayla cevap verdim.

Madem bir tesbit yaptigini soyluyorsun, o zaman bu tesbiti hangi mesajlarimin hangi dile getirdikleri temelinde yaparsan, ben de o zaman senin tesbitini degerlendirebilirim.

Yoksa, senin yapmis oldugun tesbitin, benim algilamam acisindan bir icerigi yoktur.

Oyuzden birincisi yaptigin tesbit nedir?

Ikincisi, bu tesbit hangi mesajimin hangi dile getirimi uzerine yapilmistir?

Ucuncusu, bunun bir tesbit oldugunun aciklamasi ve izahi nedir?

Dorduncusu bu tesbit, hangi epistemolojik tabana dayanmaktadir?

Sonucta eger tesbitin ontolojik ise, ben zaten ontolojik bir dile getirim yapmadim.

Ya da soyle yapalim, sen basligin icerigini aciklayan tabanin ne oldugunu kendince dile getir ve onun uzerine yazisalim.

Oyuzden birseyin yanlisligi, tesbiti, degerlendirmesi v.s. sadece kelimeyi kullanmakla degil; onun icini doldurmakla ve izah etmekle mumkundur.

Saygilarimla;

evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

 

xsig.png


#47 Lafargue

Lafargue

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 34 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 03 Haziran 2011 - 09:11 ÖÖ

Saygideğer evrensel-insan;

Eğer sizde bir fenomenseniz ,özne olarak felsefenizi kuruyorsanız nasıl oluyorda meta-felsefe iddiası getirebiliyorsunuz ?
İnsanoğlunun alternatifsiz olduğuna katılmakla beraber eğer onun dışında bir yerde durmuyorsanız nasıl oluyorda olaya bakanın kendisinin
olay içinde olmadığını ,yer almadığını iddia edebiliyorsunuz?
Her türlü sorunu sorgulayıp (kanıtlamaya,inanca,ispata,doğruya v.s endekslemeden), sorunların evrensel ve bütünsel kökenine inmeyi amaçlayan felsefeniz bunları "nedenlemeye" başladığı anda olayın içerisinde hatta artık kendisi olay olmuştur.
Felsefe üstü iddianız sırf bu nedenle geçersizdir ,bu felsefe bilimin "sahte felsefesi"dir ,sinsi bir agnostizmdir!
"Hala anlamıyorlar makinenin insanlığın kurtarıcısı olduğunu; insanı aşağılık ve ücretli işlerden kurtaracak olan, azat eden, boş zaman ve özgürlük veren tanrı olduğunu..."

#48 Lafargue

Lafargue

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 34 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 03 Haziran 2011 - 09:23 ÖÖ

Saygıdeğer evrensel-insan;

Evrensel-insan'nın köşesi adresinde "kurmacanızı" açıklarken şöyle bir ifade kullanmışsınız :

Madde, düşünce ve kavram. Bunun ne biri, ne öteki, biri birinden önce ve ya sonra değildir. evrensel-insan


Sizden ,alıntıladığım yukarıdaki cümleyi açıklamanızı rica edeceğim.
"Hala anlamıyorlar makinenin insanlığın kurtarıcısı olduğunu; insanı aşağılık ve ücretli işlerden kurtaracak olan, azat eden, boş zaman ve özgürlük veren tanrı olduğunu..."

#49 evrensel-insan

evrensel-insan

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 3.041 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 03 Haziran 2011 - 04:55 ÖS

Saygideger kapital;

Bir daha soyluyorum. Ben bir seyi iddia veya ispat etmiyorum. Sadece olan yapilanmisligin sorunlari ile birlikte dogal zihniyet olarak insandisi ve insanlikdisiligini ortaya koyuyorum ve insansal zihniyet adina, bu dogal zihniyetin insanlasamamis insanlik ve insan zihniyetini icermeyen bir zihniyet oldugunu soyluyorum. Bu temelde de, dogal zihniyeti insan ve insanligin zihniyeti adina, tum yapilandirilmisliginin yapi ve islevinin sorunsal resmini vererek, cikarsama ile curutuyorum.

Benim yaptigim, zihniyet olarak insanOGLUnun dogal zihniyetinin hayvan ile insan zihniyeti arasindaki bir ara gecis formu oldugunu gostermektir.

Cunku, insanoglunun dogal zihniyet yapilandirilmisligi, ne bir hayvan ne de bir insan zihniyeti tasimaz. Aslinda temeli hayvana (anima/animus) dayanir ve hayvanin algisinin soyutlanmisidir.

Insansal zihniyet ortaya koyumu olarak, bu dusunce dile getirimi, dogal zihniyetin bunyesinde degildir. Dogal zihniyetin her turlu yapilandirilmisliginin disindan gozlemler.

Bunlari nedenleyen zihniyet, insanoglunun dogal zihniyeti yapi ve isleyisinin sinirlari icinde degildir, disindadir.

Bakin bir ornek vereyim. Konu tanri, tanrisal yanasim, tanrilasma/tanrilastirma ve tanrisal zihniyet olsun.

Dogal zihniyet bunyesinde tanrinin varligi konusu, teolojinin konusudur. Bu temelde tanrinin varligi varlik temelinde vara ve yoga, tanriya inanc temelinde de inanma, inanmamaya tasinir.

Dolayisiyle, aklin tanrinin varlik ve inanci konusundaki siniri, ya varlamak, ya yoklamak, ya inanmak, ya da inanmamaktir. Bu arada felsefede non effeble temelinde, tanrinin ne oldugunun soylenemeyecegi temelindeki agnostisizm vardir. Agnostisizmde de tanrinin ne oldugunun bilinip bilinmeyeceginin belli olmadigi vurgulanir. Bu iste evrensel-insan zihniyetinin tanri konusunu tum hatlariyle ortaya koymasidir.

Bu temelde benim birey olarak gozlemim (yani ortada olan resim, sahsi gorusumun yer almadigi)

Tanri kavram olarak, insanoglu tarafindan ortaya atilmis ve teolojik olarak degerlendirilen bir varlik ve inanc algisidir. Herkes kendince bu tanriya vermis oldugu anlam ve icerik temelinde onunla olumlu ve olumsuz bir bag kurar. Bu bag eger tanriya karsi bir yukumluluk ekliyorsa (kul, ibadet v.s.) konu teizmdir. Teizme anlam ve icerik belirtilen bir tanrinin temelinde olumsuz karsi cikiliyorsa, antiteizmdir. Tanri sadece bir algi ise, deizmdir. Bu alginin ne oldugu belirtilmis ise, panteizm ve panenteizmdir. Tanri belirlenemez ve bilinemez kilinirsa, agnostisizmdir.

Teizm temelli bir suru dini felsefe ortaya atilmistir. Ateizm ise, ya bir anlami ve icerigi ortaya konan tanrinin yoklanmasidir, ya da her turlu tanri algisinin yoklanmasidir.

Neyin ne oldugunun detaylarina girmeyecegim.

Iste bu dogal zihniyet temelli tanri konusundaki insanoglunun aklinin siniridir.

Eger sen burada benim konunun icinde yer aldigimi soyluyorsan, sence ben nasil bir bilinen tanrisal yanasim gostermis oluyorum?

Bu aciklamalar temelinde, bana ne dersin, teist mi, ateist mi, nonteist mi v.s. buna karar verebilir misin?

Ben suyum demedikten ya da bu teolojik varlik ideolojilerinden birini savundugumu gormeden diyemezsin.

Ama gordugun gibi, ben ne birini savunuyorum, ne de birini elestiriyorum. Sadece OLANI ORTAYA KOYUYORUM. Iste bundan sonra yapacak oldugum da, tanri kavramli her turlu dogal zihniyetin neyi savunur, elestirirse elestirsin, konunun insanoglunun zihniyet olarak insanlasmasi onundeki bir sorun, bir engel oldugunu ve konunun insandisi ve insanlikdisi oldugunu ortaya koymaktir. Burada da kisisel bir gorus yer almaz.

Bireysel gorusum ise, tanri konusunda benim serbest dusunur oldugumdur. Iste bunu bir birey olarak savunurum. Ama, bunun evrensel-insan zihniyetinin qua felsefesi ile bir bagi yoktur, cunku kendi bireysel gorusumdur konu olan.

Bilmem fark anlasilabildi mi?

Burada da agnostik oldugumu iddia etmissiniz. O zaman serbest dusunurlugun bir agnostisizm oldugunu ortaya koymaniz gerekecek.

Madde, düşünce ve kavram. Bunun ne biri, ne öteki, biri birinden önce ve ya sonra değildir. evrensel-insan

Herseyin temeli, tabani, yapilandirani, yapi ve islevini ortaya koyani epistemolojik olarak ve alternatifsiz olarak insanoglu olduguna gore; insanoglu bir butun olarak soyutlasmasini, beyni, yani maddesi, nin fonksiyonu dusuncesinin o dusunceye yansiyani algilamasi ve kavram olarak yansitmasidir. Dolayisiyler herseyin temeli olan insanoglunun kendisi yani alternatifsiz soyutlama yetisi sahibi insanoglu, madde/dusunce ve kavram ucleminden olusur. Bu uclemden biri olmazsa, insanoglu olmaz, dolayisiyle somut ve soyut soyutlamasi olmaz.

Saygilarimla;

evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

 

xsig.png


#50 evrensel-insan

evrensel-insan

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 3.041 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 03 Haziran 2011 - 07:39 ÖS

Saygideger kapital;

Tamam, senin ile evrensel-insan zihniyeti ve qua felsefesi olarak degil; bir birey olarak yazisacagim.
Once bir birey olarak bilim ve felsefe temelinde dusuncemi dile getireyim.

Ben her iki konuda da serbest dusunurum. Yani, belirli bir ideolojik ve inancsal temel ve tabanim yoktur.

Herseyi epistemolojinin constructivist, yani yapilandirmaciligi temelinde degerlendiririm ve bu yapiyi, isleyisi sorun, curutme, bozma temelinde cikarsama metoduyla dile getiririm.

Sende istersen, bir kisi olarak kendi dusunceni ortaya koy, boylece ikimizin dusunceleri yazissin, ne dersin?

Boylece bana bir cesit, agnostik gibi bir etiket verme gereginde de kalmazsin. Cunku ben bir birey olarak kendi dusuncemin ne oldugunun bilinc ve farkinda olarak ortaya koyarim ve boylece de baskasinin dile getirdiklerimi kendi algisinca bir etikete tasimasina gerek kalmaz.

Ben, zaten sana bir etiket verme yanlisi olmadigimdan, sadece senin kendini dusunce olarak nasil ortaya koyuyorsan, o temelde seni degil;ortaya koydugun dusunceyi kendi algimca degerlendirecegim.

Saygilarimla;

evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

 

xsig.png


#51 Lafargue

Lafargue

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 34 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 04 Haziran 2011 - 05:34 ÖÖ

Boylece bana bir cesit, agnostik gibi bir etiket verme gereginde de kalmazsin.


Saygıdeğer evrensel-insan;

Buradaki sorgulamayı kişileştirmenizi anlamıyorum.
Felsefenizin (belki siz farkına varamamışsını) argümanlarının agnostizme malolduğunu söylüyorum.
Ne diyelim ?
"Yok canım ,dostumuz bir şey ispatlamak ve ya çürütmek için yazmıyor bunları ister alırız ,ister almayız" böyle mi diyelim?
Ben demeyeceğim ,kişisel algılamayın ,felsefenizle tartışıyorum.

Ayrıca agnostism felsefede sizin çizdiğiniz o dar anlamıyla değerlendirilmez.
Ben sizin tanrı inancınızı sormadım, merakta etmiyorum, şimdilik.

Agnosticisim
"Hala anlamıyorlar makinenin insanlığın kurtarıcısı olduğunu; insanı aşağılık ve ücretli işlerden kurtaracak olan, azat eden, boş zaman ve özgürlük veren tanrı olduğunu..."

#52 Lafargue

Lafargue

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 34 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 04 Haziran 2011 - 11:43 ÖÖ

Herseyin temeli, tabani, yapilandirani, yapi ve islevini ortaya koyani epistemolojik olarak ve alternatifsiz olarak insanoglu olduguna gore; insanoglu bir butun olarak soyutlasmasini, beyni, yani maddesi, nin fonksiyonu dusuncesinin o dusunceye yansiyani algilamasi ve kavram olarak yansitmasidir. Dolayisiyler herseyin temeli olan insanoglunun kendisi yani alternatifsiz soyutlama yetisi sahibi insanoglu, madde/dusunce ve kavram ucleminden olusur. Bu uclemden biri olmazsa, insanoglu olmaz, dolayisiyle somut ve soyut soyutlamasi olmaz. evrensel-insan


Bu söyledikleriniz ancak Hegel’e dipnot olarak düşülebilir.
Hegel düşünceyi ,insan beyninin yaşam sürecini, “bağımsız bir özneye” dönüştürür.
O’na göre “nesnel dünya” ideaların “dışsal ve görüngüsel biçimi”nden başka bir şey değildir.
O’ndan farklı olarak siz madde ve düşünce arasında bir bağ kuruyor ancak nihayetinde Hegel’in sistemini açıklarken başvurduğu “kendini düşünen düşüncenin düşüncesi” ne saplanıp kalıyorsunuz.
Fenomenlerin gözleminin sınırlarının ötesindeki şeylerin ,örneğin materyalizmin madde ve düşünce arasındaki öncül ilişkisini ,metafizik olarak ilan ediyorsunuz.
Daha ileri giderek ,bağımsız bir özne olma ve öznelerin evrensel-insan düşüncesi altında evrensel bir öznede birleştirilmesi iddiasıyla , her şeyin temelini insanoğlunun “duyumlarına” indirgiyorsunuz.
Bu önermelerde öncüllerini daha Berkeley’de bulabileceğimiz daha sonra Mahc ve ardıllarında görebileceğimiz türden yaklaşımlardır.

İnsan oğlu henüz yokken ve ondan bağımsız olarak işleyen ve bunu yaparken bir insan duyumuna ,gözlemine ihtiyaç duymayan “doğa yasaları” yok muydu ?
Ya da o yasalar biz ne dersek diyelim ya da bizim soyutlamalarımızdan bağımsız olarak bulunmuyorlar mıydı ?
Elbette insanoğlu olmazsa düşünce olmaz ,madde olmazsa insanoğlu olmaz!
Fakat ,insanoğlu gözlemini ve soyutlamasını yapıyor onları kavramlaştırıyor diye madde vardır gibi bir sonuca ulaşabilir misiniz ?
Aynı saçmalık duyumları maddenin bir özelliği gibi göstermekle birdir.
Buradan basitçe Berkeley’in ifadesindeki “Dünya insanoğlunun tasarımından başka bir şey değildir”e ulaşılır.
Çünkü siz ; “Her şeyin temeli” diyorsunuz “tabanı ,yapılandıranı insanoğlu ve düşüncesidir”!

Felsefeniz iddia ettiği gibi “bağımsız” değildir.
Üzülerek söylüyorum bazı etiketlemeleri siz, Berkeley’in felsefesini kotarmaya çalışırken kendiniz giyiyorsunuz ,ben yapıştırmıyorum!

Berkeley’in idealizmi Mach’ın agnostizmi ve Hegel’in diyalektiği işte “evrensel-insan felsefesi” ,meta-felsefe iddiasındaki düşünce çorbası.

Dostlukla
"Hala anlamıyorlar makinenin insanlığın kurtarıcısı olduğunu; insanı aşağılık ve ücretli işlerden kurtaracak olan, azat eden, boş zaman ve özgürlük veren tanrı olduğunu..."

#53 evrensel-insan

evrensel-insan

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 3.041 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 04 Haziran 2011 - 03:50 ÖS

Saygideger kapital;

İnsan oğlu henüz yokken ve ondan bağımsız olarak işleyen ve bunu yaparken bir insan duyumuna ,gözlemine ihtiyaç duymayan “doğa yasaları” yok muydu ?
Ya da o yasalar biz ne dersek diyelim ya da bizim soyutlamalarımızdan bağımsız olarak bulunmuyorlar mıydı ?-KAPITAL-

Yukaridaki soru cumlelerinizden, zaten dogaya bir insanoglu oznelligi, anlam ve icerigi verdiginiz algilaniyor.

Varsa, kime/neye gore vardi?

Varsa, diyelim, dinazorlara gore, dinazorlar bu yasalari insanogluna nasil iletti, bu yasalardan insanoglunun nasil haberi oldu?

Doga, dinazorlara, ya da insanogluna bu yasalarini iletirken, ayni dialogu mu kullandi?

Hangi tur veya canli insanoglu ile dialog kurup, bu doga yasalarini ona iletti?

Cok acik, dogaya yasa yuklemekle, Kuran'i Allah'a yazdirmak arasinda bir fark yoktur. Ustelik doga ile insanoglu arasinda, bir ucincu iki dialogu da bilen bir guc gerekir.

Insanogluna yansiyan ve ve insanoglunun algiladigi, insanoglundan bagimsiz bir gerceklik vardir, ama; bu gercekligin ne oldugu, her turlu anlam ve icerigi ve bu gerceklik hakkindaki her turlu soru-cevap epistemolojik olarak SADECE insanoglu eliyle, adina, ait, icin ortaya yine insanoglu tarafindan bir MONOLOG olarak konur.

Natüralizm iki farklı felsefik görüşte incelenir:

  • Yöntemsel natüralizm (veya bilimsel natüralizm) ki bu epistemoloji üzerine yoğunlaşır: "Dünya üzerinde güvenilir bilgiyi edinmenin yöntemleri nelerdir?". Metafizik ve dini inançtan bağımsız, özellikle "bilgi" edinmenin pratik yöntemleriyle ilgili epistemolojik bir bakış açısıdır. Buna göre varsayımların doğal neden ve olaylara göre açıklanıp test edilmesi gerekir.[1] Gözlemlenebilir eylemlerin açıklamaları yalnızca doğal nedenlerle ilişkilendirildikleri sürece pratik ve faydalı olur (mesela "kesin işleyişler" buna örnektir, ama "şüpheli mucizeler" değil). Yöntemsel natüralizm modern bilimin temel prensibidir. Bazı filozoflar bu düşünceyi daha da genişleterek yöntemsel natüralizmin felsefenin de temel prensibi olduğunu söylemişlerdir. Bu bakış açısına göre bilim ve felsefe bir bütündür. W.V. Quine, George Santayana ve diğer bazı filozoflar da bu düşünceyi desteklemişlerdir.
  • Metafizik natüralizm, (veya ontolojik natüralizm veya felsefik natüralizm) ontoloji üzerine yoğunlaşır: Bu bakış açısı daha çok varoluş ile alakalıdır: var olan nedir ve var olmayan nedir? Natüralizm "tabiat vardır ve bütün temel doğrular tabiatın doğrularıdır."[2] metafiziki pozisyonuna sahiptir.-Alinti-
  • Yukaridaki alintidan da gorulecegi uzere, senin getirdigin naturalizm metafizige girer, epistemolojiye degil. Yukaridaki kirmizi ve yesil boyali cumleleri okuyabilirsin.
  • http://tr.wikipedia....ralizm_(felsefe)
  • Saygilarimla;
  • evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

 

xsig.png


#54 evrensel-insan

evrensel-insan

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 3.041 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 04 Haziran 2011 - 04:12 ÖS

Saygideger Kapital;

Doga yasalari, dogaya kim/ne tarafindan verilmisdir?

Doganin kendisi tarafindan-Kendiliginden olus/yaratilis
Baska bir guc tarafindan-Tanricilik, akilli tasarimcilik, yaraticilik

Insanoglu tarafindan-Insanoglunun soyutlamasi

Sence yukaridakilerden hangisi ve neden o?

Ya da 4. bir olasalik varsa, nedir?

Maddeyi ortaya koyan kimdir/nedir?

Maddenin kendisi-kendiliginden olus/yaratilis

Baska bir guc-yaraticilik, akilli tasarimcilik-hyloteizm

Insanoglu tarafindan-yansisi algilananin insanoglu tarafindan kavramlastirilmasi.

Kim hangisidir?

Evren, madde, doga v.s.'nin kendi-Nesneye oznellik katma-Aklin somutlamasi

Yaratici, akilli tasarimci-ozneye nesnellik katma-aklin soyutlamasi

Insanoglu-kendisine, kendiside dahil; yansiyanin algilanarak kavrama donusmesi?

4. olasaliklar varsa, sen eklersin.


Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

 

xsig.png


#55 Lafargue

Lafargue

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 34 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 04 Haziran 2011 - 07:59 ÖS

"Doğal Seçilim"den bahsettiğimizde burada seçen bir bilinçten ya da bu seçilimin bilinçli bir amacı olduğundan mı söz ediyoruz ?
Bundan söz etmediğimiz gibi doğa yasalarından söz ederken yine bir bilinçten bahsetmiyoruz.
Benim itirazım düşüncenin ,kavramların soyutlanmış olmasına değil ,bu konudaki tanımınıza katıldığımı bildirmiştim.
Sizin algınız ise cevap olarak sorduğunuz soruyla ,sorunuz ise yine felsefenizle oldukça uyumludur.
Çünkü siz ; “Her şeyin temeli” diyorsunuz “tabanı ,yapılandıranı insanoğlu ve düşüncesidir”!
Yine buna paralel olarak soruyorsunuz "O halde doğa yasaları kim/ne tarafından verilmiştir ?"
Şimdi bu soruyla benim sorumu mu yanıtlamış oluyorsunuz?

"kütle çekimi"den bahsediyoruz ,biz koymuyoruz o yasayı ya da maddeler arasındaki böyle bir ilişkiyi oluşturan bir bilinçten bahsetmiyoruz.
Gözlemimizden/deneyimizden yola çıkarak maddeler arasındaki bir etkileşimi soyutlayarak ,modelliyoruz.
Siz ise "Yasa diyerek doğaya insansal özellikler yüklediniz" şeklinde eleştiriyorsunuz.
Karşınızdaki binanın tepesinden atın kendinizi ,neye göre ,kime göre olduğunu anlayacaksınız ?

Soru net hatta daha basitleştirerek sorayım:
"Doğa insandan önce var mıydı?"

Dostlukla
"Hala anlamıyorlar makinenin insanlığın kurtarıcısı olduğunu; insanı aşağılık ve ücretli işlerden kurtaracak olan, azat eden, boş zaman ve özgürlük veren tanrı olduğunu..."

#56 evrensel-insan

evrensel-insan

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 3.041 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 04 Haziran 2011 - 08:20 ÖS

Saygideger kapital;

"Doğa insandan önce var mıydı?"-kapital-

Ontolojinin disina cikamazsan, ancak iste boyle var/yok tikanikligi icinde kalirsin.

Konu var, yok degil ki?

Bu soruyu soran kim?

Bu soruya cevap verecek olan kim?

Insanoglu disinda bu soruyu soran ya da cevap verecek olan bir tur var midir?, varsa nedir?

Ayrica doga yani yer olmazsa, insanoglu nere de olacakti?

Insanoglu doga kendisine yansimasa, onu nasil algilayip ta kavramlastirarak, doga diyecekti?

Bak burada iki nokta var. Insanoglunun baska bir turde bulunmayan iki yonu. Insanoglu hem gozlemleyen, hem de gozlem verendir. Ama ayni zamanda gozlemi ortaya koyandir.

Ayrica, insanogluna yansiyan her ne ise, o zamansal olarak insanoglundan once olmali ki, yansisin?

Amaonemli olan sadece yansi degil; o yansiyi algilayan ve algisini kavrama doinusturenin de insanoglu oldugudur.

Doga, evren, dunya, madde, nesne (kisaca fenomen) sadece yansir bu yansi algilanmaz, kavramla ozdeslestirilmez ve yansitilmazsa, doganin yansisinin bir anlam ve icerigi yoktur., Dogayi algilayanda, kavram ile ozdeslestirip doga olarak yansitanda sadece ve alternatifsiz insanogludur ve bu bir monologdur, cunku doganin bu konuda insanoglunun algisinayansimasi disinda bir rolu yoktur. Dogada, teolojik ve teleolojik bir icerik yoktur, oldugunu soyleyen ve bunu ona veren insanoglu turudur. INSANOGLU HEM YANSIR, HEM ALGILAR, HEM DE YANSITIR.

Ama, doga algilamaz, kavramlastirmaz ve yansitmaz. Oyuzden de doganin, bir kanunu yoktur, yansiyan dogayi algilayan insanoglunun dogayi gozleminden ortaya cikardigi, dogaya degil; insanogluna ait doga uzerine verilmis, yasalari vardir.

Farki algiliyabiliyor musun?

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

 

xsig.png


#57 evrensel-insan

evrensel-insan

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 3.041 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 04 Haziran 2011 - 08:35 ÖS

Saygideger kapital;

"kütle çekimi"den bahsediyoruz ,biz koymuyoruz o yasayı ya da maddeler arasındaki böyle bir ilişkiyi oluşturan bir bilinçten bahsetmiyoruz.
Gözlemimizden/deneyimizden yola çıkarak maddeler arasındaki bir etkileşimi soyutlayarak ,modelliyoruz.
Siz ise "Yasa diyerek doğaya insansal özellikler yüklediniz" şeklinde eleştiriyorsunuz.-kapital-

Bakin size yukaridaki cumlelerinizdeki celiskiyi gostereyim. Hem bir bilincten bahsetmiyoruz, diyorsunuz, hem de modelliyoruz diyorsunuz, modelleyen kim, doga mi, biz mi?

Ayrica bunu sadece bir bilinc olarak gormek gerekmez. En genis anlamiyla, bu bir doga uzerindeki insanoglu soyutlamasidir.

Yani gozlemlenen doganin, insanoglu dusuncesinde kurguya, tez, formul, hipotez, teori, yasa v.s. donusmesidir. Bu donusumun, teori test ile olgulasmasi ve yanlislanabilirliginin baki kalmasidir.

Bakin bir daha soyluyorum, Kurani Allah'a yazdirmak ile dogaya kural, yasa yuklemek arasinda bir zihniyet farki yoktur. Cunku ikisini de yapan insanogludur. Yani, ne Kuran'i Allah yazmistir, ne de doganin kanunlari vardir.

Kurani yazanda, dogaya o kanunlari veren de insanogludur.

Saygilarimla;

evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

 

xsig.png


#58 Orca

Orca

    Newbie

  • Members
  • Pip
  • 4 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 04 Haziran 2011 - 11:48 ÖS

Saygideger kapital;

"kütle çekimi"den bahsediyoruz ,biz koymuyoruz o yasayı ya da maddeler arasındaki böyle bir ilişkiyi oluşturan bir bilinçten bahsetmiyoruz.
Gözlemimizden/deneyimizden yola çıkarak maddeler arasındaki bir etkileşimi soyutlayarak ,modelliyoruz.
Siz ise "Yasa diyerek doğaya insansal özellikler yüklediniz" şeklinde eleştiriyorsunuz.-kapital-

Bakin size yukaridaki cumlelerinizdeki celiskiyi gostereyim. Hem bir bilincten bahsetmiyoruz, diyorsunuz, hem de modelliyoruz diyorsunuz, modelleyen kim, doga mi, biz mi?

Ayrica bunu sadece bir bilinc olarak gormek gerekmez. En genis anlamiyla, bu bir doga uzerindeki insanoglu soyutlamasidir.

Yani gozlemlenen doganin, insanoglu dusuncesinde kurguya, tez, formul, hipotez, teori, yasa v.s. donusmesidir. Bu donusumun, teori test ile olgulasmasi ve yanlislanabilirliginin baki kalmasidir.

Bakin bir daha soyluyorum, Kurani Allah'a yazdirmak ile dogaya kural, yasa yuklemek arasinda bir zihniyet farki yoktur. Cunku ikisini de yapan insanogludur. Yani, ne Kuran'i Allah yazmistir, ne de doganin kanunlari vardir.

Kurani yazanda, dogaya o kanunlari veren de insanogludur.

Saygilarimla;

evrensel-insan


Degerli Evrensel-insan


Tartismayi bir suredir izliyorum, nacizane goruslerimi bildirmek istedim,

"Kurani yazanda, dogaya o kanunlari veren de insanogludur." demissiniz. Ancak burada buyuk bir yanlis var , Kurani yazan insanogludur ancak dogaya kanunlari veren insanoglu degildir, bu kanunlara "ismini veren" insanogludur. Buradaki ince ayrimi atlayarak cok ciddi bir yanilgi icindesiniz, soyle ki miknatisin iki zit kutubu birbirini ceker , ayni kutuplari ise iter.Herkes bilir bunu ,test edilir ve ayni durum hep ortaya cikar, bu durum insan bilincinden de oncedir.Bu kanunlari siz(insanoglu) veriyor olsaydi miknatis olmayan bir metale (ya da seye ) bu kanunu verirdiniz oda miknatis ozelligi gosterirdi.Cok uzatmayacagim, elektromanyetik teori , dogal bu olgunun isimlendirilmesi ve aciklanmasidir, sizin bilincinize cikardiginiz ya da siz oyle dediginiz icin var degildir. Bunun aksini iddia ediyorsunuz Platon'a dusunulmus bir dipnottan baska birsey soylemiyorsunuz.


Bilim felsefi hakkinda kendi adima 2 sey soyleyecegim

1. Son yuzyilda "bilim felsefesi" uzerinde en buyuk etkiyi birakan ,bu konu ile ilgili olan herkesin agzindan dusmeyen Popper , bilim insanlarinin dunya algisini dumura ugratmak icin, bir din adamina tas cikartacak kadar sofistike bir yontem "icat etmis" bir idealisttir. Yanlislanabilirlik ilkesi , tanri iddasinin yeni adidir. Nedenselligin ve tarihselligin yok edilmesi uzerine sofistike bir yalandir.


2. Maddenin tarihi bizim tarihimizdir.Bilim diye konustugumuzda budur.Bir diger degisle madde ve tarih ayni seydir. Tarihin materyalist kavrasiyisi her sorunun yanitidir. Inamak inanmamak ile ilgili bir durumda degildir bu.Bilimde bu anlami ile tarihsel bir olaydir. Bilimin "kendisi" , "felsefesi" olmaz . Bilim hersey gibi ideolojik bir kavramdir ve ne yazik ki tarihsel kavrayis yok sayilarak ,ne oldugu degil, ne olmadigina dair hersey yuklenmektedir bu kavrama.Kisacasi bilim maddenin-tarihin hikayesidir.

Selamlar

Orca

Madde olmadan tarih olmaz, tarih olmadan madde olmaz!

#59 Orca

Orca

    Newbie

  • Members
  • Pip
  • 4 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 05 Haziran 2011 - 12:27 ÖÖ

Saygideger kapital;

"Doğa insandan önce var mıydı?"-kapital-

Ontolojinin disina cikamazsan, ancak iste boyle var/yok tikanikligi icinde kalirsin.

Konu var, yok degil ki?

Bu soruyu soran kim?

Bu soruya cevap verecek olan kim?

Insanoglu disinda bu soruyu soran ya da cevap verecek olan bir tur var midir?, varsa nedir?

Ayrica doga yani yer olmazsa, insanoglu nere de olacakti?

Insanoglu doga kendisine yansimasa, onu nasil algilayip ta kavramlastirarak, doga diyecekti?

Bak burada iki nokta var. Insanoglunun baska bir turde bulunmayan iki yonu. Insanoglu hem gozlemleyen, hem de gozlem verendir. Ama ayni zamanda gozlemi ortaya koyandir.

Ayrica, insanogluna yansiyan her ne ise, o zamansal olarak insanoglundan once olmali ki, yansisin?

Amaonemli olan sadece yansi degil; o yansiyi algilayan ve algisini kavrama doinusturenin de insanoglu oldugudur.

Doga, evren, dunya, madde, nesne (kisaca fenomen) sadece yansir bu yansi algilanmaz, kavramla ozdeslestirilmez ve yansitilmazsa, doganin yansisinin bir anlam ve icerigi yoktur., Dogayi algilayanda, kavram ile ozdeslestirip doga olarak yansitanda sadece ve alternatifsiz insanogludur ve bu bir monologdur, cunku doganin bu konuda insanoglunun algisinayansimasi disinda bir rolu yoktur. Dogada, teolojik ve teleolojik bir icerik yoktur, oldugunu soyleyen ve bunu ona veren insanoglu turudur. INSANOGLU HEM YANSIR, HEM ALGILAR, HEM DE YANSITIR.

Ama, doga algilamaz, kavramlastirmaz ve yansitmaz. Oyuzden de doganin, bir kanunu yoktur, yansiyan dogayi algilayan insanoglunun dogayi gozleminden ortaya cikardigi, dogaya degil; insanogluna ait doga uzerine verilmis, yasalari vardir.

Farki algiliyabiliyor musun?


Degerli evrensel-insan,

Yukaridaki yaziniz bence tum yazilarinizin ozu. Diyorsunuz ki, "INSANOGLU HEM YANSIR, HEM ALGILAR, HEM DE YANSITIR" ve arkasindan da "Ama, doga algilamaz, kavramlastirmaz ve yansitmaz."

Peki insan bu doganin bir urunu degil mi? Nedir kriteriniz doga ve insani ayirmakta ?

Ben farki cok iyi algiliyorum ve diyorum ki;

Insanoglu hem yansir, hem algilar, hemde yansitir , DOGANIN ya da MADDENIN tumu gibi.

Siz dogayi insandan ayirarak, olmayan bir dogadan bahsediyorsunuz.


Ayrica,

Bir timsah, sirtindaki iri cikintilar ile sudaki en ufak titresimi "ALGILAR",

Denizler, gokyuzundeki bulutlari "YANSITIR"

Bulutlarin goruntusu , denizlere "YANSIR"

Civcivler anneleri olarak dogar dogmaz gordukleri en iri tavugu anneleri yerine koyaralar ki gercek anneleri olmasa bile,yani "KAVRAMLASTITILAR"

Bakin gordunuzmu insandan baska seylerde yapabiliyor sizin yapamadiginiz iddia ettiginiz seyleri.

Bu bahsetiginiz insana dair ozlelikler canli cansiz her maddi durum icin soylenecek ozelliklerdir. Birinin bir digerinden fazla az yada eksik olmasi , ne onlari ne de insanlari bu surecten ayirmaz aksine butunlestirir ve bize kisaca maddenin tarihi ve degistigi bilgisini verir.



Orca

Madde olmadan tarih olmaz, tarih olmadan madde olmaz!

#60 evrensel-insan

evrensel-insan

    Advanced Member

  • Members
  • PipPipPip
  • 3.041 Mesaj sayısı:

Gönderilme tarihi 05 Haziran 2011 - 01:12 ÖÖ

Saygideger orca;

soyle ki miknatisin iki zit kutubu birbirini ceker , ayni kutuplari ise iter.-orca-
Bu bilgi, miknatisami aittir, yoksa miknatisi gozlemleyen ve ondan bu bilgiyi cikaran insanogluna mi, aittir.

Yukaridaki cumle, bir bilimsel olgudur ve gozlem olarak yanlislanana kadar da gecerlidir.

Ama bu bilgiyide, gozlemi de ortaya koyan, insanogludur. Miknatis sadece gozlem veren bir fenomendir. Kisaca "benim iki zit kutbum var, bunlar biribirini ceker ve ayni kutuplarim da iter" diye bir dialogu yoktur.

Madde nedir? ve neden o dur?, kime ve neye gore?

Zaten algilanamayan da o. Insanoglu evrenin, doganin bir parcasidir ama; algilayan, yansitan, kendi adina monologu olan parcasidir. Kendi adina da, hem kendi parcasini, hem algiladigi diger parcalari, hem de mekanini ortaya koyar.

Burada iki sorun vardir. Ya insanoglu butun icinde yok edilir, ya da parca olarak ortaya konmaz. Halbuki insanoglu faktoru, hem kendini, hem dogayi, hem de diger parcalari ortaya koyan fenomendir.

Ben baska turler "algilamaz" demiyorum, onlarin algisi kendilerinedir, insanoglu ile aralarinda bir dialog yoktur. Ayrica bunu soyleyen yine insanogludur, yani timsahi gozlemleyen. Timsah insanoglu icin boyle bir gozlemm yapmaz, yapsa bile bu sadece onun algisidir. Insanoglu gibi, timsahta algisini ancak kendine ve kendi monologu ile yapar. Bizlerde insanoglu oldugumuzdan, ancak insanoglu algisini algilariz. Timsahin algisini da, gozlemimizle bilgiye tasiriz.

Maddenin ne oldugunu, madde kendi ortaya koyamaz. Madde, insanoglu olmadan ortaya konulamaz. Hatta, insanoglu madde kavramini M.O. 3000 yilinda ortaya atmis, o tarihten once de madde kavrami yokmus.

Butun bu bilgiler, bugun icin epistemolojik olarak gecerlidir. Yarin, baska bir tur, insanoglu ile dialog kurarsa; o zaman oturur yeniden dusunuruz.

Son olarak, bilim de bir seyin ispati, bilimin noktalanmasidir. Mesela bir zamanlar bilinen en kucuk parca atomdu. Bu gun insanoglu atomun da parcalarina eriserek, bu bilgisini yanlislamistir.

Bir seyin bilimsel olabilmesi icin, fenomenin gozlemi, bu gozlemin teorisi, teorisinin testi, bilginin olgulasmasi gerekir. Yanlislanabilirlik ise, o fenomende yeni gozlemlerin verdigi yeni bilgiler olacaktir.

Ayrica, su idealizm ve materyalizm ikileminden de kurtulun artik. Materyalizm ve de idealizm felsefenin metafizik dalinin ontolojik olarak varlik uzerine ortaya attigi IDEOLOJILERDIR.

Ne bilimdir, ne de bilimseldir, ne olgudur, ne de evrensel bir onaya sahiptir. Ustelik insanoglu tarafindan biribiri ile tartisan iki ideolojidir.

Saygilarimla;

evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

 

xsig.png





0 kişi bu konuya bakıyor

0 üye, 0 ziyaretci, 0 gizli üye

Copyright © 2014 Your Company Name